İçeride kenetlenen halk, dışarıda “oyun bozan” strateji: ABD- İran savaşında ilk ay ve olası senaryolar
GÜLSEVEN ÖZKAN
Ortadoğu’da gerilim tırmanırken Gazeteci Hediye Levent bölgedeki son gelişmeleri kapsamlı biçimde değerlendirdi. Savaşın 31. gününde gelinen noktayı analiz eden Levent sürecin ABD, İsrail ve İran açısından ayrı ayrı ele alınması gerektiğini vurguladı.
Levent’e göre İsrail, savaşın başından bu yana belirlediği stratejik hedeflerin önemli bir kısmına ulaşmış durumda. “İsrail’in hedeflerinin tamamını bilmiyoruz ama Amerika ile İran’ı karşı karşıya getirmek ve İran’ı zayıflatmak gibi amaçlarının büyük ölçüde gerçekleştiğini söyleyebiliriz” diyen Levent, Tel Aviv yönetiminin mevcut tabloyu yeterli görmediğini belirtti.
İsrail’in İran’da kendisine karşı güçlü bir yapı kalmasını istemediğini ifade eden Levent, “İsrail’e kalırsa Amerika’yı daha fazla şiddet kullanmaya zorlamaya devam edecektir” sözleriyle sürecin daha da sertleşebileceğine işaret etti.
ABD tarafında ise tablo daha karmaşık. Levent, Donald Trump yönetimi ile Amerikan güvenlik bürokrasisi arasında ciddi bir görüş ayrılığı olduğunu söyledi. “Amerika’da Trump’ın ofisi ile güvenlik kurumları arasında İran’a yönelik saldırı konusunda bir fikir birliği yok” diyen Levent, bu nedenle Washington’da net bir yol haritasının bulunmadığını vurguladı. Amerikan kurumlarının önemli bir kısmının sürece mesafeli yaklaştığını belirten Levent, “‘Biz İsrail için mi savaşıyoruz?’ şeklinde ciddi eleştiriler var” ifadelerini kullandı. Ayrıca askeri istihbarat raporlarına göre İran’da henüz rejim değişikliği şartlarının oluşmadığını da hatırlattı.
“İran’da kurumsal bir sistem var”
İran cephesinde ise daha farklı bir tablo olduğunu söyleyen Levent, ülkenin yapısının dışarıdan çoğu zaman yanlış okunduğunu belirtti. “İran sadece yukarıdan aşağı tek kararın verildiği bir yapı değil, çok köklü ve kurumsal bir sistem var” diyen Levent, 1979 devriminden bu yana devlet mekanizmasının “ilmek ilmek örüldüğünü” ifade etti. Bu nedenle üst düzey isimlerin hedef alınmasının sistemi tamamen felç etmeyeceğini “Ahmet gider Mehmet gelir; sistem devam eder” sözleriyle vurguladı.
İran’ın uzun yıllardır yaptırımlar ve savaş tehdidi altında yaşadığını hatırlatan Levent, ülkenin bu tür krizlere hazırlıklı olduğunu söyledi. Yer altı askeri üsleri ve savunma altyapısının bu durumun bir sonucu olduğunu belirtti. Ancak İran’ın mevcut askeri kapasitesine dair net bir tablo olmadığını “İran’ın elinde ne kadar füze kaldı, asıl yıkıcı kapasitesini koruyor mu, bunu tam olarak bilmiyoruz” sözleriyle anlattı.
“Dışarıdan saldırı olduğunda ülke kenetleniyor”
Toplumsal dinamiklere ilişkin değerlendirmesinde Levent, dış müdahalelerin İran’daki iç muhalefeti zayıflattığını ifade etti. “Rejimden memnun olmayan milyonlar var ama dışarıdan saldırı olduğunda insanlar ülke etrafında kenetleniyor” diyen Levent, bu durumun rejim değişikliği ihtimalini zorlaştırdığını söyledi. Mahsa Emini protestolarını hatırlatan Levent buna rağmen kitlesel bir devrim dalgasının oluşmadığını vurguladı.
