İran’a saldırıda 4. gün: Ülkeyi kim yönetiyor, iç savaş kapıda mı? Türkiye’ye saldırı olur mu?

İran’a yönelik saldırıların dördüncü gününde Hamaney’in ölümü sonrası gözler Tahran’a çevrildi. İran’ı şu an kim nasıl yönetiyor, askeri kapasite ne durumda, iç savaş ihtimali var mı ve Türkiye bu denklemde nerede duruyor? Orta Doğu uzmanı Arif Keskin yanıtladı.

GÜLSEVEN ÖZKAN

Dünyanın gözü İran’da. İran’a yönelik saldırılarda dördüncü güne girilirken, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesi bölgedeki dengeleri daha da hassas hale getirdi. Siyaset bilimi ve Orta Doğu uzmanı Arif Keskin yaşanan süreci, İran’da yönetimin kimde olduğunu, iç savaş ihtimalini, askeri kapasiteyi ve Türkiye’ye olası etkileri değerlendirdi.

“Rejimin ülkeyi yönetme biçimi değişebilir”

Keskin, Türkiye’de Hamaney’in çoğunlukla “dini lider” olarak anıldığını ancak gerçekte İran’ın politik anlamda lideri olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:

“Aslında Hamaney İran’ın tam anlamıyla politik anlamda lideridir. Devleti aslında Hamaney yönetiyor. Kültür, toplum, dış politika, iç politika, savunma ne varsa hepsi onun düşünceleri çerçevesinde hareket ediyor. Devlet aygıtı tümüyle onun etkinlik alanı. Yargı erki ona bağlı, kuvvetler komutanıdır, ordu ona bağlı.”

Hamaney’in ölümünün sıradan bir lider değişimi olmadığını belirten Keskin, bunun rejimin yönetim biçiminde değişiklik ihtimalini gündeme getirdiğini, “Hamaney’in değişimi İran’da rejim değişikliği anlamında söylemiyorum ama rejimin yönetme biçiminin değişebilecek ihtimalini gösteriyor" sözleriyle özetledi.

“İran’da ciddi bir istihbarat zaafı var”

Üst düzey komutanların ve liderin kısa sürede hedef alınmasını değerlendiren Keskin, İran’ın güvenlik yapısında ciddi sorunlar olduğunu ifade etti:

“Bu aslında İran’da ciddi bir güvenlik zaafını açık şekilde gösteriyor. Yani İran’da ciddi bir istihbarat zaafı var. Esas olarak İran yönetimi kendi liderini koruyabilecek bir güçte değil.”

İsrail ve ABD istihbaratının İran içinde güçlü olduğunu söyleyen Keskin, şu ifadeleri kullandı:

“İsrail ve Amerika’nın İran devleti içerisinde ne kadar güçlü olduğunu görüyoruz. İran nükleer belgelerini çaldılar. Nükleer bilim adamlarının ne yaptığını bile biliyorlar.”

İran’ı şu an kim yönetiyor?

Hamaney sonrası süreçte yönetimin nasıl şekillendiğine dair Keskin, anayasal çerçeve ile fiili durum arasında fark olduğuna şöyle işaret etti:

“Teorik olarak baktığımız zaman Hamaney’in yetkileri Geçici Liderlik Şurası’na verilmiş durumda. Yargı erki başkanı, cumhurbaşkanı ve Anayasa Korucular Konseyi’nden bir din adamı.”

Ancak fiili yönetimin farklı bir güç paylaşımıyla sürdüğünü anlatan keskin sözlerine şöyle devam etti:

“Bana göre fiili olarak İran yönetimindeki bir güç paylaşımı yapılmış. Güvenlik Ali Larijani ile Milli Güvenlik Yüksek Konseyi’nde toparlanmış. Savaş ise Hatemül Enbiya Karargahı ve Devrim Muhafızları’nın elinde.”

"Hamaney'in savaş stratejisi uygulanıyor"

Keskin’e göre savaş kararları Hamaney hayattayken alındı. Bu konuya değinen keskin şöyle konuştu:

“Savaşacak mıyız? Nasıl savaşacağız? Arap ülkelerini vuracak mıyız? Hürmüz Boğazı’nı kapatacak mıyız? Bu kararları zaten vermişler. Şu anda yeni bir karar almıyorlar, daha önceden hazırladıkları planları uyguluyorlar.”

İç savaş çıkar mı?

İran’da rejim muhalifi silahlı grupların bulunduğunu hatırlatan Keskin, mevcut koşullarda bir iç savaş ihtimalini düşük gördüğünü, “Şu an itibariyle devlet aygıtı güçlü ve bastırma yeteneği var. Şimdi harekete geçerlerse çok sert bir biçimde bastırırlar. Devlet aygıtı zayıflarsa o zaman daha net olurlar" sözleriyle dile getirdi.

“İran’ın en fazla güvendiği şey füze”

İran’ın askeri altyapısına ilişkin değerlendirmede bulunan Keskin, füze kapasitesinin belirleyici olduğunu, “İran’ın şu an itibariyle en fazla güvendiği şey füzedir. Füzenin dışında diğer alanlarda pek fazla bir gövde gösterisi yapamadı" diyerek anlattı.

Stokların sınırsız olmadığını vurgulayan Keskin, savaşın süresine dair belirsizliğe dikkat çekti. Kara harekatı ihtimalininin düşük olduğunu savunan Keskin şöyle dedi:

“Savaş ne zaman biter, bunu kestirmemiz mümkün değil. Bana göre savaşın tarafları da bunu bilmiyorlar. Biz hala savaşın ilk evresindeyiz.”

Bölge ülkelerine saldırılar ne anlama geliyor?

İran’ın bölge ülkelerine yönelik hamlelerini “maliyet artırma” stratejisi olarak yorumlayan Keskin şunları söyledi:

“Benim düşmanıma neden üs izni veriyorsunuz? Üs sahibi olmanın bedelini ağırlaştırmak istiyor. Ancak bu politikanın ters tepebilir. Bu siyaset ters tepebilir ve ters tepmeye de başladı. Arap ülkelerini karşı cepheye itiyor. İran’a yönelik tehdit algısını pekiştiriyor.”

Türkiye’ye saldırı olur mu?

Türkiye’nin konumuna ilişkin değerlendirmede bulunan Keskin, saldırı ihtimalini düşük gördüğünü ifade etti:

“Ben Türkiye’ye bir saldırı olacağını düşük ihtimal olarak görüyorum. Türkiye güçlü bir askeri yapıya sahip. NATO üyesidir. Ayrıca İran’ın bir diplomatik kanala ihtiyacı var. Türkiye ve Umman İran’ın dünyaya açılan kapısıdır diplomatik anlamda. İran, Türkiye’yi karşı cepheye itmek istemez. Türkiye’yi sevdiğinden dolayı değildir. Bedeli ağır olacağı için uzak duruyor.”

Sivil ölümler barış getirir mi?

Sivil kayıpların uluslararası toplumda baskı oluşturup oluşturmayacağı sorusuna Keskin şu yanıtı verdi:

“İran’daki sivil ölümler böyle bir barış çağrısına sebebiyet vermez. Verse de ciddi anlamda karşılık bulmayabilir.”

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.