Yurtlardan küresel ağa, siyasetten 100 milyarlık soruşturmaya: Süleymancılar kimdir?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17 ilde yürüttüğü operasyon, Türkiye’nin en köklü ve en kapalı dinî yapılarından Süleymancıları yeniden gündeme taşıdı. 1940’ların Kur’an derslerinden geniş yurt ve kurs ağına, Avrupa’daki örgütlenmeden farklı partilerle kurulan ilişkilere uzanan yapının bugün soruşturmanın merkezindeki kanadını 2016’dan beri yüksek mimar ve iş insanı Alihan Kuriş yönetiyor. Peki Süleymancılar nasıl büyüdü, Kuriş kim ve Diyanet’e atfedilen tartışmalı rapor ne diyordu?
Kısa Dalga - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma, kamuoyunda “Süleymancılar” diye bilinen yapının lideri Alihan Kuriş’i ve çevresindeki ekonomik ağı hedef aldı. Savcılığın basına yansıyan açıklamasına göre İstanbul, Ankara ve Antalya başta olmak üzere 17 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi; şüphelilere ait 43 adres ile 33 şirkete ait 80 adreste arama ve el koyma işlemi yapıldı. Hakkında işlem yapılan 49 şüpheliden Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 30 kişinin ilk aşamada gözaltına alındığı bildirildi.
Soruşturma; suç örgütü kurma ve yönetme, örgüte üye olma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet iddialarını kapsıyor. MASAK raporuna dayandırılan açıklamada, bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar lirayı aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı; bazı şirketler ve bağlantılı malvarlıkları hakkında kayyım tedbiri uygulandığı belirtildi.
MASAK’ın dikkat çektiği para trafiği
Başsavcılığın aktardığı MASAK bulgularına göre, incelemeye alınan şirketlerin önemli bölümünde 2020’den sonra işlem hacmi ve mal alım-satımı belirgin biçimde arttı. Aynı dönemde şirket bölünmeleri ve devirleri yapıldığı, yüksek sermayeli yeni şirketlerin farklı illerde ve farklı faaliyet alanlarında kurulduğu öne sürüldü. Bazı şirketlerin aktif ticari faaliyeti bulunmamasına rağmen bağlı ortaklıkları finanse ettiği, bunun mali işlemlerin izlenmesini zorlaştıran bir yapı oluşturduğu değerlendirildi.
Raporda ayrıca şirket ortaklarından kaynağı açıklanamayan yüksek tutarlı nakit girişleri, bu paraların sermaye artışlarında kullanılması, ödeme kuruluşları üzerinden transferler, şirketler arasında gerçek ticaretle uyumsuz görülen yüksek tutarlı mal alım-satımları, sahte fatura şüphesi, yurt dışındaki şirketlerden döviz girişleri ve bazı şirketlerin yüksek vergi iadeleri aldığına ilişkin tespitler bulunduğu açıklandı.
Basına iletilen açıklamada toplam şüpheli sayısı bir paragrafta 48, devamındaki bölümde 49 olarak geçti. Haber ajansları ve yayın kuruluşları gözaltı kararı verilen kişi sayısını 49 olarak duyurdu. Bu teknik çelişki, soruşturmanın sonraki resmî açıklamalarında netleştirilmesi gereken ayrıntılardan biri.
Operasyon bütün cemaate mi, Kuriş kanadına mı?
Adlî kaynaklar soruşturmanın “hiyerarşik ve ekonomik çıkar odaklı” olduğu değerlendirilen Alihan Kuriş ve ekibine yöneldiğini özellikle vurguladı. Bu vurgu önemli; çünkü Süleymancılar tek bir tüzel kişilikten oluşmuyor. Ülkenin farklı yerlerindeki dernekler, vakıflar, yurtlar, kurslar ve şirketlerden meydana gelen geniş bir ağ söz konusu. Üstelik 2000’den sonra aile içinde başlayan, 2016’dan itibaren sertleşen liderlik ve siyasal tercih kavgası nedeniyle yapının tamamı Kuriş yönetimini aynı biçimde benimsemiyor.
