İstanbul Barosu davasında savcı ceza istedi: Savunmaya yargı kuşatması

İstanbul Barosu davasında savcı ceza istedi: Savunmaya yargı kuşatması
Suriye'de öldürülen gazetecilerle ilgili yaptıkları açıklama nedeniyle yargılanan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri için savcı ceza istedi. Silivri’de süren davada kararın hafta sonuna kadar açıklanması bekleniyor.

CANAN COŞKUN

İstanbul Barosu, son bir yıldır ağır bir yargı kuşatmasının altında. Baro Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve 11 yönetim kurulu üyesi hakkında “terör örgütü propagandası” ve “dezenformasyon” suçlamalarıyla açılan davanın üçüncü duruşması Silivri’de devam ediyor. Hafta boyu sürmesi planlanan dava kapsamında kararın açıklanması bekleniyor.

Davanın dünkü oturumunda mütalaasını sunan savcı, suçlamaları bir adım öteye taşıdı. Öldürülen isimlerden "gazeteci" olarak bahsedilmesinin örgüt üyeliğini özendirdiğini iddia eden savcı, baronun bu açıklamayla halkı yanıltarak devlet kurumlarına güveni sarsmayı hedeflediğini öne sürdü. İstanbul Barosu başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin “terör örgütü propagandası” ve “dezenformasyon”la suçlandığı dava, baronun içinde bulunduğu yargısal kuşatmanın son halkası.

Süreç nasıl başladı?

Her şey 19 Aralık 2024’te gazeteciler Nâzım Daştan ve Cihan Bilgin’in Suriye’de bir insansız hava aracı (SİHA) saldırısında hayatını kaybetmesiyle başladı. Bu duruma tepki gösteren gazeteciler Beyoğlu’ndaki Şişhane Meydanı’nda protesto eylemi düzenlemiş, eylem gazetecilerin gözaltına alınıp tutuklanmasıyla sona ermişti. İstanbul Barosu da, öldürülen gazeteciler için etkin soruşturma yürütülmesini ve eylemde gözaltına alınan gazetecilerin serbest bırakılmasını isteyen bir sosyal medya paylaşımı yapmıştı. Bu durum, Anayasa hukukçusu bir profesör olan baro başkanı ve 11 yönetim kurulu üyesinin “sanık” sıfatıyla hakim karşısına çıkarılması için yeterli görülmüştü.

Bir gün sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında "terör örgütü propagandası yapmak ve “gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma" iddiasıyla soruşturma başlattı. Savcılığın açıklamasında, insansız hava aracıyla hedef alınan Nâzım Daştan ve Cihan Bilgin için “… örgüt mensubiyetleri nedeniyle haklarında kayıt bulunan” demiş, ayrıntının ne olduğunu açıklamamıştı.

Başsavcılığın Nâzım Daştan hakkındaki kaydı Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davaydı. Daştan, 2016 yılında Facebook’ta yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek örgüt üyeliği, örgüt propagandası yapmak, örgüte yardım etmek, halkı askerlikten soğutmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek ve tehdit olmak üzere, toplamda altı ayrı suçlamayla gözaltına alınmış ve hakkında dava açılmıştı. Davaya ilişkin iddianamede Daştan’ın “yazı paylaşmak suretiyle” yukarıda sayılı suçları işlediği öne sürülmüştü. Daştan, yargılama sonunda bütün suçlardan beraat etmişti. Cihan Bilgin için var olduğu öne sürülen kayıt ise, 2015 yılında açılan bir soruşturmaydı.

Bilgin hakkında tarihi bilinmeyen yakalama kararının da bu soruşturmadan kaynaklandığı düşünülmüştü. “Örgüt üyeliği ve yöneticiliği” suçlamasıyla açıldığı düşünülen soruşturmanın ve yakalama kararının içeriğini savcılığın açıklamasından anlamak mümkün değildi.

İstanbul Barosu hakkında açılan soruşturma kapsamında baro başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 7 Ocak 2025’te savcılığa ifade verdi. Bu gelişmeden bir hafta sonra 14 Ocak’ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, baronun gazeteciler hakkındaki açıklamasıyla ilgili olarak baro başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi, yeni baro başkanı ve yönetim kurulu seçilmesi talebiyle davaname hazırladı. Davanamede, baro başkanı ve üyelerinin “amaçları dışında illegal faaliyet gösterdiğini” öne sürülürken, idari yönden de tedbir alınması gerektiği belirtildi.

Davanamenin hazırlanmasından kısa bir süre sonra 23 Ocak’ta baro yönetim kurulu üyesi avukat Fırat Epözdemir, Strasbourg'da katıldığı Avrupa Konseyi Savunmanlar Toplantısı dönüşünde İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alınarak tutuklandı. Savcılık, Epözdemir’in gözaltına alınmasıyla ilgili açıklamasında "DİREN CİZRE” isimli WhatsApp grubundaki yazışmaları gerekçe göstermişti. Ancak, adı geçen WhatsApp grubuna yönelik 27 avukat hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” suçlamasıyla yürütülen soruşturma 10 Eylül 2024’te yani Epözdemir’in gözaltına alınmasından çok önce takipsizlikle kapanmış, karar da kesinleşmişti. Ortaya çıkan bu bilgilere rağmen Epözdemir 29 Mayıs 2025’e kadar tutuklu kalmıştı.

Baro yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi ve yeni yönetim seçilmesi talebiyle açılan davada İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, 21 Mart’ta yönetim kurulu üyelerinin görevlerine Avukatlık Kanunu’nun 77/5 maddesi gereğince son verilmesine, kararını kesinleşmesinden sonra en geç bir ay içerisinde yenilerinin seçilmesine karar verdi.

Bu gelişlemeler yaşanırken Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da "terör örgütü propagandası yapmak ve “gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma" iddiasıyla başlatılan soruşturmayı tamamlayarak davaya dönüştürdü. İddianamede, baro başkanı Kaboğlu ve yönetim kurulu üyesi 11 avukatın “terör örgütü propagandası yapmak" ve “basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılanarak hapisle cezalandırılması talep edildi.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi bu davanın yargılamalarını eski ismiyle Silivri Cezaevi yerleşkesinin içinde bulunan mahkeme salonunda yaptı. Hafta boyu görülecek ve sonrasında da hükmün açıklanmasının beklendiği dava kapsamında savcı esas hakkındaki mütalaasını da açıkladı.

Savcı ceza istedi

Savcı, bir sayfalık mütalaasında suçlamaları daha da ileriye götürerek gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in “Suriye’de güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmada etkisiz hale getirilen terör örgütü mensupları” olduğunu öne sürdü. Mütalaada, öldürülen gazetecilerden “gazeteci” olarak bahsedilmesinin “örgüt üyeliğini özendirici mahiyette” olduğu savunuldu. Baronun yaptığı açıklamanın “halkı yanıltarak algı oluşturmaya ve devletin kurum ve organlarına duyulan güveni olumsuz etkilemeye” çalıştığı iddia edilerek halk arasında endiye yaratma saikiyle hareket edildiğini ileri sürdü.

Haklarında cezalandırma talep edilen İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyeleri şöyle: Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.