İBB davasında ilk duruşma | İmamoğlu’nun avukatının reddi hakim talebine ret

İBB davasında ilk duruşma | İmamoğlu’nun avukatının reddi hakim talebine ret
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 402 kişinin yargılandığı İBB davasının ilk duruşması tamamlandı. Silivri’de bir ay boyunca eylem yasağı ilan edildi. Salonda zaman zaman tansiyon yükselirken, sanık avukatlarının reddi hakim talebi reddedildi.

Kısa Dalga - İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere 19 Mart 2025’ten itibaren dalga dalga tutuklanan İBB bürokratları, belediye başkanları ve gazetecilerin aralarında bulunduğu 402 kişi bugün İBB davasında hâkim karşısına çıktı. İmamoğlu hakkında 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi isteniyor. Dava kapsamında 105 kişi tutuklu olarak yargılanıyor. Duruşma gergin geçti ve gergin bitti. Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarının reddi hakim talebi kabul edilmedi. İşte ilk gün yaşananların detayları..

16.40 Duruşma biterken 'söz hakkı' tartışması

İmamoğlu: (Söz hakkı verilmemesi üzerine…) Aksi takdirde kaçarak çıkarsınız. Olmaz. Yazık ediyorsunuz.

Mahkeme Başkanı: Alalım neyi bekliyorsunuz? Alalım.

İmamoğlu: Yüce Türk yargısına yazık ediyorsunuz. Sayın Hakim, görevinizi yapacaksanız, on dakika söz hakkı verirsiniz, rahatlarsınız. Sizi uyarıyorum.

Mahkeme Başkanı: Sanığı alalım.

İmamoğlu: Peki. Teşekkür ederim. Açar mısınız?

Mahkeme Başkanı: Yoo, söz hakkı vermedim. Alalım sanığı.

İmamoğlu: Ne yapıyorsunuz? 86 milyon insanın yükünü taşıyabilir misin? 86 milyonun sahibini taşıyabilir misin? Bir kişinin yükünü taşıyabilir misin?

Avukatlar ve Mahkeme Başkanı arasında karşılıklı tartışma yaşandı.

Mahkeme Başkanı: Avukat hanım, bu bağırışın sebebi nedir? Niye oyalayacağım ben sizi? Neden dolayı oyalayacağım ben sizi? Redde ilişkin bir talebinin olup olmadığını sordum, redde ilişkin bir talebinin olmadığını söyledin. Söz hakkını yarın kaldığım yerden veririm. Ya bunda neyi bu kadar abarttınız, benim anlamadığım? Yani ne yapacağız? Sana savunma hakkı vermeden yargılamayı sona mı erdireceğiz. Yani böyle bir şey var mı ya? Bu yaygaraya ne gerek var bu kadar ya?

İmamoğlu: Sayın Hakim, Sayın Hakim sizden, bakın sizden söz hakkı isteyen, burada ‘örgüt lideri’ diye tariflene iddianamedeki kişiye söz hakkı vermiyorsanız, siz yargılamaya değil, buraya başka bir şey için geldiniz.

Mahkeme Başkanı: Bu alkışlar devam etmesin. Bu alkışlar devam ederse sabahki yaptırımı uygulayacağım. Boşaltın.

İmamoğlu: Söz hakkı vermek zorundasınız. Aksi halde buradan kaçarak gidersiniz…

Mahkeme Başkanı: Benim kaçtığım yok.

İmamoğlu: Kaçarak gidersin… Kaçarak gidersiniz… El kol hareketi yapmayacaksın. Hesabını vereceksin.

Duruşma savcısı: Elini indir. Elini indir.

