Eski AYM Başkanvekili Paksüt'ten Alican Uludağ'ın tutuklanmasına tepki: Eziyet var!

Eski AYM Başkanvekili Paksüt'ten Alican Uludağ'ın tutuklanmasına tepki: Eziyet var!
Eski AYM Başkanvekili Osman Paksüt Gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanması ve Ankara’dan İstanbul’a getirilmesi sürecine sert tepki gösterdi. “Sebepsiz yere eziyet, baskı ve yargının elindeki imkanların kötüye kullanımı izlenimi var” diyen Paksüt, Cumhurbaşkanına yönelik eleştirilerin dar yorumlanamayacağını vurgulayarak uygulamaların adil yargılamanın ruhuna aykırı olduğunu söyledi.

GÜLSEVEN ÖZKAN

Anayasa Mahkemesi (AYM) emekli üyesi ve eski başkanvekili Osman Alifeyyaz Paksüt, gazeteci Alican Uludağ’a yönelik yürütülen süreçle ve tutuklama kararıyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Paksüt, ifade ve basın özgürlüğünün temel hak ve özgürlükler içindeki belirleyici rolüne dikkat çekerek Uludağ’ın tutuklanması ve Ankara’dan İstanbul’a getirilmesi sürecine ilişkin sert eleştiriler yöneltti. Paksüt şöyle konuştu:

“Temel hak ve özgürlükler içinde ifade özgürlüğü ve haber alma özgürlüğü diğer bütün özgürlüklerin garantisidir. Aslında temel hak ve özgürlükler arasında bir hiyerarşik sınırlama yapılamaz. Birincisi yaşam özgürlüğüdür. İkincisi de insanı insan yapan bilgi edinme, haber alma ve dolayısıyla haber verme özgürlükleridir. Yoksa mülkiyetle ya da örgütlenmeyle ilgili diğer haklar da elbette çok önemlidir; ancak bunlar bu derece hayati değildir.”

Basına yönelik yargı süreçleri üzerinden yürütülen uygulamaların “baskı ve sindirme yöntemleri” izlenimi verdiğini belirten Paksüt tutuklama tedbirinin ölçüsüz kullanımına dikkat çekti:

“Basına yönelik yargı üzerinden yürütülen bir takım kampanyalar ve baskı sindirme yöntemleri olduğu izlenimini veren uygulamalar yani tutukluluğu gerektirmeyecek veya bunun çok tartışmalı olduğu halde gazetecinin tutuklanması özgürlüklere en ağır zararları veren uygulamalardan biridir. Alican Uludağ’la ilgili de benzeri bir durum olduğu izlenimindeyim. Bana hayatın olağan akışına çok uygun gelmiyor ceza hukuku tabiriyle. Böyle deneyimli bir gazeteci durup dururken niye hakaret etsin, niye yalan haber yapsın? Bana burada ciddi bir kötüye kullanım yani yargının elindeki imkanları kötüye kullanımı söz konusuymuş gibi geliyor.”

"Cumhurbaşkanı sert eleştilebilir"

Gazetecilerin eleştiri hakkının genişliğine vurgu yapan Paksüt, özellikle siyasetçilere yönelik eleştirilerde daha yüksek bir hoşgörü eşiği olması gerektiğinine yönelik şöyle dedi:

“Eleştirenin haber verme ile birlikte yorum yapma hakkı da olduğunu kabul etmek lazım. Yoksa sadece bir gazeteci bir iletişim aracı, bir telefon ya da bir makine değildir. Yorumunu elbette katabilir. Dolayısıyla burada fikir özgürlüğü kapsamında olabilecek açıklama ve yorumların cezalandırılmaması, ceza tehdidiyle engellenmemesi gerekir.”

