IPI’den Kısa Dalga’ya destek: ‘Milli güvenlik’ gerekçesiyle gazeteciliği sansürlemeye son verin
Uluslararası Basın Enstitüsü, Kısa Dalga’nın “Vize İmparatorluğu” araştırmasına ve ardından erişim engellerinin haberleştirilmesine getirilen peş peşe sansür kararlarını Türkiye’de bağımsız gazeteciliğe yönelik yargısal sansürün çarpıcı bir örneği olarak nitelendirdi. IPI, Türk makamlarına 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesinin reforme edilmesi ve kamu yararı taşıyan haberlere yönelik erişim engellerinin kaldırılması çağrısı yaptı.
Kısa Dalga - Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Türk makamlarına, gazetecilerin sosyal medya hesaplarını ve haber içeriklerini sansürlemek için “milli güvenlik” ve “kamu düzeni” gerekçelerine dayanan keyfi mahkeme kararlarının kullanımına son verme çağrısında bulundu.
IPI, yaptığı açıklamada, son dönemde yaşanan bir örnekte Türk mahkemelerinin üç gün içinde art arda üç erişim engeli kararı verdiğini belirtti. İlk kararla bir araştırma dosyasına ilişkin haberler sansürlendi; ikinci kararla bu mahkeme kararının haberleştirilmesi yasaklandı; üçüncü kararla ise önceki sansür tedbirlerine ilişkin temel haberler dahi engellendi.
IPI’ye göre bu üçlü erişim engeli kararları, Türkiye’de son yıllarda daha da kötüleşen bağımsız gazeteciliğe yönelik yargısal sansürün açık bir örneği. Açıklamada, şeffaflıktan uzak ve yeterli gerekçeden yoksun mahkeme kararlarının, açık kamu yararı taşıyan konulardaki eleştirel haberciliği bastırmak için “milli güvenlik” veya “kamu düzeni” ihlali iddialarına dayandırıldığı vurgulandı.
Söz konusu üç erişim engeli kararı, Kısa Dalga muhabiri Canan Coşkun’un bu ayın başında yayımlanan “Vize İmparatorluğu” başlıklı araştırma dizisine ilişkindi. Uluslararası haber kuruluşu Lighthouse Reports ile ortak yürütülen araştırmanın parçası olan dizi, Türkiye’deki vize başvuru uygulamalarını mercek altına aldı.
“Karşı karşıya olduğumuz baskı yeni değil”
Türkiye’de vize başvurularındaki gecikmeler, alınan ücretler ve başvuru süreçlerinde yaşanan zorluklar uzun süredir kamuoyunun gündemindeydi. Kısa Dalga Genel Yayın Yönetmeni Kemal Göktaş, IPI’ye yaptığı açıklamada, “Araştırmamız, işlenen usulsüzlükleri, keyfi uygulamaları ve vize şirketleri ile kamuoyunca tanınan kişiler arasındaki bağlantıları açıkça ortaya koydu” dedi.
Açık kamu yararına rağmen, haberler 1 Haziran’da İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişime engellendi. Ancak sansür bununla sınırlı kalmadı. Ertesi gün, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği, dizi ve dizinin sansürlenmesine ilişkin haberleri ve sosyal medya paylaşımlarını engelleyen ikinci bir karar verdi. 3 Haziran’da ise İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği üçüncü bir karar verdi; bu kez önceki iki erişim engeli kararına ilişkin haberler de engellendi.
Üç kararın tamamında da 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınlar Hakkında Kanun’un 8/A maddesine atıf yapıldı. Kararlar, “milli güvenlik” ve “kamu düzeni” ihlalleri gerekçesine dayandırıldı.
Kemal Göktaş, Kısa Dalga’nın iyi belgelenmiş araştırmasının güçlü bir kamuoyu tepkisi yaratacağını ve bunun da hükümetten baskı getireceğini öngördüklerini söyledi. Göktaş, “Karşı karşıya olduğumuz baskı yeni değil” dedi ve şöyle devam etti:
“Ancak erişim engeli kararlarına yönelik tepki her zamankinden daha görünür oldu ve bu, basın özgürlüğü mücadelesi açısından önemli olacak.”
Makalelere verilen tepkiyi değerlendiren, Lighthouse Reports’un araştırmasına katkıda bulunan gazetecilerden ve IPI Türkiye Ulusal Komitesi üyesi Şebnem Arsu da “Bu araştırmanın gördüğü ilgi — aynı şekilde ona getirilen kısıtlamalar da — bu çalışmanın ne kadar zamanında ve konuyla ilgili olduğunun kanıtıdır” dedi.
Kısa Dalga’nın sansürle karşı karşıya kalması ilk kez yaşanmıyor. Ocak 2026’da mahkemeler, Kısa Dalga’nın yolsuzluk iddiaları ve siyasi yorumlara ilişkin önemli sayıda haberine erişim engeli getirdi. İnternet ve telekomünikasyon alanını düzenlemek ve denetlemekle sorumlu kamu kurumu olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), kararların tamamını paylaşmadan bu emirleri Kısa Dalga’ya bildirdi. Bu durum, anlamlı bir hukuki itirazda bulunmayı imkânsız hale getirdi.
Medya engellemelerinde artan eğilim
IPI açıklamasında, son dönemde hedef alınan tek yayın organının Kısa Dalga olmadığını da vurguladı.
