Murat Çalık, Tayfun Kahraman, Muhittin Böcek: Cezaevi ve hastane arasında adalet bekleyişi

Murat Çalık, Tayfun Kahraman, Muhittin Böcek: Cezaevi ve hastane arasında adalet bekleyişi
CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar kapsamında tutuklanan Murat Çalık, Muhittin Böcek ile Gezi davası hükümlüsü Tayfun Kahraman, cezaevinde ölümle sonuçlanabilecek sağlık sorunları yaşıyor. Tahliye talepleri reddedilen üç ismin avukatları ve aileleri cezaevi ile hastane arasında geçen zorlu süreci anlattı.

MÜZEYYEN YÜCE

CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar kapsamında tutuklanan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ile Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile Gezi davası kapsamında cezası kesinleşen Tayfun Kahraman’ın cezaevinde ağırlaşan sağlık sorunları, Türkiye’de hasta mahpusların durumunu yeniden gündeme taşıdı. Cezaevlerinde sağlık hizmetine erişim, hastaneye sevk süreçleri ve tutukluluğun hasta mahpuslar üzerindeki etkisi tartışılırken, tüm başvurulara rağmen tahliye talepleri reddedilen üç ismin avukatı ve ailesi cezaevi ile hastane arasında geçen zorlu süreci anlattı.

2026/01/12/murat-calik.webp

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında 23 Mart’ta tutuklanan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık, 10 aydır cezaevinde bulunuyor. Daha önce iki kez kanser tedavisi gören Çalık, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan 4 Haziran’da İzmir 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na nakledildi. Avukatına göre bu nakil sonrası sağlık sorunları belirgin biçimde arttı.

Cezaevinde bulunduğu süre boyunca yaklaşık 20 kilo kaybeden Çalık; lenfoma şüphesiyle ameliyat edildi, anjiyo geçirdi, iki kez kemik biyopsisi yapıldı ve 10’dan fazla kez hastaneye sevk edildi.


Dikişlerin alınacağı gün sevk krizi

Boynunda tespit edilen kitle nedeniyle 13 Ocak’ta İzmir Kâtip Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaklaşık üç saat süren bir operasyon daha geçiren Çalık, açık ameliyat yarasıyla 48 saat sonra yeniden cezaevine gönderildi. Dikişlerinin alınması için 19 Ocak’a randevu verildi.

Ancak randevusu Kâtip Çelebi Hastanesi’nde olmasına rağmen, haber verilmeden İzmir Şehir Hastanesi’ne götürülen Çalık, burada yapılmak istenen müdahaleyi kabul etmedi. Yaşanan gerginliğin ardından, doktorların da “hastanın kendi doktoru tarafından görülmesi gerektiğini” belirtmesi üzerine Çalık yeniden cezaevi ring aracına bindirildi.

Avukat Melih Koçhan, cezaevine götürülen Çalık’ın cezaevi kapısından geri çevrildiğini ve bu kez de Kâtip Çelebi Hastanesi’ne sevk edildiğini anlattı.


Nezarethane revirinde dikişleri alındı

Koçhan’a göre Çalık, bu sevkte önceki uygulamalardan farklı olarak hastane nezarethanesinde tutuldu. Doktorlar muayeneyi burada yaptı, ultrason cihazı da nezarethaneye getirildi. Dikişler, steril olmayan koşullarda alındı.

“Sabah saatlerinde cezaevinden çıkarılan Murat Çalık, akşam 17.00’ye kadar hiçbir şey yiyip içemedi. Aç ve susuz şekilde bekletildi, ardından yeniden cezaevine gönderildi” diyen Koçhan, sürecin açık bir hak ihlaline ve işkenceye dönüştüğünü vurguladı.


Hastane ‘cezaevinde kalamaz’ dedi, Adli Tıp dosyadan rapor verdi

Katip Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 7 Temmuz 2025 tarihli raporunda, Murat Çalık hakkında yapılan tetkiklerin kanser nüksü şüphesi doğurduğu ve bu nedenle cezaevinde kalmasının tıbben uygun olmadığı belirtildi.

Buna karşın Adli Tıp Kurumu, 16 Temmuz 2025’te Çalık’ı muayene etmeden, yalnızca dosya üzerinden yaptığı değerlendirmede, cezaevinde kalabileceği yönünde görüş bildirdi. Bu rapor doğrultusunda Çalık tahliye edilmedi.