İmamoğlu: Sevgili arkadaşlar… Burası, 86 milyon için kahramanlık yapan arkadaşlarımla doludur. Kadın arkadaşlarımın o güzel ellerinden öpüyorum. Dik duranlar buradadır. Bu işi yöneten kişinin biraz mertliği varsa, bu insanları bırakır, tek başıma benimle burada mücadele eder. Onun için bu mücadele büyüktür. Sizlerin tahliyesine karar vermemek bile korkaklıktır. İşte bu şekilde kaçarak gider. Bu şekilde hakimlik olmaz. Yazıktır bu millete, yazıktır bu memlekete, bu görev yapan jandarmalara. Burada kişi başına iki tane, üç tane jandarma düşüyor. Böyle bir şey olmaz. Beni iterek… Bakın, sevgilim komutanım… Bir saniye. Buraya bu sabah, binbir sıkıntıyla gelen arkadaşlar var. Bu sabah. Bu acımasızlık nedir yahu? Bak kalp pilini gördüm adamın, kolunu gördüm, kalp pilini. Kalp piliyle gelen kişinin avukatı diyor ki, ‘Dilekçe verdim. İlgileniyorum.’ Ama 8 milyon dolar kaptırdım diye suç duyurusunda bulunan adamı şirketinin başına geçiriyorlar. Suç duyurusunda bulunan adama. Şimdi bu şekilde hakimlik yapılamaz. Bu şekilde yargılama olmaz. Olamaz. Korkaklar. Diyorum; kardeşim. derdiniz benimle. Bu insanları yollayın evine. Benimle mücadele edin. Ben sizi 4 defa yendim. 5 değil, 7 defa yeneceğim.

Ekrem İmamoğlu, "Yazıktır bu millete, yazıktır bu memlekete. İşte böyle kaçarak gidersiniz" şeklinde konuştu. Salonda bu sırada, "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganı atıldı.

16.30 Mahkeme başkanı, avukatların reddi hakim ve tefrik taleplerinin, "duruşmayı uzatmaya yönelik olduğu" gerekçesiyle geri çevrilmesine karar verdi ve Ramazan ayı dolayısıyla duruşmayı erken bitirdiğini söyledi. İBB davası yarın 10.00'da devam edecek.

16.00 Buğra Gökce’nin avukatı Aynur Yazgan, müvekkilinin 25 Mart 2025’te MASAK raporlarına dayanarak tutuklandığını ve bugüne kadar kendisinin MASAK raporlarını görmediğini ifade etti.

15.00 Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, "mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını yitirdiğini" belirterek reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme Başkanı, reddi hakim talebine yönelik olarak şu anda karar vermeyeceğini söyledi.

14.00 Aranın ardından duruşma yarım saat gecikmeyle başladı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, seyircileri uyararak "Mahkeme esnasında alkış ve çekim konusunda azami hassasiyet gösterelim" dedi. Tutuklular alkışlar eşliğinde yerlerini aldı.

13.04 Dilek Kaya İmamoğlu: Adil bir yargılama olsun, bir yıldır bu anı bekliyoruz

İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, yargılama sürecine ilişkin, "Yeter ki daha sakin, daha adil ve daha tarafsız bir yargılama olsun. Bir yıldır bu anı bekliyoruz. Delil karartma yok, kaçma tehlikesi yok. Peki bu insanlar neden hala tutuklu ve neden tutuklu yargılanacaklar" dedi.

Mahkeme heyetinin izleyicilerin çıkarılması kararını değerlendiren Dilek Kaya İmamoğlu, "Bir de tabii ki izlenme sırasının dün yandaş basında çıkması, avukatlarımıza iletilmemesi... Bize iletilmiyor. Neden başka bir yerden biz görüyoruz, öğreniyoruz? Ki bu çok haklı bir talep değil mi bir hukuk devletinde" diye sordu.

