Özgür Özel: 20 Temmuz kesin bir parti kurma, ayrılma tarihi değil

Özgür Özel, "20 Temmuz kesin bir parti kurma, ayrılma tarihi değil. Milletvekili sayısı vermek doğru olmaz ama eğer bir başka parti ya da grup kurarsak bunun ana muhalefet olacağına bir şüphe yok" dedi.

·

Kısa Dalga - İstinafın mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden alınan Özgür Özel, Nefes gazetesinin sorularını yanıtladı.

Özgür Özel, "CHP'li Süleyman Bülbül '20 Temmuz’dan sonra 100 milletvekiliyle yeni partiyi kuruyoruz' demiş. Bu doğru mu?" sorusuna şöyle yanıt verdi:

"Hukuk konusunda çok standart yapılması gereken uygulamalar, butlanın sürmesi için yapılmıyor. Yaptığımız başvurular geciktiriliyor. Belli ki adli tatilden önce Yargıtay bunu görüşmesin istiyorlar. Çünkü bir bölge idare mahkemesinin sonuç doğuracak bir tedbir kararı almasının, Yargıtay’ı yok saymak olduğu görüşü bütün Yargıtay’da hâkim. Bu tedbirin kaldırılmasını kuvvetli ihtimal olarak görüyor herkes. Bu olmazsa, bundan sonra kamu hukukunun dikiş tutmayacağı söyleniyor. Biz de bir yandan adli tatil olmadan önce dosyamız ele alınsın diye ümit ediyoruz. Tabii burada 20 Temmuz günü kritik bir tarih, adli tatil başlıyor ve artık sonbahara kadar Yargıtay görüşmeyecek.

O nedenle 20 Temmuz kesin bir parti kurma, ayrılma tarihi değil. Milletvekili sayısı vermek doğru olmaz ama eğer bir başka parti ya da grup kurarsak bunun ana muhalefet olacağına bir şüphe yok. Bu doksan olur, yüz olur, seksen beş olur, yüz beş olur. Bunlar milletvekillerimizin kendi vereceği kararlar. Ben ‘100 milletvekilinin iradesi cebimde’ diye bir ifade kullanmayı doğru bulmam.

Kesin rakamlar, kesin tarihler yerine partinin geleceğini düşünen, gelecek seçimleri kaybetmek istemeyen ekibin ortak yol arayışı var burada. Ancak şunu söyleyeyim: Yüzün üzerinde milletvekiliyle, 110 milletvekiliyle mütemadiyen istişare halindeyiz ve doğrusunu yapmak istiyoruz. Temel motivasyonumuz bir an önce partimizi geri almak. Bu olmazsa da ana muhalefet görevinin ve iktidara yürüyen bir parti görüntüsünün ortadan kalktığı bir sürece Türkiye’yi mahkûm edemeyiz. Aylarca sürecek, yıllarca sürecek bir ‘Ne olursa olsun, parti içinde kalalım’ gibi bir noktada da değiliz. Bir defa sokak bize bu konuda tahammül göstermez. Hatta ilk günlerde sokakta yüzde 80 'Partiyi kimseye bırakmayın' lafını duyuyorken, yüzde 20 'Arkandayız' diyordu. Şimdi her sokağa çıktığımda 'Yeni bir yol' diyenlerin sayısı artıyor. Çünkü insanların umudu tükeniyor, partiye ve Türkiye’ye iktidar tarafından dayatılan bu oyunu, her an yapılacak bir seçime karşı da çok riskli görüyorlar."

ozgur-ozel-3

"Bizimle hareket eden insanları korkutmaya çalışıyorlar"

"9 Temmuz’dan sonra, sizin dokunulmazlıklarınızın kaldırılacağı, tutuklanacağınız gibi bir iddia yaydılar. Siz 9 Temmuz’dan sonra bir olumsuzluk, daha kötü bir şey bekliyor musunuz?" şeklindeki soruya ise Özel, şöyle yanıt verdi:

"Bilmiyorum daha kötüsü ne olabilir? Yaşananlar zaten yeterince kötü. Bu kötülüğün sürmesine de şaşırmam, artmasına da şaşırmam. Ama bir yandan da böyle bir kaygı ve korku yönetimi çabası görüyorum. Bu tabii çok yönlü bir şey. Bizimle hareket eden insanlara korku salmaya, belediye başkanlarını, milletvekillerimizi, ailelerini korkutmaya çalışıyorlar. Benim burada üzüldüğüm nokta AK Parti yargısının ve AK Parti’nin baskısına teslim olanlar. Biz alışığız zaten bu baskılara ve şanla şerefle mücadele ediyoruz. Buna teslim olan oluyor. İşte Aydın’ın, Afyon’un yaptıkları ortada... Veya Antalya’nın işte dönüp dönüp yeni iddialar ortaya atması. En son Ekrem Başkan’a iftira attı. Bunu tabii Ekrem Başkan’a, onun cumhurbaşkanlığı adaylığıyla falan bağlamak için yapıyor."

"Eğer CHP'de kalmayacaksak yeni parti kuracağız"

Özel, "Yeni parti mi kuracaksınız yoksa hazır bir partiyle mi devam edeceksiniz?" sorusuna, "Eğer Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalmayacaksak sıfırdan yeni bir parti kuracağız. Açıkçası arkadaşlar hazırlıklarını yapıyorlar" yanıtını verdi.

