Erdoğan şikayetçi oldu: Savcı, Deniz Göktaş’a 11 yıl 2 aya kadar hapis istedi

Komedyen Deniz Göktaş hakkında, “cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından 2 yıl 8 aydan 11 yıl 2 aya kadar hapis cezası istendi.

·

Kısa Dalga -İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, komedyen İmran Deniz Göktaş’ın Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda sahnelediği "Ölü Deniz" adlı gösterisi hakkında yürütülen soruşturmayı tamamladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianamede, Göktaş’ın, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216’ncı maddesi kapsamında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme", 299’uncu maddesi kapsamında "Cumhurbaşkanına hakaret" ve 215’inci maddesi kapsamında "suçu ve suçluyu övme" suçlarından cezalandırılması talep edildi. "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ile "suçu ve suçluyu övme" suçlarının basın ve yayın yoluyla işlendiği ileri sürülerek TCK’nin 218’inci maddesinin de uygulanması istendi. Deniz Göktaş’ın 2 yıl 8 aydan 11 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

İddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

"Kuyu tipi" olarak bilinen Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda iki aydır tutuklu olan Deniz Göktaş’ın iddianamesinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan müşteki olarak yer aldı. Ayrıca farklı kişiler ve bir sendikanın yanı sıra CİMER üzerinden yapılan ihbarlara da yer verildi.

deniz-goktas-3

Erdoğan'a yönelik sözleri iddianamede

İddianamede, Göktaş’ın "Deniz Göktaş" adlı YouTube hesabından 24 Haziran 2026 tarihinde paylaştığı "Ölü Deniz" gösterisinin içeriğinde suç unsuru bulunduğu gerekçesiyle resen soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Gösteriye ilişkin CİMER üzerinden yapılan başvurular, farklı illerde ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan şikâyet dilekçeleri üzerine açılan soruşturmaların tek dosyada birleştirildiği kaydedildi. Dosyaya video çözümleme tutanağı ile Göktaş’ın cep telefonu üzerinde yapılan incelemeye ilişkin 31 Ağustos 2026 tarihli bilirkişi raporunun da konulduğu bildirildi.

Savcılık, gösteride Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullanılan bazı ifadeleri "Cumhurbaşkanına hakaret" suçu kapsamında değerlendirdi.

İddianamede, Göktaş’ın Erdoğan’a ilişkin, "Ben Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç sevmedim", "utangaç bir diktatörden kendi kimliğiyle barışık bir diktatöre geçişi" ve "toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, Anayasa falan, kendin ol ya" şeklindeki sözlerine yer verildi.

Göktaş’ın gösterinin metnini kendisinin yazdığını ve videoyu kendisine ait YouTube hesabından paylaştığını ifadesinde kabul ettiği belirtilen iddianamede, sözlerin "eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu" savunuldu.

İddianamede, TCK’nin 299’uncu maddesi uyarınca gereken kovuşturma izninin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 13 Ağustos 2026 tarihli kararıyla verildiği kaydedildi.

"Oruç tutan canlı bombalar"

Göktaş’ın gösterisindeki, "Hâlâ korkuyorum canlı bombalardan ama en çok da oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum. Çünkü normal canlı bombalardan Taksim’e, meydanlara, kalabalık yerlere gitmeden kaçabilirsin ancak oruç tutan canlı bombaların nerede patlayacağı belli olmaz" şeklindeki ifadeleri de iddianameye alındı. Savcılık, bu ifadelerle oruç ibadetini yerine getiren kişilerin "canlı bomba olmaya daha müsait olduğu" yönünde bir anlatım kurulduğunu ileri sürdü. Sözlerin, halkın din bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edici nitelikte olduğu savunuldu.

"Kur’an-ı Kerim’i hedef aldı" iddiası

Gösterideki "İlk üç kitapta iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf", "Dördüncü kitap favorim" ve "Yazar için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik ya" şeklindeki sözler de suçlamaya dayanak gösterildi.

Savcılık, söz konusu ifadelerin Kur’an-ı Kerim’i hedef aldığını ve halkın bir kesimini diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik edici nitelik taşıdığını öne sürdü.

Dalgıç esprisine nefret söylemi iddiası

İddianamede, Göktaş’ın dalgıçları anlattığı bölümde, saçları görünmeyen ve vücutlarını kaplayan siyah kıyafetler giyen kadınları anlattığı iddia edildi.