AYM: Tahliye yok, “tedbir alınsın”

Avukatlar, bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. AYM, 8 Eylül 2025’te tahliye talebini reddetti ancak Çalık’ın sağlık durumunun ve tutulma koşullarının sürekli izlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması yönünde karar verdi.


“Tedbir olarak bir tartı ve satürasyon cihazı verildi”

AYM kararına rağmen somut bir iyileştirme yapılmadığını söyleyen avukat Melih Koçhan, şunları söyledi:

“Müvekkilime verilen tek şey bir tartı, bir tansiyon aleti ve satürasyon cihazı oldu. Murat Çalık, 10 aylık süreçte 10’un üzerinde kez çeşitli hastanelere sevk edildi. Son geçirdiği ameliyat sonrası açık yara ile henüz toparlanmadan cezaevine gönderildi. Cezaevine gidince başkanın yüzü ve boynunda şişlik oluştu. 17 Ocak’ta revire başvurdu. Ambulans geldi. Hastaneye sevk ettiler. İzmir Şehir Hastanesi'ne götürülen Çalık’ın o gece orada pansumanı yapılıyor ve boynu sarılarak geri cezaevine sevk ediliyor. Zaten açık yara ile tam anlamıyla iyileşmeden cezaevine sevk edilmesi doğru değildi. Enfeksiyon riski göz ardı edildi. Kanser geçmişi olan bir insanı bu şekilde koruyamazsınız."

“Onurum ve sağlığım yerle bir edildi”

Koçhan, Murat Çalık’ın yaşadıklarına ilişkin duygularını da aktardı:

“Adil yargılanmaktan kaçınmıyor. Devleti ve kurumları eleştiren biri değildir. Ama ‘Benim onurum ve sağlığım yerle bir edildi. Bana yaşatılan bu süreç onuruma dokunuyor’ diyor.”


Eşi: ‘Haklı olmanın gururuyla ayakta duruyoruz’

Murat Çalık’ın eşi Zehra Çalık ise cezaevi görüşü sonrası Kısa Dalga’ya konuştu. Haftada bir saatlik görüş ve 10 dakikalık telefon hakkıyla sınırlı bir iletişimleri olduğunu belirten Zehra Çalık, “Süreç hem fiziksel hem psikolojik olarak yıpratıcı. Aklım hep onda. Acaba iyi mi, diye düşünüyorum devamlı. İstediğimiz her an haber alamamak kötü. Hatta artık mektuplaşmaya geri döndük, eski dönemdeki gibi. Mehmet’in sağlığına ilişkin endişelerimiz giderek artıyor. Dört duvar arasında, 15 metrekarelik bir alanda ne kadar sağlıklı olunabilir, tartışılır. ” dedi.

Çalık, 10 Mart’ta görülecek duruşmayı hatırlatarak, “Sağlık sorunları da dikkate alındığında tutuksuz yargılanabilir. Biz gün sayıyoruz. İçimiz rahat, alnımız ak, başımız dik. Bizi ayakta tutan güç, haklı olmanın verdiği gurur” ifadelerini kullandı.

Tayfun Kahraman: AYM kararına rağmen 4 yıldır cezaevinde

21.jpg

Gezi Parkı davasında 18 yıl hapis cezası verilen şehir plancısı Tayfun Kahraman da ağır MS hastalığına rağmen 25 Nisan 2022’den bu yana cezaevinde tutuluyor. Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali ve yeniden yargılama kararlarına rağmen yapılan tahliye başvuruları reddedildi.

18 Ocak’ta bir kez daha hastaneye kaldırılan Kahraman, gündüz sayımı sırasında dengesini kaybederek düşmesi sonucu başından ve elinden yaralandı. Devam eden şişme ve morarma nedeniyle eline atel takıldı. Kahraman tedavisinin ardından yeniden Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

Güç kaybı nedeniyle düştü, hastaneye kaldırıldı

Tayfun Kahraman’ın avukatı Cansu Çiftçi, müvekkilinin cezaevi koşullarında ağırlaşan sağlık sorunlarına ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararının uygulanmamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kahraman’ın son sağlık durumu ve hastaneye sevk sürecine ilişkin hazırlanan raporun AYM’ye sunulduğunu aktaran Çiftçi, müvekkilinin yaşadığı son olayı şöyle anlattı:
“Tedavisinin ardından kendisini ziyaret ettim. Gündüz sayımı için kalktığı sırada, MS hastalığına bağlı olarak güç kaybı yaşadığı sol ayağını atar atmaz dengesini kaybederek yere düştü. Bunun üzerine hastaneye kaldırıldı ve tedavi altına alındı. Yaşadığı durum karşısında oldukça üzgün ve sersemlemişti.”


