Erdoğan'ın eski danışmanı İzzet Özgenç’ten AYM’nin oluşumuna ilişkin iddia: “Elini kaldır dendiğinde kaldıracak isim var mı?"

Erdoğan’ın eski hukuk danışmanı Prof. Dr. İzzet Özgenç, YÖK Başkanvekilliği döneminde AYM üyeliği adaylığı sürecinde yaşandığını söylediği bir görüşmeyi anlattı. Özgenç, isim vermeden dönemin Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısının adaylar arasında “elini kaldır dendiğinde kaldıracak” bir isim olup olmadığını sorduğunu, bu soruya “Bunların arasında böyle bir kişi bulunmamaktadır” yanıtını verdiğini aktardı. O dönemde bu görevi Muhammed Emin Kuz yürütüyordu.

·

Kısa Dalga- Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) hazırlanmasında görev alan hukukçu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski hukuk danışmanı Prof. Dr. İzzet Özgenç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Anayasa Mahkemesi üyeliği için aday belirleme sürecine ilişkin geçmişte yaşandığını öne sürdüğü bir görüşmeyi kamuoyuna taşıdı.

Özgenç, Yükseköğretim Kurulu’nda başkanvekili olarak görev yaptığı dönemde, YÖK kontenjanından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilecek adayların belirlenmesi sürecinde yaşandığını söylediği gelişmeleri anlattı.

Özgenç’in verdiği bilgilere göre, bu süreçte 13 hukukçu öğretim üyesinden oluşan bir aday listesi hazırladı. YÖK Genel Kurulu’nda seçim yapılmadan önce Cumhurbaşkanına listedeki isimler hakkında bilgi sunmak istediğini belirten Özgenç, bu amaçla Cumhurbaşkanlığı’nda hukuk işleriyle ilgilenen genel sekreter yardımcısı ile görüştüğünü aktardı.

“Elini kaldır dendiğinde kaldıracak isim var mı?”

Özgenç’in anlatımında dikkat çeken bölüm, aday listesi hakkında kendisine yöneltildiğini söylediği soru oldu. Özgenç, görüştüğü Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı’nın daha sonraki bir tarihte Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildiğini belirterek, bu kişinin kendisine listedeki isimlerden biri hakkında dikkat çekici bir soru yönelttiğini söyledi.

Özgenç’in iddiasına göre kendisine, “Bunların arasında elini kaldır dendiğinde kaldıracak, indir dendiğinde indirecek isim var mı?” diye soruldu.

Özgenç ise bu soruya, “Bunların arasında böyle bir kişi bulunmamaktadır” yanıtını verdiğini aktardı.

Ardından kendisine Cumhurbaşkanı'nın aday belirleme işini dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a havale ettiği ve Kılıç ile görüşebileceğinin söylendiğini belirten Özgenç, bu yöntemin doğru olmadığını düşündüğü için dönemin AYM Başkanı Haşim Kılıç ile görüşmediğini ifade etti.

Görüşmede adı geçen Muhammed Emin Kuz daha sonra AYM üyesi oldu

Özgenç’in sözünü ettiği dönemde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapan isim Muhammed Emin Kuz’du.

Anayasa Mahkemesi’nin resmi özgeçmişine göre Kuz, 7 Eylül 2007’de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcılığı’na atandı. Bu nedenle Özgenç’in 2008-Ocak 2010 arasındaki YÖK Başkanvekilliği döneminde Kuz bu görevde bulunuyordu. Kuz, 8 Mart 2013’te Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi, 14 Mart 2013’te görevine başladı ve 12 Mayıs 2024’te emekli oldu.

Özgenç ise Yusuf Ziya Özcan’ın YÖK Başkanı olmasının ardından 2008 yılında YÖK Genel Kurulu tarafından başkanvekilliğine getirildi. Ocak 2010’da başkanvekilliğinden istifa ederek YÖK Yürütme Kurulu üyeliğine seçildi. 2010’da Türk-Alman Üniversitesi’ne rektör adaylığı nedeniyle YÖK Yürütme Kurulu üyeliğinden ayrıldı; daha sonraki süreçte YÖK üyeliğinden de istifa etti. Özgenç, 9 Aralık 2014’te yeniden YÖK üyeliğine atandı ancak Temmuz 2015’te bu görevinden de istifa etti.

“Üç isim geldi”

Özgenç, görüşmenin ardından aday belirleme sürecinin kendi anlattığı şekilde devam ettiğini belirtti.

“Dönemin YÖK Başkanı'na Haşim Bey’in tensipleriyle üç isim geldi” diyen Özgenç, YÖK Genel Kurulu’nda bu isimlerin aday olarak Cumhurbaşkanlığı'na sunulmasına karar verildiğini aktardı. Bu anlatımın ardından Özgenç, YÖK Genel Kurulu kararında birinci sırada yer alan, Cumhurbaşkanı tarafından AYM üyeliğine seçilen ve daha sonra AYM’nin idari kararıyla görevine son verilen hukuk profesöründen söz etti. Özgenç, söz konusu hukuk profesörünün daha sonra ceza mahkemesi tarafından da “terör örgütü üyesi” olduğu gerekçesiyle hapis cezasına mahkûm edildiğini belirtti.

