Hastane koridorlarında geçen bir hayat: Bir baba ve Ayaz bebeğin sistemle 3 yıllık mücadelesi

Hastane koridorlarında geçen bir hayat: Bir baba ve Ayaz bebeğin sistemle 3 yıllık mücadelesi
“Yenidoğan Çetesi” davası sürerken üç yıldır oğlu Ayaz’ı yaşatmak için İstanbul’dan Batman’a, Diyarbakır’dan Ankara’ya hastane hastane dolaşan Metin Karayiğit yaşadıklarının sistemsel sağlık sorunlarından kaynaklandığını vurgularken; yoksulluk, ihmaller ve sevk zinciri içinde verdiği mücadeleyi anlattı. Baba Karayiğit, Yenidoğan davasına müdahil olma talebiyle adliye önünde eyleme hazırlanırken, Sağlık Bakanlığı yetkilileri devlet hastanelerindeki tedavi sürecinde ihmal bulunmadığını savundu.

İstanbul’da bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk ederek ölümlerine neden oldukları iddiasıyla yürütülen ve kamuoyunda “Yenidoğan Çetesi” olarak bilinen davada yargılama süreci devam ediyor. Aralarında doktor ve sağlık çalışanlarının da bulunduğu 10’u tutuklu 63 sanığın yargılandığı davanın 8. duruşması bugün (24 Mart) Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Mahkeme heyetinin Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından hazırlanan raporlar arasında çelişkiler bulunduğu gerekçesiyle ATK Üst Kurulu’ndan rapor talep etmesi ve Kısa Dalga’nın gündeme getirdiği İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Başhekimliği Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan “6 bebeğin ölümünde ihmal olmadığına” dair raporun dosyayı nasıl etkileyeceği merak edilirken bir aile davaya müdahil olmaya çalışıyor. Duruşma öncesi adliye binası önünde bebeği için eylem yapmayı planlayan baba Metin Karayiğit oğlu Ayaz’ın yoksullukla, sistemle ve çaresizlikle aynı anda verdiği mücadeleyi anlattı.

41 yaşındaki baba Metin Karayiğit üç yıl öncesine kadar “sıradan bir hayatı” olduğunu, “Bundan 35 ay önce sıradan bir insandım. Asgari ücretle kendi halinde geçinmeye çalışan bir babaydım” sözleriyle dile getirdi. Bugün ise, 40’a yakın ameliyat geçirmiş Ayaz bebeğin babası, işsiz, borçlu ve adalet arayan bir yurttaş…

Baba Karayiğit İstanbul’da 14 yıl boyunca kapıcılık yaptı. Dört çocuğu, kirada kaldığı bir evi, kendi halinde bir düzeni vardı. Ancak 2 Nisan 2023’te bebeğinin doğması ardından hastanelerde yaşadığı süreçle birlikte hayatı değişti.

Ayaz Karayiğit İstanbul'da Kanunu Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde dünyaya geldi. Baba Metin Karayiğit’e göre gebelik süreci sorunsuzdu. Karayiğit, “İkili, üçlü testlerin hepsi temizdi. Hiçbir hastalığı yoktu, bebeğimiz sağlıklıydı. Ancak doğumdan hemen sonra süreç değişti" dedi.

Baba Karayiğit, bebeğe doğumunun 42. gününde hidrosefali (beyinde sıvı birikmesi) tanısı konulduğunu dile getirdi. Ayaz bebek, hidrosefali VP şantlı epilepsi hastası olarak olarak kayıtlara geçerken, babanın iddiasına göre sağlıklı doğan bebeğin başka hastaneye sevk süreci kendisine yeterli bilgi verilmeden gerçekleşti. Karayiğit, “Bana hiçbir şey anlatmadan kağıt imzalattılar. 'Özele gönderiyoruz’ dediler. Hocam göndermeyin dedim, maddi durumum yok dedim. ‘Orada iyi bakarlar, ücret almayacaklar’ dediler” ifadelerini kullandı.

