Esenyurt’a bir parkı çok gördüler
MELİKE CEYHAN
Esenyurt’ta deprem toplanma alanı olarak da kullanılan bir parkın emniyet binası projesine açılması mahalle sakinlerinin tepkisini çekti. Halı sahaların sökülmesiyle büyüyen tartışma “karakol değil, oksijen gerek” sloganına dönüştü.
Kayyım olarak görev yapan Esenyurt Belediyesi Başkanvekili Can Aksoy, geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmada İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin destekleriyle ilçeye 9 bin metrekarelik yeni bir İlçe Emniyet Müdürlüğü binası kazandırılacağını duyurmuştu.
Aksoy, projenin; Zafer Mahallesi’nde bulunan Recep Tayyip Erdoğan Parkı’nın bir bölümüne yapılacağını dile getirmiş, bu projenin kararının halkla istişare edilerek alındığını söylemişti.
Ancak parkı kullanan Esenyurtlular, kararın kendilerine sorulmadan alındığını belirtti. “Yeşil alanın yok edilmesine sessiz kalmayacağız parkımıza dokunma” diyerek imza kampanyası başlattı.
1 milyonluk nüfusa sahip bir ilçe
Esenyurt, İstanbul’un en yüksek nüfusa sahip ilçesi olarak son yıllarda hızlı ve yoğun bir kentleşme baskısı altında. 1 milyonu aşan nüfusuyla Türkiye’nin en kalabalık yerleşim yerlerinden biri olan ilçe; özellikle konut yoğunluğu, trafik ve yeşil alan yetersizliğiyle gündeme geliyor. Plansız ve hızlı yapılaşma, kişi başına düşen sosyal alanları ciddi şekilde azaltırken, açık ve nefes alınabilir kamusal alanların önemi daha da artıyor.
Bu bağlamda Zafer Mahallesi’nde yer alan Recep Tayyip Erdoğan Parkı, Esenyurt için kritik bir kamusal alan niteliği taşıyor. Park, ilçede bulunanların yeşil ile buluştuğu, çocukların oyun oynadığı, spor yaptığı bir yaşam alanı olarak kullanılıyor.
Yaklaşık 20 bin metrekareyi, yani 3 stadyum büyüklüğünü aşan bir alanı kapsayan park içinde içinde spor sahaları, yürüyüş yolları ve sosyal kullanım alanları bulunuyor. Bu nedenle parkın herhangi bir yapılaşmaya açılması, sadece yeşil alan kaybı değil, aynı zamanda sosyal yaşam kaybı olarak da görülüyor.
“Sanatımızı da sporumuzu da şenliğimizi de parkta yapıyoruz”
30 yıllık bir esnaf Yusuf Ulu. Hemen yan mahallede iş yeri, bu park onun için önemli çünkü parkta hem kültür sanat faaliyetlerini takip etme olanağına sahip hem de sosyalleşme.

Ulu şöyle konuşuyor: “Bölgede kültür sanat faaliyetlerinin yürütüldüğü tek yapı 400 sandalyelik tiyatro salonu. Gidebileceğimiz yerler sınırlı. Sanatımızı da sporumuzu da şenliğimizi de bu parkta yapıyoruz. Hiçbirimiz bu projeyi onaylamıyoruz.”
Parkın bir bölümü karakola devredilmiş durumda. Ancak Ulu yavaş yavaş ranta açılmasından endişeli: “Bundan 10 sene önce emniyeti parkın diğer tarafına yapmışlardı. O zaman da karşı çıkmıştık. Yıllar içinde korktuğumuz oldu. Orayı boşalttıklarında mevcut yer ranta açılmış olacak. Aynı şekilde parka bu binayı yaparlarsa 5 ya da 10 yıl sonra tamamını kaybedebiliriz. En büyük korkumuz bu.”
“Termosuma çay koyuyorum bedava dinleniyorum”

