İBB davasına damga vuran HTS tartışması: Delil mi, varsayım mı?
CANAN COŞKUN
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası, dijital delillerin güvenilirliği üzerine uzun süre konuşulacak bir tartışmanın fitilini ateşledi. Davanın tutuklu sanıklarından eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu’nun avukatı Hüseyin Ersöz’ün mahkemeye sunduğu uzman görüşü, dosyadaki HTS kayıtlarının "fizik kurallarını zorlayan" hatalar içerdiğini ortaya koydu.
Avukat Ersöz’ün paylaştığı verilere göre, HTS kayıtlarının kişinin konumunu her zaman doğru belirlediği kabul edilirse, Aykut Erdoğdu saniyeler içinde semt değiştiriyor. Kayıtlar, Erdoğdu'nun 19 saniyede Fatih’ten Beyoğlu’na, 23 saniye sonra ise Üsküdar’a geçtiğini iddia ediyor. Ersöz, duruşmada "Bir bilimsel gerçeğin eğilip bükülmesi mümkün değil" diyerek bu verilerin tek başına delil kabul edilemeyeceğine dair Yargıtay kararlarını hatırlattı.
Uzman görüşü dava dosyasında
Bir kullanıcının geçmişe dönük iletişim trafiğini kayıt altına alan veri bütününe Haberleşme Trafik Sorgusu, yani HTS kaydı deniyor. Avukat Ersöz’ün mahkemeye sunduğu uzman görüşünü Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Cem Ersoy ve Prof. Dr. Tuna Tuğcu hazırladı.
Raporda, Aykut Erdoğdu’nun HTS kayıtlarına göre, saniyeler içinde semt değiştirmesi (Fatih-Beyoğlu-Üsküdar arası geçişler) teknik olarak açıklandı. Buna göre, cep telefonları her zaman en yakındaki baz istasyonuna bağlanmaz. Binaların yüksekliği, hava koşulları, coğrafi engeller veya o anki yoğunluk nedeniyle telefonunuz kilometrelerce uzaktaki bir istasyondan sinyal alabilir. Bu durum, kişinin orada olduğunu değil, telefonunun o istasyondan "hizmet aldığını" gösterir.
Uzmanlar, baz istasyonlarının kapsama alanlarının (hücrelerin) dairesel olmadığını ve sabit kalmadığını vurguluyor. Buna göre, bir baz istasyonunun sinyal alanı kilometrelerce kareyi kapsayabilir. Dolayısıyla bir kişinin "A baz istasyonundan sinyal alması", o kişinin kesin olarak o noktanın koordinatlarında bulunduğu anlamına gelmez; sadece geniş bir kapsama alanı içinde bir yerde olduğuna dair bir tahmindir.
Raporda en dikkat çeken noktalardan biri de son dönemde lügatımıza giren "daraltılmış baz/HTS” kavramına yönelik eleştiri. Bilim insanları, bu terimin ulusal veya uluslararası akademik yayınlarda, standart belgelerde ya da mühendislik kaynaklarında teknik anlamda kullanıldığına dair bir kayıt bulunmadığını aktarıyor. “Daraltılmış alan” sonucunun teknik geçerliliğinin zayıf olduğunu belirten uzmanlar, bu tür çıkarımların teknik bir veriden ziyade birer "varsayım" niteliğinde olduğunu söylüyor.
Rapor, iki kişinin telefonunun aynı baz istasyonundan sinyal almasının bu kişilerin yan yana olduklarını kanıtlamaya yetmeyeceğini ortaya koyuyor. Buna göre, özellikle İstanbul gibi nüfusun ve baz istasyonlarının yoğun olduğu bölgelerde, aralarında kilometrelerce mesafe olan binlerce kişi aynı anda aynı istasyona bağlanabilir.
HTS’nin delil kabul edildiği davalardan örnekler
Aslında HTS kayıtlarıyla ilgili tartışmalar yeni değil. Yakın tarihin en kritik siyasi davalarında bu kayıtlar hep başroldeydi. Özellikle 2016 sonrası yargılama süreçlerinde HTS kayıtlarının neredeyse birer "kutsal metin" gibi kabul edilmesi, beraberinde ciddi hak ihlallerini de getirdi.
- Enis Berberoğlu Davası: Mühimmat yüklü MİT TIR’larına ilişkin haberin suçlama konusu yapıldığı dava kapsamında o dönem CHP milletvekili olan Enis Berberoğlu’nun 2017’de tutuklanmasının ana dayanaklarından biri HTS kayıtlarıydı. Tutuklama kararı veren İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Berberoğlu’na yöneltilen suçun dosya içerisindeki HTS kayıtları ve baz bilgileriyle sabit olduğunu iddia etmişti. Anayasa Mahkemesi, Berberoğlu’nun başvurusuyla ilgili hak ihlali kararı verse de, bugün Adalet Bakanı olan dönemin mahkeme başkanı Akın Gürlek bu kararı uygulamayarak yeni bir yargı krizinin kapısını aralamıştı.
- Cumhuriyet Gazetesi Davası: 2016 yılında gazetenin yazar ve yöneticilerinin tutuklanmasında HTS kayıtları "destekleyici delil" olarak gösterildi. Ancak yıllar sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı tebliğnamede HTS kayıtlarının yöneltilen suçlamalara delil kabul edilemeyeceği belirtilmişti.