12.45: Özgür Özel: Ekrem Başkan’ı itibarsızlaştıracak bir söz daha Türkçe lügata girmedi

Mahkeme salonundan ayrılmayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları söylerdi: "Burası öyle kusura bakmasın ama Sahra Altı bir ülke değil. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet bir cumhuriyet var. Canını okumalarına rağmen Anayasa’ya göre bir hukuk devleti burası. Savunma diye bir hak var. Masumiyet diye bir karine var. Her fırsatta ‘Ekrem İmamoğlu suç örgütü’ diyen ve 15 buçuk milyon vatandaşın oy verdiği, 25 buçuk milyon vatandaşın imza verdiği kişiyle senli benli, birinci tekil şahısla konuşmaya çalışan adam hakikaten kendini kaybetmiş. Bu kadar saygısız, bu kadar üstten, daha doğrusu bu kadar ne dediğini bilmeyen... Salondan uğultu yükselince ‘siz’ deyip salon sakinleşince ‘sen’ diyen... Demişler ki ona sen Ekrem Başkan’a, cumhurbaşkanı adayına, bu ülkenin bir sonraki cumhurbaşkanına ‘sen’ de ki itibarsızlaşsın. Ekrem Başkan’ı itibarsızlaştıracak bir söz daha Türkçe lügata girmedi."

12.06 CHP salonu boşaltmadı: Bir daha içeri almazlar

Heyetin salonu terk etmesinin ardından izleyicilerin de salonu boşaltması istendi. Salonu terk etmeyen CHP lideri Özgür Özel, 1"Biz buradan çıkarsak bir daha içeriye almazlar aileleri de. Bu doğru bir şey olmaz. Ama bunun dışında yani usulüne göre gelse bir ara verse zaten herkes çıkacak" dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, duruşmanın saat 13.30'da seyircili şekilde kaldığı yerden devam edeceğini duyurdu.

11.40 Tutuklu sanıkların duruşma salonundan çıkartılmasının ardından mahkeme heyeti davaya 13.30'a kadar ara verdi.

11.35 İmamoğlu mahkeme heyetine "Sen buraya yargılamaya gelmedin mi? Böyle kaçarak çıkamazsınız!" diyerek tepki gösterdi. Tutuklu sanıklar mahkeme salonundan çıkartıldı. İzleyiciler salondan çıkmadı. Mahkeme heyeti, izleyiciler salondan çıkmadan yargılamaya devam etmeyeceğini söyledi.

11.30 'Sen' gerilimi

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyetine başkanlık eden hâkimin İmamoğlu’na “sen” diye hitap etmesi, izleyicilerin ve avukatların tepkisine neden oldu. Salonda bulunan, izleyici ve avukatlar, Mahkeme Başkanı’nın üslubuna, “siz, siz, siz” diyerek tepki gösterdi. Tepki üzerine Mahkeme Başkanı’nın İmamoğlu’na “Ekrem Bey” diye hitap etmeye başladı. Mahkeme heyeti usule ilişkin talepleri alırken söz alan Melih Geçek'in avukatı, "Avukatlara verilmeyen ifade listesi Yeni Şafak'a kim tarafından verildi." dedi. Milletvekili sıralarından "Cevap ver" diye seslenildi, mahkeme başkanı salonun boşaltılmasına karar verdi ve duruşmadan ayrıldı.

11.20 Ekrem İmamoğlu söz almak istedi, mahkeme başkanı engelledi ve İmamoğlu’nun mikrofonunu kapattı.

Mahkeme Başkanı: Salondan çıkarmak zorunda kalırız.

İmamoğlu: Söz almak istiyorum.

Mahkeme Başkanı: Tamam ‘söz almak istiyorum’ dedin, ben de söz vermedim şu an.

İmamoğlu: Söz almak istiyorum.

Mahkeme Başkanı: Hayır. Devam edemezsin.

İmamoğlu: Sayın Hâkim, söz almak istiyorum.

Mahkeme Başkanı: Keselim şeyi. Mikrofonu kesin.

İmamoğlu: Sayın Hâkim, söz almak istiyorum. (Alkışlar…) Müsaade edin. Size nasıl bir…

Mahkeme Başkanı: Ekrem Bey, lütfen yerinize geçin. Ekrem Bey lütfen yerinize geçin. Bu şekilde olmaz. Bakın buranın bir düzeni var. Siz burada, söz hakkı vermeden kalkıp, gelip kürsüye durup bu şekilde konuşamazsınız.