Nisan 2026’nın sonlarında Elazığ 2. Sulh Ceza Hakimliği, Cumhuriyet gazetesinin resmî X hesabının engellenmesine karar verdi. Bu karar, EngelliWeb tarafından yayımlanıp ardından Cumhuriyet tarafından haberleştirilene kadar, haziran başına dek kamuoyuna yansımadı.
1924’te kurulan Cumhuriyet, Türkiye’nin kesintisiz yayımlanan en eski gazetesi olmasına rağmen, mahkeme kararı “milli güvenlik” ve “kamu düzeni” gerekçelerine dayandırıldı. Kararın duyurulmasının ardından, 3,5 milyondan fazla takipçisi bulunan Cumhuriyet’in X hesabının adı, okurlara erişilebilir kalabilmek amacıyla değiştirildi. Cumhuriyet’in önceki kullanıcı adını alan ayrı bir hesap ise X tarafından kısa süre içinde askıya alındı.
Kürt medya kuruluşları da aynı hedef alma modeliyle karşı karşıya kaldı. Mayıs 2026’nın sonlarında BTK, Mezopotamya Ajansı ve JINNEWS’in X hesaplarına erişimi engelledi. Bu karar, her iki yayın organına yönelik getirilen bir dizi kısıtlamanın son halkası oldu.
İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) kurucularından Yaman Akdeniz’in yakın tarihli bir röportajda belirttiği gibi, Kürt gazetecilerin ve yayın organlarının hedef alınması, Türkiye’nin internet sansürü altyapısının en istikrarlı özelliklerinden biri haline geldi. Bu durum, tek tek haber döngülerinden önce de vardı, sonrasında da sürüyor.
IPI’ye göre, bu kararlarda en sık başvurulan hukuki dayanak, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi. Bu madde, “milli güvenlik” gerekçesiyle hızlı içerik kaldırma ve erişim engelleme imkânı tanıyor. Ancak uygulamada mahkemeler, söz konusu içeriğin bağlamını ya da kamu yararı değerini nadiren değerlendiriyor; bunun yerine muğlak gerekçelere dayanıyor.
Türkiye Anayasa Mahkemesi daha önce aynı kanunun 9. maddesini iptal etmişti. Söz konusu madde, kişilik haklarının ihlali gerekçesiyle mahkemelerin içerik kaldırma ve internet sitelerine erişimi engelleme kararı vermesine olanak tanıyordu. Ancak IPI’ye göre aynı uygulama, başka hükümler üzerinden devam ediyor.
Avukat Gökhan Tekşen, IPI’ye yaptığı açıklamada, erişim engellemeyi gerekçelendirmek için kullanılan muğlak kavramların ve sulh ceza hakimlikleri üzerinde etkili bir yargısal denetimin bulunmamasının, hukuki belirlilik ve hukuk devleti ilkelerinin açık ihlali anlamına geldiğini söyledi.
Tekşen, “Birçok mahkeme fiilen ikili bir hukuk standardı uyguluyor; davanın algılanan hassasiyetine göre karar veriyor” dedi. Tekşen’e göre bu seçici uygulama, Türkiye’de hukuk düzeninin “anayasasızlaştırılması” yönündeki daha geniş bir eğilimin parçası. Bu süreçte Anayasa Mahkemesi kararları uygulamada giderek daha fazla göz ardı ediliyor.
Bu hukuki belirsizliğin kamu güveni açısından da bir bedeli olduğunu belirten Şebnem Arsu ise “muğlak gerekçelerle getirilen yasakların kamuoyu tarafından bilgiye erişimin engellenmesine yönelik girişimler olarak algılandığını” söyledi. Arsu, “mevcut teknoloji ve sınır ötesi gazetecilik koşullarında böyle bir bariyerin basitçe mümkün olmadığını” da ekledi.
IPI, sistematik baskılar karşısında bağımsız gazetecilik yapmayı sürdüren Türkiye’deki tüm gazeteciler ve medya kuruluşlarıyla dayanışma içinde olduğunu açıkladı.
IPI, Türk makamlarına şu çağrılarda bulundu:
"Kamu yararı taşıyan haber yazılarına yönelik erişim engeli kararları derhal kaldırılmalı ve bağımsız gazeteciliğe karşı mahkeme kararlarının kullanımına son verilmeli.
Etkilenen tarafların etkili bir hukuki savunma yapabilmesini sağlamak için tüm erişim engeli kararları eksiksiz biçimde kamuya açık hale getirilmeli.
Mahkemelerin gazeteciliği bastırmasına imkân tanıyan muğlak ve aşırı geniş formülasyonları ortadan kaldırmak üzere 5651 sayılı Kanun, özellikle de 8/A maddesi reforme edilmeli.
IPI, siyasi açıdan hassas konulara temas eden ve kamu görevlilerini hesap vermeye çağıran araştırmacı gazetecilik de dahil olmak üzere bağımsız gazeteciliğin kamu yararı değerinin tanınması ve korunması gerektiğini belirtti. Enstitüye göre gazetecilik, sansür gerekçesi olarak değil, kamu yararı kapsamında değerlendirilmelidir."
Vize haberine sansür Meclis'te: Bu bilgilerin vatandaşa verilmesinin ne zararı var?
Kısa Dalga’nın araştırma dosyası sansürlenmişti... “Vize imparatorluğu” Meclis gündeminde
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.