Bu nedenle soruşturmanın hukuken hangi kişi, şirket ve malvarlıklarıyla sınırlandırıldığı ile dinî cemaatin genel tabanı arasındaki ayrımın korunması gerekiyor. Savcılığın kullandığı “Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü” tanımı da şimdilik bu ayrımı kurma amacı taşıyor.

Süleymancılar’ın tarihi
Süleymancılar, adını 1888’de bugünkü Bulgaristan sınırları içindeki Silistre’de doğan Süleyman Hilmi Tunahan’dan alıyor. Mensupları “Süleymancı” adını dışarıdan verilmiş ve küçültücü bulabiliyor; kendilerini daha çok “Süleymanlılar” veya “Süleyman Efendi talebeleri” diye tanımlıyor.
Tunahan, Nakşibendîliğin Müceddidiyye kolunda yetişmiş bir din âlimi ve şeyhti. Buna karşılık ondan sonra ortaya çıkan yapı klasik anlamda bir tarikat silsilesi gibi işlemedi. Tunahan’ın ölümünden önce manevî halef tayin etmediği, sonraki liderlerin daha çok idarî ve toplumsal ağı yönettiği kabul ediliyor. Bu nedenle Süleymancılar, tasavvufî kökleri bulunan fakat asıl gücünü din eğitimi, öğrenci yurtları ve dayanışma ağından alan bir cemaat olarak tanımlanabilir. Diyanet’e atfedilen tartışmalı rapor da grubun kendisini tarikat olarak nitelemediğine dikkat çekiyordu.
Kur’an derslerinden örgütlü bir eğitim ağına
Süleyman Hilmi Tunahan, Osmanlı’nın son döneminde medrese eğitimi aldı; 1919’da Medresetü’l-Mütehassısîn’in tefsir-hadis bölümünü bitirdi ve müderrislik yaptı. 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun ardından medreselerin kapatılmasıyla resmî eğitim alanından çekildi. Özellikle 1940’lı yıllarda İstanbul’da evlerde, cami odalarında ve küçük ders halkalarında Kur’an ve din eğitimi verdi. Bu faaliyetler zaman zaman takibat, gözaltı ve vaaz yetkisinin kaldırılmasıyla karşılaştı.
1950’de siyasal iktidarın değişmesi ve din eğitimi üzerindeki baskının görece hafiflemesiyle cemaatin faaliyetleri görünür hâle geldi. Tunahan’ın çevresinde yetişen öğrenciler Türkiye’nin farklı bölgelerinde Kur’an kursları açtı. Yapının ilk toplumsal sermayesi, resmî din eğitiminin yetersiz görüldüğü dönemde hızlı ve pratik bir yöntemle din görevlisi ve Kur’an hocası yetiştirmesiydi.
Tunahan 1959’da öldüğünde açık bir halef bırakmamıştı. Kurulan Müşavere Heyeti içinde damadı Kemal Kacar öne çıktı ve zamanla cemaatin fiilî lideri oldu. Bugün bilinen merkeziyetçi örgütlenme, dernekleşme ve siyasetle doğrudan ilişki kurma modeli esas olarak Kacar döneminde şekillendi.
Kurslardan yurtlara geçiş
1965 tarihli Diyanet teşkilat yasası, müezzinlik dışındaki din hizmeti kadroları için İmam Hatip, Yüksek İslâm Enstitüsü veya İlâhiyat Fakültesi mezuniyeti şartını getirdi. Bu düzenleme, kendi kurslarında yetişen kişilerin Diyanet kadrolarına girmesini zorlaştırdı. Cemaat buna 1966’da Kur’an Kursları Kurma, Koruma ve İdame Ettirme Dernekleri Federasyonu’nu kurarak cevap verdi.