‘AYM kararı uygulanmayınca bir çöküş yaşadı’

Çiftçi, Kahraman’ın sağlık durumundaki kötüleşmenin, Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmamasıyla birlikte daha da hızlandığını vurguladı. Dört yıllık tutukluluk süreci boyunca adalete güvenen, çevresine moral veren bir duruş sergileyen Kahraman’ın, bu süreçte ciddi bir çöküş yaşadığını ifade eden Çiftçi, “MS, sinir sistemini doğrudan tehdit eden bir hastalık. Bugüne kadar moralini yüksek tutan Tayfun, AYM kararının uygulanmamasıyla adeta bir çöküş yaşadı. Buna rağmen hâlâ dik durmaya, güçlü kalmaya çalışıyor” diye konuştu.


‘Kararın uygulanmadığı tek örnek’


Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararıyla Kahraman’ın artık hükümlü statüsünde olmadığını ve yeniden yargılanması gerektiğini hatırlatan Çiftçi, ilk derece mahkemesinin yetkisini aşarak AYM kararını uygulamadığını dile getirdi. Çiftçi, AYM’nin esasa girerek ihlal ve yeniden yargılama kararı verdiği dosyalar arasında, kararın uygulanmadığı tek örneğin Tayfun Kahraman olduğunu belirtti.

“İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği mahkûmiyet kararları nedeniyle AYM’ye yapılan başka başvurular da var” diyen Çiftçi, benzer içerikte ihlal kararı verilen bir dosyada aynı mahkemenin AYM kararına uyduğunu, yeniden yargılama yapıldığını ve sanığın beraatine karar verildiğini hatırlattı. Çiftçi, “İlk derece mahkemesinin AYM kararını yorumlama ya da uygulamama gibi bir yetkisi yok” ifadelerini kullandı.


‘Eşine ve çocuğuna sarılmak istiyor’


Yaşanan hukuksuzluklar nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne ikinci kez başvurduklarını belirten Çiftçi, sürecin bir an önce sonuçlanması çağrısında bulundu. Çiftçi, “Anayasa Mahkemesi’nin haklılığımızı yeniden tespit etmesi ve bu kararın tüm mahkemelerce uygulanması gerekir. Hakkın yerine getirilmemesi artık bir zulme dönüşmüştür” dedi.

Tayfun Kahraman’ın en temel talebinin özgürlüğüne kavuşmak olduğunu dile getiren Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tayfun bir an önce evine dönmek, eşi ve çocuğuna sarılmak istiyor.”


‘Yüreğimiz ağzımızda yaşıyoruz’


Eşi Meriç Kahraman, dört yıldır cezaevi ile hastane arasında geçen süreci, “Yüreğimiz ağzımızda yaşıyoruz” diye anlatarak, AYM kararlarının uygulanması çağrısını yineledi. Sosyal medya hesabı X üzerinden yaptığı paylaşımda eşinin hukuken masum olduğuna, AYM kararının uygulanmaması nedeniyle şu an fiilen özgürlüğünden mahrum bırakıldığına dikkat çeken Kahraman, şunları söyledi:
“Yaşadıklarımız nedeniyle eşimin sağlığı tehlikeye giriyor, bunların hepsi belgelidir, hepsi AYM’ye yaptığımız ikinci başvuru dosyasında mevcuttur. Tayfun’un geçirdiği akut MS atağının tıbbi tüm sürecini heyet raporları ve epikriz belgeleri, MS atağı ile bağlantılı olarak yaşanan düşmeye bağlı yaralanması da dahil olmak üzere Anayasa Mahkemesi’ne ek beyan dilekçemiz ile sunduk. Biz 4 yıldır yüreğimiz ağzımızda yaşıyoruz. Her Allah’ın günü canımızdan can gidiyor. Eşimin hastalığı cezaevi şartlarında her gün daha fazla ilerliyor. Biricik evladımın babasına ve ailemize daha fazla eziyet etmeyin. AYM'ye yaptığımız ikinci başvuruyu bir an önce gündeme alın. Yasalara uyun, mahkeme kararlarına uyun, eşimi serbest bırakın”


Böcek’in de sağlık durumu kötüleşiyor: günde 22 ilaç kullanıyor

2025/07/05/muhittin-bocek.jpg

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek de “yolsuzluk ve rüşvet” soruşturması kapsamında 5 Temmuz’dan bu yana tutuklu. Avukatı Müge Gezginci, Böcek’in Kovid-19 nedeniyle 64 gün yoğun bakımda kaldığını ve ciddi akciğer hasarı yaşadığını hatırlattı.

