Hikâyelerini saklayan binalar
ÖZGÜR DUYGU DURGUN | Bazı olaylar tarihin yönünü değiştirir. 1926 yılının Haziran ayında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü ortadan kaldırmayı amaçlayan İzmir suikastı böyle örneklerden. İzmir'de tam bir asır önce yaşanan bu hikayenin geçtiği mekanlarda bir hafıza yolculuğuna çıktık.
ÖZGÜR DUYGU DURGUN
Bundan tam bir asır önce, 1926 yılının sıcak bir Haziran günü Kemeraltı Cami'nin karşısındaki Gaffarzade Oteli'nde buluşan bir grup adam hararetli bir tartışmaya dalmıştı. Giritli Şevki, konuşulanlara kulak kabarttığında duyduklarına inanamayacaktı. 50'li yaşlarda, Hanya göçmeni olan Şevki 1900'lerin başında İzmir'e göçmüş, Yunanistan'ın İzmir işgalinde Kuvayi Milliye direnişine katılmış, dağlarda çetecilik yapmıştı. Çerkes Ethem'in adamlarından birini öldürünce can korkusundan Sarı Efe Edip'in koruması altına girmişti. Motoruyla Yunan adalarına taşımacılık yaptığı söylense de asıl işi kaçakçılık ve muhbirlikti. Gaffarzade Oteli'nde tam yüz yıl önce konuşulan, 15 Haziran'da İzmir'e gelecek olan Gazi Mustafa Kemal'e yapılacak suikasttı.
Bizzat Gazi Mustafa Kemal tarafından Lazistan mebusu yapılan Ziya Hurşid, İstanbul'dan İzmir'e geldiğinde Gaffarzade Oteli'ne yerleştirilecek ve bir gün sonra planlanan suikastın baş tetikçisi olacaktı. Beraberinde getirdiği Gürcü Yusuf, Laz İsmail ve Çopur Hilmi adındaki, adli sicilleri hayli kabarık adamlar Ziya'ya yardım edeceklerdi. Gazi arabayla halkı selamlarken geçeceği yol önceden biliniyordu. Kemeraltı çarşısından gelip Gaffarzade otelinin köşesinde 90 derecelik açı yapan dar yol Paşa'yı karşılamaya gelen onbinlerce insanla mahşer halini alacak, otomobil bu noktada yavaşlamaya mecbur kalacağı için suikastçilere yeterli zaman kalacak ve Gazi Mustafa Kemal 1922'de yani henüz dört yıl önce işgalden kurtardığı, üç yıl önce annesi Zübeyde Hanım'ı toprağa verdiği; aynı yıl Latife Hanım ile evlendiği bu şehirde kurtulması imkansız bir pusuya düşürülecekti. Giritli Şevki'nin işi suikastçileri motoruyla Ege adalarına kaçırmaktı.

İzmir Valisi Kazım Paşa (Dirik), 14 Haziran'da makamına gelen muhbir Şevki'nin anlattıklarını duyunca olduğu yere çakıldı. Girit aksanıyla konuşan, hayli sinirli görünen 50 yaşlarındaki bu adam bir elinde Gazi'ye yazdığı ihbar mektubunu tutuyor ve yazdıklarından fazlasını anlatmak istiyordu.
İnce ince planlanan bir suikast
İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Kurtuluş Savaşı gazisi, bir dönem Emniyet Genel Müdürlüğü'nde hizmet vermiş ve ardından tarih öğretmeni olarak uzun yıllar Kabataş Lisesi'nde çalışmış Galip Vardar'ın Yeni Sabah'ta 1959 yılında tefrika edilen anılarında suikast planı şöyle anlatılıyordu:
"Suikastçiler Gaffarzade Oteli'nin önünde suçu işleyecekler, hemen dar sokaklardan kendilerini rıhtıma atacaklar, oradan da Yunan adalarına kolaylıkla geçeceklerdi. Gazi Paşa'ya ateş edeceklerin başında Ziya Hurşid, Gürcü Yusuf, Laz İsmail bulunacaktı. Çarşıdan gelen ve tam bu köşede 90 derecelik bir açı yapan dar yol paşayı karşılamaya gelen onbinlerce insanla mahşer halini alacak, otomobilin hem manevra yapmaya mecbur kalacağı hem de dönmek zorunda bulunacağı burada tıpkı vaktiyle 1914'te 28 Haziran günü Avusturya Macaristan veliahtı Fransuva Ferdinand'a yapılan ve başarılan suikast gibi, vazifeliler paşayı tam isabetle otomobilin içine sereceklerdi. Suikast için gereken parayı eski Maarif Nazırı Şükrü Bey bizzat tedarik etmiş ve bin liraya yakın bir meblağ ve kıymetli tabancaları Ziya Hurşid'e vermişti. Sonra da kendisi İzmir'e gelmiş , hatta Sarı Efe Edip de dahil olmak üzere on kişilik bir heyet Karşıyaka'da bir bahçede toplanmışlardı. Bahçedeki içtimada Sarı Efe Edip ve Giritli Şevki Bey de bulunmuştu."

