Süreçte silahsızlanma ve hukuki güvence düğümü: Beştaş’tan “tıkanıklık” uyarısı
DEM Partili Meral Danış Beştaş’ın “ciddi bir tıkanıklık” yaşandığını söylediği süreçte, tarafların silah bırakmanın kapsamına ve adımların sırasına ilişkin açıklamaları örtüşmüyor. Ankara bütün silahların tesliminin teyidini beklerken, fesih kararı alan PKK’nin yöneticileri demokratik siyaset güvencesi ve Öcalan’ın koşullarının değiştirilmesini istiyor. Şengal’deki entegrasyon anlaşması ise silahlı yapıların geleceğine ilişkin somut bir adım oluşturdu.
Kısa Dalga- DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, Kürt sorununun çözümüne yönelik süreçte siyasi açıklamaların somut hukuki adımlara dönüşmediğini belirterek “ciddi bir tıkanıklık” yaşandığını söyledi. ANF’ye konuşan Beştaş, Meclis’ten geçen çerçeve yasanın uygulanmasının Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) kararına bağlanmasını eleştirdi; hükümetten demokratikleşme ve demokratik siyasete katılım konusunda adım atmasını istedi.
Beştaş’ın açıklaması, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sürecin rotasında ilerlediğini söylediği, KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat’ın ise “donma” ve “kilitlenme” uyarısı yaptığı bir dönemde geldi. Bu farklı değerlendirmelerin arkasında, silahlı mücadeleyi sona erdirme kararının nasıl uygulanacağı, silahların ne olacağı ve siyasi-hukuki güvencelerin hangi aşamada sağlanacağına ilişkin ayrılıklar bulunuyor.
Beştaş: Her adım için MGK kararı mı beklenecek?
Beştaş, DEM Parti’nin eksikliklerine rağmen demokratik siyasetin önünü açması için çerçeve yasaya destek verdiğini, ancak uygulamanın güvenlik bürokrasisinin takdirine bırakıldığını savundu. “Meclis iradesinin üzerinde yeni bir karar mekanizması oluşturuldu” diyen Beştaş, AİHM kararlarının uygulanması, tutukluların durumu ve kayyım uygulamasının sona erdirilmesi gibi başlıklarda beklenmesini eleştirdi:
“Şimdi AİHM kararlarının uygulanması için MGK kararını mı bekliyoruz? Tutukluların serbest bırakılması için MGK kararını mı bekliyoruz?”
Kürt sorununun anadili, eşit yurttaşlık, siyasi temsil ve yerel yönetimler boyutlarına dikkat çeken Beştaş, “Silahların devreden çıkması tabii ki çok önemli ama demokratik çözümün kendisi değildir” dedi.
Yasanın şartıyla örgüt yöneticilerinin tarif ettiği silah bırakma aynı değil
Meclis’in 10 Ağustos’ta kabul ettiği ve 18 Ağustos’ta yayımlanan çerçeve yasa, kapsamındaki soruşturma, kovuşturma ve cezaların infazının ertelenmesini iki temel koşula bağlıyor: Örgütün fiili varlığına son vermesi ve kontrolündeki bütün silah ve mühimmatı teslim etmesi. Güvenlik kurumlarının tespitinin ardından MGK’nin teyit kararının Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor. Düzenleme, PKK/KCK ile bağlantılı oluşumları da kapsıyor.
Buna karşılık Bese Hozat, Tuğçe Tatari’nin 15 Ekim’de T24’te yayımlanan söyleşisinde, Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bitirmekle bölgedeki bütün silahların ortadan kaldırılması arasında ayrım yaptı. Silahların Kürtlerin yaşadığı diğer bölgelerde savunma amacıyla kullanılabileceğini savundu ve “Türkiye’ye silah niye gitsin yani?” diye sordu.

Hozat, Türkiye’ye dönüşü de demokratikleşme, örgütlü siyaset yapabilme güvencesi ve Öcalan’ın süreci özgürce yürütebileceği koşulların sağlanmasına bağladı. Dönüşler konusunda DEM Parti’den gelen bazı açıklamaları da doğru bulmadığını söyledi. Böylece ayrışmanın yalnızca iktidarla örgüt yöneticileri arasında olmadığı, dönüş takvimi konusunda da ortak bir beklenti bulunmadığı ortaya çıktı.
