Diyarbakır’da Barış Forumu: Özgür Özel, Feti Yıldız, Selahattin Demirtaş'tan "umutlu" mesajlar

Özgür Özel, Diyarbakır’daki Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na gönderdiği mesajda, “Kürt'ün Türk'e, Türk'ün Kürt'e ihtiyacı var. Daha iyi bir geleceği mümkün kılmak için, birbirimizin yarasını kendi yaramız bilmeye ihtiyacımız var. Bunun için elimizi taşın altına koymaktan geri durmayacağız" dedi.

·

Kısa Dalga - Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından 16 Mayıs’a kadar sürecek Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu başladı.

Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Ayşe Serra Bucak ve Doğan Hatun’un ev sahipliği yaptığı foruma, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, görevden uzaklaştırılan Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar, yerine kayyum atanan Ahmet Türk, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Erbil Valisi Ümid Hoşnav ile Duhok Valisi Dr. Ali Tatar, DEM Parti milletvekilleri, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı.

Forumda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in gönderdiği mesaj okundu. Özel, mesajında Türkiye’nin herkes için zor ve karanlık bir dönemden geçtiğini belirterek, “Böylesi zamanlarda toplumlar ya birbirinden ayrışır ya da birbirinin yarasını kendi yarası bilerek yeniden ayağa kalkmaya çalışır. Bu tarihsel dönemeçte, bizim tercihimiz ikinci yoldur. Çünkü biz, ülkemizde yaşayan her kimliğin, her görüşün kaderinin birbirine bağlı olduğunu, birimiz bile eşit hissetmediğinde bir yanımızın eksik kalacağını çok iyi biliyoruz” dedi.

"Silahların sustuğu, gençlerimizin toprağa düşmediği bir süreci yaşıyoruz"

Çözüm sürecine verdikleri desteği anlatan Özel, şunları kaydetti:

“Son bir yıldır Diyarbakır’da ve tüm bölgede silahların sustuğu, gençlerimizin toprağa düşmediği bir süreci yaşıyoruz. Bunun kıymetini hepimiz çok iyi biliyoruz. Diğer yandan bu süreci kalıcı bir barışa dönüştürmek için çaba sarf ediyoruz. Bu konuda yetki sahibi olan siyasi iktidarı sorumluluk almaya zorluyor, sürecin ülkemiz için önemini de tüm milletimize anlatmaya gayret gösteriyoruz. Siyasi iktidarın bu tarihi önemdeki süreci, daha önce yaptığı gibi, bir kez daha siyasi hesaplarına kurban etmemesi için hassasiyetimizi koruyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi ülkemizde barışın, demokrasinin ve adaletin taşıyıcı kolonlarından biridir. Mevcut iktidarın bütün baskılarına, şantajlarına ve tehditlerine rağmen partimiz çözüm için sorumluluk almıştır ve almaya da devam edecektir.”

ozgur-ozel-3

CHP’nin ağır siyasi saldırılarla sınandığına dikkat çeken Özel, “Biz bu sınavı, sizlerin de çok iyi bildiği bir yöntemle, demokratik direnişle veriyoruz, vereceğiz. Kendi hakkımızı savunurken de başkasının gadre uğramasına göz yummayacağız. 'Önce üzerimizdeki baskı bitsin, sonra Kürt meselesini düşünürüz' diye bir kolaycılığa, 'Hele iktidara gelelim, her şeyi çözeriz' ertelemeciliğine girmeden tarihin doğru tarafında durmaya, kalıcı barış için sorumluluk almaya devam edeceğiz” dedi.