aym-paksoy-sistem.png

"Gazetecilerin görevi zaten eleştiri yapmak. Ayrıca eleştirilerin kimliği de önemli. Eleştirilen bir siyasetçi ise ve bu ne kadar yüksek düzeyde veya çok tanınmış bir kişi ise toleransı da o kadar yüksek olmalı. Eleştiriye katlanması diğer herhangi bir sıradan kişiden çok daha yüksek bir eşik olmalı. Yani çok daha ağır eleştirileri de kabul edebilmesi gerekir. Çünkü siyaset böyle bir şey. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı da sonuçta bir siyasetçi olduğuna göre Cumhurbaşkanına yönelik sert ifadelerin çok dar yorumlanarak olur olmaz şeyden dolayı cezaya konu olmaması bu özgürlüklerin icabıdır. Burada yargının genel uygulamalarının sistematik bir şekilde bu gerçekleri göz ardı edildiğini görüyoruz.”

Ankara’dan İstanbul’a getirildi: “Sebepsiz yere eziyet, adil yargılamanın ihlali”

Uludağ’ın Ankara’da yaşamasına rağmen İstanbul’a getirilerek ifadesinin alınmasına da değinen Paksüt bu uygulamayı açık biçimde şöyle eleştirdi:

“Burada şüpheli durumda olan bir kişiye yok göre eziyet edilmemesi önemli. Aynı ifade Ankara’da alınabilecekse bir takım eziyet, meşakkatlere katlanarak İstanbul’a getirtilmesi, daha fazla işinden alı konulması, yorulması yani kişinin yorularak ifade alınması da adil yargılamanın bir ihlalidir. Ayrıca bunu da not ederim. Burada İstanbul’a getirme yapılmaması gereken bir işlem. Bu durum hukuku işlemi geçersiz kılmaz, ancak Ankara’da yapılabilecekken İstanbul’a getirtilmesi doğru olan bir hareket tarzı değil. Yani bu kişi aleyhine sebepsiz yere, gerekçesiz yere bir eziyettir, bir baskıdır.”

“Baskı ortamı var, bunu görüyoruz”

Uludağ’ın evine ve aracına çok sayıda polisle gidildiği, çocuklarının gözü önünde gözaltı işlemi yapıldığı yönündeki eleştiriler için Paksüt uygulamaların “işin ruhuna” aykırı olduğunu şu sözlerle vurguladı:

“O uygulamalara yönelik hukuki yetkiler gündeme gelebilir. Bu yetki kullanılıyor gibi gözükse de ceza yargılamasının, temel hakların ve adil yargılamanın ruhuna uygun değil. Bunun sistematik bir şekilde yapılması da Türkiye’de bir baskı ortamı oluşturmaya yönelik olduğunu gösteriyor. Yani bir baskı ortamı var, bunu görüyoruz. Böyle olmamasını temenni ediyoruz ama maalesef bütün ikazlara ve ricalara rağmen düzelmiyor.”

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına da atıf yapan Paksüt, ifade ve basın özgürlüğünün yüksek yargı kararlarıyla güvence altına alındığını hatırlatarak yargı organlarının bu içtihatları gözetmek zorunda olduğunu söyledi.

Alican Uludağ hangi iddialarla tutuklandı?

alican-uludag-kapak-sistem-bakan-foto.png

"Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "devletin kurumlarını aşağılama" iddiasıyla Ankara'da gözaltına alınarak İstanbul'a götürülen DW Türkçe Ankara muhabiri Alican Uludağ, "Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret" iddiasından tutuklandı. Uludağ'ın sosyal medya hesabındaki 22 paylaşımı suçlamalara gerekçe olarak gösterildi. Hâkimliğin tutuklama kararında, Uludağ'ın paylaşımlarının, "Cumhurbaşkanı'nın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde olduğu" iddia edildi. Kararda, "paylaşımlarla zincirleme şekilde suç işlediği ve paylaşımların belirlenemeyen sayıda kişiye ulaştığı için suçun alenen işlendiği" öne sürüldü. Uludağ'ın davranışlarıyla "kaçma, delilleri yok etme ve gizleme şüphesi" oluşturduğu öne sürülen kararda, "tanık ve diğer kişiler üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma konusunda kuvvetli şüphe oluşturduğu" iddia edildi.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.