Alman Sosyal Demokrat Parti’nin “önlenemeyen düşüşü” sürüyor

Alman Sosyal Demokrat Parti’nin “önlenemeyen düşüşü” sürüyor
1863’te kurulan ülkenin en eski partisi Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD), 35 yıldır başbakanlığı üstlendiği Rheinland Pfalz eyaletinde seçimi, dolayısıyla de başbakanlığı kaybetti. Bavyera eyaletinin başkenti Münih’te de 42 yıldır elinde bulundurduğu anakent belediye başkanlığını Yeşiller’e kaptırdı.

YUNUS ÜLGER

Almanya’da geçen hafta yapılan eyalet ve yerel seçimlerde, Alman Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) gittikçe artan kan kaybına bir kez daha tanık olduk. 1863 yılında kurulmuş olan ülkenin en eski partisinde oy kaybı artarak sürerken, 2013’te kurulmuş olan ülkenin yeni partisi aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bu seçimlerde de neredeyse oyunu ikiye katladı. SPD’deki kan kaybı, parti içinde her seçim sonrası olduğu gibi tartışmalara yol açarken, federal hükümet ortağı Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nde (CDU) de kaygılara sebep oldu. Uzmanlar, SPD’deki kan kaybını, partinin asıl seçmen tabanı olan işçilerden uzaklaşması ile eski başbakan Gerhard Schröder’in 2010 Ajandası adlı programıyla sosyal devleti budama politikalarına bağlıyor.

Rheinland Pfalz eyaletinde 35 yıllık iktidarını ve başbakanlığını kaybetti

SPD’ye ilk kötü haber, geçen pazar günü yapılan Rheinland Pfalz eyalet meclisi seçiminden geldi. Kamuoyu yoklamalarında CDU ile başa baş görünmesine karşın, SPD bir önceki seçime göre yüzde 9,8 oy kaybıyla yüzde 25,9 oy alabildi. Böylece 35 yıllık iktidarı ve başbakanlığı yüzde 31 oyla seçimden birinci parti çıkan CDU’ya kaptırdı. Aşırı sağcı AfD ise, yüzde 19,5 oyla oylarını ikiye katladı. Eyalet Başbakanı Albert Schweitzer, kamuoyu yoklamalarında CDU’nun adayı Gordon Schieder’in çok önünde görünmesine karşın partisi SPD’nin kötü gidişinin kurbanı oldu. SPD’nin oylarının CDU’nun yanı sıra AfD’ye de gitmesi, uzmanlarda, “AfD, yeni işçi partisi mi oldu?” sorusuna yol açtı.

22 Mart’ta yapılan Baden Württemberg eyalet meclisi seçiminde ise SPD yüzde 5,5 oyla yüzde 5’lik oy sınırını az farkla aşıp eyalet meclisine girebilmişti. Bu eyalette de AfD oyunu ikiye katlamış, yine işçilerden epeyce oy almıştı. Özellikle doğu eyaletlerinde işçilerin SPD yerine AfD’yi tercih ettikleri gözleniyor.

Bavyera eyaletinin başkneti Münih’te anakent belediye başkanlığını 42 yıl sonra kaybetti

Almanya’nın zengin eyaletlerinden olan Bavyera’da, 1957 yılından beri aralıksız Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) iktidar, dolayısıyla açık farkla birinci parti olarak başbakan da bu partiden. Ne var ki, eyaletin büyük kentlerinde belediye başkanlığı SPD’nin elinde. Eyalet başkenti Münih de SPD’nin anakent belediye başkanlığını elinde bulundurduğu bir kentti, ama artık değil. Geçen pazar günü yapılan yerel seçimlerin ikinci turunda SPD, 42 yıldır aralıksız elinde bulundurduğu Münih anakent belediye başkanlığını Yeşiller’in 35 yaşındaki adayı Dominik Krause’ya kaptırdı. Bu hiç kimsenin beklemediği çok büyük sürpriz olarak yorumlandı, ancak pek de sürpriz değildi aslında.

12 yıldır Münih Anakent Belediye Başkanı olan Dieter Reiter’in, Bayern Münih futbol takımının danışma kurulundaki görevi dolayısıyla kulüpten uzun zamandır para aldığı seçime kısa bir süre kala ortaya çıkmış, kendisi de bunu kabul etmişti. Sorun, para alması değildi, bunu belediye meclisine bildirip onaylatmamış, dolayısıyla gizlemiş olması eleştiri konusu oldu. 67 yaşındaki Reiter, seçim yenilgisinin ardından, “Ben her şeyi berbat ettim” deyip, siyasi hayatını bitirdiğini açıkladı.

SPD içinde eşbaşkanlık ve yeni yönetim tartışması başladı

Her seçim yenilgisinden sonra SPD içinde başkanlık ve yönetimde değişim talepleri gelir, partinin kimliği ve politikaları tartışılır, sonra bunlar unutulur. Bu kez de böyle oldu, özellikle eşbaşkanlık sisteminin kaldırılmasını isteyenler oldu. Bu bağlamda eşbaşkanlar Bärbel Bas ile Lars Klingbeil’ın istifası gündeme getirildi. Eşbaşkanlığın kaldırılması, bunun yerine güçlü bir lider talebi dillendirildi.

