İBB davasında 10. oturum: Kolon kesen inşaat şirketi ve tutarsız rüşvet iddiaları

İBB davasında 10. oturum: Kolon kesen inşaat şirketi ve tutarsız rüşvet iddiaları
İBB davasının 10. oturumunda Mehmet Murat Çalık ve Resul Emrah Şahan’ın avukatı savunma yaptı. Çalık, rüşvet iddiasının 9 yıl sonra uydurulduğunu belgelerle anlatırken, Şahan’ın avukatı, müvekkilini suçlayan inşaat şirketlerinin projelerinde kolon kestiğini ve yangın tedbiri almadığını açıkladı.

CANAN COŞKUN

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da sanıkları arasında yer aldığı davanın ilk duruşmasının 10’uncu oturumu yapıldı. Oturumda Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ile yerine kayyum atanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın avukatı konuştu. Davanın görüldüğü Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesinde güvenlik önlemlerinin azaldığı görülürken, duruşma salonunda görüntü alınmaması için tedbirlerin sıkılaştırıldığı görüldü.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Marmara Cezaevi kampüsü içinde yaptığı dava için günün ilk ışıklarıyla yola çıktık. Yaklaşık iki saat süren bir yolculuğun ardından cezaevi kampüsüne ulaştık. Davanın ilk günlerinde gözlenen araç kalabalığının olmaması sebebiyle duruşma salonunun bulunduğu binanın önüne rahatça ulaştık, ancak binanın önünde çok uzun zamandır duran bariyerler olduğu gibi duruyordu. Bariyerlerle oluşturulan koridordan geçerek binanın içine girdik.

İBB davasının görüldüğü duruşma salonu binanın giriş katında bulunuyor. Alt kattaki başka bir salonda da Daltonlar suç örgütüne yönelik bir dava devam ediyordu. Gazeteciler İBB davasını kendilerine tahsis edilen iki odadaki televizyon ekranlarından ve dev duruşma salonunun köşesinde, sanıklara ve avukatlara oldukça uzak bir noktada, seyircilerin oturduğu kısmın yanında kendilerine ayrılan küçük bölümde izlediler. Duruşmanın başında mübaşir buraya gelerek gazetecileri salondan görüntü alınmaması için uyardı. Basın odasında da bunun gibi tedbirler için bir jandarma görevlendirilmişti. Gazeteciler çalışırken, jandarma da kendisi için odaya yerleştirilmiş masada oturarak gazetecileri gözetliyordu, arada sırada kanalı değiştirerek Daltonlar davasına geçiyordu.

Duruşma başlamadan önce salonda bulunan izleyiciler, sanıklar salona bir bir girerken onları “Türkiye sizinle gurur duyuyor” sloganlarıyla karşıladı. İmamoğlu’nun salona girdiğini gören izleyiciler onu “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” tezahüratıyla karşıladı. Tezahüratlar arasında doğum günü kutlamaları da vardı. Tutuklu İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce’nin yakınları seyirci sıralarından doğum gününü kutlarken, Ekrem İmamoğlu da kutlamak için Gökce’ye sarıldı.

whatsapp-image-2026-03-25-at-13-42-01.jpeg
Buğra Gökce'nin eşi Filiz Kahveci Gökce (Fotoğraf: Fatoş Erdoğan)

“Kesip yapıştırılmış” sorgu tutanağı

Dava kapsamında tutuklu bulunan ve yerine kayyum atanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, savunmasını dün yapmıştı, ancak avukatının konuşması bugüne kalmıştı. Avukatına söz hakkı verilmeden önce İmamoğlu’nun avukatlarından Fikret İlkiz söz alarak Resul Emrah Şahan’a gözaltı ve tutuklama sürecine ilişkin sorular yöneltti. İlkiz, Şahan’ın 19 Mart’ta gözaltına alındığını ve 23 Mart’ta tutuklandığını hatırlatarak, sulh ceza hâkimliği sorgusuna tek başına çıkıp çıkmadığını sordu. Şahan “Tek başınaydım” yanıtını verdi. Bunun üzerine İlkiz dosyada yer alan 9 sayfalık tutuklama kararına dikkat çekti. Kararda Ekrem İmamoğlu, Mahir Polat, Mehmet Ali Çalışkan ve Resul Emrah Şahan’ın birlikte yer aldığını belirterek, tutanağın “kesilip yapıştırılmış” bir metin izlenimi verdiğini ifade etti. Şahan da kendisine verilen tutanağın bu şekilde düzenlendiğini söyledi.

