Kadınlar ortak gelecek için buluştu: Adalet olmadan barış olmaz
“Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansında barış, özgürlükler ve eşit yurttaşlık tartışıldı. Gültan Kışanak, toplumsal mutabakatla barışın kurulabileceğini vurgularken Feride Eralp adaletin, Füsun Üstel ise eşit yurttaşlığın ötesinde hakların güvenceye alınmasının önemine dikkat çekti.
Kısa Dalga- Gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi ve aktivistlerin de aralarında bulunduğu 80 kadının çağrısıyla düzenlenen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansı başladı. Farklı kentlerden 500’ü aşkın kadının katıldığı buluşmanın ilk oturumunda, kadınların ortak mücadelesi, barışın toplumsallaşması ve eşit yurttaşlığın koşulları ele alındı.
Açılış konuşmasının ardından İlkay Akkaya, Feryal Öney, Nurcan Değirmenci ve Selda Öztürk müzik dinletisi sundu. Konferansa katılan İpek Er’in annesi Hikmet Kılınç da kızının fotoğraflarını ve eşyalarını göstererek “Kızım için adalet istiyorum” dedi.
“Özgürlükler, demokrasi, adalet ve eşit yurttaşlık” başlıklı ilk oturumda Gültan Kışanak, Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Feride Eralp, siyasetçi Zeynep Altıok Akatlı, feminist yazar Hidayet Şefkatli Tuksal ve siyaset bilimci Füsun Üstel konuştu.
Kışanak: “Toplumsal mutabakat kurulabilirse hiçbir iktidar engel olamaz”
Gültan Kışanak, kadınların özgürlük mücadelesini kendi yaşamından örneklerle anlattı. Aile içinde, siyasette ve kamusal alanda izin beklemeden hareket etmeyi öğrendiğini söyleyen Kışanak, “Özgürlük denilen şey bence bizde başlayıp bizde bitiyor” dedi.
Özgürlüğün egemenlerin ya da erkeklerin izin vermesiyle kazanılmayacağını vurgulayan Kışanak, eşit yurttaşlığın da yalnızca yasal metinlere yazılarak sağlanamayacağını belirtti. Ataerkil, kapitalist ve sömürgeci yapılarla hesaplaşılması gerektiğini savunan Kışanak, farklılıkların kesiştiği alanlarda ortak bir siyaset üretilebileceğini söyledi.
Kürt sorununun çözümü ve barış için toplumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade eden Kışanak, şöyle konuştu:
“Buradan çıkıp gidince; mahallemizde, ailemizde, sokağımızda, iş yerimizde, okulumuzda ‘Kürt sorununu çözmek bizim sorunumuzdur’ diyen bir sorumluluk duygusuyla hareket edersek, iktidarın öyle düşündüğü ya da böyle düşündüğünün hiçbir kıymeti yok. Biz bu barışı gerçekleştirebiliriz. Anayasa da yapabiliriz. Anayasa dediğin toplumsal sözleşmedir. Toplumsal mutabakat kurulabilirse hiçbir iktidar bunun önünde engel olamaz. Barışı kuracağımıza inanıyorum.”
Üstel: “Bize gerekli olan eşit yurttaşlık artı haklardır”
Füsun Üstel, DEM Parti’nin Meclis Komisyonu’na sunduğu raporda yer alan hukuki düzenleme taleplerini değerlendirdi. Üstel; Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü talepleri, siyasi partiler ve seçim mevzuatındaki değişiklikler, anadilinin eğitimde ve kamusal alanda kullanılması ile Anayasa’nın vatandaşlığı tanımlayan 66’ncı maddesine ilişkin önerilere dikkat çekti.
Eşit yurttaşlığın devlet ile birey arasında tarafsız bir ilişkiyi gerektirdiğini belirten Üstel, yurttaşlığın aynı zamanda bazı grupları içerirken bazılarını dışarıda bırakabilen bir statü olduğunu söyledi. Hak ve özgürlüklerin daraldığı bir ortamda eşit yurttaşlık talebinin tek başına yeterli olmayacağını vurguladı:
“Hak ve özgürlüklerin tırpanlandığı, kamusal alanların giderek daraldığı ve çeşitli dışlanma biçimlerinin yaratıldığı bir ortamda eşit yurttaşlık yeter mi? Aslında bize gerekli olan eşit yurttaşlık artı haklardır.”
