“Figüran” haberinde neler oldu? Butlan CHP’sinde hamasetin çöküşü
“Ücretli figüran” haberi, mahkemenin butlan kararı ile göreve gelen CHP yönetimi tarafından önce “iftira”, “tetikçilik” ve “FETÖ’vari tezgâh” sözleriyle reddedildi. Gazeteciler hakkında suç duyurusunda bulunulmasının ardından bir cast ajansı sahibi, organizasyona destek verdiğini kabul etti. Sözcü TV’ye konuşan bir katılımcı da kendisine para vaat edildiğini doğruladı. Artık tartışmanın konusu ajans bağlantısının bulunup bulunmadığı değil, organizasyonu kimin kurduğu ve parayı kimin ödediği.
Kısa Dalga - Kemal Kılıçdaroğlu’nun 25 Temmuz’da İstanbul Sarıyer’de katıldığı CHP üye katılım ve rozet törenine ücret karşılığında figüran getirildiği haberi, Türkiye siyasetinin başlıca tartışma konularından biri haline geldi.
Tartışmanın başlangıç noktası, BirGün muhabiri Ebru Çelik’in kendisine ulaşan cast ajansı çağrısını takip ederek organizasyona figüran olarak kaydolması ve töreni içeriden izlemesiydi.
Habere verilen ilk yanıt ise ortaya konulan görüntüleri, mesajları ve tanıklıkları açıklamak yerine gazetecileri hedef göstermek oldu. CHP Sözcüsü Müslim Sarı haberi “iftira”, gazetecilik faaliyetini “tetikçilik” olarak nitelendirdi. CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, “kirli medya” suçlamasında bulundu; ardından BirGün ve Sözcü TV çalışanları hakkında “dezenformasyon”, “hakaret” ve “iftira” iddiasıyla suç duyurusu yaptı.
Ancak hamasi yalanlamaların ardından ortaya çıkan yeni bilgiler, haberin merkezindeki cast ajansı bağlantısını doğruladı.
Muhabir, ajans çağrısına kaydolarak törene gitti
BirGün muhabiri Ebru Çelik’in haberine göre Kılıçdaroğlu’nun rozet takacağı dört saatlik etkinliğe katılacak kişilere 950 lira ödeneceği belirtilen bir mesaj, cast ajanslarına kayıtlı kişilere gönderildi.
Çelik, mesajda yer alan numara üzerinden organizasyona kaydoldu. Böylece haberi dışarıdan izlemek yerine, figüran olarak çağrılan kişilerle birlikte bütün süreci takip etti.
Üç farklı cast ajansı üzerinden çağrılan yüzlerce kişinin 25 Temmuz sabahı Mecidiyeköy’deki Trump AVM önünde toplandığı ve yaklaşık 20 servisle Sarıyer Ayazağa’daki Rauf Denktaş Kültür Merkezi’ne götürüldüğü aktarıldı.
Çelik’in gözlemlerine göre katılımcıların arasında işsizler, emekliler, atanamayan öğretmenler ve farklı ülkelerden Türkiye’ye gelmiş göçmenler bulunuyordu. Birçoğu cast ajanslarına oyunculuk ya da figüranlık işleri için kaydolmuştu. Bazıları siyasi bir toplantıya değil, film veya reklam çekimine benzer bir işe çağrıldıklarını düşünüyordu.
Slogan provası, yelekler ve yönlendirilmiş alkışlar
BirGün’ün yayımladığı görüntüler ve muhabirin gözlemleri, meselenin yalnızca insanların servislerle törene taşınmasından ibaret olmadığını gösterdi.
Habere göre katılımcılar kültür merkezinin arka bahçesinde toplandı; kendilerine “Halkın umudu Kılıçdaroğlu”, “Gençliğin umudu Kılıçdaroğlu”, “Kahraman Kemal” ve “Hak, hukuk, adalet” sloganlarının provası yaptırıldı.
Yaklaşık 50 erkeğe CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi. Salona yerleştirilen gruplar, Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin’in konuşmaları sırasında alkışlamaları, slogan atmaları ve bayrak sallamaları için cast direktörleri tarafından yönlendirildi.
Haberde, üç saat süren konuşmalar boyunca bazı katılımcıların salondan çıkmasına izin verilmediği ve programın ardından ücretlerini almak üzere ajans ofisine götürüldükleri de aktarıldı. BirGün, Ebru Çelik’in kendisine teklif edilen ücreti almadığını özellikle açıkladı.
Bu yöntem, haberin gazetecilik değerini artıran temel unsur oldu. Çelik’in haberi bir duyuma, parti içi kulise ya da isimsiz kaynağa değil; doğrudan katılımcı gözleme, ajans mesajına, fotoğraflara, görüntülere ve törene katılan kişilerin anlatımlarına dayanıyordu.