Söz hakkı daha sonra Şahan’ın avukatı Doğa Şanlıoğlu’na geçti. İddianamede Şahan’a 9 eylem üzerinden “rüşvet”, “irtikap” ve “örgüt üyeliği” olmak üzere üç suçlama yöneltiliyor. Şahan, iddianamede "özel vasfa haiz örgüt üyesi" olarak tanımlanan 13 kişiden biri olarak görülüyor. Bu kişilerin diğer üyelere göre daha aktif rol oynadıkları ve örgütün çeşitli işlemlerinde özel görev ve sorumluluk üstlendikleri iddia ediliyor. Savcılık, bu kişiler için ceza tayin edilirken "alt sınırdan uzaklaşılması" gerektiğini belirtiyor.

“Yedek tutuklama”

Şahan’ın avukatı Doğa Şanlıoğlu, yöneltilen suçlamalara karşı Şahan’ın 1989’da inşa edilen bir apartmanda kiracı olarak yaşadığını söyledi. Müvekkili hakkında “kent uzlaşısı” soruşturması kapsamında da tutuklama kararı verildiğini hatırlatan Şanlıoğlu, bunun darbe dönemlerindeki “yedek tutuklama” yöntemi olduğunu söyledi. Avukat Şanlıoğlu, Şahan’ın 19 Mart’ta tutuklama kararı verilen “kent uzlaşısı” soruşturması kapsamında hâlâ bir iddianame hazırlanmadığını hatırlatarak, bu soruşturma kapsamında Şahan hakkında kısa bir süre önce tahliye kararı verildiğini söyledi.

Avukat, soruşturma kapsamında gizlilik kararı bulunurken başsavcının basın toplantısı düzenlediğini, o sırada kendilerinin müvekkillerinin yakınlarına dosyayla ilgili bilgi veremediklerini hatırlattı.

“İki farklı iddianame”

Ellerinde iki farklı iddianame olduğunu söyleyen avukat Şanlıoğlu, basına sızdırılan metinle kendilerindeki metin arasında sayfa sayısı ve suçlamalar yönünden içerik farklılıkları olduğunu söyledi. Avukat, kamu görevlisi olmayan sanıkların da “irtikap” gibi suçlarla ilgili fail olarak gösterildiğini kaydetti. Dava kapsamında hiç “azmettiren” veya “yardım eden” kişinin olmadığını anımsatan avukat, bunun yerine “ahtapotun kolları” ifadesinin yer aldığını aktardı.

Rüşvet ve irtikap gibi suçlamalarla ilgili hiçbir şekilde soruşturma yapılmadığını, kendilerine soru yöneltilmediğini aktaran avukat Şanlıoğlu, Şahan hakkında iddialarda bulunan itirafçı sanık Yakup Öner’in ifadeleriyle ilgili konuştu. Öner’e yöneltilen soruların tutanağa geçmediğini tutanak üzerinden gösterdi. Bu ifadenin Şahan’a yöneltilecek suçlamalar için altlık oluşturduğunu aktaran avukat, Şahan aleyhine ifade veren kişilerin ifadelerinin peş peşe iki gün içinde alındığını söyledi. Şahan’ın suçlandığı dokuz eylemden yedisinin bu ifadelerden yola çıkılarak oluşturulduğunu aktardı.

