Koçyiğit: ‘Kod kanun’ başlangıç, sonra bir dizi kanunda değişiklik yapmak gerekiyor
Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Geçiş süreci yasası bir başlangıç yasası, yani ‘kod kanun’ dediğimiz bir başlangıç kanunu. Ondan sonra bir dizi kanunda değişiklik yapmak gerekiyor" dedi.
Kısa Dalga - DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı ortak raporda da çerçeve yasa hazırlanmasının yer aldığını hatırlatan Koçyiğit, “Komisyon raporunun içinde de böyle bir yasaya ihtiyaç olduğu işaret edilmişti. Şimdi bu yasanın aslında gecikmiş olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Çok uzun süredir bekliyoruz böyle bir yasayı. Komisyon aşamasında konuştuk, komisyondan sonra konuştuk. Ramazan Bayramı öncesi bunu çok tartıştık ve 'Ramazan sonrası' diye ifade edildi ama halihazırda bu yasanın çıkmamış olması büyük bir zaman kaybı” dedi.
Koçyiğit, şöyle konuştu:
“Bu yasa tabii ki öncelikle bir kod kanun olacağı için aslında esası Sayın Buldan'ın da çizdiği bir çerçevede, yani silah bırakanların, örgüt üyelerinin siyasal ve sosyal hayata katılımını sağlayabilecek, onların hukuksal olarak nasıl bir sürece tabi tutulacaklarını belirleyen bir yasadan bahsediyoruz. O anlamıyla çok uzun bir yasadan ziyade genel çerçevesi, genel ilkeleri belirlenmiş bir 'geçiş süreci yasası' olarak tasarlanması gerekiyor ki aslında geçmiş dönemlerde karşılıklı diyaloglarda böyle olması gerektiğine dair karşılıklı görüş alışverişinde de bulunduk.
Halihazırda elimizde bir taslak yok. Tabii ki geçiş süreci yasası bir başlangıç yasası, yani ‘kod kanun’ dediğimiz bir başlangıç kanunu. Ondan sonra bir dizi kanunda değişiklik yapmak gerekiyor. Bunların başında infaz hukuku geliyor, Terörle Mücadele Kanunu ve diğer bütün kanunlarda da yine bu kod kanunu referans alarak düzenleme yapmak gerekiyor. O anlamıyla birbirine bağlı bir yasal süreçten bahsediyoruz aslında. Ama başlangıcı ne derseniz tam da işte o ‘kod kanun’ dediğimiz, ‘barış yasası’ dediğimiz ya da ‘demokratik entegrasyon yasası’, yani öz olarak silah bırakma sürecinin hukuksal düzlemini burada, Meclis’te tarif edilecek yasayı tarif ediyoruz.
Tabii ki çok uzun bir metin olmayacak. Çok geniş bir kanun olmasını beklemiyoruz. Nihayetinde bizim kendi taslağımız var, kendi taslağımızı oluşturduk. Birkaç projeksiyonla bunu çalıştık, farklı farklı şekillerde ama halihazırda hükümet kanadında buna dair bir taslak paylaşılmış değil. Şimdi beklentimiz, son görüşmede de Sayın Buldan da ifade etti, bunun bayram sonrası; işte Kurban Bayramı'nı geride bıraktık, hızlı bir şekilde bunun istişarelerine başlamak, konuşmak, tartışmak ve Meclis’e Adalet Komisyonu'na oradan da Genel Kurul’a havale edilmesini bekliyoruz."
"Genel çerçeve sürecin ihtiyaçları nedeniyle Sayın Öcalan’la da tartışıldı"
"Pervin Buldan’ın bahsettiği 7-8 maddelik yasa diğer partilerle görüşülerek oluşturulmuş bir taslak mı yoksa DEM Parti'nin hazırlamış olduğu bir taslak mı" sorusuna Koçyiğit şu yanıtı verdi:
“İkisi de değil aslında. Sayın Buldan bir ihtiyacı tarif ediyor aslında. Burada biraz Sayın Öcalan'la da konuşulan, tartışılan, bizim de çokça ifade ettiğimiz, bütün çatışma çözümlerindeki geçiş hukuku açısından da olması gerekeni tarif eden bir yerde duruyoruz. O anlamıyla ne sadece bizim taslağımız ne de diğer partilerle istişare ettiğimiz bir taslak olarak ifadelendirirsek yanlış olur. Ama ‘İhtiyaç nedir?’ sorusunun yanıtı tam da öyle. İşte 8-10 maddelik belki bir kod kanuna ihtiyaç var ve bu kod kanunu birlikte konuşmamız, çerçevesini birlikte oluşturmamız lazım. Tıpkı komisyon raporunu birlikte konuşup, tartışıp, istişare ederek geçirdiğimiz gibi. O anlamıyla burada halihazırda bir masa etrafında toplanmış, diğer partilerle beraber, iktidar ve Cumhur İttifakı olarak da bunu ifade edelim veya diğer muhalefet partileriyle bunu müzakere etme şansımız halihazırda olmadı. Dediğim gibi bugünden itibaren bu sürecin belki de başlaması gerekiyor, hızlı bir şekilde bu sürece girmemiz gerekiyor."
