İmamoğlu, aynı anda üç davada: Hepsine birden 'demokrasi mücadelesi davaları' denebilir
Silivri'de aynı anda üç davada yargılanan Ekrem İmamoğlu, "Benim bütün duruşmalarım bir bütün halinde yorumlanabilir. Hepsine birden ‘İmamoğlu davaları’ da denebilir, ‘demokrasi mücadelesi davaları’ da denebilir" dedi.
Kısa Dalga - 18 Mart'ta üniversite diploması iptal edilen ve ertesi günü düzenlenen operasyonla gözaltına alınan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkında, diplomasıyla ilgili "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" iddiasıyla açılan ve 8 yıl 9 ay hapsi istenen davanın beşinci duruşması, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kampüsündeki 2 no’lu duruşma salonunda görüdü.
Silivri'de bugün aynı zamanda 1 no’lu salonda İBB, 4 no’lu salonda ise "casusluk davası" görüldü. İmamoğlu, bu davaların hepsinde sanık olarak yer alıyor. İmamoğlu bu sabah ilk olarak "casusluk davası"nın görüldüğü salonda yerini aldı. Bu davada, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte yargılanan İmamoğlu, diploma davasında beyanda bulunmak üzere yaklaşık 15 dakika sonra salondan ayrıldı.
İmamoğlu, diploma davasının görüldüğü duruşma salonuna giriş yaptı. İzleyici sıralarından “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı atıldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, eşi Dilek İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da duruşma sonunda yerini aldı.
Hakim, idare mahkemesinin kararının dosyaya geldiğini belirterek, bunun kesinleşmesinin beklenmesine karar verildiğini bildirdi.
"Bu binada çok ilginç bir gün yaşıyoruz"
Duruşmada savunması alınan Ekrem İmamoğlu, "Buradan aziz milletime sesleniyorum. Her şeyden önce demokrasi mücadelesi verdiğimin ve demokrasinin yanı sıra aynı zamanda kararlı bir şekilde adalet ve Cumhuriyet mücadelesi verdiğimin altını çizerek sözlerime başlıyorum. Gerçekten bugün burada, bu ortamda, bu binada çok ilginç bir gün yaşıyoruz. Bu sabah bir başka duruşma salonuna kısa bir uğradım, oradan bu salona geldim. Çünkü aynı binada üç duruşmayla karşı karşıyayım. Adım adım çökertilen bir hukuk düzeninin olduğunu, teslim alınan yargıyı ve millet adına karar vermesi gerekirken ne yazık ki bir avuç siyasi muhterisin iradesine teslim edilmek istenen adalet sistemini milletimizin vicdanına anlatmak için buradayım" diye konuştu.
Hakkındaki davaların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten İmamoğlu, "Benim bütün duruşmalarım bir bütün halinde yorumlanabilir. Hepsine birden ‘İmamoğlu davaları’ da denebilir, ‘demokrasi mücadelesi davaları’ da denebilir" dedi.
Ekrem İmamoğlu, son 1,5 yılda çok sayıda soruşturma ve dava ile karşı karşıya bırakıldığını belirterek, şöyle konuştu:
"1,5 yılda icat edilen, hatta uydurulan 20, belki 20’nin üzeri davaya muhatabım. Arkadaşlarım sadece ceza davalarını çıkardılar. Ceza davası şeklinde tariflenen davalarım 15 adet oldu. Ama diplomayla ilgili iptal davası ve diğerlerini kattığımızda 20’yi aştığını tahmin ediyorum. ‘Tahmin ediyorum’ cümlesi kesin kanaat olarak da yorumlanabilir bu mahkemeler tarafından ya da iddia makamı tarafından. Çünkü benim 4000 sayfalık İBB davasında ‘tahmin ediyorum’, ‘duymuştum’ şeklinde binlerce kez tekrar edilen kanaatlerle oluşturulmuş iddialarla karşı karşıyayım.
Bir insan nasıl böyle bir şeye maruz kalabilir? Nasıl böyle bir sağanak altında kalabilir? Çok enteresan. Dünyada bir örneği var mıdır? Açıkçası bilmiyorum. Herhalde yoktur diye düşünüyorum. ‘Yahu ne durumdasın Ekrem? Nasılsın, iyi misin?’ Vallahi çok iyiyim. Çok çok iyiyim. Allah’a şükürler olsun. Sağlığım da çok iyi, moralim de çok iyi. Kararlılığımın her geçen gün daha da arttığını ifade edeyim.