Sekiz eylemin Şişli Belediyesi’yle ilgili olduğunu söyleyen avukat Şanlıoğlu, bu suçlamaların hepsinin itirafçı sanıklarının beyanlarıyla şekillendirildiğini kaydetti. Bu sanıkların tahliye olmak ve suç isnadından kurtulmak için her türlü beyanı vermeye hazır olduklarını savunan avukat, bu ifadelere itibar edilemeyeceğini, söz konusu ifadeler dışında da delil olmadığını anlattı.

İBB Hanem suçlaması

Avukat Şanlıoğlu, daha sonra Şahan’a yöneltilen dokuz eylemi tek tek ele aldı. Eylem 13 kapsamında yer alan veri işleme ve “İBB Hanem” suçlamasıyla ilgili müvekkiline yöneltilmiş somut bir isnat olmadığını söyledi. Bu eylemde Şahan’ın yalnızca o dönem İPA başında olması nedeniyle dosyaya dahil edildiğini, talimat verdiğine dair iddianın maddi delille desteklenmediğini belirtti.

Eylem 38: “Yarım milyara satılan yangın tedbirsiz evler”

Avukat Şanlıoğlu sırayla müvekkiline yöneltilen suçlamalara yanıt verdi. Davanın iddianamesinde “Eylem 38” olarak ele alınan DAP Yapı’nın Nişantaşı Koru projesiyle ilgili “rüşvet” suçlamasına dayanak olan protokolün iddia edilenin aksine 2025 yılında değil 2020 yılında yapıldığını söyledi. Avukat, 2025’teki protokolün 2020 yılında yapılanın tamamlayıcısı niteliğinde olduğunu söyledi. Avukat, projeye yangın tedbirlerinin eksik olması sebebiyle iskan verilmediğini anlatarak, “yarım milyara satılan bu evlerde yangın tedbiri olmadığını" söyledi. Avukat Şanlıoğlu, bu eksiklik olmasaydı iskanın bakanlıktan da alınabileceğini söyledi.

Eylem 39: Avrupa Konutları Şişli projesi suçlaması

Şanlıoğlu, Profilo AVM’nin yerine yapılan Artaş İnşaat’a ait Avrupa Konutları Şişli projesiyle ilgili suçlamaya da yanıt verdi. İddianamede “Eylem 39” olarak ele alınan iddiayla ilgili sürecin donatı alanının kamuya terk edilmemesi nedeniyle uzadığını aktaran avukat Şanlıoğlu, kamuya terk işlemi tamamlandıktan sonra ruhsatın verildiğini ifade etti. Bu nedenle ortada rüşvet değil, imar mevzuatının uygulanmasının bulunduğunu dile getirdi. Ruhsat işlemlerinin Şahan’ın belediye başkanı olmadan önce başladığını, Şahan’ın tutuklanmasından sonra bu işlemlerin tamamlandığını aktaran avukat, “Artaş’ın yetkilisi Süleyman Çetinsaya’nın istenilen ifadeyi vermediğinden olsa gerek davanın sanığı haline getirildiğini" savundu.

Eylem 40: “Kolon kesen Torunlar”

Avukat Şanlıoğlu, iddianamede “Eylem 40” olarak ele alınan Torun Center ile ilgili suçlamaya karşı da dikkat çeken bilgiler verdi. Torunlar’ın bina içinde 17’nci ve 24’üncü katlar arasında merdiven boşluğu oluşturmak için girişimlerde bulunduğunu söyleyen avukat Şanlıoğlu, müvekkilinin bunu “kolon kesmek” diye tanımladığını, bu sebeple yapı tatil tutanağı düzenlendiğini söyledi. Avukat, Torunlar’ın basit tadilat ruhsatıyla yaptığı değişikliklerin imar mevzuatına uygun olmadığını aktardı.

Eylem 41: Rotana rezidans suçlaması

Avukat Şanlıoğlu, Şişli’nin Bomonti semtindeki Rotana rezidans projesiyle ilgili 4 milyon dolar rüşvet istendiği iddiasının da etkin pişmanlık ifadeleriyle yöneltildiğini söyledi. Avukat, projenin iskan sürecinin kısa sürede tamamlandığını, bu nedenle geciktirme ya da baskı iddiasının somut verilerle desteklenmediğini ifade etti.

