Diyarbakır'da Newroz kutlaması... Öcalan: Bugün artık yeni bir sayfa açılmıştır
Kısa Dalga - DEM Parti öncülüğünde Diyarbakır’da "Özgürlük ve Demokrasi Newrozu" sloganıyla kutlamalar yapıldı.
Merkez Bağlar ilçesindeki kutlamalar nedeniyle yoğun güvenlik önlemleri alındı. İl Emniyet Müdürlüğünce günler süren çalışma sonucuyla 136 bin metrekarelik alanda toplam uzunluğu 10 kilometreyi bulan bariyerler kuruldu.
Bölgeye gelen Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, alanda alınan güvenlik önlemlerini inceledi. Çok sayıda TOMA ve zırhlı aracın konuşlandığı alanda yaklaşık 12 bin polisin görev yapacağı bildirildi.
Alana girişler saat 10.00’dan itibaren başladı. Büyük bölümü yöresel kıyafetlerle kutlamalara katılanlar, 6 ana giriş kapısında oluşturulan 3 kademeli arama noktalarından üst aramasından geçirildi.
Kutlamalara DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, KESK Eş Genel Ahmet Karagöz, Saadet Partisi Ankara Milletvekili Bülent Kaya, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Eş Başkanı Mertcan Titiz, Sırrı Süreyya Önder'in kızı Ceren Kandemir, Ahmet Türk, Leyla Zana, Demokratik Bölgeler Partisi Eş Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak ve Doğan Hatun, Veysi Aktaş, Gültan Kışanak, Çetin Arkaş ile çok sayıda davetli katıldı.
Dilan Top ve Erkan Top, Alend Hazim, Agire Jiyan ile Zinar Sozdar sahne aldığı etkinlikte Newroz ateşi için 5 ton odun yakıldı.
"Köhnemiş politikaların sürdürülmesinde ısrar edilmesi felaketi beraberinde getirdi"
Kutlamada, Abdullah Öcalan'ın gönderdiği mesaj okundu.
"Newroz Destanı, Ortadoğu halklarının diriliş, direniş ve bahar bayramı olarak binlerce yıl kutlanmıştır. Newroz, halklarımızın direniş ve diriliş ruhunu canlandırmıştır" diyen Öcalan, şu ifadeleri kullandı:
"Newroz’daki semboller, kişilikler bu coğrafyanın ruhunu yansıtır. Dehaq, devletli uygarlık sisteminin timsalidir, her gün iki gencin beynini yiyen omuzlarındaki yılanlar Asur devletinin vahşetinin; Demirci Kawa ise zulme karşı direnişin cisimleşmiş halidir.
Ortadoğu’da bin yıldır sürdürülen din, mezhep ve kültür savaşları, halkların birlikte yaşama kültürüne vurulan en büyük darbedir. Her kimlik, her inanç kendi kabuğuna çekilerek ve ötekini düşmanlaştırarak var olmaya çalıştıkça halklarımızın arasındaki uçurum derinleşmektedir. Ortak değerlerimiz, ortak kültürümüz yok sayılmakta; farklılıklarımız savaş nedeni haline getirilmektedir.
Güncelde bölgede köhnemiş politikaların sürdürülmesinde ısrar edilmesi felaketi beraberinde getirmiştir. Ortadoğu özelinde yaşanan bastırma, yok sayma, düşmanlaştırma politikalarının yarattığı ayrılıklar ne yazık ki bugün emperyal müdahalelere de bahane oluşturmaktadır.
Avrupa ülkelerinin üç yüzyıl süren din-mezhep savaşları 1648’de Westfalya Antlaşması ile aşılırken Ortadoğu’da bu çatışmaların günümüze kadar gelmesi halklarımıza derin trajediler yaşatmıştır. Bugün ise kültürlerin ve inançların yeniden bir arada yaşamalarını sağlama imkanına kavuşmuş durumdayız. Ortadoğu’da yaratılmak istenen savaş ve kaos ortamını halkların baharına çevirmek elimizdedir. Bize yaşatılmak istenen trajedileri tersine çevirip halkların özgürlük ortamı haline getirebiliriz.
Şimdi tarihin gizlenen sayfaları açılmakta; halklar arası barışın, demokratik uluslaşmanın imkânı artmaktadır. Sünni, Şia devlet gelenekleri, milliyetçi gelenekler aşıldıkça halklar arası özgür birliktelik de imkân dahiline girmektedir.