Bugün bu sabah buraya gelişimin içerisindeki maceralar bile beni güçlendiriyor. Cezaevinden çıkarken yanıma yedek bir fanila ve yedek bir gömlek almak için mücadele vermek de beni diri tutuyor. Onları almak için bir saat onun kavgasını vermek de beni diri tutuyor.
Buraya geldikten sonra o duruşma salonuna mı, bu duruşma salonuna mı gideceğim derken ya da avukatımla on dakika görüşeyim isterken ayaküstü beş dakika görüşmeme fırsatı verilmesi için mücadele etmek de beni çok diri tutuyor. Rabbime şükürler olsun. Herhalde öyle doğdum, dünyaya öyle geldim. Bilmiyorum nasıl bir genetiktir. Belki doğduğum yöreden, belki anacığımdan, babacığımdan, belki hayatta beslendiklerimden… Ama böyle bir yaşamın içerisindeyim. Bu mücadele beni yıldırmıyor, tam tersine daha da güçlendiriyor."
"15 davanın içinde çok ilginç davalar var"
Hakkında açılan davaların niteliğine değinen Ekrem İmamoğlu, bu davaların uluslararası ölçekte dahi izah edilemeyecek durumda olduğunu söyledi. İmamoğlu, şöyle konuştu:
“15 davanın içinde çok ilginç davalar var. Mesela ahmak davası… Bunu dünyanın herhangi bir ülkesine gidip anlatsak saatler sürse yine anlatamayız. Ahmak davasını anlatamayız, casusluk davasını anlatamayız. İçinde bulunduğumuz bu diploma davasını da anlatamayız. Kurultay davasını hiç anlatamayız. Gerçekten anlaması mümkün değil. Ben ona da muhatabım. Bir defa SEGBİS ile katıldım.
Geçenlerde bir belediye başkanına hakaret davası vardı. İki defa hakkımda beraat veriliyor ama ısrarla ‘getireceksiniz’ deniliyor. Duruşmaya giderken 60 kilometre gittik, araba bozuldu. Sonra 'savcılığın talimatı var' denilerek geri dönmemiz istendi. 60 kilometre gittikten sonra bozuk arabayla 60 kilometre geri geldik. Oysa 50 kilometre sonra Anadolu Adliyesi’ne ulaşma imkanımız vardı. Böyle işlerle uğraşıyoruz. Bana ‘Ne oluyor Ekrem, canın sıkılıyor mu?’ diye soruyorlar. Elbette üzülüyorum, kızıyorum. Ama çok ilginç bir şey oluyor. Kızgınlık ve öfke bir gün sonra acayip bir motivasyona dönüşüyor. Tarif edilemez bir duygu. Yazdığım metinlere bile bazen ben şaşırıyorum. ‘Bunlar zihnimden nasıl çıktı?’ diyorum. Topluma aktardığım duyguların ve düşüncelerin bile kendiliğinden sıçrama yaptığını, adeta köpürdüğünü hissediyorum.”
"12 yıldır makam aracı olarak kendi aracımı kullandım ve bunun için yargılanıyorum"
Hakkında açılan yeni davalardan birinin makam aracıyla ilgili olduğunu açıklayan Ekrem İmamoğlu, "Yeni bir dava bu. Beylikdüzü makam aracı davası var. İlk defa burada açıklamak zorunda kalıyorum. Evet, ben 12 yıldır makam aracı olarak kendi aracımı kullandım ve şimdi bunun için yargılanıyorum" dedi.
Kendi aracını kullanma kararının gerekçesini anlatan İmamoğlu, "Ne Beylikdüzü’nde ne de Büyükşehir’de belediyenin makam aracını kullandım. Makam aracımın benzinini de ben aldım, bakımını da ben yaptırdım, lastiğini de ben değiştirdim. 12 yıl boyunca kendi aracımı kullandım. Beylikdüzü’nde makam aracı olarak kiralanacak minibüsü getirdiler. Aylık kirası bugünün parasıyla 300-400 bin lira civarındaydı. ‘Yazık günah, benim arabam var, ben kendi arabamı kullanayım’ dedim. Bana ‘Olmaz’ dediler. Sonra bir protokol yaptılar. Protokolde yalnızca Ekrem İmamoğlu’nun kendi aracını belediyeye tahsis ettiği yazıldı. Masraflarını da tamamen ben karşıladım" dedi.
