“Kürt sorunu nedir?”: Kurdish Monitoring’den Kürtçe’ye yönelik baskılar raporu

“Kürt sorunu nedir?”: Kurdish Monitoring’den Kürtçe’ye yönelik baskılar raporu
Rapora göre; 2025 yılı Kürtçenin sadece sokakta değil, TBMM'den cezaevlerine, düğün salonlarından üniversitelere kadar hayatın her alanında kriminalize edildiği bir yıl oldu.

Kısa Dalga - "Kurdish Monitoring" tarafından hazırlanan "Türkiye'de Kürt Dili ve Kültürüne Yönelik Sistematik İhlaller Raporu 2025", Kürtçeye yönelik baskıların münferit vakalar olmaktan çıkıp, kamusal alanın her hücresine yayılan sistematik bir politika haline geldiğini ortaya koyuyor.

Rapor, 2025 yılı içinde Kürt dili ve kültürünü hedef alan 70'in üzerinde somut hak ihlalini kayıt altına alıyor. Meclis'te Kürtçe konuşan milletvekilinin mikrofonunun kapatılmasından, üzerinde Kürtçe "Hebûn" yazan Amedspor formasının bir mahpusa verilmesinin engellenmesine, sokakta Kürtçe şarkı söyleyen gençlerin gözaltına alınmasından 86 yaşındaki bir din aliminin Kürtçe hutbe nedeniyle hapsedilmesine kadar uzanan bu ihlaller, dilin gündelik hayatta dahi bir "suç" unsuru olarak görüldüğünü belgeliyor.

Sistematik bir politika: "Bilinmeyen dil"

Raporun analizine göre 2025 yılı, Kürtçenin sadece sokakta değil, TBMM'den cezaevlerine, düğün salonlarından üniversitelere kadar hayatın her alanında sistematik olarak kriminalize edildiği bir yıl oldu. Meclis tutanaklarına yansıyan ve Kürtçeyi yok sayan "bilinmeyen dil" veya "..." (üç nokta) politikası, artık sembolik bir sansür olmanın ötesine geçmiş durumda. Bu politika, cezaevlerinde "anlaşılmayan dil" gerekçesiyle Kürtçe mektupların engellenmesi, telefon görüşmelerinin kesilmesi ve mahpusların disiplin cezaları alması gibi pratik bir cezalandırma aracına dönüşmüş bulunuyor.

Verilerle 2025 yılı

Raporun verilerine göre 2025 yılında kayıt altına alınan 70'in üzerindeki ihlalin alanlara göre dağılımı şu şekilde:

  • Kamusal Alan: 25
  • Kültür-Sanat: 18
  • Medya: 15
  • Hapishaneler: 12

11.png

Meclis kürsüsünden sokak düğününe yasaklar

Raporda belgelenen hak ihlalleri, kamusal alan, kültür-sanat, medya ve hapishaneler olmak üzere dört ana kategoride yoğunlaşıyor.

Rapor, Kürtçeye yönelik baskının en görünür olduğu alanın, gündelik yaşamın aktığı kamusal mekanlar olduğunu ortaya koyuyor. Kamusal alanda yaşanan 25 ihlal, baskıların en yoğun olduğu kategori olarak öne çıkıyor. Meclis kürsüsünden gündelik hayata kadar uzanan bu ihlallerden bazıları şunlar:

TBMM'de sansür: DEM Parti milletvekili Gülderen Varlı'nın Meclis'te konuşması sırasında mikrofonu kapatıldı ve "Jin Jiyan Azadî" ifadesi tutanaklara geçirilmedi. Bu olay, raporun analiz bölümünde vurgulanan ve Kürtçeyi yok sayan "bilinmeyen dil" politikasının Meclis'teki en somut yansımalarından biri oldu.

Sokakta gözaltı: Hakkâri'de sokakta Kürtçe bir şarkıya eşlik eden 11 kişi, bu eylemleri suçlama konusu yapılarak gözaltına alındı.

Polis şiddeti: İstanbul Bayrampaşa'da piknik dönüşü araçlarında Kürtçe müzik dinleyen 10 kişilik bir aile, polis tarafından durdurularak darp edildi ve biber gazına maruz bırakıldı.

Kürtçe hutbeye hapis: 86 yaşındaki din alimi Mela Silêman Sebrî, Kürtçe hutbe okuduğu gerekçesiyle bir yıl cezaevinde tutulduktan sonra ev hapsi cezasına çarptırıldı.

Belediye tabelasına uyarı: Diyarbakır Kocaköy Belediyesi'ne, tabelasındaki Kürtçe bölümün ışıklandırılması nedeniyle kaymakamlık tarafından resmi uyarı yazısı gönderildi.

"Türkçe bilme" dayatması: Pegasus yer hizmetleri personeli, İstanbul-Diyarbakır uçuşu öncesi Türkçe bilmeyen Kürt yolcuları "Burası Türkiye, Türkçe ortak dil bilmek zorundalar" diyerek azarladı.