"Bu yılın ve önümüzdeki yılların Newrozlarının böyle bir tarihsel anlamı vardır"
Bugün artık yeni bir sayfa açılmıştır. Bu coğrafyadaki halkların özgürce bir arada yaşamasının yolu aralanmıştır.
27 Şubat 2025 tarihinde başlattığımız süreç Newroz’un ruhuna uygun bir birlikteliğin temellerini yeniden diriltmek içindir. Bunun için kültürlerin, inançların bir arada yaşayabileceğine, dar milliyetçi anlayışları aşıp demokratik entegrasyon temelinde birleşebileceğimize ve birlikte var olabileceğimize inanmamız gerekir. Tarihimizde olduğu gibi günümüzde de her türlü savaş dayatmalarını, yoksulluğu ve barbarlığı geriletebileceğimizi bilince çıkarmamız gerekir.
2026 Newrozu bu tarihin bütün haşmetiyle güncellenmesidir. Tarih şimdileşiyor, gerçek kültürlülük temelinde bilinç bulmaya doğru büyük bir imkana ulaşıyor. Newroz’un anlamı ve gücü 'şimdi' olarak tarih sahnesine çıkmaktadır. Bu yılın ve önümüzdeki yılların Newrozlarının böyle bir tarihsel anlamı vardır.
2026 Newrozu kendi kökleri üzerinden dirilmekte, demokratikleşme ve demokratik entegrasyon yolunda büyük bir hamleyle şimdileşmekte; Newrozlaşmaktadır.
Newroz, tarihte olduğu gibi Ortadoğu merkezinde ağırlığını ortaya koyarak adeta yeniden dirilişe geçmekte, demokratik entegrasyon olarak tekrar bütün bölgede rolünü oynamaktadır. Böyle büyük bir şimdileşme yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecektir.
Şimdiye kadar Newroz sembolik değerlerle kutlanmaktaydı. Artık Newroz bir hayali, bir ütopyayı değil; gerçekleşen, gelişen bir komünal yaşamı temsil etmektedir. Kendimizi hem anlam hem fizik olarak gerçekleştireceğimiz gündür Newroz.

"Halklarımızın dayanışma kültürünü esas aldığımızda aşamayacağımız engel yoktur"
Newroz’da bir türlü yakamızı bırakmayan her çeşit yetersiz ilişkilerden, yetersiz anlamlardan kendimizi arındıralım ve yetkin bir ilişki tarzıyla, yetkin bir anlam derinliğiyle, yeni bir özgürlük ahlakı ve yeni bir estetik anlayışla yaşama yüklenelim.
'Jin, Jîyan, Azadî' felsefesini bütün ilişkilerimizde pratikleştirip özgür yaşama kavuşalım. Artık Newroz’un bir umut, hayal veya teori değil bir pratikleşme anı olduğunun bilincine varalım. Bu pratikleşme anına yetkin bir bilinçle, yetkin bir anlam derinliğiyle karşılık verelim.
Newroz vesilesiyle bu yılı tüm Ortadoğu halkları için gerçek bir özgürlük yılına çevirmek, halkların dostluk ve dayanışma geleneğini egemen kılmak bizim elimizdedir. Etnik ve dini-mezhebi temeldeki parçalanmaya, kardeş kavgasına son vermekle ve bütün kültürlerin, dini-mezhebi inançların özgürlük ve kardeşlik temelinde birliğini sağlamakla buna ulaşılabilir.
Kapitalist modernitenin yarattığı büyük toplumsal ve ekolojik çöküşe karşı demokratik modernitenin demokratik siyaset, ekolojik ve kadın özgürlükçü çözümünü Newroz’un özgürlük ruhuna bağlı olarak geliştirdik.
Kültür yaratan bir bölge olan Ortadoğu’nun, hegemonik güçlerin elinde bir savaş alanına dönüştürülmesine fırsat vermeyelim. Tarihte olduğu gibi günümüzde de bu büyük kültürün kendini özgürce ve gerçek kimlikleri temelinde ifade etmelerinin, bütünleşmelerinin önündeki engelleri birlikte aşabiliriz. Milliyetçilik ve mezhepçilik hastalığını geride bırakıp, halklarımızın binlerce yıllık tarihsel dayanışma kültürünü esas aldığımızda aşamayacağımız engel yoktur.
