Kani Torun, Demirtaş’la görüşmesini anlattı: Demirtaş ülkeyi yönetmeye talip
Bağımsız Milletvekili Cemalettin Kani Torun, son iki yılda Selahattin Demirtaş’la üç kez görüştüğünü, son görüşmenin yaklaşık üç ay önce gerçekleştiğini açıkladı. Torun’un aktardığına göre Demirtaş, ülkeyi yönetmeye talip olduğunu söyledi. Torun, Abdullah Öcalan’ın “demokratik cumhuriyet” olarak tanımladığı yaklaşımı Türkiye toplumuna en etkili biçimde Demirtaş’ın anlatabileceğini savundu.
Kısa Dalga - Bağımsız Milletvekili Cemalettin Kani Torun, T24 yazarı Cansu Çamlıbel’e verdiği söyleşide, Kürt sorununun çözümüne yönelik süreç, Selahattin Demirtaş’ın siyasi hedefleri, tutuklu siyasetçiler, parlamenter sisteme dönüş tartışmaları ve AKP içindeki kulisler hakkında açıklamalarda bulundu.
Torun, Kürtlerin toplumsal düzeyde Türkiye’ye zaten entegre olduğunu, bundan sonraki aşamanın devlet kurumları ve karar mekanizmalarında eşit biçimde yer almaları olduğunu savundu. Kürt siyasetinin geleceğini Ankara’da araması gerektiğini söyleyen Torun, Kandil’in kapanması ve silahların devreden çıkması durumunda Kürt siyasetçilere yöneltilen suçlamaların dayanağının ortadan kalkacağını belirtti.
Söyleşi, Cansu Çamlıbel imzasıyla T24’te yayımlandı.
Demirtaş’la son iki yılda üç kez görüştü
Çamlıbel’in yalnızca Abdullah Öcalan’ın değil, Kürt siyasetinin genel olarak Ankara’ya yönelip yönelmediğine ilişkin sorusu üzerine Torun, Selahattin Demirtaş’la yaptığı görüşmeleri anlattı.
Torun, son iki yıl içinde Edirne Cezaevi’nde tutulan eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ı üç kez ziyaret ettiğini söyledi. Son görüşmenin yaklaşık üç ay önce gerçekleştiğini belirten Torun, görüşmede ağırlıklı olarak yürütülen yeni sürecin ele alındığını ifade etti.
Torun’a göre Demirtaş görüşmede son derece olumlu bir tutum sergiledi ve siyasi geleceğine ilişkin olarak “Devletin üst görevleri nelerse benim hedefim bu artık” dedi.
Torun’un anlatımına göre Demirtaş, siyasi geleceğini Ankara’da gördüğünü ve Kürt siyasetinin Türkiye’nin merkezi siyasetinin bir parçasına dönüşmesi gerektiğini düşünüyor.
Çamlıbel ve Torun'dan açıklama
Demirtaş'ın "Ben Ankara'da görev almak istiyorum. Ankara'da devletin üst görevleri nelerse benim hedefim bu artık" sözlerine ilişkin Çamlıbel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:
"Aslında Kani Torun’un kastettiği Demirtaş’ın ülkeyi yönetmeye talip olduğu. Yoksa bu hükümetten bir görev beklediğini söylemedi. Öyle olduğunu düşünsem başka devam sorusu sorardım. Zaten tam da Kani Bey’in 'ülke yönetmeye talip' dediğini anladığımdan devam sorum şöyle oldu:
-Selahattin Demirtaş’ın bir sonraki seçimde cumhurbaşkanı adayı olmak istediği yönünde bir rivayet var. Kulağınıza geldi mi ya da kendisi bu yönde herhangi bir sinyal verdi mi size?
Kani Bey de bilgisi olmadığını, bu konuyu Demirtaş ile görüşmedikleri yanıtı verdi.
Devleti yönetmeye takip olmakla bugün devleti yönetenlerden bir görev/makam istemek bambaşka şeyler."