Sözcü TV’ye konuşan katılımcı da doğruladı
BirGün’ün ortaya çıkardığı olay, törene katılan bir kişinin Sözcü TV’ye yaptığı açıklamayla başka bir kanaldan da doğrulandı.
Söz konusu kişi, film ve dizilere figüran sağlayan ajansların kendilerini arayarak CHP toplantısına katılmaları karşılığında yaklaşık bin lira nakit ödeme vaat ettiğini anlattı. Kılıçdaroğlu ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını açıkça söyleyen katılımcı, 15-20 minibüs dolusu kişinin aynı yöntemle törene getirildiğini belirtti.
Böylece haberin iki temel unsuru —katılımcıların cast ajansları üzerinden bulunması ve kendilerine ücret vaat edilmesi— birbirinden bağımsız iki gazetecilik çalışmasıyla ortaya konuldu.
CHP Sözcüsü kanıtlara değil gazeteciye yanıt verdi
CHP Sözcüsü Müslim Sarı’nın ilk açıklaması, haberdeki somut unsurlara cevap vermedi. Sarı, işsizlerin, emeklilerin ve atanamayan öğretmenlerin “paralı figüran” olarak nitelendirilmesinin bu kişilere hakaret olduğunu ileri sürdü ve BirGün muhabirini “tetikçi” olmakla suçladı.
Oysa haber, işsizlerin veya emeklilerin CHP’ye üye olamayacağını savunmuyordu. İddia, bu kişilerin siyasi tercihleri nedeniyle değil, ücret karşılığında salonda bir destek görüntüsü oluşturmak için ajanslar üzerinden çağrıldığı yönündeydi.
Dolayısıyla Sarı’nın açıklaması, ajans mesajının gerçek olup olmadığına, 950 liralık ödeme vaadine, servislerin kim tarafından kaldırıldığına, slogan provalarına, CHP yeleklerinin kim tarafından dağıtıldığına ve katılımcıların neden cast direktörlerince yönlendirildiğine cevap vermedi.
Haberin olgularını çürütmek yerine gazeteciyi suçlayan bu açıklama, tartışmanın siyasi hamaset üzerinden yürütülmesine neden oldu.
Kılıçdaroğlu kesin yalanlamadan araştırma sözüne geçti
Kemal Kılıçdaroğlu da gazeteci Alişer Delek’e yaptığı ilk değerlendirmede böyle bir şeyin mümkün olmadığını ve haberin yalan olduğunu söyledi.
Ancak kendisine ajans mesajları, televizyon röportajları ve haberdeki diğer bulgular hatırlatıldığında daha temkinli bir tutum aldı. Kılıçdaroğlu, kendisine yaranmak isteyen birilerinin “işgüzarlık” yapmış olabileceği ihtimalini araştıracağını, bir yanlış varsa bunu ortaya çıkaracaklarını belirtti.
Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri, CHP yönetiminin kategorik yalanlamasının tersine, organizasyonun parti yönetiminin bilgisi dışında yapılmış olabileceği ihtimalini kabul ediyordu.
Tekin önce “külliyen yalan” dedi, sonra tanınmayan kişileri kabul etti
Gürsel Tekin’in açıklamaları da tartışma ilerledikçe değişti.
Tekin önce cast ajansı iddiasının “külliyen yalan” olduğunu söyledi. CHP’nin herhangi bir firmayla anlaşma yaptığı veya para alışverişinde bulunduğu kanıtlanırsa bunun sorumluluğunu en ağır şekilde üstleneceğini savundu.
Daha sonra düzenlediği basın toplantısında ise bazı gençlere ulaşım desteği verdiklerini, ancak bunun dışında ödeme yapmadıklarını söyledi. Katılımcıların tek tek arandığını anlatan Tekin, Şişli’den gönderildiği belirtilen 77 kişilik bir grubun parti örgütü tarafından tanınmadığını da kabul etti.
Tekin, bu kişilerin CHP yönetimine karşı hazırlanmış “FETÖ’vari bir tezgâhın” parçası olduğunu ileri sürdü. Bazı kişilerin Kılıçdaroğlu konuşurken olumsuz slogan atmak için gönderildiğini, ancak bunun önlendiğini savundu.
Böylece tartışma “Cast ajansından kimse gelmedi” noktasından, “Gelenleri birileri bize karşı tuzak amacıyla gönderdi” savunmasına taşındı.
Ancak bu yeni savunma da tanınmayan kişilerin salona nasıl yerleştirildiğini, kendilerine CHP Gençlik Kolları yeleklerini kimin verdiğini ve slogan provalarını yaptıranların kim olduğunu açıklamadı.

Cast ajansı organizasyondaki rolünü kabul etti
CHP yöneticilerinin ajans bağlantısını hamasi bir dille reddetmesinden sonra en önemli açıklama, Merss Production’ın sahibi Ömer İne’den geldi.
