İsmail Arı’nın tutuklanmasına dayanak: İletişim Başkanlığı'nın 'yalanlama' tweeti

İsmail Arı’nın tutuklanmasına dayanak: İletişim Başkanlığı'nın 'yalanlama' tweeti
BirGün muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanma gerekçeleri arasında İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin bir paylaşımı yer aldı. Hukukçu İlhan Cihaner, bir kurumun yalanlama metniyle tutuklama kararı verilmesinin ceza hukuku sistematiğini yok ettiğini vurguladı.

CANAN COŞKUN

BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasına gösterilen gerekçelerden biri de Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) haberiyle ilgili paylaştığı bir tweet. Hukukçu İlhan Cihaner’e göre, İsmail Arı’nın DMM’nin yalanlama metni gerekçe gösterilerek tutuklanması ceza hukuku sistematiğinin yok edilmesi anlamına geliyor. Cihaner, bu gerekçeye dayanarak tutuklama kararı veren yargı mensubuna seslenerek “O zaman size ne gerek var kardeşim? Çıkarın cübbenizi, doğrudan doğruya Dezenformasyonla Mücadele Merkezi kimin tutuklanacağına karar versin” dedi.

Gazeteci İsmail Arı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın re’sen başlattığı bir soruşturma kapsamında bayramın ikinci gününde Tokat’ta misafirlikte bulunduğu sırada gözaltına alınarak Ankara’ya getirildi ve burada tutuklandı. Emniyet sorgusu sırasında Arı’ya aylar önce yaptığı haberler veya çalıştığı kurumun YouTube kanalında katıldığı yayınlar suçlama olarak yöneltildi.

BirGün gazetesinin haberine göre, Arı’ya suçlama olarak yöneltilen haberleri ve tarihleri şöyle:

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ailesinin yönetiminde olduğu vakıflarla ilgili BirGün TV yayını (16 Ocak 2026)
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesine yurt inşa edilmesi için tescilli yapıların bulunduğu alanın seçilmesini konu alan “Tarihi yapılar gözden çıkarıldı” haberi (10 Mart 2026)
  • “Sarayın koridorlarından torpil çarkı” başlıklı Birgün TV yayını (9 Mart 2026)
  • Yunus Emre Vakfı’nda yaşanan yolsuzlukla ilgili “Bir Soygun Portresi: Bu videoya erişim engeli gelmeden izleyin!” başlıklı BirGün TV yayını (16 Şubat 2026)

Arı’ya 10 Mart 2026 tarihli haberiyle ilgili emniyette ilgi çekici bir soru soruldu. Arı’ya söz konusu haberle ilgili İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin 11 Mart 2026 tarihinde yalanlama metni yayınladığı belirtilerek savunma yapması istendi.

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin söz konusu tweeti mahkemenin tutuklama kararına dayanak oldu. Arı’nın sorgusunu yapan Ankara 11. Sulh Ceza Hâkimliği, Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliği’nce düzenlenen 21 Mart 2026 tarihli video dökümü, açık kaynak araştırma raporu, sosyal medya paylaşımları, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin 11 Mart 2026 tarihli yalanlama metnini suçlamaya delli olarak olarak kabul etti. Hâkim, Arı’ya yöneltilen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu yönünden kuvvetli suç şüphesi doğduğunu öne sürerek, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağını iddia etti ve Arı’yı tutukladı.

Cihaner: Kimin tutuklanacağına DMM karar versin

Hâkimlikteki sorguya katılan hukukçu İlhan Cihaner, Kısa Dalga’ya yaptığı açıklamada, Arı’nın tutuklandığı yasa maddesinin hazırlığı aşamasındaki tartışmaları hatırlatarak yasanın çıkış amacının bu olmadığına dikkat çekti. Cihaner, o dönem iktidar partisi mensuplarının “Yasanın unsurlarını o kadar zorlaştırdık ki zaten bu yasadan kimse mahkûm olmaz” dediğini hatırlattı.

İsmail Arı’nın tutuklanmasına gerekçe olan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin yalanlama metniyle ilgili konuşan Cihaner, şunları söyledi:

“Bir kere tutuklama gerekçeleri arasında Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin açıklaması kabul edilemez. ‘Oradan gelen doğrudur ve eğer o doğruysa bu suç oluşur’ kabulü ceza hukuku sistematiğinin yok edilmesi anlamına gelir. O zaman tutuklama koşulları arasına bunu da yazın: ‘Dezenformasyonla Mücadele Merkezince yalanlanan haberleri yapan gazeteciler de tutuklama nedeni olur.’ Böyle şey olabilir mi? Bilginin yanlış olup olmadığının kontrol edilmesi lazım. Bunun kontrol edecek de yargıdır. Bu yapılmış mı? Hayır. O zaman size ne gerek var kardeşim? Çıkarın cübbenizi, doğrudan doğruya Dezenformasyonla Mücadele Merkezi kimin tutuklanacağına karar versin.”