- Gazeteci İsmail Saymaz dosyası: HTS kayıtlarının yargıdaki tartışmalı yeri son dönemde gazetecilere yönelik operasyonlarda da gündeme geldi. İBB operasyonunun hayata geçirildiği 19 Mart 2025 günü gözaltına alınan gazeteci İsmail Saymaz'ın dosyası buna en yakın örnek. Saymaz'ın Gezi Parkı eylemleri sırasında Osman Kavala ve Can Atalay gibi isimlerle yaptığı telefon görüşmeleri "HTS trafiği" adı altında suçlama konusu yapıldı. Gazetecinin haber kaynaklarıyla yaptığı görüşmelerle ilgili HTS dökümleri üzerinden "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" gibi ağır bir suçlama yöneltildi.
- Narin Güran davası: Son olarak Narin Güran cinayetiyle hayatımıza giren "daraltılmış baz/HTS” kavramı, teknik tartışmayı bambaşka bir boyuta taşıdı. Cinayet saati şüphelilerin bulunduğu odayı bile tespit ettiği iddia edilen bu yönteme, adli bilirkişi Tuncay Beşikçi gibi isimler sert tepki göstermişti. Beşikçi’ye göre, "daraltılmış baz“ diye bilimsel bir teknoloji yok, sadece varsayımlar üzerine inşa edilen bir yorumlama biçimi var.
Tuncay Beşikçi: HTS kaydı konum belirlemez
Adli Bilişim Mühendisi Tuncay Beşikçi, Kısa Dalga’ya HTS kayıtlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Beşikçi, HTS kayıtlarının bir mobil cihazın belirli bir zaman diliminde hangi baz istasyonunun hangi hücresinin kapsama alanında olduğunu gösterdiğine dikkat çekerek, sinyal yayılımının çevresel koşullara bağlı olarak değişkenlik gösterdiğinden cihazın noktasal coğrafi konumu kesin olarak belirlemeyeceğine vurgu yapıyor. Yalnızca olası kapsama alanını teknik olarak işaret edebileceğini ekliyor Beşikçi. Beşikçi, baz istasyonlarının çok geniş alanları kapsadığını belirterek, istasyonların sinyallerinin 300 metreden kilometrelerce uzağa kadar gidebileceğini söylüyor.
“Daraltılmış HTS uydurma bir şey”
Beşikçi, Narin Güran cinayetiyle ortaya atılan "daraltılmış HTS" analizlerinin bilimsel bir temeli olmadığını da vurguluyor. Beşikçi’ye göre, “daraltılmış HTS” tekniği uydurma bir yöntem; bir kişinin sadece HTS kayıtlarına bakarak bir evin içinde hangi odada olduğunu, hatta yanındaki kişiyle buluşup buluşmadığını söylemek teknik olarak imkânsız. Dünyada kullanılan benzer bir yönteme de rastlanılmadığını söyleyen Beşikçi, bu teknolojinin mümkün olması halinde olacakları şöyle sıralıyor:
- Mevcut GSM/LTE mimarisini kökten değiştirirdi.
- Devletler bunu ulusal güvenlik seviyesinde bir teknoloji olarak sınıflandırır, sivil pazara asla açmazdı.
- Milyarlarca cihazın konumu sürekli ve kesin olarak izlenebilir hale gelirdi.
- Mahremiyet, gözetim ve insan hakları tartışmaları yaşanırdı.
- Cinayet, terör ve organize suç dosyalarında “şüphe” kavramı büyük ölçüde ortadan kalkardı.
- Bugün ancak çok sınırlı yapılabilen kayıp kişi arama, afet sonrası tespit, masumiyetin ispatı ve olay rekonstrüksiyonu tam doğrulukla mümkün olurdu.
- Telekom şirketleri dünyanın en kritik konum verisi sağlayıcıları olurdu.
- Trilyon dolarlık yeni veri ekonomisi ortaya çıkardı.
Beşikçi, mahkemelere sunulan HTS kayıtlarındaki temel hataları ise şöyle sıralıyor:
- Baz istasyonu yanılgısı: Telefonlar her zaman en yakındaki baz istasyonuna bağlanmaz. Binanın cephesi, hava durumu ve kullanıcı yoğunluğu gibi onlarca kriter telefonunuzun kilometrelerce uzaktaki bir istasyondan sinyal almasına neden olabilir. Bu durum, kişiyi gerçekte olmadığı bir yerdeymiş gibi gösterir.
- "Yan yanalar" demek mümkün mü? Beşikçi, aynı baz istasyonundan sinyal almanın veya aradaki mesafenin 0 metre olarak iddia edilmesinin "yan yana gelmek" anlamına gelmediğini belirtiyor. Özellikle kalabalık şehir merkezlerinde bir baz istasyonu kilometrelerce karelik bir alanı kapsayabilir. Aynı istasyona bağlı olan binlerce kişi, aslında birbirini hiç görmemiş olabilir.
Tuncay Beşikçi, HTS kayıtlarının ancak diğer somut delillerle (kamera kayıtları, parmak izi, görgü tanığı) desteklendiğinde bir anlam ifade edebileceğini hatırlatıyor. Uzman mühendis, Aykut Erdoğdu’nun HTS kayıtlarıyla ilgili hazırlanan raporu incelediğini belirterek tespitlerin hepsinin doğru olduğunu söylüyor. Beşikçi, ya mahkemelerin bu tip siyasi davalarda baskı altında kalarak vicdani kanaatlerini kullanabildiklerini düşünmediğini aktarıyor. Beşikçi, Yargıtay içtihatlarına göre, HTS kayıtlarının ve bunların analizinden elde edilen diğer delillerin hiçbir şekilde hükme esas alınamayacağını hatırlıyor.
'İBB Davası'nda ilk dört gün neler yaşandı?
İBB davası... Aykut Erdoğdu’nun savunmasının tam metni: Bu dava Türk milletinin davası
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.