AYM’den "kötü muamele" kararı: Devlet, izah etmekle yükümlü
Kadıköy’de 2018’de gözaltına alınan Serkan Zorlu’nun darp edildiği iddialarına yönelik Anayasa Mahkemesi (AYM) hem “orantısız güç kullanıldığına” hem de “etkili soruşturma yapılmadığına” hükmetti. Mahkeme, “kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna”, dosyanın yeniden açılarak başvurucuya 100 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi.
GÜLSEVEN ÖZKAN
Başvuruya konu olan olay 13 Nisan 2018’de İstanbul Kadıköy’de meydana geldi. Başvurucu Serkan Zorlu'nun da aralarında bulunduğu bir grup, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) tarafından 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne çağrı amacıyla hazırlanan bildirileri dağıttığı sırada polis müdahalesiyle karşılaştı. “Faşizme ve Sömürgeye Karşı 1 Mayıs’a” başlıklı bildirilerde dönemin gündeminde yer alan Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin “Kürt halkına 2015’te başlattığı savaş politikalarını Afrin’e, Suriye’ye taşıyarak ayakta kalmaya çalışıyor. Şovenizmle işçi sınıfını aldatıyor. Kürt kardeşlerine düşman ediyor” ifadelerinin yer aldığı tespit edildi.
Bu ifadelerin “suç unsuru” taşıyabileceği değerlendirilerek durum nöbetçi Cumhuriyet savcısına bildirildi. Yakalama tutanaklarına göre grup bir süre sonra durdurularak gözaltı kararı verildi.
Hastanede darp iddiası
Gözaltı işlemleri, “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ve terör örgütü propagandası” suçlamaları kapsamında gerçekleştirildi. Gözaltına alınan grup aynı gün Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek darp ve cebir raporu alındı. Dosyada başvurucunun muayeneyi kabul etmediği doktor raporuna yansırken, diğer bazı şüphelilerin muayene sırasında şikayetlerini dile getirdiği kaydedildi.
“İşkence gördüğü iddiası”
Savcılık talimatıyla şüphelilerin 7 gün süreyle gözaltında tutulmasına karar verildi. Aralarında başvurucunun da olduğu 21 kişi yemek almayı reddederek açlık grevi yaptıklarını beyan etti. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 23 kişi ifadelerinde susma hakkını kullandı. Başvurucunun avukatı ise müvekkilinin haksız şekilde gözaltına alındığını, gözaltı sırasında darbedildiğini, vücudunda darp izleri bulunduğunu ve polis eşliğinde yapılan muayene nedeniyle bu durumun rapora yansımadığını belirtti.
Başvurucu 10 kişiyle birlikte aynı gün tutuklandı. Metris Cezaevi'ne nakledilen başvurucu 12 Haziran 2018'de tahliye edildi.
İki farklı rapor
Başvurucu hakkında cezaevine giriş sonrası düzenlenen sağlık raporları ise dikkat çekici bulgular ortaya koydu. 18 Nisan 2018 tarihli raporda başvurucunun "sol göz çevresinde yaygın morluk (ekimoz) ve kaburga bölgesinde hassasiyet bulunduğu" kaydedildi. Cezaevindeki ilk kabul muayenesinde başvurucunun “darp, cebir görmedim” şeklinde beyanda bulunduğu, ancak hemen altında “sol gözlük morluğu, burun ve elmacık kemiği morluğu” notlarının yer aldığı görüldü. Aynı gün aile hekimi tarafından düzenlenen raporda da başvurucuda "göz çevresi ve burun bölgesinde hematom ve ödem ile sırtta yüzeysel sıyrıklar" tespit edildi.
Öte yandan başvurucunun da aralarında bulunduğu 24 kişi hakkında “terör örgütü propagandası” ve 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçlamalarıyla kamu davası açıldı. Ancak İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi, 7 Nisan 2022’de tüm sanıkların beraatine karar verdi. Karar istinaf incelemesinden geçerek 2 Kasım 2023’te kesinleşti.
Farklı anlatımlarla işkence iddiası
Dosyada, 17 Nisan 2018’de adliyede yaşanan bir olaya ilişkin polis tutanağı da yer aldı. Tutanaktaki iddiaya göre, başvurucu lavabo ihtiyacı için götürülürken görevli polisin koluna girmesine tepki göstermiş, memurun boğazını sıkmış ve hakaret etmişti. Tutanakta bunun üzerine başvurucuya kademeli güç kullanılarak müdahale edildiği ve yere yatırılarak kelepçelendiği iddia edildi. Olayda polis memurunun da boyun bölgesinden yaralandığı ve bu yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu raporlandı.
Başvurucu ise bu anlatımı reddetti; lavaboya götürülürken kolunun sıkılmasına tepki göstermesi üzerine duvara itilerek 10’dan fazla polis tarafından darbedildiğini anlattı.
"Kamera yok, ifade geç alındı"
Soruşturma dosyasına giren kamera kayıtlarının ise olayın aydınlatılmasına katkı sunmadığı ifade edildi. CD izleme tutanağında görüntülerin uzak ve kalabalık olması, ayrıca ses kaydının bulunmaması nedeniyle olayın net şekilde tespit edilemediği belirtildi.