Cihaner, İsmail Arı’nın tutuklanmasına gerekçe gösterilen haberin doğru olduğunu, ancak bir an için yalan olduğu düşünülse bile tutuklama kararı verilemeyeceğini, tekzip metniyle bu işin çözülebileceğini söyledi. Yasa maddesindeki unsurların hiçbirinin İsmail Arı örneğinde bulunmadığına işaret eden Cihaner, tutuklamaya dayanak olan haberle ilgili şöyle devam etti:

“Yani orada nihayetinde bir okuldaki mülk yapımı var. İsmail orada yurttaki tadilat işinin kültür ve tabiat varlıkları kanunu çerçevesinde doğru yürütülmediğini söylüyor. Doğru yürütüyorsa belgeleriyle açıklarsın. Herkes de ‘İsmail de biraz özenli haber yap’ der. Ama yasaya göre bu da yeterli değil. Yani kasıtlı olarak kaygı, korku ve panik yaratmak amacıyla bir kasıtlı yalan haber yaptı diyelim. Bunun bir de milli güvenlikle, genel sağlıkla, kamu güvenliğiyle ilgili olması gerek. Bu haberin milli güvenlikle, kamu güvenliğiyle ya da genel sağlıkla ne alakası var? Bu da yeterli değil. Bunun bir de kamu güvenliğini bozmaya elverişli olması için açık ve yakın bir tehlike oluşturması lazım.”

Cihaner, İsmail Arı’nın sorgusuna verilen aradan sonra DMM'nin yalanladığı haberin de suçlama olarak yöneltildiğini belirterek şöyle devam etti:

“Burada hukuki yorum falan yok artık. İktidarın pratiği şudur. Önce susturmak istenen, egale etmek istenen kişi belirleniyor. Ondan sonra onun eyleminin suç olup olmadığının hiçbir önemi yok. Yani artık eylemsiz suçlar -ki bu suç sistematiğinin ortadan kaldırılması anlamına gelir- yaratıyorlar. Yani esas olan kim suçlanacak? O belirlendikten sonra onun bir suç işlemesine gerek yok. Bir kritik durum daha var. Bu suçun alt sınırı 1 yıl, üst sınırı 3 yıl. Üst sınırı iki yılın altındaki suçlarda tutuklama yasağı var. İsmail varsayalım bundan mahkûm oldu. Mahkûm olsa ve alt sınırdan ayrılıp üst sınıra gittiği noktada bile tutuklama yasağı var burada da yatarı yok. Aynısını Merdan Yanardağ’a, Alican Uludağ’a da yaptılar.

İsmail Arı olayı, tutuklama gerekçesine doğrudan doğruya iktidarın bir parçası olan bir yapının açıklamasının referans alınmasıyla bence diğerlerinden biraz ayrılıyor. Bu diğer gazetecilerin tutukluluğunun hukuk dışılığını azaltmıyor kuşkusuz ama artık Türkiye'de gazetecilik bence yapılamaz noktaya süratle geldi.”

Ne soruşturma ne şikâyet...

Öte yandan İsmail Arı’nın sorgusuna katılan avukatlardan Kerem Altıparmak da, Arı hakkında re’sen başlatılan soruşturmanın 16 Ocak 2026 tarihli BirGün TV yayınına dayandığını söyledi ve bu yayınla ilgili hiçbir soruşturmanın veya şikâyetin bulunmadığını aktardı. Avukat Altıparmak, Arı hakkında delile dönüştürülen haberlerle ilgili de neyin suç olarak yöneltildiğinin de açıklanmadığını söyledi.

Sansür yasası nedir?

Arı’ya yöneltilen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun yasalaşması çalışmaları sırasında gazetecilerden ve gazetecilik meslek örgütlerinden tepkiler yükselmişti. Tepkilerin sebebi, “sansür yasası” olarak tarif edilen bu yasanın gazetecileri ve gazetecilik faaliyetlerini hedef alacağı, halkın haber alma hakkının engelleyeceği öngörüsüydü.

Sansür yasası, Türk Ceza Kanunu’nda değişiklik öngören başka bir yasayla Türk hukuk sistemine girdi. Toplam 40 maddeden oluşan ve amacı “basın özgürlüğü ve bu özgürlüğün kullanımı ile basın kartına ilişkin usul ve esasları belirlemek” olarak aktarılmıştı. Yasanın 29’uncu maddesi ise bugün TCK’nin 217/A maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenliyordu. Bu yasanın hazırlık aşaması ve yasalaşması sırasında gazetecilerden ve gazetecilik meslek örgütlerinden tepkiler yükselmişti. Tepkilerin sebebi, “sansür yasası” olarak tarif edilen bu yasanın gazetecileri ve gazetecilik faaliyetlerini hedef alacağı, halkın haber alma hakkının engelleyeceği öngörüsüydü.

Venedik Komisyonu'ndan "caydırıcı etki" uyarısı

Venedik Komisyonu, o dönemde “acele ortak görüş” başlıklı raporunu yayımlamıştı. Raporda bu düzenlemeyi de ele alan komisyonun ana eleştirisi suç tanımının geniş ve muğlak olmasıydı. Raporda, yasa maddesindeki ifadelerin çok farklı yorumlara açık olduğu ve keyfi uygulamalara kapı araladığı belirtilmişti. Komisyon, yasa metninin ifade özgürlüğü üzerinde “caydırıcı etki” yaratabileceği uyarısında bulunmuştu.