Avcılar Hospital: “İkinci gün para istediler, depremzede olarak kayıt ettiler”

Baba Karayiğit’in verdiği bilgiye göre Ayaz bebeğin doğduğu Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yenidoğan yoğun bakımda yer olmadığı gerekçesiyle eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun sahibi olduğu Avcılar Hospital’a sevk işlemi gerçekleşti. Karayiğit yaşadıklarını “İkinci gün para istemeye başladılar. ‘Dışarıdan doktor gelecek’ dediler. SGK’lı olmamıza rağmen bizi depremzede olarak kaydetmişler. İtiraz ettim. ‘Sesini çıkarma. Yoksa çocuğuna bakılmaz’ dediler” iddiasında bulundu. Baba Karayiğit, “2 bin lira istediler. Cebimde 500 lira vardı verdim. Sonra yine istediler" diye konuştu. Avcılar Hospital’da doktorların bebeğin yaşama imkanı olmadığı yönünde bilgiler verdiğini dile getiren baba Karayiğit, “20. gün ‘İyiye gidiyor, beyinsel açıdan sıkıntı yok, kalpte damar açılması var’ dediler” diye konuştu. Birkaç gün sonra kendi imkanlarıyla Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne gittiğini anlatan baba Karayiğit, özel hastanede yanlış tedavi uygulandığı yönünde bilgi edindiğini, Avcılar Hospital'da gerekli tetkiklerin yapıldığınının belirtilmesine rağmen yapılmadığını öne sürdü.

“Medilife’ta iki gün göstermediler, sonra ameliyat dediler”

Baba Karayiğit bebeğin tedavisinin Avcılar Hospital’da sürerken 38’inci gün Beylikdüzü Medilife Hastanesi’ne kontrol amacıyla gönderileceği bilgisinin kendisine verildiğini dile getirdi. Kuruma gittiğinde bebeğinin hastaneye sevk işleminin yapıldığını dile getiren baba Karayiğit şöyle konuştu:

“İki gün çocuğumu göstermediler. Üçüncü gün ‘acil ameliyat’ dediler. Dün 'hiçbir şey yok’ derken bir günde ne değişti? Sonra muhasebeye çağrıldım. 27 bin lira istediler. ‘Zarfın içine koy getir’ dediler. Param yok dedim, ısrarla söyledim, bulamam dedim. ‘O zaman göremezsin çocuğunu’ diye konuştular. Param olmadığını söylemem ardından ‘Gidin size haber vereceğiz’ diyerek eve gönderdiler ve yarım saat sonra telefonla aradılar, Bahçelievler Medikal Park Hastanesi’ne sevk edildiğimizi öğrendik.”

“Ameliyat ardından daha kötü oldu”

Ayaz bebeğin sevk edildiği Bahçelievler Medical Park Hastanesi’nde 3 ameliyat geçirdiğini dile getiren baba Karayiğit’in iddiasına göre kendisinden 100 bin liraya yakın para istendi. Karayiğit, “Taburcu olacakken ‘dikişler açıldı’ dediler, tekrar ameliyata aldılar. Çocuk taburcu edilecekti ancak bir anda durum değişti” ifadelerini kullandı. Bu durumdan şüphelendiğini dile getiren baba Karayiğit, bebeğinin devlet hastanelerine sevki için çok çaba harcadığını ancak uzun süre olumlu yanıt alamadığını ifade etti.

“Devlet hastaneleri ‘dış hasta’ diyerek kabul etmedi”

Ayaz bebek için bu süreçte farklı hastaneler arasında sevk zinciri oluştu. Ailenin anlatımına göre bebek özel hastaneler, devlet hastaneleri ve üniversite hastaneleri arasında defalarca taşındı. Baba Karayiğit bu süreçleri, “Kanuni’ye götürdüm, ‘dış hasta’ dediler. Çam Sakura’ya götürdüm yine bakmadılar. Çocuğum nöbet geçiriyor. Kucağımda hastane hastane dolaşıyorum...” sözleriyle anlattı.

Sevk süreçlerinin de sağlıklı işlemediğini savunan baba, “Sevk açtık dediler. 112’yi arıyorum, ‘Öyle bir sevk yok’ diyorlar. Bunu defalarca yaşadık. Alo 184’ü arıyorum, prosedür anlatıyorlar. CİMER’e yazıyorum, cevap yok” ifadelerini kullandı.

İşinden oldu, İstanbul’dan ayrılmak zorunda kaldı

Metin Karayiğit çocuğuyla ilgilendiği için 14 yıl boyunca çalıştığı işini kaybetti. Karayiğit, “Kapıcıydım. Çocuğum hastanedeydi, eşim kas hastası ve yüzde 60 engelli, nöbet geçiriyordu, çok kez yoğun bakımda kaldı. Onlarla da ilgilenmem gerekiyordu. 6 ay dayanabildim, çıkardılar. Evi boşaltmak zorunda kaldık” dedi.

