EMEK-AR: 100 bin işçiye düşen müfettiş sayısı Afrika’da 11, Türkiye’de 2,8
EMEK-AR'ın raporuna göre, Türkiye’de her 100 bin çalışana yalnızca 2,8 iş müfettişi düşerken, bu oran Güney Afrika’da 11, Bulgaristan’da ise 14 seviyesinde gerçekleşti.
Kısa Dalga - İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) verilerine göre, Türkiye’de nisan ayında 189, yılın ilk dört ayında ise en az 622 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2025 yılı boyunca çalışırken hayatını kaybeden işçi sayısı ise en az 2 bin 105 oldu. Bu tablo, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki denetim mekanizmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Emek Araştırmaları Derneği (EMEK-AR) tarafından yayımlanan ve Dr. Fatih Güngör tarafından kaleme alınan “Türkiye'de İş Teftişi: Denetlenmeyen Sermaye, Dizginlenmeyen Sömürü” başlıklı araştırma raporunda da Türkiye’deki çalışma yaşamına ilişkin denetim uygulamalarını kapsamlı biçimde değerlendirildi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerinden yararlanılarak hazırlanan çalışmada, iş teftiş sisteminin mevcut durumu, denetim kapasitesindeki eksiklikler ve denetim anlayışının emek piyasasına etkileri verilerle analiz edildi.
Türkiye’de 100 bin işçiye 2,8 müfettiş düşüyor
Türkiye’de çalışan sayısı 2017-2024 döneminde yaklaşık 4,5 milyon artarak 32 milyon 620 bine yükseldi. Buna karşın teftiş yetkisi bulunmayan müfettiş yardımcıları da dahil toplam müfettiş sayısı 1019’dan 917’ye geriledi. Rapor, kamu personeli dağılımındaki dikkat çekici farkları da ortaya çıkardı. Buna göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de görev yapan polis ve bekçilerin toplam sayısı, iş müfettişi sayısının 367 katına ulaştı.
Çalışmaya göre, Türkiye’de iş müfettişi sayısı uluslararası standartların oldukça altında kalıyor. Türkiye’de çalışan her 100 bin kişi başına yalnızca 2,8 iş müfettişi düşerken, bu oran Güney Afrika’da 11, Bulgaristan’da ise 14, Almanya'da 14,4 seviyesinde kaydedildi.
İşyerlerinin yüzde 99'u denetlenmedi
Rapora göre, 2010-2024 döneminde kayıtlı işyeri sayısı yüzde 69,1 artmasına rağmen, işçi sağlığı ve iş güvenliği denetimleri yüzde 56,3, ücret, fazla mesai ve izin gibi çalışma koşullarını kapsayan işin yürütümü teftişleri ise yüzde 81,5 oranında geriledi. Başka ifadeyle 2010 yılında 16 bin 395 olan iş sağlığı ve güvenliği teftişi sayısı 2024’te 7 bin 162’ye düştü.
Raporda yer alan 2024 yılı verileri, denetimlerin ulaştığı alana dair bilgileri de ortaya çıkardı. Çalışmaya göre, Türkiye’de 2 milyonu aşkın işyerinin yüzde 99,8’i işin yürütümü bakımından hiç denetlenmezken, teftiş kapsamında incelenen işçilerin tüm kayıtlı çalışanlar içindeki payı 2010’daki yüzde 16,1 seviyesinden 2024’te yüzde 3,6’ya düştü.
Raporda teftiş istatistiklerinin aynı işyerine yapılan tekrar ziyaretleri tek bir teftiş olarak kaydetmesi nedeniyle denetlenen işyeri sayısının açıklanan teftiş sayısından daha düşük olabileceği belirtildi. Ancak teftiş sayısı ile denetlenen işyeri sayısının eşit olduğu varsayımıyla yapılan hesaplama da tablonun değişmediği vurgulandı. Buna göre, 2024 yılında Türkiye’deki her 100 bin işyerinden yalnızca 319’u işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından denetlendi.
Müfettiş başına iş yeri sayısı Bulgaristan’da 550, Türkiye’de 2 bin 445
Rapora göre, müfettiş başına düşen kayıtlı işyeri sayısı, Bulgaristan’da 550, Portekiz’de 717, Malezya’da 1.345 iken, Türkiye’de 2 bin 445’e çıktı.
Çalışmada, “100 bin çalışan başına müfettiş sayısı gibi müfettiş başına işyeri sayısı da, finansal darboğazlar, kurumsal çapsızlık ya da “hava muhalefeti” nedeniyle değil, AKP iktidarının iş teftişine karşı gösterdiği siyasi/sınıfsal muhalefet nedeniyle işçi sınıfı aleyhine değişim göstermiştir” değerlendirmesi yapıldı.