"Pervin Buldan bu açıklamayı İmralı’dan döndükten sonra yaptı. Abdullah Öcalan'ın bilgisi dahilinde bu şekilde oluşturulmuş bir taslak diyebilir miyiz" sorusu üzerine Koçyiğit, şöyle konuştu:
"Bir taslaktan ziyade aslında kaç maddeden oluşabileceğine dair ve neyi içereceğine dair bir belirleme var orada. O anlamıyla elle yazılmış, madde madde bir taslaktan bahsetmiyoruz aslında. Sayın Buldan da bundan bahsetmiyor. Ama tabii ki genel çerçevesi sürecin ihtiyaçları nedeniyle Sayın Öcalan’la da tartışılmış; onu ifade edelim. Yani ne olması gerektiğine dair bir karşılıklı görüş alışverişi yapıldığını biliyoruz. Ama tabii ki bunun detaylarını ayrıca konuşmak gerekiyor, parlamento zemininde konuşmak gerekiyor, siyaset zemininde konuşmak gerekiyor ve bunun asıl muhatabı olan Sayın Öcalan'la yasayı konuşmak, tartışmak ve ortak bir çerçeve, ortak bir yol haritası belirleyerek de bir an önce pratikleştirmek gerekiyor. O anlamıyla Sayın Öcalan'ın bir taslak üzerinde çalıştığı üzerinden değil, genel çerçevesi Sayın Öcalan ile de konuşulup tartışıldı diye ifadelendirmek daha doğru olur."
"5 Haziran’da MYK’da kapsamlı bir değerlendirme yapılacak"
Bunun için temaslarda bulunup bulunmayacakları veya temasların ne zaman başlayacağı sorusu üzerine, Gülistan Kılıç Koçyiğit şöyle konuştu:
"Biz aslında sık sık görüşüyoruz yani hani dönem dönem iktidar partisiyle AKP ile de görüşüyoruz, diğer partilerle de görüşüyoruz. İmralı Heyetimiz de dönem dönem görüşmeler yapıyor. Yine bizler Meclis zemininde bu görüşmeleri gerçekleştiriyoruz. Ayın 5'inde Merkez Yürütme Kurulumuz var. Merkez Yürütme Kurulumuz hem son İmralı görüşmesini değerlendirecek hem biliyorsunuz bayram öncesi çok ciddi gelişmeler oldu, CHP'deki butlan kararı… Bütün bunlara dair kapsamlı bir değerlendirme yapacak ve onun üzerinden de muhtemelen bütün bu görüşme trafiğinin takvimi de oluşacak. Ondan sonra da bu görüşmeler hem başlar hem de aynı zamanda kamuoyuna da duyurusu yapılır. Yani ayın 5’inde bunların her birinin şekillenmesini bekliyoruz diyebiliriz, ayın 5’indeki Merkez Yürütme Kurulumuzu beklemek gerekiyor."
"CHP'de yaşananlar süreci etkiler"
CHP’deki son yaşananların bu süreci etkileyip etkilemeyeceği konusunda Koçyiğit, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Elbette ki etkiler, etkilememesini beklemek açıkçası çok mantıklı değil. Nihayetinde Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin ana muhalefet partisi. Son seçimde yerel yönetim seçimlerinde birinci çıkmış bir parti. Bugün böyle hukuksuz bir kararla karşı karşıya kalması; demokrasiye aykırı, demokrasiye darbe yapan bir kararla karşı karşıya kalmasının çok her şeye etkileri olduğunu ifade edelim. Hukuk tartışması yapılmaya çalışılıyor, bu butlan kararı üzerine ama meselenin hukuk olmadığını hepimiz biliyoruz. Burada siyasi bir mesele var, yargı eliyle siyasetin dizayn edilme meselesi var. Tabii ki bu en başta sürece olan güveni zedeleyen bir yerde duruyor.
Eş Genel Başkanımız grup toplantısında kürsüde de ifade etti; sonuçta toplum, halkımız, tabanımız bize şu soruyor: Bu koşullarda nasıl barış olacak? Ya da bu koşullarda bu kadar kendi içerisine dönmüş, bu kadar kendi sorununu aşmaya çalışan, kurultay ve diğer gündemlerle meşgul olan bir Cumhuriyet Halk Partisi'nin gerçekten Kürt sorununun demokratik çözümü başta olmak üzere Türkiye'nin diğer sorunlarına ne kadar eğilebilecek, bunları ne kadar gündem yapacak sorusu hepimiz açısından bir soru işareti olarak duruyor.