“Bugün Kürt meselesinin bu kadar derinleşmesinin de demokraside, adalette ve ekonomide yaşadığımız çoklu krizlerin de sorumlusu şüphesiz bu baskıcı ve otoriter iktidardır” diyen Özel’, şunları ekledi:

“Biz, kendi çevresinden başka Türkiye’de kimseye nefes aldırmayan bu iktidarı değiştirmeye kararlıyız. Bunun için Kürt'ün Türk'e, Türk'ün Kürt'e ihtiyacı var. Daha iyi bir geleceği mümkün kılmak için, birbirimizin yarasını kendi yaramız bilmeye ihtiyacımız var. Bunun için elimizi taşın altına koymaktan geri durmayacağız. Çünkü bu ülkenin bütün çocukları, gençleri, kadınları, Kürdü, Türkü, tüm yurttaşları, korkmadan yaşayacağı, umutla büyüyeceği bir Türkiye’yi hak ediyor. Bu duygularla, Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’nun ülkemizin demokratik geleceğine güçlü katkılar sunmasını diliyor; organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri sevgiyle, dayanışma duygularımla selamlıyorum.”

MHP’li Feti Yıldız: Kalıcı huzur için kardeşlik türkülerini birlikte söyleyeceğiz

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, foruma gönderdiği mesajda, şu ifadeleri kullandı:

"Şiddet ve tedhiş yalnızca doğrudan hedef aldığı kurbanlar üzerinde değil daha geniş kitleler üzerinde yıldırma ve korku iklimi yaratan bir insanlık suçudur. Ekonomik, demografik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla da bir milli güvenlik sorunudur. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve makbul bir vatandaşı ve bu milletin ayrılmaz muhterem bir parçası olduğunu hissetmesini sağlamak demokrasimiz için bir tercih değil bir zorunluluktur. Bir devlette adalet yoksa hangi sistemle yönetildiğinin, kim tarafından idare edildiğinin, vatandaşlarının hangi inanca ve milliyete sahip olduğunun bir önemi yoktur. Ülkemiz için milletimiz için her şeyi birlikte yapacağız. Tarihi ve kültürel değerlerimiz Hevsel Bahçelerinde, Meram Bağlarında kalıcı huzur için kardeşlik türkülerini birlikte söyleyeceğiz.

Farklılıkların çatışma unsuru değil, toplumsal çeşitliliğin doğal bir parçası olarak görüldüğü bir iklimin yaratılması ve şiddetin tümüyle reddedilmesi gerekir. “Türkiye Yüzyılı” ideali, hukukun üstünlüğü, ekonomik ferahı, demokratik katılım ve toplumsal dayanışma ilkeleriyle temellendirilmiş bir vizyonu ifade etmektedir. Bu vizyonun başarısı, yalnızca iç güvenliğin sağlanmasında değil, Türkiye’nin bölgesel barış mimarisi içindeki konumuna da doğrudan katkı sunacaktır."

Demirtaş, Yüksekdağ ve Mızraklı’dan mesaj: Özgür yarınlarda bir arada olabilmeyi diliyoruz

Foruma eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’nın gönderdiği mesajlar okundu.

Demirtaş ile Mızraklı, ortak gönderdikleri mesajda şunları kaydetti:

“Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu adıyla düzenlediğiniz anlamlı ve değerli buluşmanın başarılı geçmesini temenni ediyor, emeği gelen herkesi kutluyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yaşanan derin siyasal ve toplumsal çöküşten çıkışa ışık tutacak, yol gösterecek kıymetli tartışmalarla onurlu barış arayışına da büyük katkılar sunacağınıza olan inançla hepinize içten selam, sevgilerimizi gönderiyor, özgür yarınlarda bir arada olabilmeyi diliyoruz.”

Figen Yüksekdağ’ın mesajı da şöyle:

“Gerçekleştirdiğiniz forumun, Türkiye halkları açısından hayati önem taşıyan bir süreçte, barışın toplumsallaşması çabalarına büyük katkı yapacağına inanıyorum. Toplumsallığın yerellikle eş anlamlı olduğunu düşünürsek, bu katkının anlamı daha öne çıkacaktır. Barış, özgürlük, demokrasi farkındalığının toplumun ana yaşam damarlarından kılcal damarlarına kadar yayılma iradesi temelden, yani yerelden büyüyecektir. Etkinliğinizin, Sayın Başkan Öcalan tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Toplum süreci ve iradesini sahiplenen, güçlendiren bir verim ortaya çıkaracağına inanıyorum. Zira böylesi bir verim yükseltme etkinliğine çok ihtiyaç var. Umudu, yeni başlangıçları ve kurucu misyonu örgütlemek elbette kolay değildir. Ama her tür zorluk karşısındaki başarı deneyimlerimiz, rehberimiz ve güvencemizdir.”