Böyle bir birliktelik ruhuyla demokratik siyaseti armağan etmek de imkân dahilindedir. Ezilenlerin binlerce yıllık mücadelesini taçlandırmak istiyorsak; bunun mekânı Doğu’da da Batı’da da kapitalist kültür ortamında değil, Ortadoğu’nun gerçek özgürlük ortamında bulunabilir. Demokratik entegrasyonu bu topraklarda gerçek bir buluşma ve yeni bir insanlık, kardeşlik, dayanışma, dostluk temelinde gerçekleştirerek güncelleştirebiliriz.
Halklarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyor, bayramın barışa ve kardeşliğe vesile olmasını diliyorum.
2026 Newrozu ilk defa halklarımızın, halkımızın gerçekleşen demokratik entegrasyon, barış ve kardeşlik ruhuyla kutlanmaktadır. Bu ruha, iradeye tüm gücümle katılıyor; bu yıl gerçek anlamıyla 'Yeni Gün' olarak kutlanmaya değer hale gelen Newroz’un önümüzdeki yılların görkemli yürüyüşüne vesile olmasını diliyor; tüm halklarımıza barış diliyorum. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum."
Bakırhan: “Kürtler artık devletle münazara değil, müzakere yapmak istiyor”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yaptığı konuşmada, şunları söyledi:
"Hani hep soruyorlar ya Kürtler ne istiyor diye. Bugün 2026 Newroz'unda Amed Meydanı'da Kürtlerin ne istediğini bir kez daha, hep birlikte tekrar edelim. Kürtler Türkiye'de kimliğinin tanınmasını istiyor. Kürtler ana dilinde eğitim istiyor. Kürtler anayasal güvence istiyor. Kürtler yerel demokrasi istiyor. Kürtler eşit yurttaşlık istiyor. Cumhuriyet kurulurken cephede Kürtler vardı. Çanakkale'de, Urfa'da, Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye'nin dört bir yanında Kürtler vardı. Meclis kurulurken Meclis’te Kürtler vardı. Bu ülke birlikte kuruldu. Bedel birlikte ödendi. Felakette ve acıda ortak olduk. O halde saadette neden ortak olmayalım diyoruz. Bu sorunun ağırlığını gelecek nesillere bırakmak istemiyoruz. Bu kaderi artık değiştirmek istiyoruz. Cumhuriyetin kuruluşunda yarım kalan hikayeyi herkesin mutlu olacağı bir sonla tamamlayabiliriz.
Kürtlerin talebi ayrılık değil, ortaklıktır. İnkar değil, tanınmadır. Kürtler yönetime ortak olmak istiyor. Kürtler artık devletle münazara değil, müzakere yapmak istiyor."

"Şimdi sıra devlette ve iktidardadır"
Bakırhan, şöyle devam etti:
"Sayın Öcalan, Kürt meselesini idam sehpasında masaya, isyandan inşaya taşındı. Söz olsun Sayın Öcalan, bu inşa bir gün mutlaka barışla taşlanacaktır. Bakın, Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentlerinde çözüm arıyor. Bölge başkentleri de artık Kürtlere güvenlik penceresinden bakmamalı. Ortak yaşam penceresinden bakmalıdır. Geçen 27 Şubat'ta Sayın Öcalan tarihi çağrısını yaptı. Üzerinden bir yıl geçti. Silahlar sustu, silahlar yakıldı. Sizler sabırla, umutla beklediniz. Süreci bugüne kadar taşıdınız. Şimdi sıra barış yasalarında, şimdi sıra bu iki güvencede, şimdi sıra devlette ve iktidardadır. Artık sözden yasaya, temenniden güvenceye, vaatten eyleme geçme zamanıdır. Bu alanda herkesin bir yakınının, yakınının cezaevinde Bir yakınının dağda, bir yakınının sürgünde olduğunu çok iyi biliyorum. Cezaevindekiler artık özgür olmalıdır. Figenler, Selahattinler, Leylalar, Ayşeler ve binlerce tutsak özgür olmalı. Dağdakiler demokratik siyasete katılabilmeli. Sürgündekiler evlerine dönebilmelidir. Demokratik siyasete katılabilmelidir. Halkın iradesini gaspeden kayyumlar artık gitmelidir. Sayın Öcalan'ın statüsü ve çalışma koşulları yasal düzenleme ile teminat altına alınmalıdır. Sayın Öcalan'ın elbette bu meydanda halkıyla buluşmasının önü artık açılmalıdır.
