BBC’den İngilizleri ürküten soru: Savaş çıkabilir, psikolojik olarak hazır mıyız?
Rusya ile NATO arasındaki gerilim ve Avrupa’daki sabotaj, siber saldırı ve hava sahası ihlalleri artarken BBC, İngiliz toplumunun olası bir savaşa psikolojik olarak hazır olup olmadığını tartışmaya açtı. İngiliz hükümeti halka gıda ve su stoklama, uzun süreli kesintilere hazırlanma çağrısı yaparken onlarca yıldır güncellenmeyen “savaş kitabı” da yeniden yazılıyor. İngiltere Genelkurmay Başkanı ise ülkenin son 35 yılın “en tehlikeli” güvenlik ortamında bulunduğunu söylüyor.
Kısa Dalga- İngiltere’nin kamu yayıncısı BBC, Avrupa’da Rusya ile NATO arasında doğrudan çatışma ihtimaline ilişkin kaygıların arttığı bir dönemde dikkat çekici bir haber yayımladı.
BBC'nin deneyimli gazetecilerinden Allan Little'ın “War may be coming. Are we psychologically ready?” — “Savaş geliyor olabilir. Psikolojik olarak hazır mıyız?” — başlığını taşıyan haberinde, İngiliz toplumunun uzun yıllardır kendi topraklarında savaş yaşamamış olmasının yarattığı güven duygusu ve olası bir savaşın gündelik hayata etkileri ele alındı.
Haberde sorulan ilk soru bile Avrupa'daki güvenlik algısının geldiği noktayı gösteriyor:
“İngiltere kendisini birdenbire savaşın içinde bulursa ne yapacağınızı biliyor musunuz?”
BBC'nin haberine göre İngiliz hükümeti artık halkın günlük yaşamda ciddi aksamalara hazırlanmasını istiyor. İnsanlara konserve gıda ve içme suyu bulundurmaları, toplumsal dayanıklılığın güçlendirilmesine katkıda bulunmaları ve savaş ihtimalinin yaratabileceği kesintiler için hazırlık yapmaları tavsiye ediliyor.
İngiliz hükümeti aynı zamanda ülkenin uzun yıllardır kapsamlı biçimde güncellenmeyen savaş planını, kamuoyunda kullanılan adıyla “war book”u yeniden hazırlamaya başladı.
İngiltere Genelkurmay Başkanı: 35 yıllık kariyerimin en tehlikeli dönemi
BBC'nin haberinin yayımlandığı atmosferi önemli kılan gelişmelerden biri İngiltere Genelkurmay Başkanı Orgeneral Richard Knighton'ın açıklaması.
Knighton, Rusya kaynaklı tehdide dikkat çekerek İngiltere'nin kendi 35 yıllık askerlik kariyerinde gördüğü “en tehlikeli” güvenlik döneminden geçtiğini söyledi.
Ancak İngiliz güvenlik çevrelerinin üzerinde durduğu senaryo Rus tanklarının Londra'ya ilerlemesi değil.
Tarihçi Margaret MacMillan'ın BBC'ye anlattığı biçimiyle riskler denizaltı iletişim kablolarının kesilmesi, kritik altyapının sabote edilmesi, enerji sistemlerinin hedef alınması ve geniş çaplı siber saldırılar gibi klasik savaşın dışındaki yöntemleri de kapsıyor.
BBC'nin haberinde asıl sorulardan biri bu nedenle askeri olmaktan çok toplumsal:
Avrupa'da yaklaşık 80 yıldır büyük bir devletlerarası savaş yaşamamış toplumlar savaş ihtimalinin yaratacağı ekonomik ve sosyal maliyetlere hazır mı?
Savunma harcamalarının hızla yükselmesi halinde sağlık, eğitim ve sosyal harcamalarda ortaya çıkabilecek baskılar toplum tarafından kabul edilecek mi?
İngiliz Parlamentosu'nun Eylül ayında yayımladığı değerlendirme de aynı doğrultuda. İngiltere'nin 2025 Stratejik Savunma İncelemesi ve Ulusal Güvenlik Stratejisi artık savunmayı yalnızca ordunun işi olarak görmeyen, devlet kurumları, özel sektör, sivil toplum ve halkın tamamını kapsayan bir “bütün toplum” yaklaşımını benimsiyor.