Tarihin akışını değiştiren itiraf
Giritli Şevki'nin Vali ile görüşmesi tarihin gidişatını değiştirdi. Gaffarzade Oteli'ne yapılan baskınla Ziya Hurşid ile Kemeraltı'ndaki Hacı Hasan Paşa Oteli'nde kalan diğer üç tetikçi kıskıvrak yakalanacaktı.
Gazi'nin en yakın silah arkadaşlarının da içlerinde olduğu; önemli bölümü Terakkiperver Fırka'nın yani İttihatçıların beyin takımını oluşturan 19 kişi İzmir ve Ankara'da kurulacak İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanacaktı. Mahkeme o dönem Milli Sinema olan Konak'taki Elhamra Sahnesi'nde 30 Haziran'da halka açık olarak başladı.
Alınan idam kararları 13 Temmuz'u 14'üne bağlayan gece Kemeraltı, Konak ve Basmane sokaklarında infaz edildi. Ziya Hurşid, Laz İsmail, Gürcü Yusuf ve Çopur Hilmi, Gaffarzade Oteli'nin köşesinde, suikastı gerçekleştirmek istedikleri yerde; diğer suikastçılar Konak Hükümet Meydanı’nda ve Sarıkışla önünde asıldı. Kentin önemli sembollerinden Sarıkışla daha sonraları, 1950'lerde Demokrat Parti döneminde yıktırılacak ve bu yıkım kent hafızasına yönelik bir cinayet olarak kayıtlara geçecekti.

Kent meydanlarındaki idamlardan sonra göğüslerindeki yaftalarda İstiklal Mahkemesi'nin kararlarının yazılı olduğu ölü bedenler 15 Temmuz günü öğle saatlerine dek İzmir halkına sergilendi.
Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya yönelik suikast girişiminin önlenmesini sağlayan Giritli Şevki mahkeme süresince gerek polis gerekse mahkeme heyetince kollanıp korundu ve tarihin seyrini değiştiren itirafları sonucu 6.500 lirayla müfakatlandırıldı. Şevki Bey suikast girişiminden birkaç sene sonra farklı bir nedenle yeniden mahkemeye düşecek; adı bu defa 1933 senesinde Karşıyaka'da Mason Locası olduğu rivayet edilen Halkevi binasının kurşunlanması olayında bir kez daha geçecekti. Okul arkadaşı ve eski adliye vekili Mahmut Esat Bozkurt'un ''Şevki Bey, Gazi Hazretlerine hazırlanan suikastı haber vermekle bu vatana en büyük hizmeti yapmıştır'' ifadesi sayesinde ceza almadan olayın üstü kapatılacaktı.

Tam bir asır önce ülkeyi kaosa sürükleyecek dehşet bir plana sahne olan kimi mekanlar ve yapılar, gizlenmiş hikayeleriyle İzmir'in günlük hayatında var olmaya devam ediyor. Ziya Hurşid'in kıskıvrak yakalandığı Gaffarzade Oteli, suikast girişimini izleyen yıllarda 28 oda ve 35 yatak kapasitesiyle işletilmeye devam etti. 1930'lu yıllarda tek yataklı odada konaklama ücreti 100 kuruş iken, iki yataklı odada kişi başı 75 kuruş olarak hizmet veren otelin altındaki Gaffarzade Kıraathanesi sanatçı ve aydınların buluşma noktalarından biri oldu. Otel yıllar içinde mimari anlamda değişiklikliklere uğradı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Vakfı'nca hazırlanan Visitizmir.org sanal rehberine göre günümüzde Kemeraltı Camii'nin karşısında, o dönem Yemiş Çarşısı olarak adlandırılan, bugünkü 853 sokakta yer alan zarif cumbalı yapı şu sıralar yeni bir restorasyon daha geçiriyor.
Hacı Hasan Paşa Oteli'nden ayakkabı mağazasına