Üstel, yurttaşlık anlayışının arka planındaki eril normların ve ataerkil hiyerarşilerin de sorgulanması gerektiğini belirtti. Kadın haklarına yönelik saldırıların yalnızca Türkiye’yle sınırlı olmadığını söyleyen Üstel, küresel ölçekte sağ, muhafazakâr ve otoriter yönetimlerin kadınlara karşı bir ittifak oluşturduğunu ifade etti.
Eralp: “Savaş sadece silahla olan bir şey değil”
Feride Eralp, barışın adalet ve eşit yurttaşlık olmadan tam anlamıyla sağlanamayacağını söyledi. Salonda bulunan İpek Er’in annesine hitap eden Eralp, savaşın etkilerinin kadınların bedenlerinde ve gündelik yaşamlarında sürdüğünü vurgulayarak “Savaş sadece silahla olan bir şey değil” dedi.
Eralp, güvenlik politikalarının kimleri koruduğunun ve kimleri tehdit olarak tanımladığının sorgulanması gerektiğini belirtti. Aile, nüfus ve güvenlik politikalarının kadınların yaşamı üzerindeki etkisine dikkat çekerek nüfus artış hızındaki düşüşün ucuz iş gücü, askerî kapasite ve bakım emeği üzerinden bir kaygı olarak sunulduğunu savundu.
Kadınlardan hem doğurmalarının hem de bakım yükünü üstlenmelerinin beklendiğini ifade eden Eralp, “Türkiye gibi bir ülkede yaşlılara aile içinde kadınların bakması bekleniyor” diye konuştu. Eralp, doğum oranlarındaki düşüş üzerinden LGBTİ+’ların hedef gösterilmesini de eleştirdi.
Tuksal: “Ortaklıklarımızı dillendirmeliyiz”
Hidayet Şefkatli Tuksal, kadınlara yönelik baskı ve şiddete karşı kadın hareketi ile Kürt kadın hareketinin birlikte mücadele ettiğini belirtti.
Farklı çevrelerden gelen kadınların ortak mücadele olanaklarına odaklanması gerektiğini söyleyen Tuksal, şöyle konuştu:
“Hepimiz farklı mahallelerden geliyoruz diyoruz sürekli. Farklılıklarımızı konuşmak yerine ortaklıklarımızı dillendirmeliyiz. Öğrenmek ve birlikte ne yapabileceğimizi konuşmak için daha çok bir araya gelmemiz gerekiyor.”
Altıok Akatlı: “Siyasetin dilini kadın diliyle yeniden kurmak gerekiyor”
Zeynep Altıok Akatlı, konuşmasını “şiddet rejiminde kadın olmak” çerçevesinde kurduğunu belirtti. Siyasetteki eril ve şiddet içeren dilin muhalefetin kendi içindeki tartışmalarda da yeniden üretilebildiğine dikkat çekti.
Barışın yalnızca bir siyasi hedef değil, aynı zamanda bir kültür olduğunu vurgulayan Altıok Akatlı, toplumun geçmişte yaşadığı acıların bilinmesi ve hafızasının korunması gerektiğini söyledi.
Kadınların etnik kimlik, inanç, sınıf ve medeni durumları nedeniyle iç içe geçen ayrımcılıklarla karşılaştığını belirten Altıok Akatlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendinden olmayanın tahrik olma özgürlüğünü alabildiğine savunan bir şiddet kültürü içerisinde barış demeyi sürdüren kadınlar olmak istiyoruz. O yüzden siyasetin dilini de kadın diliyle, kültür olarak da barış diliyle yeniden kurmak gerekiyor.”
İlk oturum, katılımcıların söz aldığı forum ve soru-cevap bölümüyle devam etti. İki gün süreceği belirtilen konferansın sonraki oturumlarında kapitalizm, emek sömürüsü, toplumsal cinsiyet eşitliği ve özgürlükler mücadelesi ele alınacak.
(Fotoğraf kaynak: Jinnews)
DEM Parti'den “Ekmek, barış ve adalet için bütçe” çağrısı: “Fedakarlık değil, adil bölüşüm"
Meral Danış Beştaş: “Türkiye barışını arıyor, inanmak için milyonlarca sebebimiz var”
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.



