Amedspor forması artık saklanmıyor: Ne kadar saldırıya uğradıysak o kadar çok giydik

SUZAN DEMİR | Amedspor’un ilk kez mücadele ettiği Süper Lig’de güçlü rakiplerini yenerek lider olması taraftarlarına büyük sevinç yaşattı. Ancak görüştüğümüz taraftarlar, Diyarbakır dışında formayı giyerken hâlâ hakaret, tehdit ve saldırı riskiyle karşılaştıklarını anlattı. Onlar için forma, takım sevgisinin yanı sıra kimliklerine sahip çıkmanın da bir yolu.

·

SUZAN DEMİR

Amedspor’un Süper Lig’e uzanan yolu, taraftarları için yalnızca bir yükselme hikâyesi değil. Alt liglerde geçen yıllar, deplasmanlarda karşılaşılan saldırılar ve tribünlerde duyulan ırkçı söylemler boyunca takımlarının peşini bırakmadı.

Amedspor önce 2. Lig’den 1. Lig’e, ardından tarihinde ilk kez Süper Lig’e çıktı. Bu sezon Diyarbakır’da Beşiktaş’ı 3-2 yenmesi, yıllardır bekledikleri başarının en görünür anlarından biri oldu.

Amedspor, zamanla birçok Kürt taraftar için ortak bir aidiyet sembolüne dönüştü. Tribünde yan yana gelmek, kentin adını söylemek ve o formayı başka şehirlerde de giymek, onlar açısından futbol sevgisinin yanı sıra kimliklerine sahip çıkmanın da bir yolu. Bu nedenle forma bazı taraftarlar için yalnızca takımın renklerini taşımıyor; karşılaştıkları baskıya rağmen kimliklerinden vazgeçmeme ısrarını da anlatıyor.

Görüştüğümüz taraftarların sözleri bu anlamı somutlaştırıyor. Kimi formasını kapatması için uyarıldığını, kimi de sözlü ya da fiziki saldırıya uğradığını söylüyor. Tekirdağ’da yaşayan Beriya Örs, tedirginliğine rağmen “Çekiniyorum ama giyiyorum da” diyor. UltraAmed İstanbul’dan Muhammed Coştu ise yaşadıklarının kendilerini nasıl etkilediğini şu sözlerle anlatıyor: “Ne kadar saldırıya uğradıysak o kadar çok giydik.”

amedspor-taraftarSüper Lig tedirginliği

UltraAmed İstanbul grubundan Dersim Çığlık, bu değişimi belki de en net anlatan isim. Kartal’da yaşadığını belirten Çığlık, kulübün henüz Süper Lig’e yükselmeden önceki, yani Birinci Lig döneminde yaşadıklarını şöyle özetliyor: “İlk başlarda mesela Süper Lig’e çıkmadan önce biraz tedirginlik hissediyordum sadece. Çünkü ben birinci ligdeyken de maçlara gidip gidiyordum. O zamanlar bir tık daha kendimizi saklamak zorunda kalıyorduk.” Çığlık, o dönem bazı deplasmanlarda sivil polislerin bile kendilerini uyardığını aktarıyor: “Saldırıya uğramamanız için formanızı kapatacak şekilde üstünüze bir şeyler giyer misiniz diye... Can güvenliğiniz açısından endişe ediyoruz gibisinden söylemler oldu.” Süper Lig’e çıkıldıktan sonra da bir deplasmanda “tatsızlık” yaşandığını, kendisinin doğrudan bir saldırıya maruz kalmasa da tribünde “çok çirkin hakaretler, çok çirkin tehditler” duyduğunu söylüyor. Yine de formayı giymekten hiçbir zaman çekinmediğini vurguluyor: “Bir şey olacaksa bu forma için olsun.”

