Kapıköy’de fısıltıyla konuşulan İran

Kapıköy’de fısıltıyla konuşulan İran
İran’da süren protestolar, artan can kayıpları ve iletişim kısıtlamaları Kapıköy Gümrük Kapısı’nda yoğunluğa yol açtı. Sınırdan geçenler korku, güvensizlik ve belirsizlikten söz ediyor.

Kadir CESUR

Kısa Dalga - İran’da devam eden protestolar, uçak seferlerinin iptal edilmesi ve internet ile telefon hatlarının kesilmesi, Kapıköy Gümrük Kapısı’nı yalnızca bir sınır geçiş noktası olmaktan çıkardı. Kapıköy bugünlerde, İran’daki belirsizliğin, korkunun ve suskunluğun Türkiye’ye en net yansıdığı yerlerden biri.

Van’ın Saray ilçesini İran’a bağlayan Kapıköy Gümrük Kapısı’nda kalabalık var ama alışıldık bir sınır kapısı gürültüsü yok. İki ülkeyi birbirinden ayıran sınır hattından geçen insanlar konuşuyor ama sesler kısık, cümleler yarım, bakışlar tedirgin. Kimse yaşananlara dair uzun uzun konuşmak istemiyor. Hatta bir çoğu gazetecilerden kaçıyor. Sanki herkes aynı şeyi biliyor ama kimse bunu yüksek sesle söylemeye cesaret edemiyor.

İran’da süren protestolarla birlikte ülke genelinde internet ile telefon hatlarının kesilmesi, hem İran içinde hem de ülke dışında yaşayanlar açısından ciddi bir endişe yaratmış durumda. İletişimin kopması, özellikle İran’da bulunan öğrenciler ile ailelerini harekete geçirdi. Kapıköy’deki yoğunluğun önemli bir bölümünü de bu hareketlilik oluşturuyor.

İletişim kesildi, aileler yola çıktı

Kapıköy’de görüştüğümüz Orhan Avşar, İran’da üniversite eğitimi gören çocuğunu güvenlik kaygıları nedeniyle bizzat gidip almak zorunda kaldığını söylüyor. Avşar’a göre asıl kırılma noktası, iletişimin tamamen kesilmesi olmuş: “İran’daki iç karışıklık nedeniyle çocuğumu İran’dan alıp geldim. Günlerce iletişim kuramadık. Daha sonra bir anlık bağlantı kurmayı başardık ve hiç düşünmeden yola çıktık.”

Kapıköy’de benzer kaygılar taşıyan çok sayıda aile var. Kimisi çocuklarını almaya gitmiş, kimisi ise sınırda bekleyerek İran’daki ailelerinden haber almaya çalışıyor. Ortak nokta ise belirsizlik.

whatsapp-image-2026-01-13-at-14-37-02-2.jpeg

İletişim için Türkiye sınırına yaklaşılıyor

Sınıra 16 kilometre uzaklıkta bulunan Qatur (Kotur) kırsal bölgesinde Türkiye’nin GSM operatörleriyle şebeke erişimi sağlanabiliyor. Birçok kişi ülke içindeki bu noktaya gelerek Türkiye ve diğer ülkelerdeki yakınlarıyla iletişime geçmeye çalışıyor. Türkiye’nin GSM operatörlerinden herhangi birinin sim kartına sahip olmayanlar ise günübirlik olarak sınırın bu tarafına geçip, bir sim kart satın aldıktan sonra ülkelerine geri dönüyor. Ülke dışındaki yakınlarına bu yolla haber verenler, kısmen şanslı sayılsa da endişeyi tamamen ortadan kaldırmıyor.

Aynı kişilerden iki ayrı İran manzarası

Kapıköy’de yapılan röportajlarda en çarpıcı izlenim, kayıt altında söylenenlerle mikrofon indikten sonra dile getirilenler arasındaki keskin fark oldu. İsmini paylaşmak istemeyen bir İran vatandaşı, kayıt altındayken şu ifadeleri kullanıyor:

“Amerika bizim ülkemize hiçbir şey yapamaz. Biz devletimizi bırakmıyoruz. Ölüme kadar devletimizin arkasındayız. Devletimizden, emniyetimizden memnunuz. Hiçbir sıkıntı yoktur.”

