"Hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor" demişti... Taşcı'dan RTÜK'e "Kemal Öztürk" başvurusu

RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, gazeteci Kemal Öztürk'ün "Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor" sözlerinin suç unsuru teşkil ettiğini belirterek, konunun Üst Kurul toplantısında gündeme alınması talebiyle RTÜK Başkanlığı'na başvurdu.

·

Kısa Dalga - Gazeteci Kemal Öztürk, katıldığı bir televizyon programında, Esad döneminde İdlib, Afrin ve Halep’te yapılanları dinlediğini anlatarak, “Öyle hikayeler dinledim ki Sedney Hapishanesi’nde. Orada çalışmış çöpçüyü bile assalar, kurşuna dizseler yeridir dersiniz. Öyle korkunç hikayeler. İdlib’de, Afrin’de ve Halep kırsallarında öyle korkunç hikayeler dinledim ki, bu Nusayrilerin hepsini katletseler, yeridir diyesiniz geliyor. Ama bakın intikam almadılar” demişti.

RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, Kemal Öztürk'ün Nusayrilere yönelik söylemlerinin suç unsuru teşkil ettiğini belirterek, RTÜK Başkanlığı'na başvurdu. Başvuruda, Öztürk'ün bu ifadeleriyle bir inançsal ve toplumsal kimliğe sahip kişilerin tamamını hedef aldığı, bu kişilere yönelik öldürme eylemini meşru ve haklı gösterebilecek bir anlam taşıdığı ifade edildi.

ilhan-tasci
İlhan Taşcı

Başvuruda, "Burada özellikle değerlendirilmesi gereken husus, konuşmanın bir topluluğun tamamını, bireysel sorumluluklarından bağımsız biçimde yalnızca aidiyetleri üzerinden hedef almasıdır. Söz konusu ifadelerin yalnızca konuşmacının Suriye’deki geçmiş olaylara ilişkin kişisel değerlendirmesi olarak kabul edilip edilemeyeceğinin değil; yayın bağlamı, kullanılan kavramlar, hedef alınan topluluğun niteliği ve kullanılan 'katletseler yeridir' ifadesinin bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir" denildi.

"Kimlik temelli toplu bir hedef göstermeye dönüşüp dönüşmediği incelenmeli"

6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un "Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz" hükmü anımsatılan başvuruda, şu ifadeler yer aldı:

"Bir topluluğa mensup kişilerin bireysel sorumluluklarından bağımsız olarak yalnızca aidiyetleri nedeniyle topluca hedef alınması ve tamamının öldürülmesinin 'yerinde' olabileceğinin ifade edilmesi, toplumda kin ve düşmanlık oluşturma veya mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik etme bakımından değerlendirilmesi gereken bir durum ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçevede, ifadenin yayın bağlamı içerisinde toplumda belirli bir mezhepsel/inançsal gruba karşı olumsuz duygu ve tutumları besleyebilecek, söz konusu grubu topluca düşmanlaştırabilecek veya o gruba yönelik şiddet eylemlerini haklı gösterebilecek bir etki doğurup doğurmadığının uzmanlarca değerlendirilmesi gerekmektedir.

Elbette siyasi ve toplumsal olayların, özellikle Suriye’de yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin televizyon yayınlarında tartışılması ifade ve basın özgürlüğünün koruma alanı içerisindedir. Ancak bir topluluğun geçmişte gerçekleştirdiği ileri sürülen eylemler nedeniyle, o topluluğa mensup kişilerin tamamının 'katledilmesinin yerinde olacağı' yönünde bir değerlendirmeye konu edilmesi, belirli bir olay veya kişinin eleştirisi sınırını aşarak kimlik temelli toplu bir hedef göstermeye dönüşüp dönüşmediği yönünden ayrıca incelenmelidir. Bu nedenle yapılması talep edilen incelemenin, konuşmanın yalnızca tek bir cümlesine indirgenmeksizin, öncesi ve sonrasındaki ifadeler, programın konusu, konuşmacının kullandığı kavramlar ve yayının bütünü dikkate alınarak gerçekleştirilmesi önem arz etmektedir.

Bu itibarla 27.08.2026 tarihli söz konusu yayının 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında incelenmesi, ilgili uzmanlar tarafından raporlandırılması ve konunun ilk Üst Kurul toplantısında gündeme alınması hususunu arz ederim."

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.