Karayılan: Çekilme görüşmeler sonucunda gerçekleşti
Murat Karayılan da ekim ayındaki açıklamalarında, fesih kararı, silahlı mücadele stratejisinin sona erdirilmesi ve geri çekilmeleri, karşılığında siyasi adım bekledikleri gelişmeler olarak sıraladı. Meclis komisyonu ve yasanın çıkarılmasını devletin girişimleri arasında saymakla birlikte, düzenlemenin güvenlik odaklı ve çözüm açısından yetersiz olduğunu savundu.
The Amargi’ye verdiği, 12 Ekim’de kamuoyuna yansıyan söyleşide Karayılan, devletin talebi üzerine İstanbul ve diğer kentlerdeki birimlerine çekilme emri verdiklerini söyledi. Irak’ın kuzeyindeki Metina’dan çekilmelerinin de askeri yenilgi sonucunda değil, görüşmeler yoluyla gerçekleştiğini ileri sürdü. Süreci yalnızca silahsızlanma olarak görmediklerini, karşılıklı adımlar beklediklerini belirtti.
Şengal’de silahlar devlet denetimine, mensuplar güvenlik kurumlarına
Bu tartışma sürerken Irak’ın Şengal bölgesinde farklı bir uygulama başladı. Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ), 26 Ekim’de Bağdat’la vardıkları anlaşmayı duyurdu. Açıklamaya göre anlaşma, 4 bin 165 kadın ve erkek mensubun bağımsız askeri statüsünün sona erdirilmesini, Irak’ın federal güvenlik sistemine entegrasyonunu ve silahların devlet denetimine alınmasını öngörüyor.
YBŞ-YJŞ, anlaşmanın uygulanmasını mensuplarının haklarının, Ezidi toplumunun güvenliğinin ve Şengal’in özgünlüğünün korunmasıyla birlikte ele alıyor. IŞİD’in 2014’te Ezidilere yönelik saldırılarının ardından güçlenen bu yapılar açısından yeniden saldırıya uğramama güvencesi, anlaşmanın temel başlıklarından biri.
Öcalan da 30 Eylül’de Şengal’de okunan mesajında, YBŞ’nin Irak ordusuna katılmasını desteklerken mensuplarının Şengal’de kalmasını istemişti. Ancak anlaşmaya yönelik bütün itirazlar giderilmiş değil. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi İçişleri Bakanı Reber Ahmed, Bağdat’ın kendileriyle koordinasyon kurmadan hareket ettiğini belirterek süreci, 2020’deki Şengal anlaşmasına aykırı bulduğunu açıklamıştı.
Ankara Şengal’i olumlu görüyor; Türkiye’de hukuki uygulama bekleniyor
Milli Savunma Bakanlığı, 28 Ekim’de Şengal’de güvenliğin Irak’ın resmi güçlerince sağlanmasını olumlu karşıladı ve gelişmeyi “terörsüz bölge” hedefi açısından önemli bulduğunu açıkladı. Kurtulmuş da aynı gün Şengal’deki entegrasyonu ilerlemenin örnekleri arasında gösterdi.
Bununla birlikte Şengal anlaşması, Türkiye’de çerçeve yasanın adli hükümlerini kendiliğinden uygulamaya sokmuyor. Bunun için yasada öngörülen MGK teyidi gerekiyor. 30 Eylül toplantısının bildirisinde bu karar açıklanmadı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 15 Ekim’de kararın yıl bitmeden çıkmasını ve ardından öngörülen uygulamaların 2027’nin ilk yarısı tamamlanmadan hayata geçmesini olası gördüğünü söyledi. Bu açıklama, kesinleşmiş takvimden ziyade bir öngörü içeriyor.
Son açıklamalar, adımların sırasındaki anlaşmazlığı koruyor
Kurtulmuş, 28 Ekim’de yasanın uygulanmasını, silahsızlanmayı ve feshi takip edecek Meclis izleme komisyonunun en kısa sürede kurulacağını bildirdi. Süreci başarılı ve koordinasyon içinde ilerleyen bir çalışma olarak değerlendirdi.
Hozat’ın 29 Ekim’de yayımlanan Medya Haber TV söyleşisindeki değerlendirmesi ise farklıydı. Hozat, silahlı mücadeleyi sona erdirme kararlarının uygulanmasını Öcalan’ın süreci özgürce yürütmesine bağladıklarını hatırlattı. Gazeteciler, akademisyenler ve siyasi isimlerle görüşme imkânlarının sağlanmadığını, çalışma koşulları ve statüsü konusunda bekledikleri adımların atılmadığını savundu.
DEM Parti: Hem barıştan söz edip hem demokratik alanı daraltmak inandırıcı değil
DEM Parti: Anadilinde eğitim hakkı, yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulmalı
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.