Bu cümleler Kapıköy’de sıkça duyuluyor. Neredeyse aynı kelimelerle, benzer tonlamalarla tekrarlanıyor. Ancak mikrofonlar kapanıp, etraf sakinleştiğinde bambaşka bir dil ortaya çıkıyor. Aynı kişi, kayıt dışı konuşmada rejimin sertliğine dikkat çekerek, “Yanlış bir şey söylersem bana ya da aileme zarar verebilirler. Buradaki insanlara da güven olmuyor” diyor.

Sınırda muhbirlik korkusu ve kalabalık baskısı

Röportajlar sırasında dikkat çeken bir diğer unsur, konuşulan kişilerin etrafının kısa sürede kalabalıklaşması. Bir kişiyle konuşmaya başladığımızda, birkaç dakika içinde etrafımız onlarca kişi tarafından sarılıyor. Birçoğu konuşulanlara doğrudan müdahale ediyor, hatta ses yükseltiyor. Bazıları ise sadece dinliyor.

Ne kadar kalabalıktan uzaklaşılmaya çalışsak da takip edilme hissi kaybolmuyor. Bu durum, konuşan kişiler açısından ciddi bir endişe yaratıyor. Kapıköy’de hakim olan genel kaygı, kalabalık içindeki herkesin rejime yaranmak için muhbirlik yapabileceği yönünde.

Kapıköy’e İran’dan gelenlerin anlattıkları, ülkedeki tabloyu da ortaya koyuyor. Özellikle Tahran’dan gelenlerin neredeyse tamamı, can kayıplarına ilişkin benzer rakamlar telaffuz ediyor.

Resmi bir veri olmamakla birlikte, sınırda konuşulanlara göre ölümlerin büyük bölümü Tahran’da yaşanıyor ve şu ana kadar hayatını kaybedenlerin sayısının 2 binin çok üzerine çıktığı düşünülüyor. İnternet ve iletişim kesintileri nedeniyle bu rakamların teyidi zor olsa da, farklı kaynaklardan gelen anlatımların birbirini doğrulaması dikkat çekiyor.

whatsapp-image-2026-01-13-at-14-37-02-1.jpeg

Protestolar akşam saatlerinde başlıyor

Kapıköy’de edindiğimiz bilgilere göre, İran’da rejim karşıtı protestolar çoğunlukla akşam saatlerinde başlıyor. Gün içinde ise belli başlı noktalarda sınırlı protestolar yaşanıyor. Bankalar ve kamu kurumları çalışmayı sürdürüyor. Ancak birçok şehirde esnafın büyük bölümü saat 14.00 civarında kepenk kapatıyor. Devlet televizyonlarının ise gün boyunca kesintisiz propaganda yaptığı, yaşananların “dış güçlerin oyunu” olarak sunulduğu ifade ediliyor.

Kapıköy’de konuşulan bir diğer başlık ise İran’ın geleceği. Yaptığımız görüşmeler, İran’daki muhalefetin tek sesli olmadığını gösteriyor. İranlı Kürtler ve Türkler, Veliaht Prens Rıza Pehlevi’nin ülkenin başına geçmesine net şekilde karşı. Fars kökenli bazı kesimler ise Pehlevi’yi yalnızca demokrasiye geçiş sürecinde, geçici bir figür olarak görüyor. Kayıt dışı görüştüğümüz bir kişi, bu yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: “Şah’ın ne hayrını gördük de oğlunun hayrını görelim? Biz ne şah istiyoruz ne mollalar. Biz demokrasi istiyoruz. Ama bu sürecin Amerika’nın insafına bırakılmasını da istemiyoruz.”

Kapıköy’deki manzara, yalnızca bir sınır geçişinin yoğunluğu değil, İran’daki kriz atmosferinin Türkiye’ye taşan bir yansıması. Sınırın bu tarafında insanlar nidpeten daha rahat konuşabiliyor ama anlatılanlar ancak fısıltıyla dile getiriliyor. İran’da yaşananlar, Kapıköy’de net bir gerçeğe işaret ediyor: Korku yalnızca sokaklarda değil, sınır kapılarında da dolaşıyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.