Umuyor ve diliyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi çok hızlı bir şekilde bu süreçten toparlanarak, birleşik olarak bir yol alır; buradan çıkar ve hem Kürt sorunu demokratik çözümü hem de Türkiye'nin diğer sorunlarına ve özellikle de aslında demokrasi açığını kapatmak için de birlikte yol alabileceğimiz bir zemini de hep beraber yeniden inşa edebiliriz. Şu anda doğal olarak kendi gündemleri çok yoğun ve kendi gündemleri üzerinden konuşuyorlar, tartışıyorlar, kamuoyuna bu yansıyor. Kendi almaları gereken yollar var.
Ama en nihayetinde ‘barış süreci’ dediğimiz şey de 100 yıllık bir mesele. Bizim her birimizi, bu ülkede yaşayan her bir yurttaşı bağlayan hepimiz için yaşamsal önemde bir mesele ve aynı zamanda bu sürecin demokrasi ile de çok yakın bir ilişkisi var. Bunu da ifade etmek gerekiyor. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına gelen birçok şeyin demokrasi açığından olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu ülke demokratik bir cumhuriyeti inşa edemediği için, gerçekten hukukun üstünlüğünü tesis edemediği için, adaletli bir sistem inşa edemediği için bugün her birimizin başına ve en son Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına bunlar geldi. Buradan çıkışının yolunun da aslında bu sürece sarılmak olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Türkiye'nin düze çıkmaya ihtiyacı var, Türkiye'nin demokratik cumhuriyeti inşa etmeye ihtiyacı var, Türkiye'nin hukukun üstünlüğüne olan bir sistemi inşa etmeye ihtiyaç var ama bunlar içinde en temel sorunlardan biri olan Kürt sorununun demokratik çözümüne ihtiyaç var. Bu iki süreç, yani Kürt sorununun demokratik çözümü, barış ile demokrasi birbirinden ayrılmaz iki başlık, birbirini tamamlayan iki başlık. Birini diğerinin önüne koyan değil, birinin diğerini öncelediği, tamamladığı bir yerden meseleye bakıyoruz. Umuyor ve diliyorum ki bu süreç çok hızlı bir şekilde tamamlanır ve yeniden Cumhuriyet Halk Partisi de bu barış sürecini daha esastan gündemine alma koşullarına sahip olur."
"Gerekirse bütün yaz Meclis’in gerçek anlamda barış için mesai yapması gerekiyor"
Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM tatile girmeden çerçeve yasanın çıkarılması çağrısında bulunarak, şunları kaydetti:
"Bakın 11 Temmuz geliyor; silah yakma töreninin neredeyse birinci yılı dolacak; silah bırakanlar, 30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum Grubu hala gelemedi. Yenilerinin gelmesi için bir koşul yok. O nedenle bu kod kanunun bu yasama döneminde mutlaka çıkması gerekiyor. Bunu en öncelikli iş olarak önümüze koymamız gerekiyor. Gerekirse bütün yaz Meclis’in gerçek anlamda barış için mesai yapması gerekiyor. Belki de bütün yazımızı gerçekten Kürt sorunun demokratik çözümü için mesaiyle geçirmeliyiz. Bu Meclis’te çok mesai yaptık, çok sabahladık. Her zaman neredeyse temmuzun sonuna kadar çalışıyoruz ama içinde gerçekten toplum yararına bir yasa çıkıyor mu, yaptığımız o yasalar ne kadar topluma değiyor, ne kadar geleceğimize dair yasalar, bunu da sormamız gerekiyor. Onun için hep beraber ‘Bu yaz barış için çalışalım, bu yazı barış yasaları için çalışalım’ diyeceğimiz bir atmosfere, bir akla, bir nasıl diyeyim bakış açısına ihtiyacımız var.
Onun için sadece bir temmuz takvimi üzerinden değil, biz bu yasalar için ne kadar süre gerekiyorsa o kadar Meclis’in mesai yapması ve mutlaka yeni yasama dönemine kalmadan da özellikle kod kanunun ve ona bağlı diğer kanunların, mesela infaz kanununun toplumun en büyük beklentilerinden biri bunların hızla çıkması gerekiyor. Yani binlerce telefon alıyoruz, binlerce mail geliyor, her gün DM kutularımız doluyor, insanların ciddi bir beklentisi var.
Herkes 'infaz kanunu ne zaman çıkacak, bu barış yasası, kod kanun ne zaman çıkacak' diye soruyor. Siyasetin artık buna yanıt oluşturması gerekiyor. Kafasını kuma gömen değil; zamanı erteleyen, öteleyen değil, gerçekten bugünden sorumluluk alıp bugünden gereğini yapan bir anlayışa akla ihtiyaç var."
Özgür Özel: Bu artık parti içi bir mesele değil, Türkiye'nin demokrasi meselesi
Bakırhan: Butlan kararı, demokratik siyaseti dışarıdan zorla şekillendirme girişimidir
Kaynak: ANKA
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.
