Gratis çalışanlarına gözaltı ve işten çıkarma: Hukuka aykırı, amaç topluma mesaj vermek
GÜLSEVEN ÖZKAN
İstanbul Beşiktaş'ta İsrail Konsolosluğu'nun da bulunduğu binanın önünde çıkan ve bir saldırganın öldürüldüğü çatışmanın video görüntülerine ilişkin olarak bazı paylaşımlar hakkında "devletin emniyet teşkilatını alenen aşağılama" ile "halkı kin ve düşmanlığa tahrik/aşağılama" suçlamalarından soruşturma başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, "Söz konusu şahıslar tarafından terör saldırısına müdahalede bulunan Türk polisine hitaben 'Sen sağ bek, ben sol bek' şeklinde ifadeler sarf edildiği, bu suretle görevini ifa eden emniyet güçlerinin ciddiyetinin küçümsendiği ve kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışıldığı anlaşılmıştır" denildi.
Savcılık, bu ifadelerin yalnızca bireysel bir saygısızlık olarak değil, aynı zamanda kamu düzenini bozma riski taşıyan ve toplumun bir kesimini hedef alan nitelikte olduğunu belirtti.
8 kişi gözaltına alındı
Soruşturma kapsamında 8 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Polislerle ilgili yaptıkları paylaşımlardan dolayı gözaltına alınan 8 kişinin adliyeye sevk edilirken bu kişilerin Gratis çalışanı olduğu da ortaya çıktı.
Gratis işten çıkardı
Görüntülere ilişkin olarak Gratis’ten de açıklama yapıldı. Şirket, videoların bir kısmının kendi çalışanları tarafından çekildiğini tespit ettiklerini ve 4 kişinin işine son verildiğini duyurdu. Şirketten yapılan açıklamada özetle şu ifadelerde yer verildi:
"Gratis olarak; terör, şiddet ve kamu düzenini zedeleyen hiçbir davranışa ve söyleme asla ve hiçbir koşulda tolerans göstermeyeceğimizi açıkça belirtiriz. Bu kapsamda, söz konusu eylemde yer alan ve içeriğin oluşumuna dahil olan dört kişinin iş akitleri derhal feshedilerek şirketimizle tüm ilişkileri kesilmiştir. Soruşturma halen devam etmekte olup konuya dolaylı olarak dahil olduğu değerlendirilen diğer kişiler ise haklarındaki hukuki inceleme süreci tamamlanana kadar görevden uzaklaştırılmıştır."
“Yanlış yaptığını düşündüğümüz herkesin gözaltına alındığı bir hukuk düzeni olamaz”
Operasyonu bulundukları plazadan izlerken polise yönelik yaptıkları yorumlar nedeniyle gözaltına alınan ve işten çıkarılan kişiler hakkında alınan karar kamuoyunda tepkilere yol açtı. Sosyal medyada kararı destekleyenler yanında tepki gösteren vatandaşlar oldu. Bazı sosyal medya kullanıcıları, “Kendi aralarında sohbet eden insanların, kimseyi hedef almayan, yaralamayan, zarar vermeyen sözleri için bu tarz bir uygulama çok gereksiz” , “Olayın bu şekilde mizah malzemesi yapılması hoş değil ama ortada gözaltına alınmayı gerektirecek bir suç unsuru da yok. Yanlış yaptığını düşündüğümüz herkesin gözaltına alındığı ve buna alkış tuttuğumuz bir hukuk düzeni olamaz” yorumunda bulundu.
“Gözaltı ve işten çıkarılma hukuksuz”
Uygulamaya yönelik tartışmalar devam ederken insan hakları alanında uzman, Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Dr. Kerem Altıparmak polisin operasyonunu izleyen kişilerin söyledikleri ifadeler nedeniyle gözaltına alınmaları ve işten çıkarılmalarının hukuki boyutunu değerlendirdi.
Altıparmak, söz konusu olayda ilk olarak Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin gündeme gelip gelmediğinin tartışılması gerektiğini belirterek, “301 soruşturma iznine tabii, kovuşturma değil” dedi. Soruşturma ile ilgili işlem yapabilmek için Adalet Bakanlığı’ndan izin alınması gerektiğini hatırlattı.
