Kemal Kılıçdaroğlu: Kim partiyi bölüyorsa Erdoğan'a hizmet ediyor demektir
Kemal Kılıçdaroğlu, "CHP'nin bölünmesi kimin işine yarar? Erdoğan'ın işine yarar. İktidar, CHP'nin bölünmesini ister mi? İster. CHP'nin güçlü olmasını ister mi? İstemez. Bölünmesini ister. Kim partiyi bölüyorsa Erdoğan'a hizmet ediyor demektir" dedi.
Kısa Dalga - İstinafın mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, tv100 yayınında Başak Şengül ve Erdoğan Aktaş’ın sorularını yanıtladı.
Kılıçdaroğlu, “CHP bölünüyor mu?” sorusuna şöyle yanıt verdi:
“Öncelikle şunu ifade edeyim; Cumhuriyet Halk Partisi'nin temel özelliklerinden biri, iç tartışmaların en yoğun ama en uygar şekilde yaşandığı partilerden biri olmasıdır. CHP sıradan bir parti değildir. Yüz yılı aşkın bir geçmişe sahiptir. Zaman zaman ayrılıklar olmuştur, zaman zaman tartışmalar yaşanmıştır. Bunlar bazen genel başkanlık düzeyinde, bazen de izlenen politikalar üzerinden olmuştur. Dolayısıyla bu tartışmaları olağan karşılamak gerekir. Partinin kendi içindeki tartışmalardan kaçınmamak lazım. Çünkü tartışmalar partiyi diri tutar.
Partinin kültürü açısından bakıldığında bir itiraz kültürü de vardır. Genel başkanlar, itiraz edenleri mutlaka sonuna kadar dinlerler. Çünkü bir kişi boş yere itiraz etmez. Bu itiraz kültüründen de yararlanılır; izlenen politikalarda bir eksiklik var mı, yok mu diye değerlendirme yapılır. Bugün geldiğimiz süreç ise geçmişte yaşadığımız süreçlere çok benzemiyor. Bazı yönleriyle benzerlik gösterse de önemli farklılıklar taşıyor. Geçmişte de partiden ayrılanlar oldu, başka partiler kuranlar oldu. Ancak tarih bize şunu gösterdi; Cumhuriyet Halk Partisi, yüz yılı aşkın süredir varlığını sürdürüyor. Bu süre içinde partimiz kapatıldı, mal varlığına el konuldu, genel başkanları hapse atıldı. Ama partinin kuruluş ilkeleri ve ahlaki yapısı, siyaset açısından pek çok üstünlüğünü korumasını sağladı. Partinin ahlaki üstünlüğü, söylemlerindeki tutarlılık ve Türkiye'nin sorunlarını çözme konusunda cesur adımlar atması, onun varlığını bugüne kadar sürdürmesini sağladı."
"Parayı alan CHP'liler, ifadeyi veren CHP'liler; peki kimi suçlayacağız?"
Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Ben de size bir soru sorayım ama yanıtını da kendim vereyim. CHP'nin bölünmesi kimin işine yarar? Erdoğan'ın işine yarar. İktidar, CHP'nin bölünmesini ister mi? İster. CHP'nin güçlü olmasını ister mi? İstemez. Bölünmesini ister. Kim partiyi bölüyorsa Erdoğan'a hizmet ediyor demektir. Bir kez daha ifade edeyim: Kim partiyi böler, partiyi ayrıştırırsa Erdoğan'a hizmet etmiş olur. Mutlak butlan davasını açan kim? Bu sorunun yanıtını herkes bilmek zorunda. Davayı açan ben değilim. İfade veren ben değilim. Gidip konuşan ben değilim. İlk dava Bursa'da açıldı. Davayı açan da değişimci bir isimdi. Sormak lazım; o dava niçin açıldı? Mutlak butlan davasında söylenen şu; bazı delegelerin iradelerinin parayla ve çıkar karşılığında satın alındığı iddia ediliyor.
Bunu söyleyen CHP'liler. Parayı alan kim? CHP'liler. İfadeyi veren kim? CHP'liler. Peki kimi suçlayacağız? AK Partili biri gelip bunu söylese, hadi onu suçlayalım. MHP'li biri söylese, onu da suçlayalım. Ama söyleyen CHP'liler. O zaman oturup düşünmemiz lazım. Gidip ifade verenler CHP'liler. En son bir belediye başkanı çıktı, 'Kurultayla ilgili benden şu kadar para istediler, ben de verdim.' dedi. Söyleyen kim? CHP'li belediye başkanı. Bir başka belediye başkanı açıklama yaptı: 'Benden şu kadar para istediler, verdim' diyor. Bunu söyleyen kim? O da CHP'li belediye başkanı. Bir başkası çıkıyor, 'Bizi götürdüler, eğlendik, cebimize paralar konuldu, geldik' diyor. Bunu söyleyen kim? O da CHP'li. Başka biri değil.