"Yeter ki ortak geleceği eski korkuların esiri yapmayalım"

Programda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bu formun başlıklarına bakıldığı zaman barış sadece bizim için bir heves değil. Dönemlik bir slogan hiç değil. Bir anlık iyimserlik de değil. Barış emek isteyen, akıl isteyen, cesaret isteyen, süreklilik isteyen büyük bir inşa sürecidir. Bu yüzden bu forumun programında yer alan başlıkların genişliği tesadüf değildir” dedi.

a8651aaf-d699-44a2-b864-a081699c39a9-w

Bakırhan, şöyle konuştu:

"Barış meselesine bazen çok güncel bir mesele gibi bakıyoruz. Oysa bugün konuştuğumuz bu mesele aslında insanlık tarihi kadar eskidir. Yaklaşık 3.300 yıl önce yanı başımızda Mısırlılarla Hititler arasında tarihi bilinen ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma çok önemlidir. Çünkü 'Neden barış olmalıdır?' sorusunun en iyi cevabı oradadır. Kadeş, savaşın hiçbir şeyi çözmediğini, ortak çıkarların kılıçtan değil sözleşmeden geçtiğini, iki halkın geleceğinin birbirinin yıkımı üzerine değil, birbirinin tanınması üzerine kurulabileceğini kanıtlamıştır. Kadeş'i çiviyle yazdılar, tabletlere kazdılar. Bizler de 21. yüzyılda bu coğrafyada, bu süreçte aynı barışı sağduyuyla, hukukla, akılla yazabiliriz diyoruz. Yeter ki savaşın çözmediğini, barışın çözebileceğine inanalım. Yeter ki ortak geleceği eski korkuların esiri yapmayalım."

Bugün Türkiye'nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacının olduğunu vurgu yapan Bakırhan, şunları söyledi:

“Bir ayağı cumhuriyetin ortak kazanımlarına dayanmalı, diğer ayağı haklara, hakların diline, kültürüne ve hafızasına dayanmalı. Bu pergel yerel demokrasiyi eşit yurttaşlığı, yoksulluğa karşı adaleti ve herkes için özgürlüğü birlikte çizmelidir. Müsaadenizle şimdiye kadar söylediklerimi İslami gelenekten gelen bir hikaye ile somutlaştırmak istiyorum. Rivayete göre Kabe’nin tamiri sırasında kutsal Hacerül Esved taşının tekrar yerine konulması konusunda Kabeler arasında büyük bir kriz çıkar. Her kabile "Taşı ben yerine koyacağım." der. Kriz büyür. Kırışlar çekilir. Kan dökülmek üzeredir. Hazreti Muhammed bu duruma şöyle bir çözüm üretir. Taşı geniş bir örtünün ortasına koydurur. Kavgaya tutuşan her kabileden bir temsilciyi çağırır. Herkesi o örtünün bir ucundan sıkıca tutar. Taşı omuz omuza hep birlikte kaldırarak yerine koyarlar. Böylece hiçbir kabilenin onuru kırılmaz. Kimse dışarıda kalmaz ve kriz çözülmüş olur. İşte bugün mesele biraz da budur. Mesele bir tarafın kazanıp diğerinin kaybettiği birinin dışarıda bırakıldığı, diğerinin bununla gurur duyduğu bir düzen değildir. Mesele toplumun her ferdinin, her renginin, her kimliğinin onurunu koruyan büyük bir çözüm örtüsü kurmaktır. Barış o örtünün ucunu Kürt'e, Türk'e, Alevi'ye, Süryaniye, Ermeni'ye, Çerkez'e, kadına, gence, emekçiye belası. Bu ülkede yaşayan bütün renkleri ve inançlara tutulan o yüce ortak aklın adıdır.”

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.