Ankara'ya yürüdüler, gözaltına alındılar... Doruk Madencilik işçilerinin talepleri ne?

Ankara'ya yürüdüler, gözaltına alındılar... Doruk Madencilik işçilerinin talepleri ne?
Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Barış Altun, 81 madencinin Kurtuluş Parkı’nda açlık grevini sürdürdüğünü belirterek, sonuç almadan Ankara’dan ayrılmayacaklarını söyledi.

AYÇA ONURALMIŞ

Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde bulunan Doruk Madencilik bünyesindeki Yunus Emre Termik Santrali’nde çalışan maden işçileri, 5 aydır ödenmeyen maaşları, kıdem tazminatları ve verilmeyen sosyal hakları için seslerini duyurmak amacıyla Ankara'da eylemlerini sürdürüyor.

Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçiler, ücret ve tazminatlarının ödenmesi talebiyle başlattıkları yürüyüşün 9. gününde Ankara’ya ulaştı. Polis müdahalesine ve gözaltılara rağmen yürüyüşlerini tamamlayan işçiler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde açlık grevine başladı. 21 Nisan sabahı Bakanlık önünde oturma eylemi ve açlık grevi yapan 110 işçi gözaltına alındı. Sendika gözaltına alınan 110 işçinin 14 saat sonra serbest bırakıldığını duyurdu.

Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, işçilerin hakkını almadan hiçbir yere gitmeyeceğini ve eylemi sürdüreceklerini belirterek, “Ne kadar gözaltına alırsanız alın, bu işçinin hakkını almadan biz bir yere gitmeyeceğiz. Biz yerin yedi kat altında nasıl duruyorsak, iğne deliğinden nasıl geçiyorsak, yeraltından nasıl çıkıyorsak, depremde nasıl çıktıysak; gerekirse Ankara’nın altına tünel kazar, o Meclis’e, o bakanlıklara, o patronun evinin önüne dikiliriz. 5 aydan beri bir işçi maaş alamazsa, çoluğuna çocuğuna rızık götüremezse, bu madencinin önünde kimse duramaz. Bu madencinin önünde durabilmeniz için hakkını vereceksiniz” dedi.

122874.jpg

“Holding patronunun karşısına dikilemeyen devlet hak aramak için yola çıkan işçilerden hesap sormaya çalışıyor”

Kısa Dalga’ya konuşan Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Barış Altun, Eskişehir Mıhaliççık'ta bulunan maden işletmesi önünden başlattıkları yürüyüşü 9 günde tamamladıklarını ve yürüyüşün son günü olan 20 Nisan Pazartesi günü Ankara Hacettepe Köprüsü'nde polis tarafından önlerinin kesildiğini anlattı. Altun, şunları söyledi:

“O noktada Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanımız Başaran Aksu'yu apar topar gözaltına aldılar. Ardından 31 madenci daha gözaltına alındı. Enerji Bakanlığı önüne bir şekliyle vardığımızda karşılaştığımız tablonun kendisi onlarca emniyet aracının etrafımızı sardığı aslında fiili bir gözaltı, yalnızca üstü açık 30 metreye 3 metrelik bir açık cezaevi formatında bir alana mahkum edildik. Madenciler üstlerini çıkartarak, yarı çıplak açlık grevine başladığını ilan etti” dedi.

“Gece boyunca Ankara'nın soğuğunda bulunduğumuz alana tek bir battaniye sokulmadı; şeker, tuz, su gibi malzemelerin içeri alınmasında bile zorluk çektik. Dışardan milletvekilleri dışında herhangi bir kimse, basın mensubu alanımıza alınmadı. Gecenin soğuğunda az da olsa ısınabilmek için çöplerden yaktığımız 5-10 dakika sonra sönecek olan küçük ateş bile sürekli söndürülmeye çalışıldı” diyen Altun, şu ifadeleri kullandı:

“Ankara Valiliği talimatıyla gerçekleştirilen bu durum sanki madencilerin Ankara'ya hak aramak için gelmesi suçmuş, asıl suçlu olan maden işçileriymiş gibi maden işçilerinin aldığı kararları sınayan bir tavır sergilendi emniyet güçleri tarafından.