Eylem 42: Medicana hastanesi suçlaması

Avukat Şanlıoğlu, Eylem 42’de Levent’teki Medicana Hastanesi’ne bağış karşılığı izin verildiği iddiasının resmi yazışmalarla çeliştiğini söyledi. Belediyeye yapılan ödemenin “şartsız bağış” olarak resmi hesaplara yatırıldığını, elden ödeme iddiasının ise herhangi bir delille desteklenmediğini vurguladı.

“Parsel bazlı değişiklikler” suçlaması

Plan değişikliği iddialarını içeren Eylem 43, 44 ve 45’e ilişkin olarak ise Şanlıoğlu, müvekkilin bu süreçlerde doğrudan yetkili olmadığını belirtti. Müvekkilinin parsel bazlı plan değişiklikleri yapmadığını söyleyen Şanlıoğlu, bunun merkezi idare yetkisinde olduğunu hatırlattı ve bu işlemler üzerinden rüşvet isnadı kurulmasının hukuken mümkün olmadığını savundu.

Mehmet Murat Çalık’ın savunması

Resul Emrah Şahan’ın avukatının savunmasından sonra duruşmaya öğle arası verildi. Duruşmanın öğleden sonraki kısmında Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın savunmasına geçildi. Çalık, sözlerine “Umarım bundan sonraki bayramlarda özgür oluruz” diyerek başladı. Çalık, soruşturma aşamasında “irtikap” suçlamasıyla karşı karşıya kaldığını ancak iddianamede suçlamanın “rüşvet”e döndüğünü söyledi.

“Ortada herhangi bir suç örgütü yoktur” diyen Çalık, 4 bin sayfalık iddianamede kendisiyle ilgili tek bir tape veya gizli tanık beyanı olmadığını söyledi. Bunların örgütlü bir suçun olmadığını gösteren deliller olduğunu kaydeden Çalık, hayatının hiçbir döneminde suç teşkil edecek bir yapınının parçası olmadığını aktardı.

“Rüşvet” suçlamasının sadece kamu görevlilerine yöneltilebilecek bir suç türü olduğunu belirterek “İddia edilen suçlarla ilgili dönemlerde kamu görevlisi değildim. Belediye bünyesinde kamu yararına yapılan işleri sonuna kadar sahipleniyorum. Bunlar bizim belediyecilikteki onur abidelerimizdir” dedi.

29 yıllık şehir plancısı olduğunu belirten Çalık, meslek hayatı boyunca şehircilik ilke ve esaslarına uygun davrandığını aktardı. Mezun olduktan sonra 1997 yılında Trabzon’da ofis açtığını, bir yıl sonra da İstanbul’a taşındığını söyledi. İstanbul'a o dönemki ismiyle Kavaklı, şimdiki Beylikdüzü Belediyesi’nin kadastral işleri için taşındıklarını, taşınma işine en çok annesinin üzüldüğünü aktardı. Beylikdüzü’nün beş bölgesinin plan müellifi olduğunu söyleyen Çalık, mesleğinin 28 yılını Beylikdüzü’ne ayırdığını aktardı. İmamoğlu’nun 2014-2019 yılları arasında Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğunu hatırlatan Çalık, bu dönemde onun danışmanlığını yaptığını aktardı.

Adaletin yalnızca mahkeme salonlarında değil, parklarda, sokaklarda, meydanlarda, kamusal alanlarda sağlanması gerektiğini düşünen bir meslek dalına mensup olduğunu söyleyen Çalık, Beylikdüzü’nde kamuya kazandırılan alanların değerinin 57,2 milyar TL olduğunu aktardı. Beylikdüzü’ne 30 yıldır hizmet ettiğini kaydeden Çalık, bir belediye başkanının en büyük hesabı halka ve kendi vicdanına verdiğini, bu sebeple vicdanının da rahat olduğunu söyledi. Beylikdüzü’nün Esenyurt semtini “kent suçları açık hava müzesine” benzeten Çalık, buradaki refahı da yükselttiklerini söyledi.