Araçla ilgili belediye tarafından sehven yapılan üç harcamanın dava konusu edildiğini söyleyen İmamoğlu, şunları kaydetti:
"Sonradan fark edilmiş ki arabama iki defa belediyenin hesabından benzin alınmış, bir defa da lastik alınmış. 2022 yılında dönemin İçişleri Bakanı’nın talimatıyla Beylikdüzü Belediyesi’ne iki-üç ay süren teftiş gönderildi. ‘Ekrem hakkında bir şey bulun’ denildi. İşte buldukları konu bu oldu. Bunu öğrenir öğrenmez arkadaşlarım faiziyle birlikte 400 küsur bin lirayı geçen yıl, 2025’te, benim firmam aracılığıyla Beylikdüzü Belediyesi’ne yatırdı. Buna rağmen dava açtılar. Eylül ayında bu davanın duruşması var."
Ekrem İmamoğlu, belediye imkanlarını ailesi için kullanmadığını da vurgulayarak, "Ben ne aileme ne eşime ne çocuklarıma belediyeden araç tahsis ettim. Ailemin şoförü aileme şoförlük yaptı. Ben kendi arabamı kullandım, bütün masraflarını da kendim karşıladım. Buna rağmen bugün bunun yargılamasını yapıyorlar" diye konuştu.
"Aile şirketimizin mühendisini bile tutukladılar"
Ailesine ait şirkete yönelik soruşturmaya da değinen İmamoğlu, belediye görevlileri ve şirket çalışanlarının tutuklandığını belirterek, şöyle devam etti:
"Geçenlerde aile şirketimizin şantiyelerine öyle bir operasyon yapıldı ki… Aile firmamızla ilgili süreçte sekiz belediye görevlisini tutukladılar. Şu anda toplam 12 kişi tutuklu. Aile şirketimizin mühendisini bile tutukladılar. Ne kaçak kat var ne ruhsatsız bina var ne de büyük bir usulsüzlük var. Ama yandaş medya manşet attı; ‘2,2 milyarlık rant’ diye. Oysa bugün altı gariban memur cezaevinde. Dördünün çocuğu tutuklandıktan iki gün sonra üniversite sınavına girdi. İddia ettikleri şey şu: Üç yıl önce yapılan binada çatı arasındaki bir odanın yüksekliği 3,90 metre yerine 4,40 metre olmuş. Balkona açılan kapının yeri değişmiş. Binanın cephesine gölgelik yapılmış. İnanın raporu görseniz ağlarsınız. Raporda da yazıyor. ‘Beylikdüzü Belediyesi Ekrem İmamoğlu’na fahiş ceza kesmiş’ diyor. Ama aynı raporda ‘Firma tadilat ruhsatıyla bunları düzeltti’ de deniliyor. Bunların hepsi üç-dört yıl önce tamamlanmış işler. Buna rağmen buradan 12 insan tu-tuk-lu. Yaklaşık bir aydır cezaevindeler. Ne fazladan bir kat var ne binada bir metre büyüme var. Buna rağmen yedi-sekiz memur tutuklu. İktidara yakın bir projeyi çizen mimar serbest. İktidara yakın olmayan başka bir projemi çizen mimar ise tutuklu. Rezalet. Bunları şunun için anlatıyorum; bu davanın konusu da rezalet. Bu ülkede yargı bağımsızlığı yerle bir olmuştur. Adeta yargı bağımsızlığı diye bir şey kalmamıştır."
Ekrem İmamoğlu, savunması sırasında hakime, "Size sıkıntı yaratmayacaksa su isteyeceğim” dedi. İmamoğlu’nun duruşmada su içmesine izin veren hakim, diploma davasının ilk hakimiydi ve Kahramanmaraş’a sürülmüştü.
Diploma davası ertelendi
Ekrem İmamoğlu, "resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla yargılandığı "diploma davası", İdare Mahkemesi'ndeki dosya henüz Danıştay aşamasında olduğu için 25 Aralık’a ertelendi. İmamoğlu salondan ayrılırken, “Özgür Özel Genel Başkanımın yolunda yürümekten onur duyuyorum” dedi.
Casusluk davasında tutukluluk hallerinin devamı talebi
Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “Siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada, savcı, tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.
Özgür Özel: Savunmadan korkan iddia makamı, iftira makamına dönüşmüş demektir
Özel: Deniz Göktaş "4-5 kez yürüttüler, gülümsediğim görünmesin diye arkadan çektiler" dedi
Kaynak: ANKA
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.