Kurulması planlanan partinin ismine ilişkin soru üzerine Özel, "Ekrem Başkan’la isim misim hiç konuşmadık. Hatta Ekrem Başkan sürekli 'Başkanım biz buradayız, en iyisini siz sahada görüyorsunuz, siz en iyisini biliyorsunuz' diyor. Ekrem Başkan kendi yargı sürecine acayip motive. Öyle ikimizin bildiği bir isim falan yok. Birtakım isimler atıldı ortaya. Mesela İstiklal, Ekim falan. Bunlar tamamen yalan. İsim işi en kolayı" dedi.

Özel, "Peki o partinin seçim şartlarının hızlıca yerine getirmesi mümkün olmazsa?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Yeni partinin yanında seçime girme yeterliliği olan bir partiyi de hani tırnak içinde söyleyeyim, ihtiyaten yedeğimizde tutuyoruz. Bir önceki dönem milletvekilimizin genel başkan olacağı, yine önceki dönem milletvekillerimiz ve parti yöneticilerinden, gelecekte aktif siyaset düşünmeyen arkadaşlarımızın da o partinin yönetiminde yer alacağı bir devralma kurultayı yapacağız. Ben o partiye gitmeyeceğim. Milletvekillerimiz o partiye gitmeyecek. O parti bir baskın seçim durumunda YSK’ya liste vermek için ihtiyaten hazırda tutulacak olan bir parti.

Şu anda birinci kararlılık partide kalmak, partiyi geri almak. İkincisi eğer partide kalma şartları ortadan kalkarsa, sıfırdan kurulmuş bir partiye gitmek, adıyla logosuyla her şeyiyle yeni bir partiye gitmek. Baskın bir seçim ihtimaline karşı da seçime girme yeterliliği olan ya da seçime girme yeterliliğine çok yakın bir partiyi devralmak."

"Ekrem Başkan’ın masumiyetini ispatına engel olmaya çalışıyorlar"

Özel, "⁠İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı duruşmayı Silivri’de izlediniz. Duruşmaya dair izleniminiz nedir?" sorusu üzerine şunları söyledi:

"Birincisi Ekrem Başkan’ın hakkında söylenen, kulaklarda yer etmiş bir sürü iftira, hakaret falan var. Bunların birçoğu iddianamede yok. İddianamede olanların da verilecek çok net cevapları var. Ekrem Başkan bunlarla ilgili açıklama yaparken hep 'Savunmanızda söylersiniz' deyip geçiştirildi, biliyorsunuz. Geldiğimiz noktada NATO zirvesinin gürültüsüne getirip altı saatte bu savunmayı bitirip, Ekrem Başkan’ın kendini bırakın mahkeme önünde, mahkeme zaten kararını vermiş, halkın önünde savunma hakkı engellenmeye çalışılıyor. Bu çok net. 12 Eylül darbesinin DİSK’ten esirgemediği savunma hakkını, Erdoğan yargısı İstanbul’un üç kez üst üste seçilmiş belediye başkanından, Cumhurbaşkanı adayımızdan esirgiyor. Görülmüş şey değil. Olacak iş değil.

Ekrem Başkan’ın kürsüye çıktığı andan duruşma kapanana kadar salondan bir dakika çıkmadım. 4 saat oturduğum yerden kalkmadım. Salonu boşaltma hevesi de vardı bir ara. Çok net. Ekrem Başkan 'Savunma hakkımı kısıtlamayacaksınız' diyor. 'Başlayayım, ya böyle devam edeyim' diyor. 'Kaldığın yerden, ağustosta devam et' diyorlar. 'Hayır' diyor, 'Yarın bitecek senin ve avukatlarının savunması…' Düşünün, Ekrem Başkan’ın ve avukatlarının 143 eylemden yapacakları savunmayı toplam 6 saatle sınırlamaya çalışıyor adam. Olacak bir şey değil.

Şunu gördüm, hâkimin ve savcının gerginliğinde... Birbirlerine bağırıp çağırıp talimatlar veriyorlar. Savcı hâkime bağırıyor falan. ‘203 uygulasana ya’ diye... Bir panik var, bir sert bir talimat almışlar ve Ekrem Başkan’ın söylediği her söz bizim düşündüğümüzün çok üzerinde karşı tarafta endişe yaratıyor. 'Biz bu adama bu kadar şey iddia ettik, hiçbirisini ispatlayamadık. Bu duyulmasın.' İftira etmeye veya iftira demeyeyim, iddia etmeye korkmuyorlar ama ispat etmek gibi de bir kaygıları yok. Ekrem Başkan’ın masumiyetini ispatına engel olmaya çalışıyorlar. Sen bir şeyi iddia ediyorsan, karşı savunmasını dinleyeceksin. İspat edersen sen haklısın. Sanık ispat ederse dediklerini. Buna engel olmaları kadar korkunç bir şey. Yargılamanın siyasi olduğunu ve kararın çoktan verildiğini, görevin öyle ya da böyle mahkumiyet olduğunu ve kamuoyunda da bu savunmanın duyulmamasını da bir görev olarak üzerlerine aldıklarını gördüm."

Kaynak: Alıntı

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.