İBB davası... Necati Özkan: İhale yok, teklif yok, yetki yok ama özel vasıflı örgüt üyesiyim

Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan, "İhalelere girmişliğim, teklif dahi vermişliğim yok. Görevim, yetkim, imzam, makamım, maaşım, huzur hakkım yok. Bunların varlığına emare teşkil edebilecek ne bir delil ne bir ifade ne de bir gizli tanık sözü var. Ve ben örgüt üyesiyim, hem de özel vasıflı örgüt üyesiyim" dedi.

·

Kısa Dalga - İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB davasının görülmesine İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam edildi.

Davanın 73. gününde tutuklu sanıkların tahliye talepleri alındı. Mahkeme Başkanı'nın verdiği bilgiye göre, her sanık veya avukatına beyanları için yarım saat süre verilecek. Talepler ilk duruşmadaki liste sıralamasına göre alınacak. Söz konusu listeye göre, Ekrem İmamoğlu'na tahliye talebi için sıranın 3 Eylül Perşembe günü gelmesi bekleniyor. Tahliye talepleri geçen hafta perşembe günü alınmaya başlanmış ve ilk olarak Mustafa Akın ve Yener Torunler söz almıştı.

Bugün, tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde mahkeme salonuna getirildi. Duruşma, Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan’ın tahliye talebiyle başladı.

"Kanun dışı veya ahlak dışı hiçbir faaliyetimin olmadığı heyetinizce görüldü"

Necati Özkan, 9 ve 13 Nisan’daki savunmalarında kendisini “yarım artı sıfır eylemden sorumlu” olarak nitelendirdiğini hatırlattı.

Eylem 13 bakımından kendisiyle ilişkilendirilen tek çalışmanın 31 Mart 2019 yerel seçim kampanyasında kullanılan “İstanbul Senin” adlı program olduğunu belirten Özkan, bunun dava konusu yapılan uygulamayla ilgisinin bulunmadığının duruşmada verilen ifadelerle ortaya çıktığını savundu.

Özkan, “Dosya içerisindeki ifadeler, tanık anlatımları, raporlar ve huzurdaki ifadelerde benim Eylem 13 ile ilgili kanun dışı veya ahlak dışı hiçbir faaliyetimin söz konusu olmadığı heyetinizce görüldü” dedi.

Eylem 13 kapsamında doğrudan bir eylemi bulunmadığını söyleyen Özkan, duruşmada dinlenen sanıklara “Beni tanıyor musunuz?”, “Aramızda herhangi bir iletişim oldu mu?”, “Mobil, dijital veya web tabanlı projelerinize dahil olduğuma şahit oldunuz mu?” ve “Veri erişimiyle ilgili herhangi bir yetkim veya sorumluluğum olduğunu gördünüz mü?” sorularını yönelttiğini hatırlattı. Özkan, verilen yanıtların tamamının İstanbul Senin ve İBB Hanem’le ilgili yazılım ve veri süreçlerinde herhangi bir yetkisinin veya sorumluluğunun bulunmadığını gösterdiğini savundu.

Ayrıca İBB Hanem’e ilişkin veri sızıntısının gerçekleştiği ileri sürülen Mayıs 2025 tarihinde Kocaeli 2 No’lu Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu olduğunu belirten Özkan, “İBB Hanem ile ilgili yazılmış son raporda adım dahi geçmiyor. Dosyada aleyhimde bir tanık ifadesi, gizli tanık ifadesi, şikayetçi ifadesi, belge veya rapor yok” dedi.

necati-ozkan

"Kalenin anahtarını elinde tutanlara sorulmuyor, benim gibi dış kapının dış mandalı bile olmayanlara soruluyor"

Özkan, “Eğer gerçekten bir veri sızıntısı varsa, 16 milyon İstanbullunun ya da 11 milyon seçmenin verisi çalındıysa, yabancı istihbarat kuruluşlarına sızdırıldıysa veya ticari olarak satıldıysa, kalenin anahtarını elinde tutan yetkili personele nedense sorulmuyor. Benim gibi dış kapının dış mandalı bile olmayan, hariçten gelip arada bir toplantılara katılan 67 yaşındaki bir vatandaşın bu işle dahli ileri sürülüyor. Neden?” diye sordu.

Necati Özkan, Eylem 4 kapsamında Adem Kameroğlu’nun etkin pişmanlık beyanlarına değindi. Temmuz ve Ağustos 2025’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu dilekçelerde olayın ayrıntılarını ve 200 sayfayı aşan belgeleri açıkladığını belirten Özkan, Kameroğlu’nun anlatımlarının bu belgelerin ardından değiştiğini savundu.

“Adem Kameroğlu’nun her ifadesinde hikâyesini değiştirmek zorunda kalmasının temel nedeni benim vermiş olduğum dilekçelerdir” diyen Özkan, SEGBİS’te ise olayın yeniden farklı bir şekilde anlatıldığını söyledi. Özkan, söz konusu dairelerin gerçek bir yatırım kapsamında alındığını savunarak, “Eğer burada gerçek bir yatırım değil de rüşvete aracılık etme durumu olsaydı, dairelerin sözleşmelerini kendi adıma yapar mıydım? Dört buçuk yıl sonra ihtiyaç doğduğunda bunları yine şirketime devreder miydim?” diye sordu.

"İhalelere girmişliğim yok; görevim, yetkim, imzam, makamım, maaşım, huzur hakkım yok"

Özkan, “İhalelere girmişliğim, teklif dahi vermişliğim yok. Görevim, yetkim, imzam, makamım, maaşım, huzur hakkım yok. Ne kimseye emir vermişliğim ne de kimseden emir almışlığım var. Bunların varlığına emare teşkil edebilecek ne bir delil ne bir ifade ne de bir gizli tanık sözü var. Ve ben örgüt üyesiyim, hem de özel vasıflı örgüt üyesiyim” diye konuştu.

"42 yıllık şirketimi tasfiye ettim, bütün personelimin çıkışlarını verdim"

532 günlük tutukluluğun hayatında geri dönülmez sonuçlara neden olduğunu dile getiren Özkan, 42 yıllık şirketini tasfiye ettiğini ve personelinin büyük bölümünün işine son vermek zorunda kaldığını söyledi. “532 gün... Suçsuz, günahsız, delilsiz, ispatsız 532 gün. Yazıktır. Gerçekten günahtır, ayıptır” diyen Özkan şöyle devam etti:

“Şirketimi, 42 yıllık şirketimi tasfiye ettim. Bütün personelimin çıkışlarını verdim, tazminatlarını ödedim. Şu anda sadece bir elin parmakları kadar arkadaşım benim ihtiyaçlarım nedeniyle şirkette. Onu da kısa sürede kapatıyorum. Maksat hasıl oldu. Yeter artık, gerçekten yeter.”

Özkan, tahliyesini talep ederek savunmasını bitirdi.

Kaynak: ANKA

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.