İmamoğlu: Hâkim Bey, hüküm kurulurken, burada mağdur edilen insanları ne şekilde bir savunma yapacağı konusunda fikrini almakla yükümlüsünüz Sayın Hâkim.

Mahkeme Başkanı: Sanık Ekrem İmamoğlu, kendisine söz hakkı verilmesine… Bu şekil, bu sistem yargılamaya devam edemeyiz. Lütfen yerinize geçin.

İmamoğlu: İsterseniz siz, bu süreci çok daha naif, çok daha insanların hakkına hukukuna saygı gösteren bir şekilde devam ettirirsiniz…

Mahkeme Başkanı: Biz de o şekilde devam edeceğiz zaten. Bunları daha yargılamaya başlamadan bakın...

İmamoğlu: Ne avukatları dinlediniz…

Mahkeme Başkanı: Talepleri alacağım. Daha talepleri alma aşamasına geçmedim.

İmamoğlu: Hâkim Bey, Hâkim Bey… Avukatlarımızın…

Mahkeme Başkanı: Sanık Ekrem İmamoğlu, lütfen yerinize geçin. Ekrem Bey yerinize geçin. Sanık Ekrem İmamoğlu, kendisine söz hakkı verilmemesine rağmen, kendisine söz hakkı verilmemesine rağmen kürsüye gelerek…

İmamoğlu: Şimdi son cümlemi söylüyorum…

Mahkeme Başkanı: Kendisi defaatle uyarılmasına rağmen…

İmamoğlu: Ekranın arkasına gizlenmeyin…

Mahkeme Başkanı: Ekranın arkasına gizlendiğim yok. Mikrofon, mikrofon gelmiyor, o nedenle buradayım. Bizim gizlendiğimiz bir durum yok Ekrem Bey.

İmamoğlu: Lütfen iyi idrak edelim…

Mahkeme Başkanı: Defaatle uyarılmasına rağmen, konuşmaya devam etti. Kendisine yerine geçilmesi söylenmesine rağmen…

İmamoğlu: İnsanların kendini savunma düzenine dair, burada üç bin yıla yakın yargılama yapılırken, hakkımızı hukukumuzun ne şekilde ifade edileceğini dinleyerek karar verilmesini talep ediyoruz. Saygılı davranın. Yüce Türk yargısına ve Türk milletine saygılı davranın. Olur mu böyle şey. Ben yine söz alacağım…

Mahkeme Başkanı: Sanık Ekrem İmamoğlu, yerinize geçin. Şu an yaptığınız heyete saygısızlık. Yerinize geçin. Komutanım, komutanım beklemeyelim. İzleyici bölümünü boşaltalım. İzleyici bölümü boşaltıldıktan sonra sayın avukatım söz hakkı vereceğim. Geleceğim, dinleyeceğim. Salonu boşaltalım. İzleyici bölümü boşaldıktan sonra söz hakkı vereceğim. Israrla bu şekilde bakın, bu şekilde yargılama yapılmaz.

İmamoğlu: (Bağırarak) Sen yargılamaya gelmedin buraya. Öyle kaçarak çıkamazsın. Kaçarak çıkamazsın. Sen yargılamaya gelmedin.11.15 Davada en son savunmayı Ekrem İmamoğlu yapacak. Avukat Hasan Fehmi Demir, Ekrem İmamoğlu’nun arkadaşlarını selamlama konuşması yapması talebini iletti. Mahkeme başkanı “Burası onun alanı değil. Diğer yargılamalarda olmuyor böyle bir şey” dedi.

11.00 Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıklar duruşma salonuna getirildi. Seyirciler ve avukatlar sanıkları ayakta alkışladı.

10.04 CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, İBB davasının duruşması öncesinde, "Bizim utanacak ve saklayacak hiçbir şeyimiz yok, alnımız açık. Ama bu davayı, bu dosyayı 86 milyondan saklayanlar, insanları sınırlı bir şekilde salona alanların saklayacak çok şeyi var. Bugün, sınırlı adalet, sınırlı savunma ve sınırlı bir basın basın özgürlüğü var" dedi. Başarır, Ekrem’in salona girişini Grup Yorum’un haklıyız kazanacağız marşıyla paylaştı.