Göktaş’ın bu kişilere yönelik "dalgıçlar" benzetmesi yaptığı ve hakaret içeren ifadeler kullandığı aktarılan iddianamede, şüphelinin savcılıktaki ifadesinde "dalgıç" sözüyle denize haşemayla giren kadınları kastettiğini kabul ettiği belirtildi.

Savcılık, Göktaş’ın sözlerinin "ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı" olduğunu, dini inançları gereği denize bu kıyafetlerle giren kadınları hedef aldığını ve bu kişilere yönelik "nefret söyleminde bulunduğunu" ileri sürdü.

İddianamede, gösteri hakkında yapılan 500’ü aşkın CİMER başvurusu ve şikâyet dikkate alındığında sözlerin toplumun geniş kesimlerinde infial uyandırmaya elverişli olduğu, kamu güvenliği açısından "açık ve yakın tehlike" ortaya çıkardığı iddia edildi.

deniz-goktas

"Daltonlar" esprisine "suçu ve suçluyu övme" suçlaması

Göktaş’ın gösterisinde "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin kullandığı ifadeler de "suçu ve suçluyu övme" suçlamasına dayanak yapıldı.

İddianamede Göktaş’ın şu sözlerine yer verildi:

"Ben bugünün ön sıra bilet gelirleriyle, gerçi ön sıra belediye davetlisi oradan bir gelir yok, ikinci sıra diyeyim daha güvenli olur; bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye’de bir tetikçi tutup rakip bir komedyeni öldürtebiliyorum. Şu an piyasa bu durumda. Sadece ikinci sıra, bir de Telegram hesabı. Oradan Daltonlara yazıyorsunuz, gayet kurumsal bir iletişim var. Bitcoin’den parayı yatırıyorsunuz, takip de edemiyorlar. Öldürünce fotoğraf geliyor, ‘Buydu değil mi abi?’ Onun ikizi vardı ama benim hatam. Tekrar yatırıyorsunuz, muhteşem bir sistem."

Savcılık, Göktaş’ın bu sözlerle "Daltonlar Çetesi" olarak bilinen suç örgütünün eylemlerini övdüğünü, meşru gösterdiğini ve suça ulaşılmasını kolaylaştıran ifadeler kullandığını iddia etti.

İddianamede, Anayasa’nın düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüne ilişkin 26’ncı maddesine ve temel hakların sınırlandırılmasını düzenleyen 13’üncü maddesine de yer verildi.

İfade özgürlüğünün yalnızca toplum tarafından kabul gören düşünceleri değil, "incitici, şoke edici ya da endişelendirici" düşünceleri de kapsadığı belirtilen iddianamede, Anayasa Mahkemesi’nin bu özgürlüğün bir dereceye kadar abartıya ve kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği yönündeki kararları hatırlatıldı.

İddianamede, bununla birlikte ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığı savunularak, iftira, küfür, onur ve saygınlığı zedeleyen ifadeler ile nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik açıklamaların hukuki korumadan yararlanmayacağı belirtildi.

Savcılık, Göktaş’ın üç ayrı suçtan cezalandırılmasını ve TCK’nin 53’üncü maddesi uyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasını talep etti.

Ne olmuştu?

Komedyen Deniz Göktaş, YouTube'da yayımlanan ve milyonlarca kez izlenen "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisiyle gündem olmuştu. Deniz Göktaş hakkında "dini değerleri aşağılama" iddiasıyla soruşturma başlatılmış, gösteriden paylaşılan bazı görüntülere ise X platformunda erişim engeli getirilmişti.

Deniz Göktaş, yurt dışı seyahatinden Türkiye'ye dönüşünde İstanbul Havaalanı'nda gözaltına alınmıştı. Göktaş, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla tutuklandı.

Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna yapılan itirazı inceleyen İstanbul 61. Asliye Ceza Mahkemesi, tahliye kararı verdi. Göktaş’ın tahliyesine savcılık itiraz etti.

Mahkeme, dosyada somut suç şüphesini gösteren deliller bulunduğunu belirterek suçlar için öngörülen ceza miktarlarının alt ve üst sınırlarını, mevcut delil durumunu ve kaçma şüphesini gerekçe gösterdi ve Göktaş’ın “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verdi.

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.