1971’de Kur’an kursu binalarının kullanım hakkının Diyanet’e devri gündeme gelince derneklerin yönü değişti. Kur’an kursu yaptıran dernekler, ortaöğretim ve üniversite öğrencilerine barınma sağlayan “kurs ve okul talebelerine yardım” derneklerine dönüştü. 1980’de federasyonun adı da buna göre değiştirildi. Böylece yurt ve pansiyon, cemaatin hem din eğitimi verdiği hem de yeni kuşaklarla bağ kurduğu temel örgütlenme aracına dönüştü.
Yapının ağırlığı yalnızca yurt sayısından gelmiyor. Öğrenci barınması, burs, yemek, Kur’an eğitimi ve mezuniyet sonrası dayanışma aynı kurumlar üzerinden birbirine bağlanıyor. Yoksul ve kırsal bölgelerde kamusal yurt kapasitesinin yetersizliği, bu ağı özellikle etkili kıldı. 2016’da Adana’nın Aladağ ilçesinde cemaatle ilişkilendirilen bir derneğin yurdunda çıkan yangında 11’i çocuk 12 kişinin ölmesi, denetimsiz barınma sisteminin ağır sonuçlarını ülke gündemine taşıdı. 2022’deki istinaf kararında yurt ve dernek yöneticilerinin de bulunduğu sekiz sanığa hapis cezaları verildi.
Avrupa’dan Orta Asya ve Afrika’ya uzanan ağ
Süleymancılar, Türkiye’den Avrupa’ya işçi göçünü erken fark eden dinî yapılardan biri oldu. 1973’te Köln’de İslâm Kültür Merkezi kuruldu; daha sonra Almanya’daki yapılanma İslâm Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) adıyla kurumsallaştı. VIKZ bugün kendisini bağımsız ve partiler üstü bir dinî cemaat olarak tanımlıyor; belediye, eyalet ve federal düzeyde kurumlarla çalıştığını belirtiyor.
Avrupa’daki merkezler cami, Kur’an kursu, öğrenci yurdu ve kültür merkezi işlevlerini birlikte yürüttü. Akademik çalışmalar, ağın 1990’lardan itibaren Orta Asya Türk cumhuriyetleri, Rusya ve Afrika’ya da yayıldığını gösteriyor. Bu uluslararası varlık, hem göçmen topluluklarıyla kalıcı bağ hem de bağış, yayıncılık ve eğitim faaliyetleri bakımından cemaate Türkiye sınırlarını aşan bir kapasite kazandırdı.
Siyasetle ilişkinin omurgası: İlke değil, dönemsel ittifak
Cemaatin siyasetle ilişkisi uzun süre merkez sağ üzerinden yürüdü. Kemal Kacar 1965’te Millet Partisi’nden, 1969’da Adalet Partisi’nden Kütahya milletvekili seçildi; 1977’de AP’den İstanbul milletvekili oldu. Cemaat 1980’ler ve 1990’larda dönemin şartlarına göre Milliyetçi Demokrasi Partisi, ANAP ve DYP gibi merkez sağ partilere yöneldi. Bu tercihlerin ortak paydası, din eğitimi ve yurt faaliyetlerine alan açacak iktidarla pragmatik ilişki kurmaktı.
1995’te Kacar’ın yeğeni Arif Ahmet Denizolgun Refah Partisi’nden Antalya milletvekili seçildi. Denizolgun, 28 Şubat sürecinin ardından Mesut Yılmaz başbakanlığındaki hükümette bağımsız Ulaştırma Bakanı olarak görev yaptı. Kacar’ın 2000’deki ölümünün ardından cemaatin yönetimini devraldı.
Aynı aile içinde farklı bir siyasal hat da oluştu. Arif Ahmet Denizolgun’un kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun AKP’nin Kurucular Kurulu’nda yer aldı ve 22. ile 23. dönemlerde İstanbul milletvekili oldu. Onun oğlu Fatih Süleyman Denizolgun da 27. dönemde AKP İstanbul milletvekilliği yaptı. Bu tablo, “Süleymancılar şu partiyi destekler” türü tek cümlelik tanımların neden yetersiz olduğunu gösteriyor.