Amedspor'a para cezası ve iptal kararı: Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), formasında Kürtçe "Koma me bona we" (Grubumuz sizin için) reklamı bulunan Amedspor'a para cezası verdi. Ancak TFF Tahkim Kurulu, daha sonra bu cezayı hukuka aykırı bularak oy birliğiyle iptal etti.

Konser yasakları ve kitap baskınları

Kültür ve sanat alanında yaşanan 18 ihlal; konser yasakları, kitap toplatma kararları ve sanatçılara yönelik davalar şeklinde gerçekleşti. Bu ihlaller, yaratıcılığın ve kültürel ifadenin hedef alındığını gösteriyor.

Dijital sansür: Awazê Çiya müzik grubunun "Dara Jiyanê" albümüne, mahkeme kararıyla Spotify üzerinden Türkiye'den erişim engellendi.

Konser yasağı: Koma Amed'in İstanbul'da vereceği konser, kaymakamlık tarafından "uygun görülmeyerek" etkinlik günü yasaklandı.

Dernek baskını: Polis, Diyarbakır'daki Kürt Edebiyatçılar Derneği'ne baskın düzenleyerek 150 kitaba el koydu.

Kitap toplatma kararı: Yazar Şerif Yılmaz'ın Kürtçe romanı "Lawikê Gundî", savcılık kararıyla "örgüte müzahir yayın" olduğu gerekçesiyle toplatıldı.

Akademik soruşturma: Muş Alparslan Üniversitesi'nde bir akademisyene, derslerinde Kültür Bakanlığı onaylı Kürtçe şiir kitapları okuttuğu için "siyasi içeriğinin uygun bulunmaması" gerekçesiyle soruşturma açıldı.

44.png

Ekranda sansür, internette engel

Medya alanında tespit edilen 15 ihlal, Kürtçenin kamusal görünürlüğünü engellemeye yönelik sistematik bir çabayı ortaya koyuyor. İhlaller, ağırlıklı olarak Kürtçe yayın yapan haber sitelerine ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri ile ulusal kanallardaki sansür uygulamaları oldu.

Sistematik erişim engelleri: Mezopotamya Ajansı, JINNEWS ve Yeni Yaşam gibi haber kaynaklarının X (Twitter) hesapları ile web siteleri yıl içinde defalarca erişime engellendi.

Uluslararası medyaya engel: Voice of America'nın (Amerika'nın Sesi) Kürtçe servisinin web sitesine "milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli getirildi.

Canlı yayında sansür: Sözcü TV, Habertürk TV ve NTV, Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk'ün okuduğu bir mektubun Kürtçe bölümlerini sansürledi. Sözcü TV sunucusu, "Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde resmi dil olarak Türkçe yaptıklarında ekrana getireceğiz" ifadelerini kullandı.

22.png

Hapishaneler, dilin cezalandırma mekanına dönüştü

Rapora göre hapishaneler, Kürtçenin bir tecrit ve cezalandırma aracına dönüştüğü en katı mekanlar olarak öne çıkıyor. Raporlanan 12 ihlal, iletişim yasağı, yayın yasağı, disiplin cezaları ve anadilde savunma hakkının engellenmesi gibi farklı biçimlerde ortaya çıktı.

Amedspor formasına yasak: Erzurum Cezaevi'nde bir mahpusa, üzerinde Kürtçe "Hebûn" (Varoluş) yazan Amedspor formasının verilmesi, Kürtçe içerik gerekçesiyle reddedildi.

Şarkı sözlerine hücre cezası: Erzincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Agit Kortak'a, kişisel not defterindeki Kürtçe şarkı sözleri nedeniyle 11 gün hücre cezası verildi.

Anadilde savunma hakkının engellenmesi: Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, Kürtçe savunma yapmak isteyen tutukluların talebini, "Benimle dalga mı geçiyorsunuz? Burası Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri, benim mahkememde Türkçe konuşacaksınız" diyerek reddetti.

AYM'den ihlal kararı: Anayasa Mahkemesi, Elazığ Hapishanesi'nde Cengaver Aykul'un Kürtçe sözlük bulundurması nedeniyle aldığı disiplin cezasını "ifade özgürlüğü ihlali" olarak değerlendirdi.

33.png

Kurdish Monitoring nedir?

Kurdish Monitoring, kendisini “Türkiye'de Kürt dili ve kültürüne yönelik sistematik ihlalleri belgelemek, izlemek ve bu verileri düzenli raporlarla kamuoyuna sunmak amacıyla kurulmuş bağımsız bir inisiyatif” olarak tanımlıyor. Platformun amacının “dilsel çoğulculuğun temel bir insan hakkı olduğu ilkesinden hareketle, Kürtçenin önündeki engelleri görünür kılmak” olduğu belirtiliyor. İnisiyatif, nihai hedefini, “Kürtçenin anayasal güvenceye alınması, kamusal alanda özgürce kullanılması ve kültürel mirasın korunması” olarak tanımlıyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.