Ucuz denilen kömürlü termik santrallerin gerçek faturası: Hane başı yıllık 21.5 bin ek yük

Greenpeace Türkiye’nin raporu, kömürlü termik santrallerin maliyetinin elektrik üretim bedeliyle sınırlı olmadığını ortaya koydu. Kömüre verilen kamu destekleri, hava kirliliği ve çevre tahribatının yarattığı sağlık maliyetleri ile yenilenebilir enerji yerine kömür kullanımının getirdiği ek yük, yılda 592 milyar TL’ye ulaşıyor. Bu tutar, hane başına yaklaşık 21 bin 500 TL anlamına geliyor.

·

Kısa Dalga - Greenpeace Türkiye, “Türkiye’de Kömürün Gizli Maliyeti” başlıklı yeni raporunu yayımladı. Rapora göre, Türkiye’de kömür kullanımının toplum, kamu bütçesi, sağlık, çevre ve elektrik sistemi üzerindeki toplam gizli maliyeti yıllık 592 milyar 13 milyon TL olarak hesaplandı.

Greenpeace’in çalışmasına göre bu tutar hane başına yaklaşık 21 bin 500 TL’lik ek maliyet anlamına geliyor. Raporda, kömürün hanelere yüklediği görünmeyen faturanın her yıl bir emekli maaşını aştığı vurgulandı.

Maliyet üç başlıkta hesaplandı

Greenpeace Türkiye’nin “Kömüre Değil Yaşama Yatırım” kampanyası kapsamında hazırlanan rapor, kömürün gizli maliyetini üç ana başlıkta ele alıyor:

Birincisi, kömür sektörüne yönelik devlet sübvansiyonları ve destekleri. Raporda bu kalemin yıllık toplamının 133 milyar 729 milyon TL olduğu belirtildi.

İkinci başlık, kömür kullanımının sağlık ve çevre üzerindeki etkileri. Bu etkilerin yıllık maliyeti 398 milyar 167 milyon TL olarak hesaplandı.

Üçüncü başlık ise kömürün, daha ucuz yenilenebilir enerji alternatifleri yerine tercih edilmesinden kaynaklanan ek maliyetler. Rapora göre bu tutar da 60 milyar 117 milyon TL düzeyinde.

Türkiye elektriğinin yüzde 34’ü kömürden

Raporda, Türkiye’de aktif durumdaki 37 kömürlü termik santralin ülke elektriğinin yüzde 34’ünü karşıladığı bilgisine yer verildi.

Ancak Greenpeace’in dikkat çektiği noktalardan biri, kömürlü santrallerde üretilen elektriğin önemli bir bölümünün yerli kaynaklara değil, ithal kömüre dayanmasıydı. Rapora göre bu santrallerde üretilen elektrik enerjisinin üçte ikisi ithal kömürden geliyor.

Greenpeace, Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük kömür tüketicilerinden biri olduğunu belirterek, kömür kullanımının toplumsal maliyetinin yeterince görünür olmadığını savundu.

elektrik-enerji

‘Ucuz enerji’ tartışmasına yeni boyut

Rapor, kömürün yalnızca elektrik üretimindeki doğrudan maliyetiyle değil, kamu destekleri, sağlık giderleri, çevresel tahribat ve yenilenebilir enerjiye geçişin gecikmesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Greenpeace’e göre kömürden çıkışın gecikmesi, elektrik faturalarını düşürmek yerine uzun vadede hem tüketicilere hem de vergi mükelleflerine daha ağır bir yük bindiriyor.

Raporda bu nedenle kömürden adil geçişin sağlanması, temiz enerji alternatiflerine geçişin desteklenmesi ve enerji üretiminin dışsal maliyetlerinin hesaba katılması gerektiği vurgulandı.

İstanbul sokaklarında ‘temiz grafiti’

Greenpeace aktivistleri raporun yayımlanmasıyla birlikte İstanbul’un farklı semtlerinde “temiz grafiti” çalışması yaptı.

Basınçlı suyla kirli yüzeylerin belirli bölümlerinin temizlenmesiyle yapılan çalışmada, Kadıköy, Üsküdar ve Rumeli Hisarı gibi noktalarda “Kömürden çıkış şimdi!” mesajı görünür hale getirildi.

‘Kimse geride kalmadan kömürden çıkalım’

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay, raporun kömürde ısrarın faturalara nasıl yansıdığını gösterdiğini söyledi.

Alpay, kömürden çıkış için adil bir plan yapılmamasının yalnızca çevre ve sağlık açısından değil, madenlerde ve termik santrallerde çalışan işçiler açısından da belirsizlik yarattığını belirtti.

Kömürlü termik santraller etrafında şekillenen yerel ekonomilerin de risk altında olduğuna dikkat çeken Alpay, bu bölgelerde yaşayan halkın yıllardır çevresel ve sağlık maliyetleriyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

‘Güneş Türkiye’nin en ucuz elektrik kaynağı haline geldi’

Greenpeace raporunda yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düşüşe de dikkat çekildi.

Alpay’ın aktardığına göre son 10 yılda rüzgâr enerjisi santrali kurulum maliyetleri yüzde 40, güneş enerjisi santrali kurulum maliyetleri ise yüzde 77 oranında geriledi. Aynı dönemde güneş enerjisinden elektrik üretim maliyeti yüzde 69 oranında azaldı.

Greenpeace, bu düşüşün güneş enerjisini Türkiye’nin en ucuz elektrik kaynağı haline getirdiğini savundu.

Bakanlığa çağrı: Yeni santral yapılmasın

Greenpeace Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na üç temel çağrıda bulundu.

Bakanlıktan, Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne yapılması planlanan ek ünitelerin iptal edilmesi, yeni kömürlü termik santral yapılmayacağına dair taahhüt verilmesi ve kömürden çıkış için net bir yol haritası açıklanması istendi.

Greenpeace, Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da yapılacağı belirtilen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne ev sahipliği ve başkanlık yapacak olmasını da hatırlatarak, iklim politikaları açısından kömürden adil çıkışın kritik bir başlık olduğunu vurguladı.

Enerji dönüşümünde sosyal adalet vurgusu

Raporda öne çıkan temel mesajlardan biri de kömürden çıkışın yalnızca çevre politikası olarak değil, aynı zamanda sosyal politika olarak da planlanması gerektiği oldu.

Greenpeace’e göre kömürden çıkış sürecinde maden ve santral işçilerinin, kömür bölgelerindeki yerel ekonomilerin ve bu üretim biçimine bağımlı hale gelmiş toplulukların korunması gerekiyor.

Bu nedenle “adil geçiş” yaklaşımı, kömürden çıkışın maliyetini yalnızca işçilere ve yerel halka yüklemeyen; yeni istihdam, temiz enerji yatırımları, enerji verimliliği, şebeke ve batarya teknolojileriyle desteklenen bir dönüşüm planı olarak tarif ediliyor.

Greenpeace’in çağrısı ise şöyle özetleniyor: “Geç olmadan, kimse geride kalmadan kömürden çıkalım.”

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.