AKP ile gerilim ve cemaat içindeki ayrışma
Arif Ahmet Denizolgun döneminde cemaatin ana gövdesi ile AKP arasındaki ilişki soğudu. Medyascope’un cemaat mensuplarıyla görüşmelere dayandırdığı dosyaya göre yapı, 2007’de Demokrat Parti’ye, 2018’de İYİ Parti’ye; 2009 ve 2014’te Antalya’da, 2019’da ise büyükşehirlerde AKP karşısındaki güçlü adaylara destek verdi. 2019 İstanbul seçiminde Ekrem İmamoğlu’na destek verildiği de farklı kaynaklarca aktarıldı. Bunlar cemaat adına yayımlanmış bağlayıcı ve şeffaf kararlar değil; saha görüşmeleri, iç yazışmalar ve mensupların anlatımlarına dayanan haberlerdir.
Siyasal tercihler aile içi liderlik tartışmasını da büyüttü. AKP’de siyaset yapan Mehmet Beyazıt ve Fatih Süleyman Denizolgun çizgisi ile Alihan Kuriş’in yönettiği ana yapı karşı karşıya geldi. Fatih Süleyman Denizolgun, Kuriş yönetimini yıllardır kamuoyu önünde sert biçimde eleştiriyor ve bu kanadın bütün Süleymancıları temsil etmediğini savunuyor. İddialarının önemli bölümü yargı kararıyla doğrulanmış değil; ancak açık olan, 2016’dan bu yana cemaat içinde ciddi ve görünür bir yönetim kavgası bulunduğu.

Alihan Kuriş kimdir?
1979 İstanbul doğumlu olduğu belirtilen Alihan Kuriş, yüksek mimar ve iş insanı. Cemaatin kurs ve okul binalarının projelerinde çalıştığı, ticari faaliyetler yürüttüğü aktarılıyor. Kamuoyunda çok görünür bir dinî eğitim geçmişi veya siyasal kariyeri bulunmuyor.
Kuriş’in annesi Gülderen Kuriş, Süleyman Hilmi Tunahan’ın kızı Feriha Ferhan Denizolgun’un çocuğu; dayısı ise 2000-2016 arasında cemaati yöneten Arif Ahmet Denizolgun. Bu nedenle Kuriş, bazı haberlerde yazıldığı gibi Tunahan’ın torunu değil, anne tarafından büyük torunu. 8 Eylül 2016’da Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün ardından cemaatin önde gelenleri tarafından liderliğe getirildi.
Önceki iki lider Kemal Kacar ve Arif Ahmet Denizolgun milletvekilliği ve bakanlık gibi açık siyasal roller üstlenmişti. Kuriş ise kamusal görünürlüğü düşük, idare ve ekonomi ağı üzerinde etkili bir lider profili çizdi. Bugünkü soruşturmanın odağında da doğrudan bu ekonomik yapılanma bulunuyor.
Diyanet’e atfedilen “tarikatlar raporu” neydi?
2019’da kamuoyuna sızan “Türkiye’deki Dinî-Sosyal Teşekküller, Geleneksel Dinî-Kültürel Oluşumlar ve Yeni Dinî Akımlar” başlıklı 226 sayfalık belge, Diyanet’in “gizli tarikatlar raporu” diye tanındı. Belgenin önsözünde, Din İşleri Yüksek Kurulu’na bağlı İnançlar ve Dinî Oluşumlar Komisyonu koordinasyonunda 2016’da hazırlandığı yazıyordu. Metin, çok sayıda cemaat, tarikat ve dinî figürü tarihçe, görüş, faaliyet ve değerlendirme başlıkları altında inceliyordu.
Belge Diyanet tarafından resmen sahiplenilmedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2019’da bir soru önergesine verdiği yanıtta Diyanetçe yayımlanmış veya yayıma hazırlanmış böyle bir rapor bulunmadığını bildirdi. Diyanet daha sonra kendi adıyla kitaplaştırılan metnin toplatılması için yargıya başvurdu. Ancak İhtiyati tedbir talebi reddedildi.
