Belgeselci Hakan Tosun cinayeti: Karakol polisleri ve üçüncü şüpheliye suç duyurusu

Belgeselci Hakan Tosun cinayeti: Karakol polisleri ve üçüncü şüpheliye suç duyurusu
İstanbul Esenyurt’ta saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden belgeselci Hakan Tosun’un ailesi, delilleri karartmakla suçladıkları polisler ve serbest bırakılan üçüncü şüpheli hakkında harekete geçti.

CANAN COŞKUN

İstanbul Esenyurt’ta ailesini ziyaret etmeye giderken 10 Ekim 2025 gecesi saldırıya uğrayıp yaşamını yitiren belgeselci ve çevre aktivisti Hakan Tosun soruşturması kapsamında geçtiğimiz günlerde savcılık fezlekesi hazırlandı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, fezlekede şüpheliler Adnan Ş. ve Abdurrahman M.'ye “kasten yaralama”, “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama”, "resmen teslim olunan mala el konulması ve bozulması" suçlamalarını yöneltti. Fezlekede, toplam 63 kamera görüntüsünün incelendiği ancak 12’sinin aktif olmadığı belirtildi. 49 kamera görüntüsünden yaklaşık olarak 26 saatlik kayıt tespit edildiği, bunun da 310 dakikasının soruşturmayla ilgili olduğu aktarıldı.

"Yaralama kastıyla hareket ettiler"

Fezlekede, avukatlara göre olayın üçüncü şüphelisi olan Yusuf Ö.’nün motosikleti sürdüğü belirtildi. Fezlekede Tosun’un vücudundaki yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri bakımından yüzüne aldığı darbeyle ve yere düşmesiyle oluşabileceği öne sürüldü. Failin fiiline kendiliğinde son verdiği iddia edilen fezlekeye göre, şüphelilerin eylemi Tosun’u öldürmeye yönelik değildi, şüpheliler yaralama kastıyla hareket etti. Fezlekede, bilgisine başvurulan kişilerin ifadelerine de yer verildi, ancak savcılık bu ifadelere dayanarak Hakan Tosun’u suçlama yoluna gitti.

Şüpheli olarak dosyaya dahil edilmeyen Yusuf Ö. hakkında savcılığa sunulan suç duyurusu dilekçesinde, şüphelinin diğer şüphelileri olay yerine getirip götüren kişi olduğu açıklandı. Yusuf Ö. ve diğer şüphelilerinin beyanının aksine olayları yatıştırmaya çalışmak yerine Tosun’a yapılanları izlediği kaydedildi. Dilekçede, Yusuf Ö. hakkında soruşturma başlatılarak “kasten insan öldürme” suçundan kamu davası açılması istendi. Olayın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması ve saldırganların birbiriyle veya başka kişilerle irtibatlarının anlaşılması için tüm şüphelilerin olay zamanı, olay öncesi ve sonrasına ait HTS kayıtlarının getirtilmesi, telefonlarına el konularak inceleme yapılması talep edildi.

Deliller usulüne uygun toplanmadı

Hakan Tosun’un avukatları, soruşturma başlatılmasından sonra yaptıkları basın açıklamasında, delillerin özensiz toplandığını belirterek olay yerinde Tosun’un öldürülmesinden bir hafta sonra küpesinin yakınları tarafından bulunduğunu söylemişti. Olaydan iki hafta sonra Tosun’un kimliği ve cüzdanının kayıp olduğunu söyleyen avukatlar, çantasının da önce hastanede, sonra 15 Ekim’de Mevlana Karakolu’nda tutanakla kayda geçtiğini aktarmıştı. Avukatlar, Tosun’un saldırıya uğradığı anları daha yakından kaydeden kameraların görüntülerinin de toplanmadığını kaydetmişti.

"3'üncü şüpheli karakol tarafından korundu"

Soruşturma aşamasındaki eksiklikler sebebiyle Esenyurt’taki karakolda Hakan Tosun'un öldürülmesine ilişkin soruşturmada görev alan polis memurları hakkında da suç duyurusunda bulunuldu. Polislerin “görevi kötüye kullanmak” ve “görevi ihmal” etmekle suçlandığı dilekçeye göre, soruşturma daha en başından itibaren saldırganların ailesi tarafından karartılmaya çalışıldı, kamera kayıtları kaçırıldı, komşu, arkadaş gibi gerçeğe aykırı tanıklar karakola getirilerek kamera kayıtlarına uygun olmayan şekilde ifade vermeleri sağlandı. Şüphelilerin bu süreçte bir süre kaçma ve delil karartma imkânı bulduğu belirtilen dilekçede, telefonla ulaşılarak ifade vermeye çağrıldıkları hatırlatıldı. Şüphelilerin cep telefonlarına el konulmadığı ve HTS kayıtlarının incelenmediğinin kaydedilerek üçüncü şüpheli Yusuf Ö.’nün en baştan itibaren karakol tarafından korunduğu savunuldu.

Olayla ilgili kamera kayıtlarının da düzgün bir şekilde toplanmadığı için olay yerini daha net gören kamera görüntülerinin şüpheliler tarafından karartıldığı da anımsatıldı ve şöyle denildi:

“Polis tarafından en baştan itibaren saldırganların ailesi ile birlikte hareket edilmeyip gizlice hareket edilseydi bu kamera kayıtları toplanabilecek ve olay daha iyi aydınlatabilecekti.”