Peki savaş ihtimali neden daha fazla konuşuluyor?
BBC'nin haberi tek başına ortaya çıkmış bir tartışma değil.
Son aylarda Rusya ile NATO arasındaki fiili temas alanı giderek genişledi.
NATO, ağustos ayında Polonya ve Romanya hava sahalarında meydana gelen ihlaller ve drone olayları üzerine Kuzey Atlantik Konseyi'ni topladı. İttifak, Rusya'yı sorumlu tuttuğu hava sahası ihlallerinin giderek arttığını ve “tehlikeli ve kabul edilemez” olduğunu açıkladı. NATO aynı zamanda Baltık Denizi'nden Karadeniz'e kadar doğu kanadındaki hava ve füze savunmasını güçlendirmeye başladı.
Gerilim bununla sınırlı kalmadı.
Avrupa'da askeri tesisleri, havalimanlarını, enerji ve ulaştırma altyapısını hedef alan sabotaj girişimlerinde de artış yaşandı. BBC'nin 4 Eylül tarihli araştırmasına göre Avrupa ülkeleri özellikle savunma sektörü ve Ukrayna'ya askeri yardım sağlayan altyapıya yönelik bir dizi olayın arkasında Rusya'nın bulunduğunu değerlendiriyor. Almanya, Leipzig Havalimanı'ndaki patlayıcı yüklü drone olayını Rusya bağlantılı “hibrit operasyonlar” zincirinin parçası olarak tanımladı. Moskova ise Batılı ülkelerin bu tür suçlamalarını reddediyor.
Polonya Başbakanı: Rusya NATO ülkelerini vurmayı planlıyor olabilir
Tehlike algısını son günlerde daha da artıran açıklama Polonya Başbakanı Donald Tusk'tan geldi.
Tusk, NATO, ABD ve Ukrayna istihbaratından elde edilen bilgilere dayanarak Rusya'nın Ukrayna'ya destek veren NATO ülkelerine yönelik drone veya füze saldırıları planlıyor olabileceğini söyledi.
Tusk'a göre olası saldırılar doğrudan savaş ilanı biçiminde değil, Moskova'nın daha sonra “kaza” olarak açıklayabileceği saldırılar şeklinde gerçekleştirilebilir.
Polonya Başbakanı bunun NATO içinde “Bu gerçekten Rus saldırısı mıydı, yoksa kaza mıydı?” tartışması yaratmayı ve ittifakın ortak tepki verme kapasitesini zayıflatmayı amaçlayabileceğini savundu.
Polonya son günlerde Ukrayna sınırındaki geçiş noktalarının güvenliğini de artırdı. Rus saldırılarının sınıra yaklaşması üzerine Dorohusk, Medyka ve Korczowa gibi kritik geçişlerde koruyucu yapılar, gözlem noktaları ve ek güvenlik düzenekleri kuruluyor.
Asıl tehlike: Bir saldırının savaşı istemeden başlatması
NATO ile Rusya arasında doğrudan savaş ihtimalini artıran unsurlardan biri de tarafların mutlaka bilinçli biçimde savaş başlatması değil, artan askeri temasların yanlış hesaplamaya yol açma ihtimali.
Rus drone ve savaş uçaklarının NATO hava sahasına girmesi, Ukrayna sınırındaki saldırıların Polonya ve Romanya'ya yaklaşması ve NATO uçaklarının bunlara karşı havalanması, iki tarafın askeri unsurlarını giderek daha sık karşı karşıya getiriyor.
NATO'nun kendi değerlendirmesine göre Rusya'nın doğu kanadındaki hava sahası ihlalleri son aylarda arttı ve bu durum “yanlış hesaplama” riskini büyütüyor.
Bu noktadaki kritik eşik NATO Antlaşması'nın 5. maddesi.
Bir NATO ülkesine yönelik silahlı saldırının bütün ittifaka yapılmış kabul edilmesini öngören madde otomatik olarak savaş ilanı anlamına gelmiyor. Ancak bir üyenin gerçekten saldırıya uğradığı sonucuna varılması halinde diğer NATO ülkelerini ortak savunma sürecine sokabilecek mekanizmayı oluşturuyor.
