Abdurrahman Tutdere yazdı | Deprem ve Adıyaman: Zamanın durduğu yerden konuşuyorum!
ABDURRAHMAN TUTDERE
5 Şubat’ı 6 Şubat’a bağlayan o kara gecede Ankara’daki evimdeydim.
Eşim, nedenini bilmediği bir şekilde uyanmış, kızım Deniz’in şiddetli bir deprem hissettiğini söylemesi üzerine depremin büyüklüğüne bakmak için eline telefonunu almış, o sırada kız kardeşinden gelen mesajla sarsılmıştı:
“İyiyiz. Bizde bir şey yok. Ev yıkıldı. Arabadayız.”
Mesajı görür görmez beni uyandırdı. Hemen ardından telefonum çaldı. Adana’ya doğru ilerlerken otoyolun ikiye ayrıldığını gördüğünü söyleyen telefondaki kişi, bunun bir savaş olup olmadığını sordu. O an anladık ki yaşanan şey çok büyüktü.
Deprem olduğunu söyledim, güvenli bir yere geçmelerini istedim.
Sonra Adıyaman Valisini, Belediye Başkanını, Adıyaman’daki ailemizi ve akrabalarımızı aramaya başladık. Ama Türkiye’nin de bildiği gibi telefonlar çekmiyordu.
Hemen havaalanına gittim.
Uçak yoktu.
Çok meşakkatli bir yolculuktan sonra Adıyaman’a ulaşabildim.
Bazen gazeteciler soruyor:
“6 Şubat ile ilgili aklınızdan çıkmayan fotoğraf kareleri neler?” diye.
Nazım Hikmet’in, mutluluğun resmini çizip çizemeyeceğini sorduğu Abidin geliyor aklıma, bu soru her sorulduğunda…
Acılar hangi resme sığar?
6 Şubat’a dair gözümden ve gönlümden silinmeyen acıyı, gözyaşını, enkaz altından yükselen çığlıkları, çıplak elleriyle evlatlarını enkaz altından kurtarmaya çalışan babaların parçalanan ellerini, çaresizlikle boynuma sarılan anneleri, kefen bulamadığımız için battaniyelere sardığımız ve sıra sıra sokaklara dizdiğimiz annelerimizi, babalarımızı, kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı, komşularımızı ve bütün bunlar karşısında yaşadığımız derin çaresizliği… Bütün bu acıları hangi resme nasıl sığdıracağımı bilemediğim için, o kareleri anlatacak kelime de bulamıyorum.
O günler ve sonrasındaki günler kelimelere sığdıramadığım resimlerin içinde geçti.
Dokuzuncu gün…
Yeğenim Eda’yı, iki çocuğunu ve eşini, büyük bir meşakkatle ulaştığımız enkazın altından kendi ellerimle çıkardım.
İnsan beynini uyuşturan bu duyguları anlatacak kelime olmaması bir yana, bir yerden sonra üzerine konuşmamak ve hatta unutmak istediğimizi fark ettim. Muhtemelen bir savunma mekanizması bu.
O manzaralara tanıklık etmiş herhangi birine o günleri sorduğunuzda da yüzünde aynı ifadeyi görürsünüz: Bir noktadan sonra boşluğa bakar sanki gözleri; konudan konuya, acıdan acıya atlar. Çünkü hem anlatacak kelime bulamıyor hem de hatırlamak istemiyordur. Söz tükenmiş, neyi konuşacak…
Unuttuğumuz anlar, aslında zamanın durduğu anlar bizim için. Tıpkı Adıyaman meydanındaki saat kulesinin 04.17’de durması gibi. Her yıl depremin meydana geldiği saatte çoluk çocuk, genç, yaşlı demeden o saat kulesine yürürken yeniden unutmak istiyoruz gönlümüzden ve gözümüzden silemediklerimizi. O nedenle Şubat ayı gelince irkiliyor, bir an önce 7 Şubat olsa diye içimizden geçiriyoruz.
"Bir hilti bile bulamadık"
Daha sonraki günlerde Meclis’te yaptığım, “Abdurrahman Tutdere kürsüye vura vura isyan etti” başlığıyla medyaya yansıyan konuşmanın yankısı büyük oldu. O haberlere sonradan baktığımda sakallarımdaki beyazları fark edip şaşırmıştım. Eşim, deprem sürecinde saçlarımın birkaç gecede ağardığını söylemişti.
