Günaydın: Siyasi olmasaydı İmamoğlu yargılanırken Gökçek sakız çiğneyerek dolaşır mıydı?

Gökhan Günaydın, "Siyasi olmasaydı 4 bin sayfalık iddianame ile Ekrem İmamoğlu gözaltına alıp tutuklanıp yargılanırken acaba Melih Gökçek sakız çiğneyerek etrafta dolaşır mıydı?" dedi.

·

Kısa Dalga - Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM'de gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Günaydın, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından yapılan belediye başkanvekilliği seçimini AKP adayının kazanmasına ilişkin şunları söyledi:

"Sistemli, planlanmış, eşgüdümlenmiş, örgütlenmiş bir kumpas sahneye konuldu. Üstelik de araçsallaştırılmış yargısıyla, yedeklenmiş kamu idaresiyle ve tek parti devleti haline dönüştürülmüş yapısıyla birlikte büyük bir utanmazlığı ibretle izledik. Biraz tarihine bakalım. 31 Mart 2024'te Üsküdar'da millet iradesini ortaya koymuştu. Anımsayalım. AKP ve MHP'nin ortak adayı Hilmi Türkmen, yüzde 43 civarında oy alabilmiş. Buna karşılık Sinem Dedetaş, yüzde 50 oyla Hilmi Türkmen'e de 25 bin fark atarak Üsküdar'ın iradesinin temsilcisi olmak suretiyle belediye başkanı seçilmişti. O tarihten itibaren iftiralar, kumpaslar, Üsküdar'da ve İstanbul'da hiç eksik olmadı. Bütün bu yapının sonrasında 29 Temmuz 2026 günü Sinem Dedetaş'ı tutukladılar. Sabah 06.22'de konutuna giden polisler kollarına girerek Sinem'i evden çıkarttılar ve bu fotoğraf, bu video yandaş basına her zaman olduğu gibi anında servis edildi. İstanbul'da ve Üsküdar'daki seçimlerden 29 belediye meclis üyesi ile ayrılmıştık. AKP'nin ve MHP'nin toplamda 14 artı 3 olmak üzere 17 belediye meclis üyesi vardı. Sinem'i tutukladılar. 29'dan biri eksildi, 28 kaldı. Arkasından seçim yapıldı. Seçimi yine biz kazandık. Ama sarmalaştırılmış yargı yine tarihe geçecek bir ibretlik vesikasıyla seçimi iptal etti. Arkasından gözaltılar, tutuklamalar, transferler birbiri ardına devam etti. Üç belediye meclis üyemizi gözaltına aldılar. Bunlardan ikisini Ekrem Bey'i ve Amina Hanım'ı tutukladılar. Mithat Bey'i ise gözaltından sonra serbest bıraktılar. Böylece 28'den sayı 25'e düştü. Seçimden iki gün evvel havuç ve sopa ilişkisini birlikte ve ibretlik bir biçimde kullanarak dört belediye meclis üyesini daha transfer ettiler. Ve böylece seçim 21'e 21 haline geldi.

Bununla da yetinmediler. Bu seçimde divan başkanlığı yapan belediye meclis üyemizi, iki tane yakın arkadaşıyla, divan üyesi arkadaşıyla beraber ifadeye çağırdılar ve gözdağı verdiler. Bu koşullarda yeni bir seçime daha girildi. Orada bu operasyonu baştan beri tezgahlayanların 21'e 21 bırakacağı şansa orayı terk etmeyecekleri açıktı ve yine o seçimde de iki kişiyi millet iradesini çalarken suçüstü yakaladı. Böylece 23'e 19 oldu. Üsküdar'ın belediye başkanı hala Sinem Dedetaş'tır. Ama belediye başkan vekili olarak bir AKP'li o koltuğa bu söylediğim kumpasın sonrasında oturtuldu."

uskudar

"Türkiye'de seçimi anlamsız kılmayı başaramayacaksınız"

"Türkiye'de seçimli demokrasiyi rafa kaldırmak hiç kimsenin haddi değildir. Türkiye'de seçimi anlamsız kılmak, yurttaşa umutsuzluk yaymaya çalıştığınızın farkındayız ama bunu başaramayacaksınız. Türkiye demokratik rejimle ve millet iradesiyle yönetilmeye devam edecektir" diyen Günaydın, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'de rıza üretemeyenlerin ceberut devlet anlayışı ile ve zorla iktidarda kalma çabası acıklıdır. Bu tablonun mutlaka siyaseten sonu gelecektir.

Yurt dışına milyarlarca doları kaçırmış olan yandaşlarınızın peşine düştünüz. Binali Yıldırım'ın peşindesiniz. Melih Gökçek'in peşindesiniz. O paralar kimlerden soyuldu ve o paralar yurt dışına nasıl transfer edildi? Türkiye'de etkin ve adil bir yargı olduğu zaman bunlar zaten ortaya çıkartılacak. Ancak bunları doğru ve etkin soruşturma yapmadan, sadece zevahiri kurtarmak üzerinden yürütülen çabaların yurttaşın vicdanında bir yerinin olmadığı açıktır. Bu çerçeve içerisinde yarın da değerlendireceğim gibi Türkiye'nin demokrasi tarihi ve ekonomik birikimi açısından son derece sorunlu bir zaman diliminde yaşıyoruz. Buradan bir an evvel çıkış için de Türkiye'nin seçimle yüz yüze gelmesi gerekmektedir. Ara seçimden kaçanlar, erken seçimi kendilerini kurtarmak için bir bahane üzere hazırlamaktadırlar. Ancak o sandık gelecek. O sandık gelene kadar da Yeni Parti'nin sokaklarda, meydanlarda kararlı yürüyüşü devam edecek. Eylül ayı ile beraber yalnızca genel başkanımız ve grup başkan vekilleri değil, tüm siyasi örgütümüz, milletvekillerimiz alanda olacaklar."