Dilekçede, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Mevlana Polis Merkezi görevlileri hakkında iki müfettiş görevlendirildiği de hatırlatılarak, soruşturmaya ilişkin raporların şikayet dosyasına eklenmesi istendi.

Ne olmuştu?

Hakan Tosun, 10 Ekim günü ailesini ziyarete gitmek üzere yola çıktı. Eve gelmeyince ailesi durumu polise bildirdi. Gece 00:30 civarı yerde birinin yattığına ilişkin emniyete iki ihbar gitti. Ambulans, yerde yatan kişiyi Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’ne götürdü. Üzerinde ne bir kimlik ne de başka bir şey olduğundan kimliği tespit edilemedi. Hastane polisi, Tosun’un hastaneye kaldırılışını gece yarısı 2:50 civarı 'adli olay' diye tutanağa geçirdi. Hakan Tosun’un gözünde ve boynunda darp izleri vardı. Bu sebeple beyninde hasar oluştu. Bilinci kapalı olan Tosun, yoğun bakımda tutuluyordu.

Ailesi, gece saat 4:00 civarı polisin aramasıyla Hakan Tosun’un hastanede olduğunu öğrendi, ancak hastaneye vardığında Tosun’u bulamadılar, çünkü hasta kaydı yapılmamıştı ve ortalıkta polis de yoktu. Tosun’un kardeşi Öznur Tosun, polisin kayıp başvurusu yapmalarının ardından parmak izi almayı akıl ettiğini ve Hakan’ın kimliğinin böyle tespit edildiğini söyledi.

Hakan Tosun, yoğun bakımdayken 12 Ekim'de olayla ilgili iki kişi gözaltına alınarak "kasten yaralama" suçlamasıyla tutuklandı. Tosun'un avukatlarından Hakan Bozyurt, olayla ilgili görgü tanıkları olduğunu, ancak bu kişilerin de şüphelilerle bağlantılı olduğunu savunmuş, bir olay kurgusu yaratılmaya çalışıldığını belirtmişti.

Hakan Tosun, yoğun bakımdaki yaşam mücadelesini 13 Ekim’de kaybetti. Tosun’un yaşamını yitirmesinden çok kısa bir süre önce Tosun’a saldıranların güvenlik kamera kayıtları servis edildi. Kayıtlar kırpılmış ve olay yerini uzaktan gösteren kameralara aitti. Görüntülerde Tosun’a saldıran grubun üç kişiden oluştuğu görülüyordu. Tosun’un yaşamını yitirmesinden sonra şüpheli yakınlarının Tosun’un bırakıldığı yeri gören dükkanın kamerasını aldıkları, sorulması halinde polisin gelip kendilerinden alabileceklerini söylediği ortaya çıktı.

Hakan Tosun’a saldıran gruptaki üçüncü kişi olan Yusuf Ö. “tanık” sıfatıyla sorgulandıktan sonra serbest bırakılmıştı.

Emniyetin açıklaması

Hakan Tosun'un cenazesi 17 Ekim'de toprağa verildi. Aynı gün İstanbul Emniyeti'nden yapılan açıklamada, "kasten öldürme" olarak nitelendirilen olayda, derhal olay yerine intikal edildiği, Tosun'un o sırada hayati tehlikesinin devam ettiği belirtildi. Açıklamada, 18 ve 24 yaşındaki iki şüphelinin gözaltına alındığı ve tutuklandığı aktarıldı. Tüm güvenlik kamera kayıtlarının tespit edilip incelendiğinin ileri sürüldüğü açıklamada, olay yeri yakınındaki işyerinde bulunan güvenlik kamerasının kayıt yapmadığını tespit edildiği iddia edildi. 300 saatlik görüntünün incelemesinin yapıldığının aktarıldığı açıklamada, 12 farklı kameraya ait görüntünün soruşturma dosyasında olduğu belirtildi.

Açıklamada, şüpheli yakınlarınca el konulan güvenlik kamera görüntüleriyle ilgili inceleme başlatıldığı, bu kapsamda işyeri sahibi ve iki şüpheli yakınının gözaltına alındığı, kameraya da el konduğu aktarıldı. Gözaltına alınan kişilerin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı kaydedildi.

Canan Coşkun, gazetecilik kariyerine 2012 yılında Cumhuriyet gazetesinde başladı. Uzun yıllar adliye muhabirliği yaparak yolsuzluk soruşturmaları, kamu görevlilerinin yargılandığı dosyalar, basın ve ifade özgürlüğü, işkence, kadına yönelik şiddet ve nefret davaları üzerine uzmanlaştı.

Eylül 2018’de Cumhuriyet gazetesinden ayrıldıktan sonra adliye odaklı çalışmalarını çeşitli bağımsız medya mecralarında sürdüren Coşkun, halen Kısa Dalga bünyesinde gazetecilik faaliyetlerine devam ediyor. İletişim Yayınları’ndan çıkan “Burası Mahkeme”: Yeni Türkiye’de Yargı Rejimi isimli bir kitabı bulunuyor.

Coşkun’un meslek hayatı boyunca aldığı ödüller arasında Çağdaş Gazeteciler Derneği Mustafa Ekmekçi Haber Ödülü (2016), Avrupa Birliği Araştırmacı Gazetecilik Ödülleri Genç Gazeteci Ödülü (2016), Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü (2017), Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülü (2021) ve Sedat Simavi Ödülü (2021) yer alıyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.