Dilovası yangın davası: Zabıtalar denetimde parfüm alıp gidiyorlardı

CİHAT POLAT | Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği kozmetik fabrikası yangını davasının ikinci duruşmasında bir sanık tutuklandı. Duruşmada ifade veren 17 yaşındaki mağdur işçi, fabrikada sigortasız ve koruyucu ekipmansız çalıştırıldıklarını, yangın merdiveni bulunmadığını ve zabıtaların denetim yapmak yerine “parfüm alıp gittiğini” söyledi.

·

CİHAT POLAT - KOCAELİ

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde Ravive Kozmetik isimli firmada 8 Kasım 2025’te meydana gelen ve 3’ü çocuk, 7 işçinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davanın ikinci duruşması Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görüldü. Duruşma öncesinde mağdur aileleri basın açıklaması düzenledi.

Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmada, hakkında yakalama kararı bulunan tutuksuz sanık Abdurrahman Bayatlı'nın tutuklanmasına hükmedildi. Mahkeme LYKEE Kozmetik firması yetkililerinden hamile olan ve daha önce ameliyat geçirdiği belirtilen Aleyna Oransal'ın cezaevinde kalıp kalamayacağının tespiti için hastane raporu istenmesine karar verdi. Mahkeme, diğer tanıkların dinlenmesine devam edilmesi için duruşmayı Perşembe gününe (yarına) erteledi.

Ailelerin yanı sıra CHP Milletvekili Nail Çiler, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, DGD-Sen Genel Başkanı Nedlihan Acar, Petrol-İş Gebze Şube Başkanı Şivan Kırmızıçiçek, CHP İl Başkanı Erdem Arcan, Birleşik Metal-İş Gebze Temsilciler Kurulu ve Nakliyat-İş Temsilcisi duruşmayı takip etti.

Duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu. Bazı sanıklar ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

dilovasi-yangin-davasi-magdur

Şirket yetkilisi: “Ürün yapıldığından haberim yoktu"

Fabrika binasını satın alan şirketin yetkilisi tutuksuz sanık Caner Özgür Y., SEGBİS ile bağlandığı duruşmada, "Fabrikada ürün yapıldığından haberimiz yoktu. Çalışma ruhsatının olduğunu biliyorduk. Firmamda işleri fiilen ben yönetirim, babam ve amcam sadece imza yetkileri vardır" dedi. Olay günü sorulduğunda Caner Özgür Y., "Olay günü yangın haberini alınca Kurtuluş Oransal'ı aradım ancak kendisi beni tanımadı. Onu aramanın sebebi yangınla ilgili bilgi almaktı. İçerde insanların olduğunu bilmiyordum. Küçük çaplı yangın olduğunu düşündüm" demesi üzerine avukat, "Olayın meydana geldiği fabrikaya gelip ne yaptınız?" diye sordu. Caner Özgür Y., bu soruya karşılık "Sadece uzaktan bakmakla yetindik" ifadelerini kullandı.

Muhammed D. ve Seyfullah Ç. isimli iş sağlığı ve güvenliği firmasında çalışan tutuksuz sanıklar kendilerine yapılan görevlendirme sonrası belirtilen adrese gittiklerini, orada Ravive yerine başka bir firmanın bulunduğunu iddia ettiler. Sanıklar durumu müdürlerine ilettiklerini de ifade ettiler. Muhammed D., "Ravive'ye iş yeri hekimi olarak görevlendirilmiştim. Belirtilen adrese Ünal A. ile gittik, ancak Ravive firmasının yerinde başka bir firma vardı. Bunun üzerine geri döndük. Ünal A. gereğini yapacağını söyledi" şeklinde konuştu. Tutuksuz sanık Seyfullah Ç. ise "Küresel OSGB bünyesinde iş güvenliği uzmanı olarak çalışıyordum. Bana Ravive ataması yapıldı, ancak belirtilen adrese gittiğimde orada başka bir işletme vardı. Bunu müdürüm Ünal A.'ya ilettim, kendisi durumla ilgileneceğini söyledi" dedi.