"Ekrem İmamoğlu siyasi tutuklu değilse neden 23 Mart 2025 günü tutuklandı?"

Günaydın, Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün yayımlanan bir röportajında Ekrem İmamoğlu'na yönelik açıklamalarının sorulması üzerine ise şu yanıtı verdi:

"Eğer Ekrem İmamoğlu 2014'te Beylikdüzü'nü kazanmasaydı, 2019'da İstanbul Büyükşehir'i 13 bin farkla Mart'ta kazanmasaydı, iptal edilen seçimi Haziran'da 700 bin farkla kazanmasaydı, bütün iftira ve kumpaslara rağmen 2024'ün yerel seçimini de 1 milyon farkla kazanmasaydı, arkasından Cumhurbaşkanlığına aday olmasaydı, Ekrem İmamoğlu'nun 35 yıl evvelki diploması iptal edilir miydi? Ekrem İmamoğlu siyasi tutuklu değil. Öyle mi? Peki Ekrem İmamoğlu siyasi tutuklu değilse neden 23 Mart 2025 günü tutuklandı? Neydi o tarihin önemi? Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanı adayını ön seçimle belirleyecekti. 23 Mart sabahı Ekrem İmamoğlu tutuklandı.

imamoglu-1

23 Mart akşamı açılan sandıklardan ona 15 milyon oy çıktı. Aynı gün tutuklanması da Ekrem Başkan'ın siyasi tutuklu olduğu konusunda size bir işaret vermiyor mu acaba? Şimdi eğer Ekrem İmamoğlu ile siyaseten uğraşılmasaydı, Süleyman Soylu kendisine ahmak dediği için ve ona cevap verdiği için tarihe geçen ahmak davasının sanığı konumuna düşürülür müdür? Ya da Fatih'in türbesinde yürüyüş tarzı ya da Ordu Valisi'yle, Ordu Havaalanı'ndaki muhatabiyeti bir dava konusu yapılır mıydı? Eğer Ekrem İmamoğlu siyasi olmasaydı, siyasi olarak kendisinin en önemli rakibi olmasaydı Ekrem İmamoğlu hakkında bugüne kadar 17 ayrı dava açılır mıydı? Daha da önemlisi, o 17 davada görev alan 16 hakim ve savcının görev yerleri davalar sürerken değiştirilir miydi? Bu da mı size bir işaret vermiyor? Eğer Ekrem İmamoğlu siyasi olmasaydı, İstanbul Büyükşehir'i kazandıktan sonra yüzlerce, binlerce insan kendisini ziyarete gelirken onların arasında ziyaretçi olarak giren ve yanında yalnızca birkaç dakika duran geniş şapkalı bir kadın ve yanındaki insan, üzerinde hayatlarında sadece birkaç dakika gördüğü insanlar üzerinden casuslukla suçlanır mıydı? Ondan dolayı tutuklanır mıydı? Eğer Ekrem Başkan İstanbul'daki belediye sayısını, ilçe belediye sayısını 14'ten 26'ya çıkartmak için hangi ilçede nasıl bir sosyoloji varsa ona yönelik belediye meclis üyesi adaylaştırması yaptı diye 'sen Kürtlerden belediye meclis üyesi seçtin, kent uzlaşısı tarafısın, o halde sen teröristsin' diyerek acaba yargılanır ve bu suçtan da tutuklanır mıydı? Davalara girip duruşmaları izlemek gerek. Siyasi olmasaydı Ekrem Bey'in savunması engellenir miydi? Savunması engellenen adam, 'Millet şahidimdir' diye kitap basıp kendisini millete anlatmak istiyor. Siyasi olmasaydı o kitapta toplanır mıydı? Bu da mı size bir işaret vermiyor?

Gizli tanıkların ifadeleri, kimileri gizli tanıklıktan çekildiği için kelimesi değiştirilmeden başka başka bir gizli tanığın ifadesine aktarılır mıydı? Ve böylesine açık hukuksuzluk ve aymazlık hiçbir tereddüde mahal göstermeden devam ettirilebilir miydi? Etkin pişmanlıktan yararlanıp tahliye olan, sonra duruşmaya gelip helallik isteyen, savcının o anda kendisi hakkında yeniden tutuklama istediği ve bu anda ertesi sabah tekrar gelip ifadesini etkin pişmanlık ifadesine dönüştürerek yeniden anlatan insan da mı size acaba ne oluyor diye bir işaret vermiyor? Siyasi olmasaydı, 4 bin sayfalık iddianame ile Ekrem İmamoğlu gözaltına alıp tutuklanıp yargılanırken acaba Melih Gökçek sakız çiğneyerek etrafta dolaşır mıydı? Ya da damadına 340 trilyon TL'lik İstanbul Büyükşehir Belediyesi arsasından avantaj sağlayan Kadir Topbaş, yaşamını yargı önüne çıkmadan tamamlayabilir miydi? Bunlar da mı size bir acaba işaret vermiyor? Bir kişiyi sevebilir ya da sevmeyebilirsiniz. Ancak sözlerinizle tarihe geçiyorsunuz. Tarihe AKİT'in manşetlerinde değil, halkın vicdanlarında geçmektir mesele."

Kaynak: ANKA

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.