Baba Karayiğit bu süreçte çareyi Batman’a gitmekte buldu. Eşinin akrabalarının olduğu Batman’da daha uygun şartlarda ev bulabileceğini ve tedavi sürecinin burada devam edeceğini düşündü. Ayaz bebek Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yatırıldı. Baba Karayiğit yaşadıklarını şöyle özetledi:

“Bir buçuk yıl kaldık. Ancak tedaviler beklediğimiz gibi değildi. Başka yere sevk istedik, açmadılar. Başhekimin kapısında yattım ama görüşemedim. Valiliğe gittim ama sonuç alamadım, dönüş yapmadılar. Son çare olarak AK Parti il başkanlığına gittim. Ayaklarına kapandım ve onlar aracılığıyla başhekimle görüştüm.”

Suç duyurusunda bulundu

Tedavi sürecinde ihmal olduğunu öne süren Karayiğit, Batman Cumhuriyet Savcılığı’na giderek suç duyusunda da bulundu. Baba Karayiğit, açılan soruşturma kapsamında 14 Mayıs 2025 tarihindeki ifadesinde şunları söyledi:

“Geçen yıl hastanedeyken taburcu edildi. Gerekçe olarak “Burada yapabilecek bir şey yok’ olarak belirtildi. Ama çocuğumda 110 enfeksiyon, ödem, kafa şişliği vardı.Bu haliyle taburcu edilmesi uygun değildi. Oradaki doktorlar kalıcı yoğun bakım için uygun hastane bulmamızı istediler. Bulduk ama bu sefer de doktor ve hastane başhekimi ‘sevke uygun değildir’ kararı verdi. Bir defasında beyin cerrahı, şans olan bölgeye anestezi olmadan 4 dikiş attı, birçok kez Alo 184’ü aradım. İl Sağlık Müdürlüğü’ne gittim, ancak çözüm bulamadık."

Oğlumum tedavi altına alınmasını isteyen Karayiğit Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanan tedavilerde doktorların görevi kötüye kullandığını öne sürerek şikayetçi oldu.

"Batman'da ameliyat imkanı yok"

Öte yandan baba Karayiğit 7 Temmuz 2025’te Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği’ne dilekçe yazdığını da anlattı. Karayiğit dilekçesinde çocuğunu rahatsızlığı nedeniyle daha donanımlı ve ileri seviyedeki bir sağlık kuruluşuna sevk edilmesi gerektiği yönünde raporlar bulunduğunu belirtti. Karayiğit, Bilkent Şehir Hastanesi’ne sevk için onay verildiğini ancak daha sonra “anlık ameliyatın uygun görülmediği” gerekçesiyle sevk işleminin iptal edildiğini ifade etti. Karayiğit dilekçesinde, “Çocuğumun durumu hayati risk taşımakta olup acil endoskopik hidrosefali ameliyatı gerekiyor. Batman’da bu ameliyatı yapabilecek imkan bulunmuyor. Sevk iptal gerekçesi yeterli ve açıklayıcı değil. Anayasal hak olan yaşam ve tedavi hakkı gereği oğlumun acil ileri bir merkeze sevkinin yapılmasını talep ediyorum” yönünde ifadeler kullandı.

Verdiği mücadele ardından oğlunun Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildiğini dile getiren baba, sevk sürecinde Ayaz bebeğin “kimsesiz” olarak ambülans görevlisine bildirildiğini ve kendisinin görevli tarafından arandığında “ Neden sahip çıkmıyorsunuz?” sorusuyla karşılaştığını öne sürdü. Yaşadığı süreçte çok fazla sistemsel sorunla karşılaştığını iddia eden Karayiğit, oğlunun bir süre Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gördüğünü ifade etti.

Hastane köşelerinde bir hayat

Yaşadığı zor günleri anlatan baba Karayiğit, Dolmuşa binecek param yoktu. Bakkala borç yazdırıyordum. Hastane koltuklarında yattım. Yemedim, içmedim, çocuğum hayata tutunsun diye uğraştım” diye konuştu. Anne Leyla Karayiğit ise, “3 senedir çocuklarıma annelik yapamadım. Çocuğum çorbayla yaşadı” sözleriyle içinde bulunduğu durumu anlattı.