Ardından sabaha kadar ayazda bekletilip daha güneş doğmadan madencilerin yarı çıplak eyleminin şikayet konusu olduğu ve bundan dolayı gözaltına alındığımız iletildi. Fakat resmi olarak 2911'e muhalefetten işlem yapıldı. Onlarca yıl yüzlerce işçinin canıyla kanıyla beslenen, on binlerce işçinin maaş ve özlük haklarını gasp ederek işçileri soyan holding patronu Sebahattin Yıldız'ın karşısına dikilemeyen devlet hak aramak için yola çıkan 110 maden işçisinden hesap sormaya çalışıyor.”

whatsapp-image-2026-04-22-at-14-42-31.jpeg

“81 madenci açlık grevini sürdürüyor”

Kronik hastalığı olan ve devam edemeyenler dışında şu an 81 madencinin açlık grevini sürdürdüğünü belirten Altun, “Bugün 4. günü. Vücut fonksiyonlarının azalması 3. günden sonra başlıyor. Yani aslında açlığın kritik bir dönemine girilmiş oluyor” diye konuştu.

Altun, sendika olarak bu eylemler başlamadan önce de Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’ndan sorunların çözümüne dair randevu talep ettiklerini ve şu anda da bu taleplerini her gün yinelediklerini söyledi.

hgwpchnwqaek3wv.jpg

Altun, şunları ekledi:

“Çözüm için müzakere zemini arıyoruz. Fakat gördüğümüz tabloda çözüm noktasında herkes kör, sağır, dilsiz olmuş. Maden işçileri kararlılıkla eylemlerini sürdürüyor. Ankara'nın merkezinden bir çözüm gelişmediği sürece asla ayrılmayacağız. Maden işçisini asla tekrar sınamaya kalkmasınlar. Yoksa maden işçisine yapılan bu utanmazlığın bu ayıbın altından asla kalkamazlar. Bir an önce çözüm kapısının açılmasını bekliyoruz.”

Maden işçileri, Kurtuluş Parkı’nda eylemlerini sürdürüyor.

Madencilerin direnişi Meclis gündeminde: Bakanlığınız herhangi bir girişimde bulunmayı düşünüyor mu?

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, Doruk Madencilik işçilerinin taleplerini TBMM gündemine taşıdı. Konukçu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, son 13 yılda (2013-2025) maden işkolunda en az 1267 maden işçisinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini anımsattı.

kezban-konukcu.jpeg

“Denetimsizlik, güvencesiz çalışma koşulları, eski ve yetersiz ekipmanlarla çalıştırılma ve cezasızlık politikaları, maden ocaklarını emekçiler için güvencesiz çalışma ortamında emeklerinin sömürülmesini devamlı kılmıştır. İşçilerin aylarca ücret alamadığı, hak aradığında gözaltına alındığı, madenlerde ölümle burun buruna çalıştırıldığı bu düzen; emekçiye değil, sermayeye hizmet eden bir düzendir. ‘Açız, çıplağız, yoksuluz’ diyen madencilerin sesi duyulmadan, iş cinayetlerinin ve hak gasplarının önüne geçilemeyeceği açıktır” diyen Konukçu, Bakan Bayraktar’a şu soruları yöneltti:

“-Doruk Madencilik’in sahip olduğu maden ruhsatları ve işletme izinleri ne zaman verilmiş, hangi şartlarla yenilenmiştir? Şirketin ruhsat yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği denetlenmiş midir?

-Şirketin emekçilerin haklarını gasp ettiği ve iş güvenliği önlemlerini yetersiz bıraktığı Bakanlığınızca bilinmekte midir? Bakanlığınızca herhangi bir inceleme veya denetim yapılmış mıdır?

-İşçiler aylardır ücret alamazken, birçok hakları gasp edilirken şirketin üretimi sürdürmesine hangi gerekçeyle izin verilmektedir?