Torun da yaptığı açıklamada, "Sayın Cansu Çamlıbel ile yaptığım mülakatta Sayın Demirtaş ile ilgili söylediğim cümle sosyal medyada bağlamından koparılarak, çarpıtılarak, sanki iktidardan bir görev beklediği gibi bir anlama çekiliyor. Oysa ben açıkça 'Ülkeyi yönetmeye talibim' diyor. Bu ikisi birbirinden çok farklı şeyler" dedi.
Cumhurbaşkanı adaylığı
Çamlıbel, Demirtaş’ın bir sonraki seçimde cumhurbaşkanı adayı olmak istediğine ilişkin iddiaları da Torun’a sordu. Görüşmede Demirtaş’ın bu yönde bir işaret verip vermediğinin sorulması üzerine Torun, cumhurbaşkanı adaylığı konusunu doğrudan konuşmadıklarını söyledi.
Torun’un aktardığına göre Demirtaş, Kürt siyasetinin Ankara’nın bir parçası haline gelmesinin olumlu olduğunu ve bunun teşvik edilmesi gerektiğini dile getirdi. Demirtaş ayrıca, bu dönüşüme katkı sunabileceği bir durum ortaya çıkarsa süreci desteklemeye veya doğrudan içinde yer almaya hazır olduğunu ifade etti.
Torun, bu sözlerin ardından kendi değerlendirmesini de paylaşarak Öcalan’ın demokratik cumhuriyet yaklaşımını Türkiye’nin bütününe en iyi anlatabilecek kişinin Demirtaş olduğunu savundu. Demirtaş’ın toplum nezdinde bunu yapabilecek siyasi meşruiyete sahip olduğunu söyledi.

Öcalan ile Demirtaş arasında karşıtlık var mı?
Söyleşide, Öcalan ile Demirtaş arasında uzun süredir bir rekabet veya karşıtlık bulunduğuna ilişkin iddialar da gündeme geldi.
Çamlıbel, kamuoyuna yansıyan bazı İmralı tutanaklarında Öcalan’ın Demirtaş’ın 2015’teki “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışını hata olarak değerlendirdiğini hatırlattı. Torun’a, Öcalan’ın bugün Demirtaş’ı kendi yaklaşımını Türkiye’ye aktarabilecek en uygun siyasetçi olarak görüp göremeyeceği soruldu.
Torun, iki isim arasında bazı konularda görüş ayrılıklarının bulunabileceğini kabul etmekle birlikte, bunların doğrudan bir karşıtlık olarak sunulmasının özellikle muhalif çevreler tarafından öne çıkarıldığını savundu. Öcalan ile Demirtaş arasında bir çatışma görüntüsü oluşturmanın Öcalan’a, Demirtaş’a veya Kürt siyasetine yarar sağlamayacağını söyledi.
“Kürtler bütün kurumlarda görev alabilmeli”
Torun, Kürtlerin geleceğini Ankara’da aramasından yalnızca hükümet ortağı olmalarını anlamadığını belirtti. Kürtlerin devletin bütün kurumlarında ve bütün görevlerinde yer alabilmesi gerektiğini savundu.
Kürtlerin büyük şehirler dahil Türkiye toplumuna toplumsal düzeyde entegre olduğunu söyleyen Torun, yeni dönemde devletle bütünleşmenin sağlanması gerektiğini belirtti. Torun’a göre bunun gerçekleşebilmesi için devletin Kürtleri bir tehdit olarak değil, eşit yurttaşlar olarak görmesi; Kürtlerin de devleti kendilerine ait bir yapı olarak benimsemesi gerekiyor.
Torun, Kürt siyasetçilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve cezaevine gönderilmesi uygulamalarının sona ermesini de Ankara’da siyaset yapabilmenin temel koşulları arasında gösterdi.