Bakın, bu olay ilk gündeme geldiğinde bunu gündeme getiren kimdi? Muhalefet partileri. Ama partiyi yönetenlerden bir tek Allah'ın kulu çıkıp da, 'Şaibeli kurultay sizde olur kardeşim. CHP'nin kurultaylarında şaibe olmaz' demedi. Bunu söyleyen kim? Benim. Evimde video çektim ve açıkça söyledim; 'CHP'nin kurultaylarında şaibe olmaz. Siz kendi kurultaylarınıza bakın' dedim. Ben bunu söylüyorum ama suçlanan ben oluyorum."

"Partimizin bu süreçte kirden arınması lazım"
Kılıçdaroğlu, "Bunu kabul etmeli miyim, reddetmeliyim, diye hiç kararsızlık yaşadınız mı?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
"Daha önce bana bazı arkadaşlar geldi. Karardan çok önce geldiler. Mansur Bey geldi, Vahap Bey geldi, bir de eski milletvekilimiz Engin Özkoç geldi. Bana bu konuyu sordular. Ben de kendilerine şunu söyledim: Eğer kayyum atanırsa bunu kesinlikle kabul etmem. Yüz yıllık bir partiyi kayyuma teslim edemeyiz. Bu doğru bir şey değil. Ama mutlak butlan kararı çıkarsa durum farklı. Çünkü o zaman sadece ben değil, eski yönetim, eski Parti Meclisi ve eski MYK birlikte göreve geliyor. O durumda oturur, konuşuruz. Partimizin bu süreçte kirden arınması lazım. Bu parti kirliliği kabul etmez. Bu partinin temel özelliği ahlaki üstünlüğüdür. Bu ahlaki üstünlüğü koruması gerekir. Ben bunu çok önceden söyledim.
Daha sonra mutlak butlan kararı çıktı. Mahkemeye sunulan deliller, verilen ifadeler, sonradan ortaya çıkan bilgiler, para hareketleri, MASAK raporları... Bunların tamamı dosyaya girmiş durumda. Dikkat edin; bugün kimse bunları tartışmıyor. Kimse çıkıp da 'Bu paraları kim verdi? Nasıl verildi? Nerelerde dağıtıldı? Kimler dağıttı?' diye sormuyor. Oysa asıl tartışılması gereken konu budur. Yüz yıllık, ahlaki üstünlüğüyle öne çıkan CHP'de bunlar konuşulmayacak da 'Kılıçdaroğlu neden geldi' sorusu mu konuşulacak? Kılıçdaroğlu tek başına gelmiyor ki. O dönemin Parti Meclisi ile birlikte geliyor ve partiyi yeniden kurultaya götürmek için geliyor. Bizim oraya gelip kalıcı olma gibi bir niyetimiz yok."
"Özel'in partiden ayrılmasına gerek yok ama parti içinde paralel yapı olmaz"
Özgür Özel'in grup başkanlığı ve yeni parti tartışmalarının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Parti kültürümüzde tartışmalar vardır. Kendi aramızda tartışırız hiçbir sorun yok. Niye bölünüyoruz? Mantıklı bir gerekçe lazım. Eğer 'Kılıçdaroğlu hırsızlıkları ayıklayacak o yüzden bölünüyoruz' diyorlarsa bu daha vahim bir şey. Bir CHP'linin iktidardan hesap sorabilmesi için, kendisinin hesap vermeye hazır olması lazım. Hiçbir CHP'li milletvekili, belediye başkanı hesap vermekten kaçamaz. Hangi gerekçeyle ayrı parti kuracaksınız? Hem partinin grup başkanısınız hem de 'ayrı parti kurmak için çalışıyorum' diyeceksiniz. Bu olmaz.
Konuşur muyuz? Elbette konuşuruz. Kavga etmedik. Nedir olaylar, hangi gerekçeyle yeni parti ihtiyacı çıkmıştır? En son 1,5 ay önce konuştuk. Arkadaşlar da konuşuyorlar. Milletvekillerini bölmeye, kutuplaştırmaya hiç gerek yok. Bu partinin bir kültürü vardır. Bu parti genel başkanlarına asla hakaret etmez."
"Özgür Özel'e bir çağrı yapıyor musunuz?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Elbette. Partiden ayrılmasına gerek yok. Hangi gerekçeyle partiden ayrılıyor? Parti içinde mücadele edebilir. Ama parti içinde paralel yapı olmaz. Herkes gelsin bana tabi olsun diye bir şey yok. Buna şimdilik bir şey söylemiyorum ama doğru değil. Paralel yapılar kurmak doğru değil. Zaman geçtikçe düzeleceğini düşünüyorum. 'Grup toplantısı yapacağım' dedi, yapsın. Partinin iç tüzüğüne de hukuka da uygun değil. Tamam yapsın. Ülkenin dünya kadar sorunu var. Önümüzdeki süreçte temel konularda açıklamalar yapacağım" yanıtını verdi.