-Doruk Madencilik’e son 5 yıl içerisinde Bakanlığınız veya bağlı kuruluşlar aracılığıyla sağlanan teşvik, kredi, destek, vergi avantajı veya kamu kaynağı aktarımı olmuş mudur? Olduysa miktarı ve kapsamı nedir?

-Doruk Madencilik işçilerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürüyüş planı Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir? Bakanlığınız işçilerin taleplerine ilişkin herhangi bir görüşme planlamış mıdır?

-Doruk Madencilik işçilerinin Bakanlığınıza yürüyüşünün engellenmesi ve gözaltıların gerçekleştirilmesi sürecinde Bakanlığınızın İçişleri Bakanlığı ile veya ilgili valilik/emniyet birimleriyle herhangi bir talep, yazışma, görüşme ya da koordinasyonu olmuş mudur? Söz konusu müdahale Bakanlığınızın bilgisi ve yönlendirmesi dahilinde mi gerçekleşmiştir?

-Yürüyüşün engellenmesi sonrası Bakanlığınız şirket yetkilileriyle görüşme yapmış mıdır?

-Doruk Madencilik işletmesinde iş sağlığı ve güvenliği açısından tespit edilen ihlallere rağmen şirketin faaliyetlerine devam etmesine izin verilmesinin gerekçesi nedir?

-Doruk Madencilik işçilerinin aylardır ücret alamadığı ve açlık grevine başladığı kamuoyuna yansımışken, şirketin ruhsatının askıya alınması veya faaliyetlerinin durdurulması yönünde Bakanlığınız tarafından neden herhangi bir işlem yapılmamıştır?

-Doruk Madencilik’te çalışan işçilerin 5 aydır ödenmeyen ücretleri ve gasp edilen haklarının toplam tutarı ne kadardır?

-Doruk Madencilik işçilerinin “üstlerimiz çıplak bir şekilde süresiz açlık grevine başlıyoruz” açıklaması Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir? Bakanlığınız bu açlık grevinin sonlandırılması ve işçilerin haklarının ödenmesi amacıyla herhangi bir girişimde bulunmayı düşünmekte midir?

-Doruk Madencilik işçilerinin “Açız, çıplağız, yoksuluz!” sloganıyla başlattığı ve süresiz açlık grevine dönüştürdüğü eylem karşısında Bakanlığınızın sorumluluğu nedir?

-Türkiye’de maden katliamları ve iş cinayetleri ortadayken, Doruk Madencilik gibi şirketlerin işçilere aylarca ücret ödemeden faaliyet sürdürebilmesi Bakanlığınızın denetim sorumluluğuyla çelişmemekte midir?

-4735 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca, ruhsat sahibi olan ilgili kamu kurumu (TKİ), Doruk Madencilik'in kıdem tazminatı karşılıklarını her yıl düzenli olarak denetlemiş midir? Eğer bu denetimler yapıldıysa, işçilerin tazminatlarının ödenmemesi noktasında bu yasal karşılıklar neden devreye sokulmamıştır?

-İşçilere açlık, gözaltı ve güvencesizlik düşerken şirketlere teşvik ve koruma sağlanması Bakanlığınız tarafından nasıl açıklanmaktadır?

-Söz konusu şirketin hem işçi haklarını gasp edip hem de bölgedeki ekolojik yıkımı derinleştirmesine rağmen faaliyetlerine devam etmesi; siyasi iktidar tarafından sağlanan bir ‘cezasızlık zırhı’ ile mi ilişkilidir?”

İşçilerin talepleri neler?

Doruk Madencilik işçileri, taleplerini şöyle sıraladı:

-Ödenmeyen maaşların, ikramiye, yıllık izin ve sendikal haklarla birlikte ödenmesi,

-TMSF öncesi ve sonrasında işten çıkarılan, dava açmış ve açmamış tüm işçilere tazminatlarının verilmesi,

-Çalışanlara rızaları dışında uygulanan ücretsiz izin uygulamasının kaldırılması,

-İş sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uygun çalışma ortamının sağlanması,

-Sendikal faaliyetler nedeniyle işten çıkarılan işçilerin işe iadesi,

-Madenin kamulaştırılması ve iş güvencesinin garanti altına alınması.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.