"Su çürüdü", "Hüznün isyan olur" şiirlerinin şairi: Ahmet Telli hayatını kaybetti
Toplumcu gerçekçi şiirin önemli isimlerinden Ahmet Telli, 79 yaşında hayatını kaybetti. Aşkı, yalnızlığı, toplumsal belleği ve başkaldırıyı aynı şiir evreninde buluşturan Telli, yarım asrı aşan edebiyat yolculuğunda Türkiye’nin darbelerle, baskılarla ve kayıplarla biçimlenen yakın tarihine tanıklık etti.
Kısa Dalga - Bir süredir hastanede tedavi gören, sağlık durumunun ağırlaşması üzerine 8 Temmuz’da entübe edilen şair ve yazar Ahmet Telli yaşamını yitirdi.
Telli’nin ölümünü Devrimci 78’liler Federasyonu ile Bilim Sanat Edebiyat Derneği duyurdu.
Ahmet Telli, 2 Aralık 1946’da, o yıllarda Çankırı’ya, bugün ise Karabük’e bağlı olan Eskipazar’da doğdu. Hasanoğlan ve Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Öğretmen okulunu bitirdikten sonra dört yıl ilkokul öğretmenliği yaptı.
Gazi Eğitim Enstitüsü’nden mezun olmasının ardından Kastamonu, İnebolu, Doğanyurt, Kırıkkale ve Ankara’da Türkçe ve edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. Anadolu’nun farklı bölgelerinde tanıdığı insanlar, yoksulluk, göç, yalnızlık ve dayanışma, daha sonra şiirlerinin toplumsal zeminini oluşturdu.
İlk şiiri 1961’de Hız gazetesinde yayımlandı. 1970’li yıllardan itibaren Türk Dili, Varlık, Dönemeç, Oluşum, Damar ve Cumhuriyet başta olmak üzere çok sayıda gazete ve edebiyat dergisinde şiirleri, denemeleri ve eleştiri yazıları yer aldı.
İlk şiir kitabı Yangın Yılları 1979’da okurla buluştu. Aynı yıl yayımlanan Hüznün İsyan Olur, şairin adını geniş bir okur kitlesine duyurdu. Ardından Dövüşen Anlatsın, Saklı Kalan, Su Çürüdü ve Belki Yine Gelirim geldi. Telli’nin şiir yolculuğu daha sonraki yıllarda Çocuksun Sen, Barbar ile Şehla, Nida, Bakışın Senin ve Veda Divanı gibi eserlerle sürdü.
12 Eylül’ün gölgesinde
12 Eylül askeri darbesinin ardından, 1981’de Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik yaptığı sırada sıkıyönetim tarafından tutuklandı ve görevine son verildi. Türk Ceza Kanunu’nun dönemin siyasal suçlara ilişkin 141, 142 ve 146’ncı maddeleri kapsamında yargılandı. Bazı suçlamalardan beraat etti; Kürt şair Cegerxwîn’in şiirleri üzerine kaleme aldığı bir yazı nedeniyle 142’nci maddeden hüküm giydi.
Öğretmenlikten uzaklaştırıldığı dönemde kitapçılık, yayıncılık ve editörlük yaptı; çeşitli yayınevlerinde yönetici olarak çalıştı. 1993’te mahkeme kararıyla öğretmenliğe döndü ve bir süre sonra emekli oldu.
Ancak devletin Telli’nin sözüyle kurduğu sorunlu ilişki 12 Eylül yıllarıyla sınırlı kalmadı. Şair, 2017’de Ankara’da düzenlenen bir basın açıklamasında kendi kitabından şiir okuduğu ve konuşma yaptığı gerekçesiyle “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılandı.
Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 2023’te Telli’ye 10 ay hapis cezası verdi ve cezayı erteledi. Telli ise savunmasında şiir okuduğunu, toplumsal meselelerde söz söylemeyi bir aydın sorumluluğu olarak gördüğünü belirtti.
Hüzün, sevda ve başkaldırı
Ahmet Telli, 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirin ikinci kuşağının önemli temsilcileri arasında gösterildi.
1970’li yıllarda kaleme aldığı şiirlerde daha yüksek, coşkulu ve mücadeleci bir ses öne çıktı. 12 Eylül’ün ardından ise bu sesin yerini zaman zaman daha içe dönük, karanlık ve sorgulayıcı bir anlatım aldı. Ancak şiirin toplumsal yönü hiçbir zaman kaybolmadı.
PEN Türkiye, Telli’yi 2020 Şiir Ödülü’ne değer görürken şiirlerinde gerçeklik, direniş ve hüznün iç içe geçtiğini; onun romantik ve isyankâr bir şair olduğunu vurguladı. Telli de şiiri özgürlük, adalet ve vicdanla ilişkilendiriyor, şiirin insana “hayır” deme cesaretini hatırlattığını savunuyordu.
Suyun bile çürüdüğü karanlık
Ahmet Telli’nin şiir dünyasının en sarsıcı eserlerinden biri 1982’de yayımlanan Su Çürüdü’dür.
Eser, 1982 Nevzat Üstün Şiir Başarı Ödülü’ne değer görüldü. Telli, Hüznün İsyan Olur ile 1980 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü’nü Metin Altıok’la paylaştı. Saklı Kalan ile Yazko Şiir Özendirme Ödülü’nü, Nida ile 2011 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü’nü aldı. 2020’de PEN Türkiye Şiir Ödülü’ne değer görüldü.
SU ÇÜRÜDÜ...
Suyum, bir litrelik karton süt kutusu içinde. Yetmiş iki gündür
sakındığım ve hergün ancak bir kere dudaklarımı
değdirdiğim... Dilimi bir köpek gibi değdirdiğim. (Dilin suya
dokunuşu... Bir süngerin denizi yutuşu yani. Bir çölün seraba
kesilmesi bir an için.) Her gün ancak bir kere değdiriyorum
dudaklarımı suya. Dilimi kaçırıyorum artık. Sünger, bütün
vantuzlarını birden uzatmasın diye... Bataklıktaki suyun da bir
su yanı vardır. Çürüyen bir bedenin bile dayanılabilir
kokusuna. Kutuda kalan son bir yudum su, bu bile değildi
artık. Küstü, öldürdü kendini su...
Su çürüdü...
Adımdan gayrısını bilmiyorum
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.