Dolayısıyla birkaç drone, füze veya sabotaj operasyonunun niteliği konusunda ortaya çıkabilecek anlaşmazlık bile Avrupa güvenliği açısından son derece kritik hale gelmiş durumda.
Putin'den İngiltere'ye belirsiz tehdit
Gerilimi artıran başka bir gelişme de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in doğrudan İngiltere'ye ilişkin açıklaması oldu.
Putin'e, Ukrayna'ya sağlanan İngiliz silahlarına karşılık Rusya'nın İngiltere'deki askeri tesisleri vurup vurmayacağı soruldu.
Putin'in yanıtı yalnızca iki kelimeydi:
“Askeri sır.”
BBC'nin Moskova editörü Steve Rosenberg bu cevabı, Kremlin'in İngiltere'yi Moskova'nın niyetleri konusunda belirsizlik içinde tutmayı amaçlayan psikolojik baskı politikasının bir parçası olarak değerlendirdi.
Avrupa'da “sivil dayanıklılık” dönemi
Bu gelişmeler Avrupa'daki güvenlik yaklaşımını da değiştiriyor.
Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra büyük ölçüde geri plana düşen sivil savunma, stratejik gıda ve ilaç stokları, enerji altyapısının korunması, iletişim sistemlerinin yedeklenmesi ve halkın krizlere hazırlanması yeniden devlet politikalarının parçası haline geliyor.
İngiltere'nin “bütün toplum” savunma yaklaşımına geçmesi de bunun parçası.
Bu nedenle BBC'nin haberi, yalnızca teorik olarak “Üçüncü Dünya Savaşı çıkar mı?” sorusunu tartışan bir analizden farklı.
Hükümetin savaş planını güncellemesi, halka temel ihtiyaç maddelerini stoklama tavsiyesi verilmesi ve Genelkurmay Başkanı'nın mevcut dönemi 35 yıllık kariyerinin en tehlikelisi olarak tanımlaması, savaş ihtimalinin artık İngiliz kamuoyunun günlük hayatına ilişkin bir hazırlık meselesi olarak da ele alındığını gösteriyor.
BBC'nin sorduğu soru da tam olarak burada ortaya çıkıyor:
Avrupa askeri olarak yeniden silahlanırken, Avrupalılar savaş ihtimaline psikolojik olarak hazır mı?
Suat Kınıklıoğlu'nun uyarısı
Eski milletvekili ve dış politika uzmanı Suat Kınıklıoğlu da X hesabından, Avrupa güvenliği ve Türkiye'nin içinde bulunduğu jeopolitik ortam konusunda son dönemde savaş riskine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu:
“Geçen hafta CIA Direktörü, Putin'i uyarmak üzere Moskova'daydı. Böyle bir ziyaret, ancak Rusya'nın NATO'ya saldırmak üzere olduğuna dair somut işaretler varsa gerçekleşir.
CIA Direktörü'nün bir önceki ziyareti, Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'ya saldırmasından hemen önce yapılmıştı.
- Bugün Polonya Başbakanı, ülkesinin her türlü duruma hazırlıklı olması gerektiğini belirten bir konuşma yaptı.
- Almanya, herhangi bir duyuru yapmaksızın aniden Baltık ülkelerine ilave birlikler sevk ediyor.
- Macron, yarın Fransa Güvenlik Konseyi'ni topluyor.
CIA bir şeyler biliyor. Muhtemelen Rusya bir saldırıya hazırlanıyor. Avrupa seferber oluyor. Bir şeyler olacak gibi.”
Kınıklıoğlu'nun değerlendirmesi Türkiye açısından ayrıca önem taşıyor. Türkiye, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip ve Karadeniz'e kıyısı bulunan üç NATO ülkesinden biri. Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna'ya silah sağlayan Ankara, aynı zamanda Moskova ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürüyor. Dolayısıyla NATO-Rusya geriliminin doğrudan çatışmaya dönüşmesi Türkiye'yi yalnızca diplomatik değil, NATO yükümlülükleri, Karadeniz güvenliği ve ekonomik sonuçlar bakımından da doğrudan ilgilendiriyor.
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

