Hatimoğulları: Meclis açıldığında kök yasayı güçlendirecek düzenlemeleri hayata geçirelim

Tülay Hatimoğulları, "1 Ekim'de Meclis açıldığında kök yasayı güçlendirecek, demokratik ve özgürlüklerin önünü açacak düzenlemeleri hayata geçirelim. Farklı düşündüğümüz noktaları müzakereyle ve ortak akılla pekala çözebiliriz" dedi.

·

Kısa Dalga - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Hatimoğulları, Ankara'da yapılan NATO Zirvesi'ne ilişkin şunları söyledi:

"Gazze'deki insani soykırıma karşı ateşkes ve uluslararası hukuk için güçlü bir irade ortaya konmadı. Filistin için o timsah gözyaşı akıtanlar var ya NATO görüşmelerinde sustu, soldular. Mesela NATO görüşmelerinde AKP iktidarı Filistin gündemini doğru düzgün dile getirmedi bile... Türkiye savunma sanayi, asker sayısı, enerji koridorları ve göç yönetimi bakımından kritik bir ülke olarak konumlandırılıyor. Bakın bu NATO'dan çıkan en önemli sonuç ve tespitlerden biridir. Bir diğeri Türkiye ordusu gerekirse AB'nin askeri savunma gücü olabilir. Şimdi bu tartışma gündeme gelmiş durumda. Bunun anlamı çok açık. Türkiye adım adım önceliği olmayan savaş ve çatışmaların şimdiden tarafı haline getiriliyor ve iktidar bunu bütün bu görüşmeleri bir başarı hikayesi anlatarak, bir başarıymış gibi kamuoyuna sunuyor. Oysa bu bir başarı değildir, bir başarısızlıktır. Bize ait olmayan savaşlara şimdiden taraf olmak ve şimdiden ortak olmaya hazırlanmak başarı değil, başarısızlıktır. Orduyu buralara yedeklemektir. NATO 3.0 adı verilen yeni dönem öncekiler gibi sefalet, açlık ve ölümden başka hiçbir şey getirmedi, getirmeyecek. Bizler bir kez daha NATO'ya 'Hayır, barışa evet' diyoruz. 'Ölüme hayır, yaşama evet', 'Silaha hayır, refaha evet' diyoruz ve 21. yüzyılda başka bir dünya mümkün."

tulay-hatimogullari

"Hüseyin Can Güner serbest bırakılmalı"

Hatimoğulları, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ve çok sayıda belediye çalışanının gözaltına alındığını belirterek, "Muhalif belediyelere dönük operasyonların ardı arkası kesilmiyor. Biz buradan defaatle çağrı yaptık. Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Hüseyin Can Güner serbest bırakılmalı. Varsa yargılanması gereken bir durum, bir seçilmiş olarak tutuksuz yargılanmalı ve hapishanedeki bütün seçilmişler derhal serbest bırakılmalı. Siyaset mahkeme koridorlarında mengeneden geçirilmemeli. Bütün toplum artık yeter diyor" dedi.

"Kimse kendi sorumluluğundan kaçmamalı"

Hatimoğulları, yürütülen sürece ilişkin kalıcı çözümün zemininin hukuk olması gerektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Kamuoyunun büyük bir merakla beklediği çerçeve yasa artık çıkmalı. 100 yıllık bir meseleyi tek bir yasayla çözemeyeceğimizin hepimiz farkındayız ama ilk düğmeyi doğru iliklemek zorundayız. Çünkü yanlış iliklenen ilk düğme geri kalan her düğmeyi yanlış hale getirir. Bu yaz mevsimini heba etmeyelim. Temmuz'da çerçeve yasayı çıkaralım. 1 Ekim'de Meclis açıldığında bu kök yasayı güçlendirecek, demokratik ve özgürlüklerin önünü açacak düzenlemeleri hayata geçirelim. Farklı düşündüğümüz noktalar olabilir. Bunları müzakereyle ve ortak akılla pekala çözebiliriz. Bu süreçte tam burada siyaset kurumunun tamamına ülkemizin yüklemiş olduğu görev ve sorumluluklar gereği herkese çok büyük ve acil görev ve sorumluluklar düşüyor. Kimse kendi sorumluluğundan kaçmamalı, kimse izleyici pozisyonundan olmamalı.

DEM Parti olarak dört ana başlık başlığın artık ertelenemeyeceğini düşünüyoruz. Birincisi kapsayıcı bir 'kök yasa'. Barışın hukuku, tarafların iradesini ve muhataplığını tanıyan bir zeminde kurulmalıdır. 'O gelir, bu gelmez' tartışması olmamalı, kategoriler olmamalı. Barışın kapısından herkes tereddüt etmeden rahatlıkla geçebilmeli. İkincisi, Meclis Komisyonu'nun raporlarında da yer aldığı gibi kayyum anlayışı son bulmalı. AYM ve AİHM'in kararları uygulanmalı ve seçilmiş irade tam anlamıyla güvence altına alınmalı. Üçüncüsü demokratik siyasetin önündeki engeller kaldırılmalı. Adliye koridorlarıyla, cezaevleriyle değil siyasetle konuşan bir Türkiye'ye dönüşmeli. İnsanın varlığı ve barış içindeki ortak yaşamı gerçekten son derece önemli, önemsenmeli ve bunu merkezimizde alarak bizler çalışmaları yürütmeliyiz. Dördüncüsü Sayın Abdullah Öcalan'ın iletişim ve çalışma koşullarının, demokratik çözümün ihtiyaçlarına uygun, özgür bir biçimde düzenlenmesi. Biliyoruz yaklaşık 50 yıldır devam eden savaş ve çatışmalar sürecinde herkesin yüreğinde derin bir yara var. Şimdi bu yaraları derinleştirme değil iyileştirme zamanı."

Sürecin muhataplarına seslenen Hatimoğulları, "Hiçbir çözüm sürecinde yüzde 100 bir mutabakat olmaz. Olmasını da bekleyemeyiz zaten ama hepimizin üzerinde birleşmesi gereken bir tek ilke var. Sorunlar konuşularak, diyalogla, müzakereyle ve buna uygun olarak atılacak somut adımlarla ve pratikle çözülür. Ekranlarda, kürsülerde, siyasetin kendi dilinde hala hala ötekileştirici, hala kışkırtıcı bir üslup var. Hakir gören, çözümsüzlüğü dayatan bir dil var. Bu, barış üretmez. Bu sadece mevcudu sürdürür. Biz ise barışı üretecek bir dille konuşmak zorundayız. Bu dili herkes böyle kurmak durumunda" dedi.

Kaynak: ha

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.