Hidrosefali, şant ameliyatları, epileptik nöbetler, enfeksiyonlar geçiren Ayaz Karayiğit babasının verdiği bilgiye göre şimdiye kadar 40 ameliyat oldu. Çocuğunun tedavisinin tam olarak yapılamadığını, donanımlı bir hastanede tedavi altına alınmadığını, yoksul olduğu için özel hastaneye de gidemediğini dile getiren baba Karayiğit, son umut olarak bebeğin videolarını çekerek her yere gönderdiğini söyledi. Bir doktorun kendisiyle ilgilenmesi ardından bebeğin Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nin sevkinin gerçekleştiğini dile getiren baba Karayiğit, “Burada ilk kez ilgilenen doktorlar gördük. 8 aydır burada. Keşke baştan böyle olsaydı” diye konuştu.

“Yenidoğan çetesi davasına müdahil olmak istiyorum”

Karayiğit ailesi yaşadıkları sürecin “sistematik” olduğunu iddia ederken “Yenidoğan Çetesi” davasına müdahil olmak istiyor. Kapatılan hastaneler hakkında suç duyurusunda da bulunan baba Karayiğit’in girişimleri ardından Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu yargılanan doktorlardan Zeki Ötünç ve Dursun Eryılmaz hakkında soruşturma izni verdi. Baba Karayiğit, “Dört doktor arasında döndük. Herkes birbirine ‘arkadaşım’ dedi" sözleriyle özel hastanelerdeki tedavi sırasında bebeğin ihmal edildiğini öne sürdü.

“Ben sadece çocuğum yaşasın istiyorum”

Baba Karayiğit, şu an Ankara’daki devlet hastanesinde tedavi süreci devam eden Ayaz’ın durumunda kısmi iyileşme olduğunu anlatarak, “Gelirim, işim yok. Devletten bir miktar yardım alıyorum, sosyal medyadan çocuğumun sesini duyurmaya çalışıyorum, bağış yapanlar oluyor, bunlarla geçiniyorum. Ne evim var ne arabam. Ben sadece çocuğum yaşasın istiyorum” dedi.

Adliye önünde eylem hazırlığı

"Yenidoğan Çetesi" davasının görüleceği gün baba Metin Karayiğit’in adliye önünde eylem yapacağını dile getirdi. Karayiğit’in son sözleri şöyle oldu:

“Eşimin engelli olduğunu söylediğimde farklı gözle bakanlar oluyor. Dört çocuğum olduğunu duyunca sanki biz hep bu durumdaymışız gibi değerlendirenler çıkıyor. Oysa insanın hayalleri olur… Bir evi olsun ister, bir arabası olsun ister, ailesiyle huzurlu bir hayat yaşamak ister. Ama ben bugün bunların hiçbirini istemiyorum. Zaten hiçbirine sahip de değilim. Ben sadece huzur istiyorum. Ailemin, eşimin ve çocuklarımın biraz olsun rahat bir nefes almasını istiyorum. Eşim engelli ama benim başımın tacı. Onun da çocuklarımın da gülmeye, mutlu olmaya, yaşamaya hakkı var. Kimsenin kimseyi küçümsememesi gerekiyor. Bu hayatta en çok ihtiyacımız olan şey vicdan. Ben bir baba olarak Ayaz için elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum.

Gece gündüz düşünüyorum, mücadele ediyorum. İçimde hep bir umut var… Hiç bitmiyor, bitmeyecek. Ben Ayaz’ın sağlığından başka hiçbir şey istemiyorum. Ama şunu da açıkça söylemek isterim. Çocuklarıma bu yaşananları yaşatanlardan hem maddi hem manevi anlamda hakkımızı arayacağız. Bizim tek isteğimiz bu süreçte yolumuzun açılması ve sesimizin duyulması.”

Sağlık Bakanlığı: Gerekli tedaviler uygulandı, bebek evde bakım hastası

Öte yandan iddialara yönelik Sağlık Bakanlığı yetkilileri Kısa Dalga'ya bilgi verdi. Yetkililer, haberde adı geçen devlet hastanelerinin tümünde Ayaz bebeğe yönelik gerekli tedavilerin yapıldığını söyledi. Üst kurullardan gerekli değerlendirmelerin yapıldığını ifade eden yetkililer, bebeğin evde sağlık hizmetleri kapsamında evde bakım hastası olduğunu ve aileye bu durumun bildirildiğini dile getirdi. Ailenin bu durumu kabul etmekte zorlandığını belirten yetkililer, hastaneler arasında sevk işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını söyledi. Yetkililer, devlet hastanelerinde tedavi ve sevklere yönelik ihmal iddialarının doğru olmadığını savundu.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.