Seçim sonuçlarının değerlendirildiği parti başkanlık kurulunda toplantının ardından açıklama yapan eşbaşkanlar Bas ile Klingbeil, başkanlık ve yönetim değişimi tartışmalarının şu anda bir getirisi olmayacağı kararı alındığını bildirdiler. Bunun yerine partinin siyasi kimliğinin belirgenleştirilmesi ve görünür kılınması konusunda görüş birliği oluştuğunu ifade ettiler.

SPD’nin “önlenemeyen” düşüşünün sebebi Neoliberalizm mi?

Avrupa’da sosyal demokrat partilerin seçmen kaybı konusunda araştırmalar İngiliz toplum ve siyaset bilimci Colin Crouch, 1999 – 2004 yılları arasında başbakan olan Gerhard Schröder’in Neoliberal programının, SPD’nin düşüşünün sebeplerinden biri olduğunu söylüyor. Frankfurter Rundschau gazetesine konuşan Chrouch, Schröder’in 2010 Ajandası adlı programıyla fazla ileri gittiğini, reformları az gelirli toplum kesimlerinin zararına olduğu görüşünü ifade etti. Bunun da SPD’nin asıl seçmeni işçileri partiden uzaklaştırdığını belirtti. Schröder, partisinin yeni hedef seçmen kitlesini “yeni orta” olarak tanımlamış, böylece toplumun alt kesimlerini hedef kitleden çıkarmıştı. Kendisi de “Patroların Başbakanı” olarak anılır, çünkü reformları en çok büyük şirketlerin yararına olmuştu. Benzeri neoliberal bir program, Schröder’den önce İngiltere’de Tony Blair başkanlığında İşçi Partisi tarafından uygulanmıştı. Bu program da işçi partisini asıl tabanından ve köklerinden uzaklaştırmış, dolayısıyla epeyce seçmen kaybetmişti.

Crouch: Sosyal Demokrat partiler, sanayi işçisi tabanlarını kaybetti

Neoliberalizm ve Avrupalı sosyal demokrat partiler hakkında araştırmalarıyla tanınan Crouch, Avrupa’da sosyal demokratların seçmen kaybını, sanayide çalışan işçi sınıfının azalmasına da bağlıyor, bunun ilk temel sebep olduğunu söylüyor. Crouch, “SPD ve diğer sosyal demokratların ortak sorunu, hizmet ekonomisinin gelişmesine bağlı olarak sanayide çalışan işçi sınıfının yok olma sürecine girmiş olması. Hizmet kesiminde çalışanların, sabit bir siyasi kimliği yoktur. Bazen sosyal demokratları seçerler, bazen de seçmezler” görüşünü savunuyor.

Dr. Aydın: İlk kırılma sosyal hakların kısıtlanmasıyla oldu

Berlin’de bulunan Bilim ve Siyaset Vakfı Türkiye uzmanı Dr. Yaşar Aydın, SPD içinde ilk kırılmanın 2010 Ajandası adlı reformlarıyla sosyal hakların kısıtlanmasıyla olduğunu söyledi. Hartz 4 reformalarıyla sosyal hakların büyük oranda kısıtlanmasının parti içinde bölünmeye yol açtığını hatırlattı, bu süreçten Sol Parti’nin (Die Linke) doğduğunu ve güçlenerek SPD’den oy kopardığını belirtti. Ardından Angela Merkel liderliğindeki CDU ile kurulan büyük koalisyonların partinin siyasi profilini bulanıklaştırdığını ifade etti.

yasar-aydin1-001.jpg
Yaşar Aydın

Dr. Aydın, diğer sebepleri ise şöyle sıraladı:

"Liderlerin güçlü ve mobilize edici figürler olmaması da düşüşü hızlandırdı. Ekonomik açıdan bakıldığında, merkez seçmen SPD’nin ülke ekonomisini yönetme kapasitesine olan güvenini zamanla yitirdi. Parti içinde sosyal adalet vurgusunun zayıflayıp kimlik politikalarının öne çıkması, geleneksel işçi tabanıyla bağların kopmasına yol açtı. Bu boşluk, özellikle AfD gibi partilerin yükselişi ve göç tartışmalarıyla daha da derinleşti. Son olarak, son koalisyonun başarısızlığı ve seçim yenilgisine rağmen parti yönetiminde ciddi bir değişimin yaşanmaması, SPD’nin oy kaybına neden oluyor."

Yunus Ülger, Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu ile Almanya'da Bochum Ruhr Üniversitesi'nde gazetecilik, iletişim ve toplum bilimleri öğrenimi yaptı. Gazeteciliğe başladığı Almanya'da Hürriyet, Sabah, Köln Radyosu ile Gazete Duvar için çalıştı. Ülger'in halk ozanı Neşet Ertaş hakkında, Neşet Ertaş - Kentin Tezenesi kitabı 2021 yılında Ankara'daki Anı Yayıncılık tarafından yayımlandı.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.