Şanlıurfa’da son 2 yılda 1008 çocuk cinsel istismara uğradı, 6 bin çocuk suça sürüklendi
GÜLSEVEN ÖZKAN
Şanlıurfa Barosu ortaklıyla “Çocuk Hakları İhlalleri İzleme Raporu (2024–2025)” yayınlandı. Rapor, kentte cinsel istismar vakalarının ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koydu. Rapora göre, 1 Ocak 2024 ile 31 Aralık 2025 dönemi arasında bin 8 çocuk cinsel istismar mağduru olarak adli kayıtlara geçti. Ayrıca iki yıllık dönemde 6 bini aşkın çocuk suça sürüklendi. Çocukların cinsel istismarına yol açan nedenler arasında erken yaşta evlilik, yoksulluk, aile baskısı, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve koruyucu mekanizmaların yetersizliği öne çıkıyor. Reşit olmayanla cinsel ilişki de kız çocuklarının istismar edilmesine yol açıyor. Cinsel istismar, "evlilik" adı altında meşrulaştırılıyor.
Şanlıurfa Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Halil Delil Beyaztaş'ın verdiği bilgilere göre sayılar raporda verilerin en az iki katı. Çünkü baroya yansımayan çok sayıda dosya var. Bunun nedenleri arasında para teklifleri, güç ilişkileri, sosyolojik baskı, aşiretler olgusu ve çocuğun yaşadığı korku da var.
1008 cinsel istismar vakası, 134'ü yabancı uyruklu
Raporda yer alan en çarpıcı bulgulardan biri de çocukların cinsel istismarına ilişkin veriler oldu. 01 Ocak 2024 – 31 Aralık 2025 tarihleri arasında bin 8 mağdur çocuk için zorunlu müdafi görevlendirmesi yapıldı. Bu çocukların 134’ünün yabancı uyruklu olduğu kaydedildi.
Mağdurların büyük çoğunluğunu kız çocuklar oluşturdu. Raporda, kız çocukların erken zorla yaşta evlilik, aile içi güç ilişkileri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle daha yüksek risk altında olduğu vurgulandı. Çocukların cinsel istismarına yol açan nedenler arasında erken yaşta evlilik, yoksulluk, aile baskısı, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve koruyucu mekanizmaların yetersizliği öne çıkıyor.
Erkek çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarının ise damgalanma ve toplumsal baskı nedeniyle büyük ölçüde görünmez kaldığı ifade edildi.
Takipsizlik sayısı fazla
Raporda, adli süreçte cinsel istismar dosyalarının önemli bir bölümünün soruşturma aşamasında uzun süre beklediği ve takipsizlik kararlarının dikkat çekici düzeyde olduğu belirtildi. İncelenen dosyalarda takipsizlik gerekçeleri arasında en sık; “şikayetin bulunmaması”, “delil yetersizliği” ve “cezai ehliyet yokluğu” yer aldı. Rapora göre bu durum, cezasızlık riskini artırıyor ve çocukların yeniden örselenmesine yol açıyor.

Raporda yer alan verilere göre, bin 8 cinsel istismar dosyasının adli süreçlerdeki dağılımı şöyle oldu:
553 dosya: Halen soruşturma aşamasında
220 dosya: Kovuşturma aşamasına taşındı
224 dosya: Hakkında takipsizlik kararı verildi
3 dosya: Zamanaşımı nedeniyle kapandı
8 dosya: Yetkisizlik kararı çıktı
Veriler, dosyaların yalnızca yaklaşık beşte birinin mahkeme aşamasına geçebildiğini, buna karşılık neredeyse her dört dosyadan birinin takipsizlikle sonuçlandığını ortaya koydu.
Takipsizlik gerekçeleri: Şikayet yok, delil yetersiz
Raporda ayrıca, incelenebilen 23 takipsizlik kararının gerekçeleri ayrıntılı biçimde analiz edildi. Buna göre takipsizlik kararlarının dağılımı şu şekilde oldu:
9 dosya: Fail açısından cezai ehliyet yokluğu
7 dosya: Şikayetin bulunmaması
4 dosya: Delil yetersizliği
2 dosya: Mükerrer soruşturma
1 dosya: Suç unsuru bulunmadığı gerekçesi
Raporda, özellikle şikayete bağlılık nedeniyle dosyaların kapatılmasının çocuklar açısından ciddi bir koruma boşluğu yarattığı vurgulandı. Aile baskısı, faille akrabalık ilişkisi ve toplumsal damgalanma korkusunun, çocukların şikayet mekanizmasını fiilen kullanmasını engellediği belirtildi.