Suriye ile yapılan karşılaştırmalara da değinen Levent, İran’da benzer bir iç savaş senaryosunun şu aşamada mümkün görünmediğini belirtti. İç savaşın büyük lojistik ve finansal destek gerektirdiğini hatırlatarak, “Şu anda İran içinde böyle bir süreci destekleyecek uluslararası zemin yok” dedi.
Trump’ın “rejim değişti” yönündeki açıklamalarını değerlendiren Levent, bu sözlerin belirsizliğine yönelik “Trump’ın neyi niye söylediğini gerçekten kestirmek çok güç” diye konuştu.
“Kara harekatı kolay değil”
Levent, bu açıklamaların ya sahadan kopuk olabileceğini ya da perde arkasında bazı temasların yürütüldüğünü gösterebileceğini ifade etti. Kara harekâtı ihtimaline ilişkin olarak ise geniş çaplı bir işgalin gerçekçi olmadığını belirtti. Levent, “İran gibi bir ülkeye yönelik kapsamlı kara harekâtı yüz binlerce asker ve çok büyük maliyet gerektirir” diyerek bunun şu aşamada mümkün görünmediğini söyledi. Ancak sınırlı ve stratejik hedeflere yönelik operasyonların gündemde olabileceğini vurguladı. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün kritik olduğunu belirten Levent ABD’nin bu konuda uluslararası destek aradığını ifade etti.
İran’ın bölgedeki milis gücüne ilişkin değerlendirmesinde ise klasik bir savaş yerine “asimetrik” bir stratejiye işaret eden Levet, “İran’ın on binlerce milise ihtiyacı yok; küçük, bağımsız hücrelerle istikrarsızlığı sürdürebilir” dedi. Bu yaklaşımın “oyun değiştirici değil, oyun bozucu” bir strateji olduğunu belirtti.
Ekonomik boyuta da dikkat çeken Levent, İran’ın temel hedefinin savaşı kazanmak değil kaybetmemek olduğunu, “İran için önemli olan kazanmak değil, kaybetmemek” sözleriyle özetledi.
“Nokta atışı destekler var”
Düşük maliyetli araçlarla bile küresel enerji piyasasını etkileyebildiğini belirten Levent, bu durumun dünya ekonomisine geniş çaplı yansımaları olacağını ifade etti. Rusya ve Çin’in rolüne ilişkin olarak ise doğrudan müdahale yerine sınırlı ve stratejik destek sağladıklarını belirtti. “Çok görünür değiller ama nokta atışı destekler veriyorlar” diyen Levent, her iki ülkenin de savaşın kontrolsüz şekilde büyümesinden endişe duyduğunu söyledi.
Türkiye’nin tutumunu da değerlendiren Levent, Ankara’nın dengeli bir politika izlediğini belirtti. Levent, “Türkiye en azından şu ana kadar sağlıklı bir denge politikası yürütüyor” dedi. Türkiye’nin hem NATO üyesi olması hem de İran’la ilişkilerini sürdürmesinin önemli bir avantaj sağladığını vurguladı.
Son olarak sürecin geleceğine ilişkin belirsizliğe dikkat çeken Levent, İran’da “şahin kanadın” güç kazandığını ancak bunun diplomasi ihtimalini tamamen ortadan kaldırmadığını söyledi. Levent, “Şahin kanat isterse bir anda müzakere kararı da alabilir“ diye konuştu.
Genel tabloya bakıldığında Levent’e göre en büyük risk savaşın bölge geneline yayılması ve özellikle Körfez ülkeleri üzerinde yaratacağı ekonomik ve güvenlik etkileri. Sürecin kısa vadede netleşmesi beklenmezken, Levent’e göre hem askeri hem diplomatik gelişmelerin birlikte ilerlediği karmaşık bir dönem yaşanıyor.
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.