Dikkat çeken bir diğer unsur ise başvurucunun ifadesinin olaydan yaklaşık 3 yıl sonra, 2021 yılında alınmış olması oldu. Başvurucu bu ifadede suçlamaları reddederken, avukatı müvekkilinin polisler tarafından darbedildiğini ve bu nedenle şikâyetçi olduklarını yineledi.
AYM'ye bireysel başvuru yapıldı
Başvurucu hakkında ayrıca “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kamu görevlisine hakaret” suçlamalarıyla dava açıldı. İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi, 19 Haziran 2025 tarihli kararında, "direnme suçundan beraat", "hakaret suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararı verdi. Hakaret suçuna ilişkin karar kesinleşti. Başvurucu bu süreçlerin ardından 15 Ağustos 2025’te bireysel başvuru yaptı.
Şikayet süreci ve soruşturma: “Darp edildi” dedi, dosya kapatıldı
Başvurucu cezaevinde bulunduğu sırada 24 Nisan 2018’de savcılığa gönderdiği dilekçeyle kendisini darbettiğini iddia ettiği polislerden şikayetçi oldu. Dilekçesinde yalnızca kendi yaşadıklarını değil, birlikte gözaltına alınan toplam 24 kişinin de hakaret, tehdit ve fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtti. Gözaltı sonrası polis aracında elleri arkadan kelepçeli şekilde bekletildiklerini ifade etti.
Buna göre, hakimlik sorgusu öncesinde tuvalete götürülürken kolunun sıkılmasına itiraz etmesi üzerine duvara itilerek 10’dan fazla polis tarafından darbedildi. Ardından polis aracına bindirilirken tehdit edildiğini, araçta kendisiyle birlikte altı kişinin daha aynı şekilde darp ve hakarete maruz kaldığını öne sürdü. Cezaevine sevk sürecinde de şiddetin sürdüğünü, sivil polisler tarafından darbedildiklerini, hatta cezaevi girişinde kamera olmayan bir odada darp edilmeye devam edildiğini iddia etti.
Başvurucu ayrıca, cezaevine teslim edildikten sonra darp izlerine rağmen hastaneye götürülürken kendisini darbeden polislerle gitmek istemediğini, bunun üzerine kendilerine “darp edilmedik” yönünde dilekçe imzalatıldığını belirtti. Sağlık raporlarında yer alan yaralanmaların da bu şiddetin sonucu olduğunu ifade ederek, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polisler hakkında şikâyetçi oldu.
Ancak savcılık 25 Mart 2019’da "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verdi. Kararda, polislerin eylemlerinin, “zor kullanma yetkisi kapsamında kaldığı ve suç oluşturmadığı” ileri sürüldü.
AYM: Gözaltı ve cezaevi sürecindeki darp iddialarında ihlal kararı
Anayasa Mahkemesi, 3 Mart 2026 tarihli kararıyla İstanbul Kadıköy’de gözaltına alınan kişinin darp edildiği iddialarına ilişkin başvuruda, "kötü muamele yasağının hem usul hem de maddi boyutunun ihlal edildiğine" hükmetti.
Mahkeme, başvurucunun gözaltından cezaevine uzanan süreçte darp edildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmayı yetersiz buldu. Kararda, başvurucunun şikayetlerinin yalnızca yakalama anıyla sınırlı olmadığına dikkat çekilerek, savcılığın olayları parçalara ayırarak incelemesinin hatalı olduğu vurgulandı. AYM, "soruşturma kapsamında kolluk görevlilerinin kimliklerinin belirlenmediğini, tanıkların dinlenmediğini, cezaevi sürecindeki iddiaların araştırılmadığını ve yaralanmaların nasıl oluştuğunun ortaya konulmadığını" tespit etti.
Yüksek Mahkeme, bu nedenle başvurucunun şikayeti hakkında “Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili bir soruşturma yürütülmediği” sonucuna ulaştı.
“Kullanılan güçte aşırıya kaçıldığı” tespiti yapıldı
AYM, kararında olayın maddi yönüne ilişkin değerlendirme de yaptı. Dosyadaki sağlık raporlarına işaret eden mahkeme, gözaltı çıkışında tespit edilmeyen ancak cezaevine girişte ortaya çıkan yaralanmaların açıklanamadığını belirtti. Özellikle başvurucunun göz çevresindeki morluklara dikkat çekilerek polis tutanaklarının bu yaralanmayı açıklamaya yeterli olmadığı ifade edildi.
Mahkeme, başvurucunun direnmiş olabileceğini kabul etmekle birlikte kullanılan gücün sınırını aştığını belirterek “kullanılan güçte aşırıya kaçıldığı” tespitinde bulundu.
Bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, "kötü muamele yasağının usul boyutunun (etkili soruşturma yapılmaması)" ve "kötü muamele yasağının maddi boyutunun (orantısız güç kullanımı)" ihlal edildiğine karar verdi.
Mahkeme ayrıca, ihlalin giderilmesi için dosyanın yeniden soruşturulmak üzere savcılığa gönderilmesine ve başvurucuya 100 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
Kararda, "devletin kontrolü altındaki bir kişinin yaralanması durumunda, bu yaralanmanın nasıl oluştuğunu açıklama yükümlülüğünün devlete ait olduğu" vurgulanarak, "bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin ihlal sonucunu doğurduğu" ifade edildi.
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.