Uzayan soruşturmalar ikincil travmayı artırıyor
Rapor, cinsel istismar dosyalarının önemli bir bölümünün uzun süre soruşturma aşamasında bekletildiğini, çocukların bu süreçte birden fazla kez ifade vermek zorunda kaldığını ortaya koydu. Uzman eşliğinde ifade alma, psikososyal destek ve çocuk dostu usullerin birçok dosyada yeterince işletilmediği ifade edildi. Bu durumun, adli sürecin çocuklar açısından koruyucu olmaktan çıkıp yıpratıcı hale gelmesine ve ikincil örselenme riskinin artmasına yol açtığı kaydedildi.

İki yılda 6 bini aşkın suça sürüklenen çocuk dosyası açıldı
Raporun verilerine göre, 2024–2025 yılları arasında Şanlıurfa’da toplam 6 bin 65 suça sürüklenen çocuk dosyası adli sisteme yansıdı. 2024 yılında 3 bin 313, 2025 yılında ise 2 bin 672 dosya kayda geçti. Dosyaların büyük çoğunluğunda erkek çocuklar yer aldı. Raporda, bu durumun erken yaşta çalışma, sokakla temas ve yoksulluk gibi yapısal nedenlerle ilişkili olduğu vurgulandı.
Üçer aylık periyotlar halinde incelenen veriler, özellikle yılın son çeyreklerinde belirgin artışlar yaşandığını gösterdi. Viranşehir, Siverek, Birecik, Suruç, Akçakale ve Ceylanpınar ilçeleri suça sürüklenen çocuk dosyalarının en yoğun olduğu bölgeler arasında yer aldı.
Sosyal inceleme raporu alınmadan adli süreç başlatılıyor
Raporda, çocukların önemli bir bölümünün sosyal inceleme raporları ve psikososyal destek mekanizmaları işletilmeden doğrudan adli sürece dahil edildiği ifade edildi. Ayrıca özgürlükten yoksun bırakmanın ise çoğu zaman “son çare” ilkesi gözetilmeden uygulandığına dikkat çekildi. Şanlıurfa’da çocuklara özgü tutukevi ve eğitim evinin bulunmaması nedeniyle çocukların başka illere sevk edilmesinin ikincil travma riskini artırdığı belirtildi.
“Görünenler yaşananların tamamı değil”
Raporda yer alan değerlendirmelerde, açıklanan verilerin yalnızca adalet sistemine yansıyan vakaları kapsadığına dikkat çekildi. Şanlıurfa’nın geleneksel ve aile merkezli yapısı nedeniyle özellikle cinsel istismar ve aile içi ihlallerin büyük bölümünün gizlendiği, “ayıp”, “namus” ve “mahremiyet” söylemleriyle görünmez kılındığı vurgulandı.
Çalışmaya göre, tarıma dayalı ekonomi, mevsimlik tarım işçiliği ve sınır hattına yakınlık; çocukların erken yaşta çalışma hayatına dahil olmasına, eğitim sürekliliğinin kesintiye uğramasına ve kamusal alanda denetimsizliğin artmasına yol açıyor.
Rapor, suça sürüklenen çocuklar ve cinsel istismar vakalarının münferit olaylar değil; yoksulluk, göç, çocuk işçiliği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kurumsal yetersizliklerle bağlantılı yapısal bir sorun alanı olduğu ifade edildi.
Raporda çocuk ölümlerine yönelik veriler de yer aldı. 2 yılda 56 çocuk hayatını kaybederken bunların 38'i önlenebilir kazalar sonucu hayatını kaybetti.

Raporda çocuk yaşta evlilik nasıl öne çıkıyor?
Rapordaki bulgular, erken yaşta evliliklerin çocukların cinsel istismara maruz kalmasında kritik bir risk faktörü olduğunu ortaya koydu. Rapora göre özellikle kız çocuklar, erken yaşta evlilik, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve geleneksel normlar nedeniyle cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda daha yüksek oranda mağdur konumunda yer alıyor.
Reşit olmayan çocuğa karşı cinsel istismar erken evliliğe neden oluyor
Raporda, reşit olmayanlarla cinsel ilişki ve cinsel istismar suçlarında mağdurların büyük çoğunluğunu kız çocukların oluşturduğu belirtiliyor. Raporda bu durumun erken yaşta evlilik pratikleriyle doğrudan ilişkili olduğu vurgulanıyor. Raporda erken yaşta evliliklerin çocukların rızasının yok sayıldığı, cinsel istismarın “evlilik” adı altında meşrulaştırıldığı bir alan yarattığına dikkat çekiliyor. Rapora göre erken yaşta evlilikler cinsel istismarın önlenmesini zorlaştırırken, istismarın adli süreçlere yansımadan sürmesine de zemin hazırlıyor.