09.54 Özgür Özel: Tayyip Erdoğan rakibini yok etmeye çalışmaktadır

CHP Genel Başkanı Özgür Özel İBB Davası'nı takip etmek üzere duruşma salonuna geldi. Özel, "Türkiye'nin gözünün içine baka baka diyorum ki bu dava bir kumpas davasıdır. Tayyip Erdoğan rakibini yok etmeye çalışmaktadır. Çünkü Türkiye'de bir daha seçim kazanamayacağını bilmektedir" dedi. Özel, şunları söyledi:

"9 Mart, 9 Mart, işte geldi 9 Mart. Tayyip Bey diyordu ki insan içine çıkamayacaklar. Son üç günde beş şehirde insan içine çıktık. Bugün de insanların arasından geldik. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar diyordu. Türkiye'nin gözünün içine baka baka diyorum ki bu dava bir kumpas davasıdır. Tayyip Erdoğan rakibini yok etmeye çalışmaktadır. Çünkü Türkiye'de bir daha seçim kazanamayacağını bilmektedir. Kendisinden sonraki Hükümete ve Cumhurbaşkanına darbe girişimi yapmıştır. Darbe milletin vicdanından püskürmüştür. Darbe sürecinin şekil şartını tamamlamak için davaya geldim."

09. 47 Tutuksuz sanıklar duruşma salonuna alınıyor.

09. 35 Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu ve İBB Davası'nın avukatları duruşma salonuna alınmayı bekliyor.

09.20 Davanın görüleceği Silivri Cezaevi önünde toplananların sayısı artıyor.

09:00 İBB davasının görüleceği Silivri Ceza İnfaz Kurumu kampüsündeki duruşma salonuna basın mensupları alındı.

08. 30 İBB davası öncesi yargılamayı yapacak İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi bir dizi kısıtlama getirmişti. Duruşma salonuna toplam 25 gazetesi alınacağının ve her sanık için en fazla üç avukat sınırı olacağının açıklanmasından sonra Silivri Kaymakamlığı tarafından bir aylık bir eylem yasağı alınmıştı. Sabah saatlerinden itibaren güvenlik önlemleri artırıldı.

İmamoğlu'ndan video mesaj

İmamoğlu, Silivri Cezaevi'nde görülmeye başlanacak dava öncesinde YouTube hesabından yaptığı paylaşımda şöyle dedi:

"Bazen insanlar bana şunu soruyor: "Sen neden siyasete girdin?" Aslında bunun cevabı çok uzun bir hikaye değil. Ben zaten hep çalışarak büyüdüm.
Siyasete gelince… Ben bir sabah kalkıp "Siyaset yapayım" demedim. Beylikdüzü’nde yaşıyordum. Şehir büyüyordu ama ruhu yoktu. Plansızlık vardı, kimlik yoktu. Ben bir model hayal ettim: İnsanların aidiyet hissedeceği bir yer. Çocukların parkta güvende olduğu, insanların kültürle buluştuğu bir kent. 2008'de siyasete girdim. Ön seçim istedim. Kaybettiğim dönem oldu, aday gösterilmediğim oldu ama küsmedim. 2014’te kazandık. Nasıl kazandık biliyor musunuz?

Sabah 6’da başlayıp gece 2’de biten bir tempoyla her sokağa girerek, her eve dokunarak. Çünkü siyasetin nabzı sokakta atıyor.
Sonra İstanbul… Orada da aynı şeyi yaptım. Sokağa çıktım, dinledim. Bir çocuğun "Anneme iş bulur musun?" dediği anı unutamıyorum. İlkokul çağında bir çocuk "kaygı" kelimesini bilmiyor ama kaygıyı yaşıyor. Benim siyasette kalma sebebim o cümledir. Benim hikayem aslında çok basit. Çalışarak büyümüş bir çocuğun yaşadığı yere borcunu ödeme hikayesi… Ve ben o borcu ödemeden durmayacağım."

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.