Kürt siyasetinde yeni dönem tartışması: Seçimler, Anayasa değişikliği ve Demirtaş’ın konumu
DEM Parti’nin 2027’de geçirmesi beklenen dönüşüm, Selahattin Demirtaş’ın yeni yapıdaki yeri ve olası seçim işbirlikleri Kürt siyasetinin geleceğine ilişkin tartışmayı büyüttü. Kısa Dalga yazarı Sedat Bozkurt bölünmenin kaçınılmaz olduğunu savunurken Ruşen Çakır, “Bölünme iddiası için çok erken” dedi.
Kısa Dalga - Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, DEM Parti’nin gelecek yıl geçirmesi beklenen dönüşümü ve bunun Kürt siyasetindeki muhtemel sonuçlarını değerlendirdi. Çakır, Kısa Dalga yazarı Sedat Bozkurt’un gündeme getirdiği “Kürt siyasetinde bölünme” ihtimalini şimdilik erken bulduğunu söyledi.
Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında DEM Parti’nin asıl değişiminin Mart 2027’de yapılması planlanan kurultayda gerçekleşeceğini belirten Sedat Bozkurt, partinin adının “Demokratik Cumhuriyet Partisi” olarak değiştirilebileceğini aktarmıştı.
Bozkurt, partinin yeni programının Abdullah Öcalan tarafından hazırlandığını, yönetimin belirlenmesinde de Öcalan’ın etkili olacağını yazmıştı. Yeni yönetimde yurt dışından dönecek ve cezaevlerinden çıkacak bazı isimlerin yer alabileceğini aktaran Bozkurt, Osman Baydemir’in adının da konuşulduğunu belirtmişti.
Demirtaş’ın konumu tartışmanın merkezinde
Bozkurt’un aktardığı kulis bilgilerine göre yeni partinin kadın eş genel başkanlığı için Pervin Buldan’ın adı öne çıkarken Selahattin Demirtaş’ın yönetimde yer alıp almayacağı belirsizliğini koruyor.
Demirtaş’ın Öcalan’ın karşısında konumlanmasının mümkün görünmediğini yazan Bozkurt, buna karşılık Kürt siyasetinin en etkili isimlerinden birinin siyasetin dışında kalmasının da beklenemeyeceğini vurguladı. Bozkurt, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Demirtaş herhangi bir pozisyon alsa da almasa da Kürt siyasetinde Öcalan partisinden sonra bir bölünme kaçınılmaz.”
Bozkurt’a göre olası ayrışmanın temelinde yalnızca DEM Parti çatısı altındaki sol ve sosyalist yapıların yeni partiye yaklaşımı bulunmuyor. Erken seçim, anayasa değişikliği ve cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Cumhur İttifakı ile kurulabilecek işbirlikleri de parti içinde ve seçmen tabanında gerilim yaratabilir.
Çakır: Bölünme hükmü için erken
Ruşen Çakır ise Medyascope’taki değerlendirmesinde Bozkurt’un yazısında dile getirdiği birçok noktayı önemsediğini ancak vardığı sonucu erken bulduğunu söyledi:
“Bölünme iddiasının çok erken olduğunu düşünüyorum.”
Çakır, Kürt hareketiyle ittifak içindeki bazı sosyalist parti, oluşum ve kişilerin yeni süreç nedeniyle kopabileceğini kabul etti. Ancak bu yapıların seçmen üzerindeki ağırlığının sınırlı olduğunu savunarak böyle bir kopuşun tek başına Kürt siyasetinde belirleyici bir bölünme yaratmayacağını ifade etti.
Asıl tartışmanın, yeni partinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la erken seçim, anayasa değişikliği veya cumhurbaşkanlığı seçimi gibi başlıklarda ortak hareket etmesi halinde başlayabileceğini belirten Çakır, bu ihtimalin bütünüyle dışlanamayacağını söyledi.
Çakır, buna karşılık Kürt seçmenin gelecekteki tercihini yalnızca Erdoğan ile Öcalan arasındaki ilişkiye bağlamanın eksik ve hakkaniyetsiz olacağını savundu. Ana muhalefetin Kürt sorunundaki tutumunun, söyleminin ve göstereceği cumhurbaşkanı adayının da seçmen davranışı üzerinde belirleyici olacağını kaydetti.

“Demirtaş eş genel başkan olabilir”
Bozkurt ile Çakır’ın ayrıştığı bir diğer başlık Selahattin Demirtaş’ın yeni partideki muhtemel rolü oldu.
Çakır, tahliye edilmesi ve hakkında siyasi yasak bulunmaması halinde Demirtaş’ın Mart 2027’de yapılması beklenen kongrede eş genel başkanlığa getirilebileceğini düşündüğünü söyledi. Öcalan’ın, özellikle yeni yapılanmanın ilk döneminde Demirtaş gibi güçlü ve “Türkiyelileşme” perspektifiyle özdeşleşmiş bir ismi tamamen dışarıda bırakmayacağını savundu.
Demirtaş’ın Öcalan’a meydan okuyacağı beklentisini gerçekçi bulmadığını belirten Çakır, bunun Öcalan’ın Demirtaş’a sınırsız bir siyasi alan açacağı anlamına da gelmediğini ifade etti.
“Türkiye partisi mi, Kürt partisi mi?”
Tartışmanın bir başka boyutunu, yeni yapının nasıl bir siyasi kimlik taşıyacağı oluşturuyor.
Çakır’a göre Öcalan’ın açıklamalarında “Türkiye partisi” olma iddiası sürüyor. Ancak 2015’te HDP’nin Kürt hareketine mesafeli seçmenlere ulaşmasını sağlayan yaklaşımın Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ tarafından temsil edildiğini hatırlatan Çakır, Öcalan merkezli bir yapının aynı etkiyi yaratıp yaratamayacağının belirsiz olduğunu söyledi.
Yeni partide Öcalan’ın belirleyiciliğinin artmasının Kürt seçmeni daha fazla harekete geçirebileceğini belirten Çakır, diğer taraftan Kürt kimliğinin daha baskın hale gelmesinin Türkiye’nin batısındaki seçmenlerle kurulacak ilişkiyi zorlaştırabileceğine işaret etti.
Baraj konusunda zıt öngörüler
Sedat Bozkurt, Öcalan’ın kontrolündeki daha kimlikçi bir partinin seçim barajı sorunuyla karşılaşabileceğini ve bunun dolaylı biçimde Cumhur İttifakı’nın Meclis’te anayasa değişikliği için ihtiyaç duyduğu çoğunluğa yaklaşmasını sağlayabileceğini yazmıştı.
Ruşen Çakır ise tam tersine, yeni partinin baraj sorunu yaşayacağını düşünmediğini söyledi. Kürt seçmen arasındaki desteğin artabileceğini savunan Çakır, Demirtaş gibi “Türkiyelileşme” iddiasını temsil edebilecek isimlerin etkili görevlere getirilmesi halinde partinin Haziran 2015 seçimlerinden daha yüksek bir başarıya dahi ulaşabileceğini söyledi.
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.