Rapor nasıl hazırlandı?
Şanlıurfa Barosu, Adil Yargılanma Hakkına Erişim Derneği’nin Avrupa Birliği desteğiyle hazırlanan raporda, suça sürüklenen çocuklar, çocuklara yönelik cinsel istismar, reşit olmayanlarla cinsel ilişki suçları, çocuk ölümleri ve adalet sisteminin çocuklar üzerindeki etkileri ele alındı. Veriler, Şanlıurfa Barosu kayıtları, Çocuk Hakları Komisyonu’na yansıyan vakalar, avukatlarla yapılan görüşmeler, medya taramaları ve kamu kurumlarıyla gerçekleştirilen temaslardan elde edildi.
Rapor’da TÜİK verilerine değinilerek 2023 ve 2024 yıllarında Türkiye’nin en yüksek doğurganlık hızına sahip ili olan Şanlıurfa’da, yüksek çocuk nüfusu, yoğun göç ve derin sosyo-ekonomik eşitsizlikler çocuk hakları ihlallerini artıran başlıca faktörler arasında yer aldığı ifade edildi.
Sayılar en az iki katı, 10-16 yaş öne çıkıyor
Şanlıurfa Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Halil Delil Beyaztaş, kentte yaşanan çocuk hakları ihlallerinin açıklanan raporlardaki verilerle sınırlı olmadığını belirterek, gerçek sayının en az iki katı olduğunu söyledi. Beyaztaş, raporda yer alan verilerin yalnızca ulaşılabilen ve adli kayıtlara yansıyan vakaları kapsadığını vurguladı.
“Baroya yansımayan dosyalar var”
Beyaztaş, “Biz bunları istatistik olarak alıyoruz ama ulaşamadığımız, hiç adli vaka olarak kayda geçmeyen çok sayıda dosya var. Bu nedenle Urfa’daki çocuk hakları ihlallerinin raporda yer alan rakamların en az iki katı olduğunu düşünüyoruz” dedi.
İstismar vakalarında 10–16 yaş aralığı öne çıkıyor
Beyaztaş, çocuk istismarına ilişkin vakalarda yaş oranlarına dikkat çekerek özellikle 10 ile 16 yaş aralığındaki çocukların ciddi risk altında olduğunu ifade etti. Hukuken yaş gruplarının farklı kategorilerde değerlendirildiğini hatırlatan Beyaztaş, Şanlıurfa özelinde bu yaş aralığında yoğun cinsel ve fiziksel istismar vakalarıyla karşılaşıldığını söyledi. “Yakın dönemde kurumlarda çocuklara yönelik fiziksel şiddet iddiaları da gündeme geldi. Cinsel istismar dosyalarında ise hukuki süreçler çoğu zaman doğru işletilmiyor” diye konuştu.
“Şikayetler korku ve sosyolojik baskılar nedeniyle geri çekiliyor”
Birçok dosyada soruşturma aşamasında şikayetlerin geri çekildiğine dikkat çeken Beyaztaş, bunun yalnızca korkuyla açıklanamayacağını belirtti. Bölgenin sosyolojik yapısının önemli bir etken olduğunu ifade eden Beyaztaş, “Akrabalık ilişkileri, aşiret yapısı, çocuğun geleceğine dair kaygılar ve bazı durumlarda maddi uzlaşmalar devreye giriyor” dedi.
"Suça sürüklenen çocuk sayısı rapordakinden daha fazla"
Raporda yer alan bir diğer çarpıcı verinin ise suça sürüklenen çocuk sayısı olduğuna işaret eden Beyaztaş, bu sayının 6 bine ulaştığını ve bunun da eksik bir veri olduğunu söyledi.
“Bu rakamlar fazla değil, aksine eksik. Hukuki yetersizlikler, çocuk dostu adalet mekanizmalarının olmayışı ve ihtisas mahkemelerinin eksikliği tabloyu daha da ağırlaştırıyor” ifadelerini kullandı.
Beyaztaş, çocuk hakları ihlallerine karşı çocuk dostu uygulamaların hayata geçirilmemesinin sorunun büyümesinde temel nedenlerden biri olduğunu belirterek, yetkililere kapsamlı ve kalıcı çözüm çağrısında bulundu.
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.