İzmir Suikastı'nda adı geçen mekanlardan Hacı Hasan Paşa Oteli (diğer adıyla Ragıp Paşa Oteli) de günümüzde işlevini kaybedip aslından kopuk dönüşümler geçiren yapılardan. Hacı Hasan Paşa, İzmir işgali sırasında, 1919-1922 yılları arasında belediye başkanlığı yapan; 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz sonrası 6 Eylül 1922'de ailesi ve mal varlığıyla Midilli'ye kaçan bir siyasetçi. Lozan Mübadelesi'nin ardından ismi Kurtuluş Savaşı'nda düşmanla işbirliği yaptıkları için vatandaşlıktan çıkartılan 150'likler listesine dahil edilen Hacı Hasan Bey, 1931 yılında Atina'da ölüyor. Naaşı Celal Bayar hükümetinin çıkardığı afla Türkiye'ye getirilmek istenmişse de bu talep kabul görmüyor.
Tarihçi ve profesyonel rehber Kemal Şendikici'nin anlatımına göre yapı önce han, sonra otel oldu. Alt katı Eczacıbaşı Holding'in temellerinin atıldığı Şifa Eczanesi olarak hizmet verdi. İstanbul Şehir Tiyatrosu oyuncuları İzmir'e geldiklerinde bu otelde kaldı, otelin altındaki kıraathanede tiyatro sohbetleri yapıldı. Ülkede ve kentte olup bitenleri mizah ve taşlama yolu ile dile getiren 'Palavra Kulübü' de 1930-1955 yılları arasında burada faaliyet gösterdi. Şair Bıçakçızade Hakkı, İttihat ve Terakkici Küçük Talat, yazar Nail Moralı, ressam Kadri, Ferit Eczacıbaşı bu mekânının başlıca müdavimlerindendi. Otelin günümüzde büründüğü suret, hikayesinden de tarihi işlevinden de tamamen kopuk, zira burası artık bir ayakkabı mağazası.
İzmir, 1926 yılının Haziran ayında Gazi'ye yönelik suikast girişimine tanık olmakla kalmadı. Aynı dönemde, suikastçilerin yakalanmasından sadece bir hafta sonra, 22 Haziran 1926'da Mustafa Kemal Paşa'nın Türkiye'de dikilen ilk büstü Bornova'daki Ziraat Mektebi bahçesine törenle dikildi.

Atatürk'ün hayatı boyunca açılışına katıldığı tek büst olan, heykeltraş Heinrich Krippel imzalı eser bugün Ege Üniversitesi Rektörlük binasının bahçesinde bulunuyor.
Tarihi davanın tanığı asırlık bir sinema salonu

Kemeraltı'nın zaman tünelinde adımladığımız sokaklar ve mekanlar içinde en etkileyici olanların başında İzmir Suikastı davasının görüldüğü İstiklal Mahkemesi'ne ev sahipliği yapmış olan Elhamra Sahnesi (o dönemdeki adıyla Milli Sinema) geliyor. Elhamra Sahnesi, tıpkı Ankara İstiklal Mahkemesi (Eski Ankara Evi), Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Ankara'da yargılandığı Milli Kütüphane ve Opera Binası ve Yassıada gibi ülkenin siyasi hafızasında yer eden mekanlardan biri. Elhamra, yani Milli Sinema binasını diğerlerinden ayıran en dikkat çekici nitelik, tam asırdır sürdürdüğü mekansal işlevi bugün de sürdürüyor olması. 1926 yılında mimar Tahsin Sermet tarafından Neo- Klasik Türk tarzda inşa edilen Elhamra Sahnesi bu anlamda Türkiye'de varlığını sürdüren tek sinema salonu.
30 Haziran 1926'da başlayan, başkanlığını Ali Çetinkaya'nın yaptığı İstiklal Mahkemesi'nde yalnız suikastçiler değil onlarla ilişkili oldukları savıyla Kâzım Karabekir, Rauf Orbay ve Ali Fuat Cebesoy gibi Kurtuluş Savaşı'nın önde gelen isimlerinin yargılandığı salonun şu andaki mülkiyeti Milli Kütüphane Vakfı'na ait. Elhamra Sahnesi günümüzde İzmir Devlet Opera ve Balesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasındaki protokol gereği kültür ve sanat etkinliklerine ve Yeniden Sinematek gösterimlerine ev sahipliği yapıyor. Ve asırlık ömrünü sessiz sedasız sürerken Kemal Tahir'in İzmir Suikastı üzerine yazdığı efsane romanı Kurt Kanunu'nda “Kurtlukta düşeni yemek kanundur'' ifadesiyle özetlenebilecek ölümcül bir siyasi kavganın en önemli tanığı olmayı sürdürüyor.

Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.