Rapor, veriler mevcut denetim kapasitesinin daha etkin kullanılması halinde 2024 yılında işçi sağlığı ve iş güvenliği teftişleri kapsamında 826 bin 973 yerine 2 milyon 601 bin 720 işçiye ulaşılabileceğini gösterdi. Buna göre, denetlenmesi mümkün olduğu halde denetim kapsamına alınmayan işçi sayısı 1 milyon 774 bin 747 oldu. Toplamda ise eldeki imkanlara rağmen ulaşılamayan işçi sayısı 1 milyon 916 bin 415 olarak hesaplandı.
“Bir maniniz yoksa müfettişlerimiz size gelecek”
Çalışmada, iş teftişinin temel amacının işçi hakları ihlallerini tespit etmek ve önlemek olduğu belirtildi. Bu amacın gerçekleşebilmesi için denetimlerin düzenli, caydırıcı yaptırımlarla ve önceden haber verilmeksizin yapılması gerektiği vurgulandı. Çalışmada teftişlerin haber verilerek yapılması eleştirilerek 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma maden faciası hatırlatıldı.
Raporda, Çalışma Bakanlığı'nın uyguladığı haberli teftiş yönteminin denetimlerin etkinliğini azalttığı öne sürüldü. İşverenlere önceden bilgi verilmesinin, mevzuata aykırılıkların geçici olarak gizlenmesine olanak tanıdığı savunuldu. Bu kapsamda, Soma maden faciasının ardından kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nda dinlenen bir işçinin, müfettişlerin geleceğinin günler öncesinden öğrenildiğini ve denetim öncesinde bazı ekipmanların saklandığını anlattığı ifadeleri örnek gösterildi. Raporda, faciadan kurtulan bir işçinin komisyondaki, "Müfettişler geleceğine yakın, 15 gün önceden haberimiz oluyordu... Birinci bandın arkasında benim ustalarım makineyi gömdüler. Neden? Müfettişler gelecek" şeklindeki ifadelerine yer verildi.
İşyerine eksiklerin giderilmesi için süre verilmesi eleştirildi
Raporda ayrıca denetimlerde tespit edilen ihlaller karşısında idari para cezası yerine işverenlere eksiklikleri gidermeleri için süre verilmesinin yaygınlaştığı belirtildi. Çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması ya da hayati risk taşıyan eksikliklerin bulunması gibi durumlarda dahi yaptırım öncesinde süre tanındığı, uygulanan para cezalarının ise yeterince caydırıcı olmadığı ifade edildi. İş müfettişlerinin denetim faaliyetleri dışında çeşitli proje, çalıştay ve bilgilendirme faaliyetlerine yönlendirildiğine dikkat çekilen raporda, müfettişlerin doğrudan denetim başlatabilmesini sağlayan re'sen teftiş yetkisinin de yönetmelik değişiklikleriyle sınırlandırıldığı kaydedildi.
Raporda şu tespitler yapıldı:
İş teftişi sistemi, işçi haklarını koruma işlevinden uzaklaşırken denetimlerin sayısı ve kapsamı önemli ölçüde daraldı.
Haberli yani önceden duyurulan teftişler yaygınlaştı, raporda bu durumun işverenlere eksiklikleri gizleme imkanı sağladığı belirtildi.
İdari para cezaları yerine işverenlere süre verilmesi uygulaması öne çıktı ve yaptırımların caydırıcılığı zayıfladı.
İş müfettişleri denetim dışındaki proje, eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerine yönlendirilirken, fiili denetim kapasitesi geriledi.
Denetimsizlik, iş cinayetleri, meslek hastalıkları, uzun çalışma saatleri, kayıt dışı fazla mesai, ücret gaspları ve diğer hak ihlallerine neden oldu.
Re’sen teftiş yetkisinin sınırlandırılması ve zorunlu arabuluculuk uygulaması, işçi şikayetlerinin denetim mekanizmasından uzaklaşmasına yol açtı.
Rapora göre, mevcut teftiş rejimi, işçi haklarının korunmasından çok işverenlerin hareket alanını genişleten bir yapıya dönüştü.
“Uygulamlar Anayasa’ya aykırı”
Çalışmada yapılan değerlendirme sonucunda, “Türkiye’de iş teftişi, işçi haklarının işverenler tarafından gasp edilmesini önlemeye değil, gaspçıları cesaretlendirmeye hizmet etmektedir. Denetimsiz/dizginsiz emek sömürüsü konusunda patronların sahip olduğu imtiyaz ve imkanlara ise iş cinayetleri, meslek hastalıkları, ağır ve tehlikeli çalışma koşulları, yasa dışı fazla mesai dayatmaları, ücret soygunları ve diğer hak ihlalleri eşlik etmektedir. Denetimsiz/dizginsiz sömürü serbestisi, sermayedarlara ‘katmerli kazanç’ fırsatları sunmaya devam etmektedir. Proaktif teftiş rejiminin bu araştırmada öne çıkarılan unsurları iş hukukunun uluslararası normlarına aykırı olduğu gibi yürürlükteki Anayasa’ya bile aykırıdır” ifadeleri kullanıldı.
TÜRK-İŞ: Açlık sınırı 35 bin 174 TL, yoksulluk sınırı 114 bin 576 TL oldu
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