Raporda Süleymancılar için hangi iddialar yer aldı?
Belge, Süleymancıları Nakşî gelenek içinde doğmuş fakat kendisini tarikat olarak tanımlamayan, son derece içe kapalı bir yapı diye nitelendiriyordu. Faaliyet alanı olarak ortaöğretim ve üniversite öğrencilerine yönelik yurtları, özel eğitim kurumlarını ve Kur’an kurslarını sayıyor; Yedikıta ile İnsan ve Hayat dergilerini yayın organları arasında gösteriyordu. Finansmanın holdinglerden ve halktan toplanan yardımlardan sağlandığını ileri sürüyor, Diyanet’in adının yardım toplamada kullanıldığı iddiasını aktarıyordu.
En çok tartışılan bölüm, yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantı iddialarının ciddiye alınması ve yeni bir FETÖ benzeri yapıyla karşılaşmamak için inceleme yapılması gerektiği yönündeki ifadeydi.
Raporda şöyle deniliyordu:
“Süleymancıların, Kuran kurslarına Diyanet’in ismini kullanarak yardım topladıkları, cenazelerde para karşılığı Kuran okuma ve ıskat hususlarında da oldukça aktif davrandıkları bilinmektedir. Süleymancılarla ilgili olarak, onların, birtakım yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantısı olduğu iddialarının ciddiye alınması ve yeni bir FETÖ ile karşılaşmamak için gerekli incelemelerin yapılması, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.
Zira uzun yıllar cemaat bünyesinde çalışmış, içyüzlerine vâkıf olduktan sonra onlardan ayrılmış olan ve cemaat içinde “Kozan imamı” olarak bilinen Mustafa Akyıldız, oluşumun din anlayışı ve yapılanmasıyla ilgili oldukça ciddi iddialarda bulunmaktadır. Buna göre cemaatin Türkiye genelinde bölgeler bazında “kolordu kumandanlığı” ismi altında yapılandıkları öne sürülmektedir. Cemaat hakkında dile getirilen bir başka iddia da 16 yıldır derin güçler tarafından kontrol altında tutulduğudur.
Sırlarını açığa vuran ya da kendilerine hasım gördükleri kimseler için (yetmiş bin kuru fasulye okuyarak) beddua seansları düzenledikleri, menfaatleri icabı çok kolay yalan söyleyip iftirada bulundukları öne sürülmektedir.”
Kaynaklar
1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının basına yansıyan açıklaması ve operasyon ayrıntıları
2.TDV İslâm Ansiklopedisi: Süleyman Hilmi Tunahan ve Süleyman Efendi Cemaati
3.İsmail Çağlar, “Tevarüs Edilmemiş Gelenek: Süleymancılık”
4.Ankara Üniversitesi tezi: Süleymancılar Cemaatine Genel Bakış ve uluslararası yayılım
5.VIKZ resmî sitesi: kuruluş ve faaliyetler
6.Medyascope: Süleymancılar-AKP ilişkisi ve siyasal tercihler dosyası
7.Serbestiyet: cemaatin kısa tarihi, siyasal ilişkiler ve aile içi bölünme
8.TBMM: Mehmet Beyazıt Denizolgun biyografisi
9.TBMM: Fatih Süleyman Denizolgun 27. dönem kaydı
10.Bianet: Aladağ yurt yangını davasında 2022 kararı
11.Diyanet’e atfedilen raporun Süleymancılar bölümü
12.Medyascope: 226 sayfalık raporun içeriği ve tam metin sayfası
13.Fuat Oktay’ın rapor hakkındaki 2019 tarihli resmî yanıtının haberi
Bu haber yapay zeka araçları da kullanılarak Kısa Dalga’nın editoryal sorumluluğunda hazırlanmıştır.
Süleymancılara operasyon: Alihan Kuriş dahil 49 kişi hakkında gözaltı kararı
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