Nur Yamanlar torunuyla parka sık gelen isimlerden. Parkın olduğu mahallede oturuyor. Hemen yanı başında bir park olmasından mutlu olduğunu söylüyor çünkü hem yürüyüş yapma imkanı buluyor hem de 8 yaşındaki torununa bu parkta oyun oynatıyor:
“2013’ten beri bu mahallede oturuyorum. Güvenlikle ilgili sıkıntımız yok. Karakol şart değil, bize oksijen gerek. Civardaki en büyük, en güzel park burası, çocuklarımız rahatça oyun oynuyor, spor yapıyor. Neden göz dikiyorlar? Ayrıca dışarı çıksak yeme-içme dünyanın parası. Böyle bir imkanımız yok. Termosuma çay koyup geliyor, bedava dinleniyorum. Yazık günah. Burayı da elimizden almasınlar.”
Aynı zamanda deprem toplanma alanı
Parkın bir diğer önemli özelliği ise deprem toplanma alanı olması. İstanbul gibi büyük bir deprem riski taşıyan bir kentte, açık ve yapılaşmamış alanlar hayati önem taşıyor. Özellikle Esenyurt gibi yoğun nüfuslu ilçelerde bu tür alanların sayısının sınırlı olması, mevcut parkların değerini daha da artırıyor. Mahalle sakinleri, parkın olası bir Marmara Depremi durumunda bölgedeki en geniş toplanma alanlarından biri olduğunu vurguluyor.

Mahalle sakinlerinden Umut Geçer 29 yaşında bir genç. O da bu mahallede yaşıyor. 23 Nisan 2025’te Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından koşup geldiği yer bu park olmuş. Ona göre; bina yapılacak çok yer var ancak deprem toplanma alanı neredeyse yok. Karakol yapılmasını en çok bu sebeple istemiyor. Ayrıca, hafta sonu sosyalleşebileceği, rahatça nefes alabileceği tek yer de burası: “Beton kentte yaşıyoruz. Gölgesinde dinlenebileceğimiz ağaçlar sadece burada var. Emniyet çok gerekliyse imarı olan başka yerde yapsınlar. Burayı Esenyurt halkına bıraksınlar.”
“Parkımıza dokunmasınlar”
Parka 10 dakika yürüme mesafesinde, Saadetdere Mahallesi’nde oturan Aygün Akdemir, 7 ve 10 yaşlarındaki, biri down sendromlu çocuklarıyla birlikte haftanın en az 3 günü burada.

Projeyi duyar duymaz, yapılmaması için gidip imza verdiğini söyleyen Aydemir, “Balkonum yok, araç trafiğinden kapının önüne çıkamıyoruz. AVM’ye gitsek en az bin lira masraf çıkıyor, eşim işsiz. Biz de evde yemek hazırlayıp buraya geliyoruz. Lütfen parkımıza dokunmasınlar” diyor
Ahmet Özer: Olanı da yok ediyorlar
Projeye en çok tepki gösterenlerden biri Esenyurt’un seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer. Çünkü belediye Özer’in elinden alındıktan sonra böyle bir plan ortaya çıkmış. Ayrıca deprem toplanma alanının yok edilmesine de tepkili:
Bu tür alanların yapılaşmaya açılması büyük risk. Deprem bir afettir ancak eğer gerekli önlemler alınmazsa felakete dönüşür. Mevcut toplanma alanları zaten geçmişte rant ve beton lobilerine peşkeş çekilmiş. Yeni toplanma ve yeşil alanlar varken olanı da tahrip etmeye çalışıyorlar.
Ne olmuştu?
Esenyurt’ta Recep Tayyip Erdoğan Parkı içine karakol yapılması kararı, Emniyet teşkilatının bölgede artan güvenlik ihtiyacına ilişkin değerlendirmesiyle başladı.
Bu aşamada park alanının seçilmesiyle süreç, imar planı değişikliğine taşındı. Park statüsündeki alanın “kamu hizmet alanı” olarak yeniden düzenlenmesi için belediye ve ilgili idari kurumlar devreye girdi.
Esenyurt Belediyesi’nin kayyım yönetimi altında olması nedeniyle karar süreçleri belediye meclisi yerine atama yoluyla görev yapan yönetim tarafından yürütüldü. İmar değişikliğinin onaylanmasının ardından proje, yatırım programına alındı ve inşaat sürecinin önü açıldı.
Kamuoyunda ise karar, park gibi yeşil alanların yapılaşmaya açılması ve sürecin yerel seçilmiş irade yerine kayyım yönetimi üzerinden ilerlemesi nedeniyle tartışma yarattı.
Melike Ceyhan Atatürk Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunu. Gazeteciliğe Mezopotamya Ajansı'nda muhabirlik yaparak başladı. Artı Tv, Halk Tv, KRT, Tele1'de haber ve reji editörlüğü yaptı. Tele1'e kayyum atanmasının ardından serbest çalışıyor.
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.