İlk çağrım devlete ve yürütme erkinedir. Gelin barış hukukunu kuralım. Gelin demokratik dönüşüme kapıyı açalım. 2025 silahların yakıldığı yıl oldu. 2026 özgürlük yasalarının konuşulacağı bir yıl olsun. İkinci çağrım muhalefetedir. Muhalefet barıştan korkmamalıdır. Barış demokratik güçlenme demektir. Demokrasi güçlenir muhalefet güçlenir. Barışı desteklemek muhalefetin 86 milyona borcudur. Üçüncü çağrım Türkiye kamuoyuna; yarım asırlık çatışmanın bedelini Türkiye'nin her köşesi ağır ödedi. Neredeyse Türkiye'nin her karışına kan düştü, acı düştü. Artık hiç kimse daha fazla bedel ödememeli. Şimdi kucaklaşma ve helalleşme zamanıdır. Bir çağrım da Kürt halkınadır. Kürtler arası demokratik birlik artık bir tercih değil. Tarihi bir ihtiyaçtır. Siyasetimiz farklı olabilir ama bölge tufandan geçerken ayrılık ve gayrılık olmamalı. Demokratik birlik gecikmeden kurulmalıdır. Sözlerime son verirken bugün bu meydanda yakılan ateş bir dönemin kapanışını yeni bir dönemin açılışının müjdesidir. Bu nevruz isyandan inşaaya geçişin Newrozudur. Bu newroz ateşi hiç sönmeyecek. Bu mücadele hiç durmayacak. Bu irade asla boyun eğmeyecek. Bu meydan susmayacak. Amed Meydanı hiç susmayacak. Ve bu hak mutlaka kazanacak."
Özgür Özel: "Biz barışa ve adalete sıkı sıkı sarıldıkça, zalimin kaderi mutlak yenilgidir"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kutlamalara gönderdiği mesajda, şunları kaydetti:
"Bir ağacın yeniden yeşeren yaprakları gibi, yeniden doğuşun ve dirilişin hayat bulduğu bugünde hep beraber Newroz’u kutluyoruz. Bugün yakılan her ateşte, durulan her halayda, tutulan her elde; dünün acılarını unutmadan, yarının umudunu kalplerimizde yeşertiyoruz. Direnmekten değil ama çatışmalardan, düşmanlaştırmalardan, ötekileştirmelerden yorulmuş olan halkımızın üstündeki kara kışın yükünü atmak için artık tek çare barıştır. Geçen yıl bu alana gönderdiğim mesajda, 'Bir yandan zalim Dehak’larla mücadele ederken, bir yandan baharın müjdecisi Newroz’u kutluyoruz' demiştim. Çünkü Newroz, çetin kışın bittiğinin ve zalimin yenildiğinin müjdecisidir. Elbette zalim zulmünden vazgeçmez, geçmeyecektir. Ama biz bir arada durdukça, barışa ve adalete sıkı sıkı sarıldıkça, zalimin kaderi mutlak yenilgidir. Bu yılın Newroz’u Ramazan Bayramı’yla birleşmiştir. Ramazan orucu, komşusu açken tok yatmayı reddeden bir inancın ifadesidir. Komşusu ağlarken gülen, kardeşi zulüm ve bombardıman altındayken mutluluk naraları atanlar bu irfana sahip değildir. Suriye’deki Kürtlerin gözyaşına gülen, acısına sevinenler de bizden değildir.

Kürtleri ve Türkleri birbirine kırdırmaya niyet eden anlayışın bizim nazarımızda hükmü yoktur. Bilin ki; kendi siyasi menfaati için, bu milleti bölen, kutuplaştıran, düşmanlaştıran kim varsa o sizden değil, zalim Dehak’lardan yanadır. 1 yıl önce, 19 Mart 2025’te yapılan sivil darbe yalnızca CHP’ye karşı yapılmamıştır. Bu ülkenin barışı ve çok partili demokratik sistemi hedef alınmıştır. Bu darbeyle; Kürtlerin belediye meclislerinde kendi kimlikleriyle temsil edilmelerini suç sayan Kent Uzlaşısı davaları hala sürmekte, kayyım uygulamaları hala devam ettirilmektedir. CHP; eşitliğin, adaletin ve çok partili siyasi rekabetin sonuna kadar yanında durmaya devam edecek, Kürtlerin barış umutlarının siyasi pazarlık konusu yapılarak heba edilmesine de asla izin vermeyecektir. Eşitlik içinde, onurlu yurttaşlar olarak bu ülkede hep beraber yaşayacağız. Bizim baharımız, bizim Newroz’umuz budur. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Newroz pîroz be!"
Kaynak:Haber Merkezi, ANKA
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.