Aynı konuşmadaki “Bir hilti bile bulamadık” sözüm, afetin ortasında yaşanan başka bir gerçeğin ifadesiydi. 3 koca gün unutulan, ilk birkaç gün felakette zarar gören iller listesine alınmayan Adıyaman’ımızda enkaz altındaki sevdiklerimize ulaşacak basit bir hiltiyi bile bulamadık!
Ve 6 Şubat felaketinden 420 gün sonra, hilti bile bulamadığımız; zamanın durduğu şehrime belediye başkanı seçildim.
Bir daha böyle bir felaket yaşandığında yine hazırlıksız yakalanmayalım diye, ilk işlerimizden biri muhtar evleri yapıp yanlarına; içerisine başta hilti olmak üzere olası bir afet sırasında kullanabileceğimiz araç gerecin yerleştirildiği acil durum konteynerleri yerleştirmek oldu.
Olası afetlere karşı hazırlıklarımız farklı başlıklarda sürerken, yaşananları unutturmamak ve toplumsal hafızayı diri tutmak amacıyla da önemli adımlar atıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyemizin desteğiyle Deprem Şehitliği ve ayrıca Dijital Müze projelerimize dair çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Acının bizi teslim almasına izin vermeyeceğiz
Felaketin üzerinden geçen 3 yıldan sonra bugün geldiğimiz noktada, halkımızla birlikte yeniden ayağa kaldırmaya ant içtiğimiz Adıyaman’ımızın sokaklarında dolaşırken belleğimiz katman katman.
Deprem öncesini bildiğimiz sokaklar bir yanda…
Unutmaya çalıştığımız; yıkımına şahitlik ettiğimiz enkaz altındaki sokaklar bir yanda…
Hayatı ve umudu yeniden yeşertmeye çalıştığımız sokaklar bir yanda…
Ve Şubat ayı geldiğinde, o sokaklarda yürümek iki kere zor oluyor.
Belediye Başkanı olarak değil;
6 Şubat sürecinde saçları birkaç gecede ağaran Abdurrahman olarak söylüyorum:
Ne yapsak bu acıyı unutamayacağız. Ama bu acının bizi teslim almasına da izin vermeyeceğiz!
Dayanışmayla, vefayla ve bitmek bilmeyen bir azimle yaralarımızı saracak; Adıyaman’ımızı o karanlığın içinden birlikte çıkaracağız. Depremin izlerini hep birlikte sileceğiz.
1954’te il olan Adıyaman’ın yetmiş yıllık kazanımlarının yok olduğu bir yıkımın ardından yeniden inşa elbette kolay değil. Ama bugün geldiğimiz noktada şunu söyleyebiliriz:
Şehrimiz gün geçtikçe iyileşiyor.
İvmesi artan bir toparlanma var.
Adıyaman yoluna devam ediyor.
Evet, saatimiz bir daha hiç çalışmayacak.
O acı günlerin ve yitirdiklerimizin anısına, güçlü bir anıt olarak yerinde kalacak.
Ama enkazlar arasından yeşeren umutlarımız büyüyecek.
Ve bu şehir, halkımızın dayanışmasıyla hikâyesine daha güçlü devam edecek.
Çünkü bu hikâye, acılarına rağmen birbirini, toprağını bırakmayanların ortak yürüyüşünün ve birlikte ayakta kalma iradesinin hikâyesi...
Bu yürüyüşte kentimizle dayanışma içinde olan tüm hayırseverlere, kurumlara, sivil toplum örgütlerine, gazetecilere, şimdi sayamadığım binlerce isme teşekkür ediyor; kaybettiğimiz tüm canlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, geride kalanlara büyük bir sabır diliyorum.
Abdurrahman Tutdere (d. 1976, Adıyaman), avukat ve siyasetçi. 1998'den beri CHP bünyesinde çeşitli kademelerde çalışan Tutdere, 27. ve 28. dönem CHP Adıyaman Milletvekili olarak TBMM'de görev yapmıştır. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP'den Adıyaman Belediye Başkanı seçilmiştir.
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.