Sanıklardan şikâyetçi olan mağdur Zeynep Hüseyin (17), "Ravive'de 15 yaşındayken yaklaşık 2 yıl boyunca çalıştım. Kurtuluş Oransal beni işe aldı. Paketleme ve etiketleme yapıyorduk. İşyerinde parfüm ve kolonya üretimi yapılıyordu. İsmail Oransal işyerine geliyordu, karışım yapıyordu. Aleyna da bazen yardıma geliyordu, Gökberk de mal yapıyordu. Tuncay ve Hürol karışım yapıyordu, bizler de genelde paketleme yapıyorduk” dedi.

dilovasi-tuba-gulek-lac“Zabıtalar parfüm alıp gidiyorlardı"

Zeynep Hüseyin, “Koruyucu ekipmanımız yoktu, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi de almadık. Olay günü de ben kapıya yakın bir yerde paketleme yapıyordum. Tuncay da Görberk'in kolonyasını yapıyordu. Birden patlama ve yangın oldu. Hemen dışarı kaçtım ama ben de yaralandım. 800 TL alıyordum. Sigortam yoktu, sadece 1 kişinin sigortası vardı. Çok yoğun olduğumuz için geceleri de çalıştığımız oluyordu. Yangın merdiveni yoktu. Zabıtalar 2 günde bir geliyordu ancak denetim yapmıyordu, parfüm alıp gidiyorlardı" diye konuştu.

Duruşmada tanık olarak polis memuru E.E.C. ifade verdi. Onay Y.’nin emniyetin dahili telefonundan aradığını söyleyen polis memuru E.E.C., “Fabrika sahiplerinin Tekirdağ'a kaçtığını, oradan yurt dışına kaçacağını söyledi. Kısa sürede Kocaeli ve Tekirdağ'daki polis ekipleri, İsmail Oransal ile Altay Ali Oransal'ı bulundukları evde yakaladı. Onay Y.; Ali Osman Akat'ın, firarileri eve yerleştirmek için talimat verdiğini bize söylemişti" ifadelerini kullandı.

"İtibarları yerle bir oldu"

Duruşma öncesinde yaşamını yitiren işçilerin aileleri, avukatları ve emek ve demokrasi örgütleri açıklama yaptı. Aileler adına açıklamayı Tuba Gülek Laç yaptı. Laç açıklamada, “İlk duruşmada asli sorumlular ne kadar itibarlı ve basiretli iş insanları olduklarıyla, yaptıkları ihracatlarla övünmüş; katliamın sorumluluğunu üstlendiklerini gösteren ya da katliamdan dolayı üzüldüklerini gösteren bir tutum almamışlardır. Aksine, tüm sorumluluğu cezaevinde ölen Kurtuluş Oransal'a ve katliamda ölen Tuncay Yıldız'a yükleme gafletinde bulunmuşlardır. Katliamı görmezden gelen savunmaların ardından dinlenen müşteki ve tanıklar gerçekleri gün yüzüne çıkarmış, üç kuruşa güvencesiz çocuk ve kadın emeği üzerinden edindikleri itibarlarını yerle bir etmişlerdir.

Yargılanan kamu görevlisi yok

Bizler Dilovası İşçi Katliamı Aileleri olarak sorumluları koruyan değil, adalet sağlayan bir yargı istiyoruz. Soruşturma süreci bugüne kadar eksik ve taraflı yürütülmüş, özellikle kamu görevlileri ile ilgili yürütülen soruşturmada aylar geçmesine rağmen bir adım yol alınmamıştır. Sorumlular hâlâ yargı önüne çıkarılmamıştır. Sadece özel şirket sahiplerinin ve iş güvenliği uzmanlarının tutuklanması bizler için yeterli değildir" dedi.

Yangında hayatını kaybeden 15 yaşındaki Nisanur Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir, duruşma öncesi yaptığı açıklamada Adalet Bakanı'na seslenerek adalet talebini dile getirdi. Taşdemir, “Bu bizim hakkımız, adaletimiz bu değil. Ben Adalet Bakanına sesleniyorum; benim hakkımı versin, kızımı geri versin. Getirsin kızımı geri, ben başka bir şey istemiyorum. Onu yapamıyorsa içeridekilere ceza versin” dedi.

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.