İne, arkadaşı Samet Özkaş’a destek olmak amacıyla ajansının bütün imkânlarını tören için seferber ettiğini ve organizasyon ile teknik destek sağladığını kabul etti. CHP Genel Merkezi veya İstanbul İl Başkanlığı’ndan ücret almadığını, desteğin herhangi bir parti organının talimatıyla değil gönüllülük temelinde verildiğini savundu.
Bu açıklamayla birlikte, organizasyonda cast ajansının yer aldığı artık bir iddia olmaktan çıktı.
Ajans sahibinin CHP’den para almadığını söylemesi, parti yönetiminin doğrudan ödeme yaptığı anlamına gelmiyor. Ancak bu savunma, katılımcılara vaat edilen 950 liranın kaynağını da açıklamıyor. Ayrıca BirGün’ün haberinde adı geçen diğer iki ajansın rolü, katılımcı listelerinin kim tarafından hazırlandığı ve Samet Özkaş’ın organizasyonda hangi sıfatla hareket ettiği hâlâ bilinmiyor.
Kısacası ajans sahibinin açıklaması BirGün’ün haberini çürütmedi; tersine, haberin temel unsurlarından biri olan cast ajansı bağlantısını doğruladı.
Haberi çürütmek yerine gazetecilerden şikâyet edildi
Gürsel Tekin, açıklamalarının ardından BirGün muhabiri Ebru Çelik, gazetenin yöneticileri, Sözcü TV muhabiri ve şirket temsilcisi hakkında suç duyurusunda bulundu.
Başvuruda gazetecilerin hakaret, iftira ve kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen TCK’nin 217/A maddesi kapsamında soruşturulması istendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da şikâyet üzerine soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasına göre araştırmalar tamamlandıktan sonra şikâyet edilen kişilerin ifadeleri alınacak.
Böylece olayın esasını oluşturan ajans organizasyonunun kim tarafından kurulduğundan önce, bunu haberleştiren gazeteciler soruşturmanın odağına yerleştirildi.
Çağdaş Gazeteciler Derneği bu tutuma tepki göstererek, gazetecilerin “tetikçi” ilan edilmesinin basın özgürlüğüne saldırı olduğunu belirtti. ÇGD, bir habere verilecek karşılığın gazeteciyi tehdit etmek veya itibarsızlaştırmak değil, haberdeki iddiaları belge ve kanıtlarla çürütmek olduğunu vurguladı.
Gerçekleşenler ve hâlâ yanıt bekleyenler
Ortaya çıkan bilgiler, en azından bazı kişilerin cast ajansları üzerinden törene çağrıldığını ve kendilerine ücret vaat edildiğini gösteriyor. BirGün muhabirinin doğrudan gözlemleri, ajans mesajları, Sözcü TV’ye konuşan katılımcının anlatımı ve Merss Production sahibinin açıklaması bu gerçeği farklı yönlerden doğruluyor.
Henüz kanıtlanmamış olan ise CHP Genel Merkezi veya İstanbul İl Başkanlığı’nın ajansları doğrudan görevlendirip görevlendirmediği ve vaat edilen ücretlerin parti kaynaklarından ödenip ödenmediği.
Siyasi desteğin gerçekliği tartışılıyor
Figüran tartışmasının büyümesinin nedeni yalnızca etik olmayan bir organizasyon iddiası değil. Yargı kararıyla CHP yönetimine dönen Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’in Yeni Parti’yi kurmasının ardından siyasi ve toplumsal desteğini yeniden göstermek zorunda.
Bu nedenle “yoğun katılım” gerekçesiyle daha büyük bir salona taşındığı açıklanan törendeki kalabalığın ne kadarının gerçek parti desteğini yansıttığı, doğrudan CHP yönetiminin meşruiyet tartışmasına bağlanıyor.
BirGün’ün haberi ilk yayımlandığında CHP yöneticileri somut soruları yanıtlamak yerine gazetecileri suçlamayı tercih etti. Fakat bir cast ajansının organizasyona katıldığının ajans sahibi tarafından kabul edilmesi, ilk yalanlamaları geçersiz hale getirdi.
Bugün gelinen noktada haberin özü ayakta duruyor: Cast ajansları üzerinden siyasi toplantıya katılımcı getirildi ve en azından bazılarına para vaat edildi. Aydınlatılması gereken artık bunun olup olmadığı değil; kim tarafından, hangi amaçla ve hangi kaynakla yapıldığıdır.
CHP'den "figüran" iddialarına açıklama: Figüran varsa değerlendirme yapılır
Gürsel Tekin'den "figüran" iddialarına açıklama: Tuzak, FETÖ'vari tezgah
İddia: Kılıçdaroğlu’nun rozet törenine yüzlerce figüran taşındı, slogan provası yapıldı
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