amedspor-taraftarÇözüm süreci ve polisin tutumu

Aynı gruptan Muhammed Coştu da benzer bir tabloyu farklı şehirler üzerinden anlatıyor. Coştu, Ankara ve İstanbul’da formayı giymekte hiçbir çekince yaşamadığını, ancak göçmen nüfusun yoğun olduğu bazı mahallelerde çevresindeki arkadaşlarının temkinli davrandığını fark ettiğini söylüyor. Kırklareli’ne yaptıkları bir deplasmanda saldırıya uğradıklarını, ama bunun kararlılıklarını değiştirmediğini anlatıyor: “Saldırıya uğradık, o ayrı bir konu. Ama korkmadık, yine giydik. Ne kadar saldırıya uğradıysak o kadar çok giydik.”

Coştu, çocuklu ailelerin hâlâ daha temkinli davrandığını, buna karşılık gençler arasında bu tür bir çekincenin kalmadığını düşünüyor: “Çocuklu aileler dışında, kadın erkek fark etmeksizin korktuğunu düşünmüyorum. Hepsi giyiyor.” Coştu, ayrıca çözüm süreci döneminin toplumsal atmosferini ve polis tutumunu doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor. Ama öte yandan İstanbul’da oynanan bir Kasımpaşa maçında aramada ayakkabılarının çıkartılması gibi olağandışı muamelelere de maruz kaldıklarını aktarıyor.

Formaya saldırı

Ege bölgesinden UltraAmed Ege temsilcisi Mehmet Sönmez ise sorunun coğrafyayla değil, toplumsal çeşitlilikle ilgili olduğunu savunuyor. Dört yıldır İzmir, Aydın, Manisa ve Denizli'de aktif organizasyonlar yürüttüklerini belirten Sönmez, kendi grubundan hiç kimsenin formayı giymekten çekindiğini görmediğini söylüyor: “Benim bayrağımın altında bir dakika bile emek vermiş, ter dökmüş hiçbir insan Türkiye’nin veya dünyanın hiçbir yerinde Amedspor formasını giymekten ne çekinir ne de kuşkulanır.” Yine de somut bir olayı örnek veriyor, geçen sene İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi'nde forma giyen birkaç öğrencinin sözlü saldırıya uğradığını, bunun üzerine öğrencilerin “kavgayla çözemeyeceklerine” karar vererek bir araya gelip hep birlikte formayla kampüse çıktıklarını anlatıyor. Sönmez, bu tür saldırıların yalnızca Amedspor'a özgü olmadığını, sosyal medyada Galatasaray ya da Fenerbahçe forması giyen taraftarların da benzer saldırılara uğradığını görebildiklerini sözlerine ekliyor.

amedspor-taraftar
“Çekiniyorum ama giyiyorum"

Tekirdağ’da yaşayan taraftar Beriya Örs’ün deneyimi ise diğerlerinden biraz daha kırılgan bir tabloyu ortaya koyuyor. Örs, ırkçı söylemlere sık sık maruz kaldığını, bazen sadece bir bakışın bile kendisini rahatsız etmeye yettiğini söylüyor: “Çekiniyorum ama giyiyorum da. Ben neyle karşılaşacağımın farkındayım ama giymeye devam ediyorum.” Memleketinde formayı giyerken herhangi bir sorun yaşamadığını, ancak yaşadığı ilde geniş bir çevresi olmadığı için başkalarının deneyimleri hakkında yorum yapamayacağını belirtiyor.

Taraftarların anlatımlarında ortak bir çizgi öne çıkıyor, Amedspor’un ligdeki başarısı -özellikle Süper Lig’e yükselişi ve Beşiktaş galibiyeti gibi sonuçlar- kulübün görünürlüğünü artırırken, bu görünürlük bazı bölgelerde hâlâ gerilimle karşılık buluyor. Taraftarların neredeyse tamamı, saldırı riskinin farkında olduklarını ama bunun formayı giyme kararlılıklarını değiştirmediğini vurguluyor.

Kaynak: Haber merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.