Gezginci, “Altı aylık tutukluluk sürecinde neredeyse 10 kez hastaneye sevk edildi. Şu anda 22 farklı ilaç kullanıyor. Cezaevi koşulları sağlık durumunu her geçen gün daha da kötüleştiriyor. Tedavisinin evde yapılması için defalarca başvuru yaptık ancak hepsi reddedildi. Kendisi de yargılamasının daha insani koşullarda yapılmasını istiyor, adalete güvendiğini söylüyor. Ama geç gelen adalet, adalet değildir” dedi.


Yasa ne diyor, uygulama ne gösteriyor?

Türkiye’de hasta mahpuslara ilişkin yasal düzenlemeler, kişinin tutuklu ya da hükümlü olmasına göre değişiyor. Tutuklular için ağır hastalık veya engellilik durumunun resmi raporlarla belgelenmesi halinde adli kontrolle tahliye mümkün. Cezaevinde yaşamını tek başına sürdüremeyecek durumda olan tutuklular, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109/4. maddesi uyarınca yurt dışına çıkış yasağı veya belirli bir adreste ikamet gibi yükümlülüklerle adli kontrol altına alınabiliyor. Ancak kişinin cezasının kesinleşmesi durumunda, infaz süreci yeniden başlıyor.


Mahir Polat örneği

Bu kanunun uygulandığı isimlerden biri İBB soruşturma kapsamında 23 Mart 2025 tarihinde tutuklanan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’tı. Cezaevinde kalp rahatsızlığı, hipertansiyon ve diyabet gibi ağırlaşan sağlık sorunlarıyla mücadele eden Polat, avukatlarının sağlık raporlarıyla birlikte tahliye taleplerine karşın 9 Nisan’da ‘ev hapsi’ şeklindeki adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliye edilmişti.


Hükümlüler için cezanın infazı ertelenebiliyor

Hükümlüler açısından ise 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi uygulanıyor. Buna göre ağır hastalık veya engellilik halinde cezanın infazı geçici olarak ertelenebiliyor. Bu süreçte Adli Tıp Kurumu yetkili olup, infazın ertelenmesi ya da hastane koşullarında sürdürülmesine ilişkin kararlar, kurum onaylı sağlık kurulu raporlarına dayanarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınıyor. Ancak bu düzenlemeden cezaevi koşullarında "tehlikeli sayılan" kişiler yararlanamıyor. Kanundaki maddeler açık olsa da uygulamada aksaklıklar yaşanabiliyor. Bu raporların alınması çoğu zaman uzun sürebiliyor ya da olumsuz sonuçlanıyor. Bu da birçok ağır hasta mahpusun tahliyesinin önünü kapatıyor.


İHD Raporu: En az 1412 hasta mahpus bulunuyor

İnsan Hakları Derneği, hasta mahpusların durumuyla ilgili yıllık güncellemeler yayımlıyor.
Derneğin avukat müvekkil görüşmeleri, mektuplar, aile ve yakınlarının başvuruları gibi kaynaklardan topladığı bilgilerle elde ettiği verilere göre, Türkiye'de hapishanelerde 161'i kadın ve 1251'i erkek 1412 hasta mahpus bulunuyor. 28 Nisan'da son raporunu yayımlayan dernek, mahpusların sevkleri ve iletişimlerinin önündeki engeller gibi sebeplerle hasta mahpusların çok az kısmına ulaşabildiklerini belirtiyor.
Raporda, 335 mahpusun durumunun ağır olarak tarif edilebileceği belirtiliyor. Bunlardan 230'unun tek başına yaşamını devam ettiremediği ve 105'inin de desteğe ihtiyacı bulunduğu tespiti yapılıyor.


MHP de çağrı yapmıştı

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da geçen temmuz ayında yaptığı açıklamada suçu kesinleşmeyen ancak tutuklu bulunan kişilere yönelik çağrıda bulunarak, hastaların iyileşinceye kadar infazının geri bırakılması gerektiğini belirtmişti.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.