Tutuklu Ece Güner: "Bu işten bir kuruş kazanmadım, sadece güvendim"

AHBAP soruşturması kapsamında tutuklanan hukukçu Ece Güner, avukatları aracılığıyla kamuoyuna hitaben açık bir mektup yayımladı. Mektubunda, Haluk Levent’e toplam 1 milyon 570 bin dolar borç verdiğini, bu parayı ise yaklaşık bir yıl sonra geri tahsil edebildiğini anlattı. Güner, bu süreçten hiçbir maddi kazanç sağlamadığını belirterek, “Bu olaydan tek bir kuruş bile kâr etmedim. O dönemde kamuoyunda ‘iyilik meleği’ olarak tanıtılan Haluk Levent’e yalnızca güven duydum” ifadelerini kullandı.

·

Kısa Dalga- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, AHBAP Derneği adına toplanan bağışların bazı kişilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasıyla Haluk Levent ve Ece Güner’in de aralarında bulunduğu 14 şüpheli 16 Temmuz’da tutuklandı.

AHBAP'a yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan hukukçu Ece Güner, cezaevinden kaleme aldığı altı sayfalık mektubu avukatları aracılığıyla kamuoyuyla paylaştı. Mektubunda, kanser tedavisi, boşanma süreci ve 6 Şubat depremlerinin ardından yaşadığı psikolojik kırılganlığı anlatan Güner, Haluk Levent ile nasıl tanıştığını ve aralarında gerçekleştiğini öne sürdüğü para transferlerini ayrıntılarıyla aktardı. Levent’e ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Güner, bu süreçten herhangi bir maddi kazanç elde etmediğini savunarak yalnızca o dönemde kamuoyunda "iyilik meleği" olarak görülen Haluk Levent’e güvendiğini ifade etti.

Ece Güner, mektubunda kanser tedavisi ve boşanma sürecinin kendisini hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıprattığını anlattı. 6 Şubat depremlerinin ardından sağlık sorunları nedeniyle deprem bölgesine gidemediğini ve bu nedenle vicdan azabı çektiğini belirten Güner, o dönemde AHBAP’a yüksek miktarda bağış yaptığını ifade etti. Bağışın ardından Haluk Levent’in kendisiyle iletişime geçerek yüz yüze teşekkür etmek istediğini öne sürdü.

Güner mektubunda özetle şu ifadelere yer verdi:

"Hayatım boyunca Haluk Levent kadar iyi hikâye anlatan ve insanları bu denli ikna edebilen biriyle karşılaşmadım. Bana göre büyük dolandırıcıların en belirgin özelliği de bu; en akıllı insanları bile inandırabilmeleri. Dönüp baktığımda, benim gibi ona güvenen birçok kişinin hayatının en zor dönemlerinden geçtiğini görüyorum. Ben kanser tedavisi görüyor, boşanma sürecini yaşıyordum. Gözaltında nezarethanede tanıştığım kadınların da başarılı ve varlıklı olmalarına rağmen ortak noktaları yalnız olmaları ve hayatlarında derin travmalar yaşamış olmalarıydı. Üstelik çoğu uzun yıllar yurt dışında yaşamış ya da hâlâ yurt dışında yaşıyordu.

"Fransa'sa büyüdüm, Levent'i yakından tanımıyorum"

Ben Fransa’da büyüdüğüm için Haluk Levent’in geçmişine dair birçok şeyi bilmiyordum. Nezarethanede konuştuğum, yüksek miktarda para verdiğini öğrendiğim başka bir kadın da yurt dışından gelmişti ve benim gibi birçok gerçeği sonradan öğrenmişti.

Bu süreçten tek bir kuruş bile kazanç sağlamadım. Tam tersine yaklaşık bir yıl boyunca büyük stres yaşadım, yeniden antidepresan kullanmak zorunda kaldım. O dönemde kamuoyunda "iyilik meleği" olarak görülen Haluk Levent’e güvenmekten başka bir şey yapmadım."

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.