CHP, bu sebeplerle yasanın 29’uncu maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. AYM, Kasım 2023’te başvuruyla ilgili verdiği ret kararında, eylemin suç olması için gerçeğe aykırı bilginin "ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili olması" gerektiğini belirtmişti. Karara, dönemin AYM Başkanı Zühtü Arslan, Başkan Vekili Hasan Tahsin Gökcan ile üyeler Engin Yıldırım, Emin Kuz, Yusuf Şevki Hakyemez ile Kenan Yaşar muhalefet etmişti. AYM Başkanı Arslan karşı oy yazısında düzenlemenin ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratacağını vurgulamıştı.

Yasanın mimarlarından MHP’li Feti Yıldız, bu maddenin gazetecilik faaliyetiyle değil, sistematik yalan haberle mücadele amaçlı olduğunu savunmuştu. Ancak yasa, öngörüldüğü üzere en çok gazetecileri hedef almıştı. Maddenin yasalaşmasından bir ay sonra Bitlis’te gazetecilik yapan Sinan Aygül, bu suçlamayla gözaltına alınmıştı. Aygül, 13 Aralık 2022’de Twitter hesabından Bitlis’in Tatvan ilçesinde 14 yaşındaki bir çocuğa cinsel saldırıda bulunulduğu iddiasını paylaşmış, birkaç saat sonra gözaltına alınarak “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Yasanın hedef aldığı gazeteciler

Yasanın hedef aldığı başka gazeteciler de oldu: Tolga Şardan, Cengiz Erdinç, Özlem Gürses, Sedef Kabaş, Merdan Yanardağ, Furkan Karabay, Evrim Kepenek, Timur Soykan, Barış Pehlivan, Şube Aydın, Murat Ağırel, Ozan Balık, Zafer Arapkirli, Fatih Altaylı, Can Ataklı, Ruşen Takva, Dinçer Gökçe, Evren Demirdaş, Nilay Can, Veysi Dündar, İsmail Saymaz, Onur Öncü, Ferit Aslan, Şükran Ekinci, Zeynep Kuray, Fırat Bulut, Duygu Kıt, Batuhan Çolak, Kayhan Ayhan, Ahmet Kanbal, Medine Mamedoğlu, Rabia Önver, Oktay Candemir, Yüsra Batıhan, İdris Yılmaz, Aslıhan Gençay, Mustafa Mert Bildircin, Altan Sancar, Dilan Esen ve son olarak İsmail Arı.

Yasanın hedef aldığı gazeteci olmayan kişiler de vardı: TÜSİAD eski yöneticileri Ömer Aras ve Orhan Turan, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve 10 baro yönetim kurulu üyesi, sosyolog Veli Saçılık, avukat İrem Çiçek, AKUT eski Başkanı Nasuh Mahruki.

Altı sınırı 1 yıl, üst sınırı ise 3 yıla kadar hapsi öngören yasa maddesine göre, bu suçun yöneltilebilmesi için o kişinin amacının “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak” olması gerekiyor. Söz konusu “yanıltıcı bilginin” de “ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili” olması gerekli.

Sivil toplumun sansür raporları

Sansür yasası, gazetecileri hedef aldıkça gazetecilikle ilgili sivil toplum kuruluşları da bu yasanın adliyedeki izdüşümüne de odaklandı. Expression Interrupted’in verilerine göre, 2023 yılında bu suçlamayla en az 14 gazeteciye soruşturma açıldı, dört gazeteci gözaltına alındı, üç gazeteci tutuklandı, beş gazeteci de yargılandı. 2024 verilerinde, gazetecilerin bu suçlamayla karşı karşıya kalma yüzdesi de artmıştı. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu 2024’ün ilk çeyreğinde gazeteci davalarında en sık kullanılan suçlamalar arasına girdi.

exp-2024.png
2024 verileri

Bu oran 2025 daha da arttı ve gazetecilerin söz konusu suçlamayla karşı karşıya kalma oranı yüzde 6'ya çıktı.

exp-2025.png
2025 verileri

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin “Sansür Yasasıyla Dört Yıl” başlıklı raporuna göreyse, bu yasa maddesine bağlı davalar belirli kriz dönemlerinde belirgin biçimde yoğunlaştı. 6 Şubat 2023 depremleri, seçim süreci ve yargı haberciliği başlıkları bu davaların yoğunlaştığı dönem ve alanları oluşturuyor. Derneğin verilerine göre, TCK 217/A uygulamasında amaçlanan caydırıcı etki, mahkûmiyet değil yargılama sürecinin bizzat kendisiyle sağlanıyor. Gazeteciler beraat ettiğinde bile aylarca süren yargılama süreci, tutukluluk riski, hukuki masraflar, medyada oluşan damgalama ve mesleki belirsizlikler gazetecilerde kalıcı izler bırakıyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.