Yakalama işleminin hukuki koşullarına da dikkat çeken Altıparmak olayda bu şartların oluşmadığını ifade etti. “Bu yakalama koşullarının oluştuğu bir durum değil. Yani toplumun rahatsız olması, bir kesimin çok kızmış olması gibi bir durum yakalama sebebi değil” diyen Altıparmak, 301 kapsamında işlem yapılacaksa sürecin farklı ilerlemesi gerektiğini dile getirdi.
“İşten çıkarılmaları iş hukuku açısından sorunlu”
Bu kişilerin işten çıkarma sürecine de değinen Altıparmak, iş hukuku açısından bağlantının zayıf olduğunu vurguladı. İş hukuku açısından alınan kararla eylem arasındaki bağa değinen Altıparmak kararın ölçüsüz olduğunu savundu.
“Esprilerin yapılan işle bağlantısı yok”
İşverenin kendisini baskı altında hissedebileceğini belirten Altıparmak, bunun da hukuki açıdan tartışmalı olduğunu şu sözlerle özetledi:
“İşveren kendisini mecbur hissediyor olabilir böyle bir durumda. Ama iş hukuku açısından da sorunlu. Çünkü şunu göstermeniz lazım, yani yapılanın iş akdine aykırı olması lazım. Ancak oradaki kayıt ve esprilerin yapılan işle bir bağlantısını pek göremiyorum.”
"İfade özgürlüğünü ilgilendiriyor"
Olayın ifade özgürlüğü boyutuna dikkat çeken Altıparmak, hem gözaltı hem de işten çıkarma kararlarının bu hak kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini şöyle ifade etti:
“İki tane ifade özgürlüğünü sınırlandırılan durum gerçekleşmiş. Birincisi kişi özgürlüğü sınırlandırılmış, ikincisi de işten çıkarılmışlar ifadeleri nedeniyle. İkisi de ifade özgürlüğünü ilgilendirir.”
“İş hukukunda da ifade özgürlüğü korunuyor”
Devletin yalnızca cezai süreçte değil, iş hukuku ilişkilerinde de ifade özgürlüğünü koruma yükümlülüğü olduğunu vurgulayan Altıparmak şu değerlendirmede bulundu:
“İfade özgürlüğünü koruma yükümlülüğü var. Onu da iş mahkemesinin dikkate alması gerekir. Yani ‘hoşa gitmeyen ifadeyi de koruyor’ diye bir durum var. Burada da tipik hoşa gitmeyen bir ifade var.”
Toplumda oluşan “caydırıcı etki”ye de değinen Altıparmak, bu tür müdahalelerin bireylerin ifade özgürlüğünü kullanmaktan çekinmesine yol açtığını, “Bu bir endişeye neden olur mu? Ona da ‘chilling effect’ diyoruz. Yani caydırıcı etki. Bu kişiler gözaltına alındığında daha önce örnekleri de var" diyerek anlattı.
“Amaç topluma mesaj vermek”
Gözaltı işleminin ölçülülüğünü değerlendiren Altıparmak mevcut durumda hukuki gerekçelerin zayıf olduğunu şöyle ifade etti:
“Koşulları olmayan bir durumda kişi gözaltına alınıyor. Ancak sadece tutuklamanın değil yakalamanın da koşulları var. Niye yakalıyorsunuz bir kişiyi? ‘Orada deliller ortadan kalkacak, ben yakalayayım hemen, sıcağı sıcağına delilleri el koyayım ki bu kişilerin hem kaçma riski olmasın hem delilleri karartma riski olmasın’ diye mi? Burada doğal olarak hangisi var?”
Altıparmak’a göre olayda hukuki değerlendirmeden çok “mesaj verme” amacı öne çıkıyor. Altıparmak gözaltı kararıyla topluma mesaj verildiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Ama burada bir mesaj derdi var. Bakın ‘polisimize laf edeni iki dakika huzurlu bırakmayız.’ O yüzden de sorun hukuka uygun davrandım, davranmadım değil, o mesajı vermek.”
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.