Çalık, iddianamedeki 143 eylemin yedisinden sorumlu tutulduğunu belirterek, soruşturma aşamasında bunlardan sadece iki tanesiyle ilgili tarafına soru yöneltildiğini, diğerleriyle ilgili savunmasının alınmadığını söyledi. Çalık, daha sonra iddianamede kendisine yöneltilen eylemlere yanıt verdi.

Eylem 1: Aynı kişi, beş farklı ifade, beş farklı rakam

Çalık, savunmasında hakkında ifade veren itirafçı Uğur Güngör’ün beyanlarındaki çelişkileri ortaya koydu. İddianamede “Eylem 1” olarak ele alınan Beylikdüzü 11. Mahalle projesiyle ilgili iddia edilen rüşvet miktarının her ifadede değiştiğine dikkat çeken Çalık, süreci şöyle özetledi:

  • Ağustos 2020: "13 daire verdim."
  • Ekim 2020: "2 daire parası ve 13 daire verdim."
  • Mart 2024: "15 daire verdim."
  • Ekim 2024: "15 milyon lira verdim."
  • Ağustos 2025: "Yeniden 13 daire ve 2 daire parasına dönüldü."
"İnşaat rekor hızla ilerledi"

Çalık, iddianamedeki "ruhsat verilmedi, inşaat engellendi" suçlamalarına Yapı Denetim Sistemi verileriyle yanıt verdi. Çalık’ın aktardıklarına göre, 2006 - 2015 arasındaki 9,5 yılda Beylikdüzü 11. Mahalle projesinde inşaatın sadece yüzde 10’u tamamlanabildi. 22 Ekim 2015’te, yani İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı seçilmesinden sonra, inşaatın seviyesi yüzde 90’a ulaştı. Çalık, "Bize 'zulmetti' diyenlerin inşaatı, bizim dönemimizde rekor hızla bitme noktasına geldi. Hayatın olağan akışına göre, engel çıkaran bir yönetim varken bu hız mümkün mü" diye sordu.

"Ruhsattan iki yıl sonra rüşvet mi olur?"

Çalık, savunmasında, rüşvet olarak verildiği iddia edilen dairelerin devir tarihlerine de dikkat çekildi. Belediye, tadilat ruhsatını 22 Ekim 2015'te verirken, daire devirleri bu tarihten yaklaşık iki yıl sonra, 24 Temmuz 2017'de gerçekleşti. Çalık, inşaat bitme aşamasına geldikten sonra yapılan bu devirlerin belediye ile değil, müteahhit ile arsa sahibi arasındaki ticari alacak-verecek meselesinden kaynaklandığını belirtti.

"Senet iddiası dokuz yıl sonra uyduruldu"

Çalık, rüşvet karşılığı verildiği öne sürülen "senetlerin" ilk soruşturmalarda hiç geçmediğini, olaydan tam 9 yıl sonra ilk kez 2024 yılında ortaya atıldığını söyledi. Senetlerin kime, nasıl ve ne kadar tutarla verildiğine dair ifadelerin de birbirini tutmadığını, şoför ve diğer tanıkların "paradan haberimiz yok" dediğini vurguladı.

"Belediye alanı artırmadı, aksine azalttı"

Rüşvet karşılığında "ekstra inşaat alanı" sağlandığı iddiasına karşılık Çalık, resmi projeleri sunarak şunları söyledi:

"Müteahhit firma bizden 10 bin metrekare fazla alan istedi, reddettik. İlk ruhsat ile bizim verdiğimiz ruhsat karşılaştırıldığında, inşaat alanının aslında 1.078 metrekare azaldığı görülecektir. Yasaya aykırı tek bir çiviye izin vermedik."

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.