"Mahkeme yetki verse ben yarın sabah kurultay yaparım"
Kurultay tartışmalarına yönelik soruya Kılıçdaroğlu, "Mahkeme 'Bu kişilerle kurultay yapamazsınız' diyor. Aynı kişileri getiriyorsunuz 'Biz kurultay yapalım.' Aynı delegeyle kurultay yapsak bir daha iptal edilir" dedi.
Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre'nin 833 imzayla ilgili sulh hukuk mahkemesine başvuruda bulunacakları yönündeki açıklamasına ilişkin şöyle dedi:
"Gayet güzel. İstanbul'a çağrı heyeti atandı. Üstünden 45 günden fazla geçti. Seçim yapıldı mı yapılmadı. Uzatıldı. Ne yapacaksınız? Mahkeme 38'inci kurultaya ilişkin bir karar verdi. 'Yeni kurultay yapın' dedi. Yeni kurultay ne demek? 'iradesi sakatlanmamış üyelerle yapın' demek. Biz de onu yapıyoruz. Yani mahkeme yetki verse ben yarın sabah kurultay yaparım. Ama tedbir var. Nasıl yapacağız? Mahkeme ve YSK kararına bakmak lazım. İki karar örtüşüyor."
"Adnan Beker kirli bir adam, CHP içerisinde ne işi var?"
Kılıçdaroğlu, Genel Merkez içerisinde kendisine yönelik hakaret yazıları hakkında savcılığın inceleme yaptığını belirterek, şunları söyledi:
"Adnan Beker kim oluyor da gelip CHP'nin kapsında otobüsüyle bekliyor? Cumhurbaşkanlığı seçiminde bize oy vermeyen bir adam. Bu adamın ne işi var CHP içerisinde. Bu adam kirli bir adam. Kirli adamın CHP içerisinde ne işi var? Açsın bana davayı mahkemede kirliliklerini anlatayım. Hangi akıl Adnan Beker'den otobüs talep ediyor? Başka adam mı kalmadı. CHP ahlaklı insanların partisidir."
"Çankaya Belediyesi'ne yönelik kuşkularım vardı"
Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediyesi’ne yönelik operasyon düzenlenmesine karşı neden sessiz kalındığına ilişkin, "Kuşkularım vardı" dedi. "Ne gibi?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Ayrıntıya girmeyeyim. Belediye başkanlarımız gidecekler yargıda kendilerini savunacaklar, beraat edip gelecekler. Ben de onları kucaklayacağım" ifadesini kullandı.
"Demirtaş'ın tutuklanması doğru değil"
Selahattin Demirtaş'a yönelik "Dokunulmazlıkların kaldırılmasından pişman değilim" yönündeki ifadesinin sorulması üzerine CHP lideri şöyle yanıt verdi:
"Bu konu çok konuşuldu. Çok istismar edildi. Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda Sayın Demirtaş'ın açıklaması var. O dönemin HDP yöneticilerinin 'dokunulmazlıklara karşıyız kaldırılsın' açıklamaları var. Bizim kurultayımızda karar var kaldırılsın, diye. O dönem dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili dosya geldi. Dokunulmazlık kaldırıldı. Ama yanlış olan şu: dokunulmazlığı kaldırılan bir kişinin tutuklanması doğru değil. Dokunulmazlığı kalkar gider hesap verir. Selahattin Bey'i neden tutukluyorsunuz? Boşuna içerde. Buna karşıyım ben. O dönem onlar da biz de dokunulmazlığın kalmasını istiyorduk. Ama tutuklama doğru değil. Selahattin Bey kaçacak biri değildi ki. Hangi gerekçeyle tutukluyorsunuz?"
Kılıçdaroğlu, "Demirtaş'la görüşme talebiniz oldu mu?" sorusuna "Hayır olmadı. Demirtaş ile ben en son 1-1,5 sene önce görüştüm. Siyaseten tutuklanması asla doğru değil. Uygun olduğunda ziyaret ederim elbette kendisini. Talebim olmadı ama yeri zamanı geldiğinde olursa elbette ziyaret ederim. Can Atalay milletvekili seçildi. Siyaseten tutuklandı. Kendi milletvekiline sahip çıkamayan bir parlamento başkanı, kendi parlamentosuna da sahip çıkamaz. Ya Can Atalay'ı getirecek Meclis'e ya da istifa edecek" diye yanıt verdi.
Kılıçdaroğlu, "tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ'ı ziyaret edecek misiniz?" sorusuna ise, "Öyle bir talebim olmadı" dedi.
Özel'den Erdoğan'a: Bırak Hüseyin'i, gel hesaplaş, Özgür Özel burada
Koçyiğit: AKP’nin yasa taslağını bu hafta İmralı Heyeti'ne aktarmasını bekliyoruz
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.