Tutuklu siyasetçiler için tahliye çağrısı
Torun, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Meclis’i zayıflattığını ve siyasi karar alma gücünü Beştepe bürokrasisine taşıdığını savundu.
Bütün partilerin katılımıyla bir anayasa masası kurulmasını öneren Torun, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilmesini ve cumhurbaşkanının mevcut Meclis tarafından seçilmesini istedi. Bu formülün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesini mümkün kılabileceğinin hatırlatılması üzerine Torun, Meclis’in üçüncü turda salt çoğunlukla cumhurbaşkanını seçebileceğini söyledi.
Torun, siyasi ortamın yumuşatılması için sistem değişikliğiyle birlikte “Tutuklu bulunan siyasiler de serbest bırakılsın, herkes yarışsın” çağrısında bulundu.

AKP’de parlamenter sistem kulisi
Torun, parlamenter sisteme dönüş ve cumhurbaşkanının Meclis tarafından seçilmesi formülünün bazı AKP milletvekilleri tarafından kapalı kapılar arkasında konuşulduğunu ileri sürdü.
AKP’lilerin mevcut sistemle girilecek bir seçimin kaybedilmesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlardan endişe duyduğunu söyleyen Torun, muhalif bir ismin aynı cumhurbaşkanlığı yetkilerine sahip olması halinde bugün muhalefete karşı kullanılan yöntemlerin kendilerine de uygulanabileceğini düşündüklerini belirtti.
Torun’a göre bazı AKP milletvekilleri ana muhalefete yönelik uygulamaları onaylarken bazıları bunlara karşı çıkıyor. Ancak parti içindeki itirazlar açıkça ifade edilmiyor ve milletvekilleri görüşlerini yalnızca kapalı görüşmelerde dile getiriyor.
“Operasyonlar süreci zehirliyor”
Torun, CHP’li belediyelere ve muhalif siyasetçilere yönelik operasyonların Kürt sorununun çözümüne ilişkin sürece zarar verdiğini söyledi. Meclis konuşmalarında da bu eleştiriyi dile getirdiğini belirten Torun, iktidarın muhalefete karşı daha kapsayıcı ve yumuşak bir tutum izlemesi gerektiğini ifade etti.
Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, eski HDP’li belediye başkanları, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan ve Can Atalay’ın tutukluluğuna işaret edilen söyleşide Torun, cezaevindeki siyasetçilerin de yürütülen sürece olumlu yaklaştığını söyledi.
Torun, Çerçeve Yasa’nın süreçte görev alanlara kesin bir hukuki güvence sağlayıp sağlamadığı sorusuna ise Türkiye’de devlet yetkililerinin verdikleri sözleri daha sonra unutabildiğini belirterek kesin bir güvence bulunmadığı yönünde yanıt verdi.
AKP’ye geçmeyecek, DEM Parti ihtimaline kapıyı tamamen kapatmadı
Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerine son verme kararının ardından bir süre bağımsız milletvekili olarak devam edeceğini belirten Torun, AKP’ye katılmayacağını söyledi.
DEM Parti’den teklif gelmesi durumunda nasıl hareket edeceği sorulan Torun ise şu anda herhangi bir partiye girme niyetinin bulunmadığını ifade etti. Bununla birlikte Kürt siyasetinin devletin karar mekanizmalarına dahil olmasına katkı sunabileceği bir görev önerilmesi halinde buna kategorik olarak karşı çıkmayacağını belirtti.
Torun, Türkiye’nin büyümesi ve bölgede güçlü bir ülke haline gelmesi için Kürt sorununu çözmek ve Kürtleri devletin eşit bir parçası haline getirmek zorunda olduğunu savundu.
İmralı Heyeti'nden Demirtaş ve Mızraklı'yı ziyaret: Herkesin katkı sunması önemli
DEM Parti'den "Demirtaş ve Yüksekdağ" açıklaması: Bir saniye daha içeride tutulmamalılar
Kaynak: Alıntı: T24
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.