Özgeçmiş bilgilerine göre bu kişinin Erdal Tercan olduğu kast ediliyor.

YÖK’ün üç adayı: Tercan, Turhan ve Özkan

YÖK Genel Kurulu, 23 Aralık 2010’daki toplantısında Anayasa Mahkemesi üyeliği için Prof. Dr. Erdal Tercan, Prof. Dr. Faruk Turhan ve Doç. Dr. Ömer Özkan’ı aday olarak belirleyerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e sundu.

Abdullah Gül, bu üç aday arasından Prof. Dr. Erdal Tercan’ı 7 Ocak 2011’de Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçti. Dönemin haberlerinde Tercan’ın o sırada Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı olduğu belirtiliyordu.

Tercan’ın AYM üyeliği ise yıllar sonra 15 Temmuz darbe girişiminin ardından sona erdi. Tercan, 16 Temmuz 2016’da gözaltına alındı ve 20 Temmuz 2016’da “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla tutuklandı. AYM Genel Kurulu da 4 Ağustos 2016’da Tercan’ın meslekten çıkarılmasına karar verdi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 4 Nisan 2019’da Tercan’ı “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 10 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 20 Mart 2021’de bu cezayı onadı.Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Tercan’ın başvurusu üzerine 2021’de Türkiye’nin bazı hak ihlallerinde bulunduğuna hükmetti. AİHM, gözaltı ve tutukluluğun makul gerekçelere ve somut delillere dayandırılmadığı, ayrıca evinin aranmasıyla ilgili olarak da hak ihlali bulunduğu sonucuna vardı.

“Anayasa Mahkemesi artık eski Anayasa Mahkemesi değil”

Özgenç’in açıklamasında ikinci dikkat çeken bölüm ise kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen düzenlemeye ilişkin değerlendirmeleri oldu.

Özgenç, söz konusu yasanın Anayasa’ya aykırı hükümler içerdiği yönünde değerlendirmelerde bulunduğu bir ortamda, bir siyasetçinin bu değerlendirmelerine tepki olarak kendisine “Anayasa Mahkemesi artık eski Anayasa Mahkemesi değil” dediğini öne sürdü.

Özgenç, bu sözün ardından ikinci bir cümle daha söylendiğini ancak bunu kamuoyuna açıklamaktan kaçındığını belirtti.

Özgenç’in açıklamasının tamamı

Özgenç sosyal medya hesabı üzerinden şu açıklamayı yaptı:

“Yükseköğretim Kurulu’nda Başkanvekili olarak görev yaptığım süreçte YÖK kontenjanından Anayasa Mahkemesine üye seçilmek üzere aday belirleme çalışması yaptım. Bu çalışma sürecinde on üç hukukçu öğretim üyesinden oluşan bir liste oluşturdum. YÖK Genel Kurulu’nda seçim yapılmadan önce Sayın Cumhurbaşkanı'na bu isimler hakkında bilgi sunma girişiminde bulundum. Cumhurbaşkanlığı’nda hukuk işleriyle ilgilenen genel sekreter yardımcısı ile bu hususta bir görüşme yaptım. Daha sonraki bir tarihte Anayasa Mahkemesine üye olarak seçilen Sayın Genel Sekreter Yardımcısı bana, aynen ‘bunların arasında elini kaldır dendiğinde kaldıracak, indir dendiğinde indirecek isim var mı’ diye sordu. Ben de ‘bunların arasında böyle bir kişi bulunmamaktadır’ cevabını verdim. Karşılığında aldığım cevap, ‘Beyefendi aday belirleme işini Haşim Bey’e havale etti. Onunla görüşebilirsin’ oldu. Bunun doğru bir yöntem olmadığını düşünerek, Anayasa Mahkemesi Başkanı ile görüşmedim.

Dönemin YÖK Başkanı'na Haşim Bey’in tensipleriyle üç isim geldi ve Genel Kurul’da bu isimlerin aday olarak Cumhurbaşkanlığı'na sunulmasına karar verildi.

Dikkat edilmelidir ki, YÖK Genel Kurulu kararında birinci sırada yer alan, Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesine üye seçilen ve bilahare Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bir idari kararla ‘terör örgütü üyesi’ olduğu gerekçesiyle üyelik görevine son verilen bu hukuk profesörü, ceza mahkemesi tarafından aynı gerekçeyle hapis cezasına mahkûm edilmiştir.

Malum ‘Çerçeve Yasa’nın Anayasaya aykırı hükümler içerdiği yönünde değerlendirmelerde bulunduğum bir ortamda, bir siyasetçi bu değerlendirmelerime tepki olarak bana, ‘Anayasa Mahkemesi artık eski Anayasa Mahkemesi değil’ cevabını verdi.

Not: Bu cevabın akabinde söylenen ikinci bir cümle daha var. Bu cümleyi Anayasa Mahkemesi’nin kurumsal mehabeti dolayısıyla alenileştirmekten içtinap ediyorum.”

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.