Kuyu tipinde açlık grevi yapanların ailelerine Adalet Bakanlığı önünde gözaltı
CANAN COŞKUN
Kuyu tipi olarak adlandırılan mutlak tecride dayanan yüksek güvenlikli cezaevlerinde tutulan mahpusların sevk talebiyle başlattıkları açlık grevleri kritik eşiği geçti. Bu cezaevlerindeki tecrit koşullarına ve hak ihlallerine dikkat çekmek isteyen, aralarında ESP’li siyasetçilerin ve hak savunucularının da bulunduğu pek çok kişi daha önce tutuklanarak cezaevine konulmuştu. İçerideki mahpusların sağlık durumları ise artık hayati risk taşıyor ve geri dönüşü zor bir noktaya ulaştı.

Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutulan Tahsin Sağaltıcı'nın 70 yaşındaki babası Hilal Sağaltıcı, Hüseyin Özen'in kardeşi İsmail Özen ve 80 yaşındaki annesi, geçtiğimiz gün Adalet Bakanlığı önüne giderek bir kez daha dilekçe verdi. Dilekçe sonrası oturma eylemi başlattıkları sırada polisin müdahale ettiği ailelerden İsmail Özen, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz”
“Dilekçe vermek için gitmiştik Adalet Bakanlığı’na. Dilekçe verdikten sonra bir muhatapla görüşmek istedik. Dertlerimizi dinleyecek, derdimize çare olacak biriyle görüşmemiz gerekiyordu. Yani derdimizi birine anlatmamız lazımdı. Çünkü bizim çocuklarımız orada ölüyor. Gün gün eriyorlar. Bir tek çare arıyoruz; kimden gelir bilmiyoruz ama arıyoruz. Orada kulak veren olmayınca biz de dedik ki sesimizi o şekilde duyuramıyorsak bu şekilde duyuralım. Bu yüzden oturma eylemi yaptık orada. Onlar da bizi toparlayıp arabaya atıp gözaltına aldı. Annemi bir arkadaşımla gönderip gözaltına almadılar. Emniyette ‘Savcıya çıkarırsanız ifade veririz’ dedik. Savcıya çıkarmadıkları için ifade vermedik ve hastaneye götürdükten sonra serbest bıraktılar.”
İsmail Özen, çocuklarının talepleri kabul edilip de başka cezaevlerine nakledilmezse bu eylemleri yapmak zorunda olduklarını söylüyor ve şöyle ekliyor: “Çünkü biz çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz.”

"Biz üç kişiydik, polislerse kalabalıktı"
Oğlu Tahsin Sağaltıcı için Ankara'da nöbet tutan babası, 20 gündür Yüksek Caddesi’nde eylemde olduklarını hatırlatarak şunları söyledi:
“Çocuklarımız için Adalet Bakanlığı’na geçtiğimiz gün ikinci dilekçeyi verdik. Oğlum 250 gündür açlık grevinde. Bakanlığa dilekçeyi verdikten sonra yetkili birinin bizimle görüşmesini istedik. Bizimle kimse görüşmedi, bu nedenle oturma eylemi yaptık orada. Biz üç kişiydik, polislerse çok kalabalıktı. Emniyetten sonra hastaneye götürülerek serbest bırakıldık.”
Baba Sağaltıcı, Ramazan ayında sekiz saat boyunca açlığa güçlükle dayandığını belirterek bu durumu oğlunun açlık greviyle kıyasladı. Hilal Sağaltıcı aradaki farkı anlatmak için “Evlatlarımız 9 aydır açlık grevinde. Onların açlık grevinin bir günü Ramazan orucunun üç gününe bedel” diyor.
"Ayaklarında derman yok, hafıza kaybı başladı"
Çocuklarının kuyu tipi olmayan bir cezaevine sevk edilmesini istediklerini söyleyen baba Sağaltıcı, mahpusların fiziksel tükenişini şu cümlelerle aktardı:
“Oğlum Tahsin Sağaltıcı, Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevinde, Gürkan Türkoğlu ve Hüseyin Özen ile birlikte açlık grevinde. Tekerlekli sandalyelerle ihtiyaçlarını görmeye çalışıyorlar. Çünkü artık ayaklarında, vücudunda derman yok. Hafıza kaybı da yaşıyorlar. Telefonla konuşurken bana 245 kiloya düştüğünü söyledi. Günlerle kilosunu birbirine karıştırıyor artık. Oysa, 70-80 kilogram olan insanlar 248 günde 40 kilogramın altına düştüler.”
Gergerlioğlu: “İkirciklik bir tavır var ortada”
Ailelerin nöbetine de katılan DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise Kısa Dalga’ya yaptığı açıklamada cezaevlerindeki durumun ciddiyetini ve iktidarın tavrını şu sözlerle ifade etti:

“Uzun süredir devam eden bir mesele bu. Antalya Cezaevi’nde ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmadıkları halde kuyu tipi hapishanelerde tutulan mahpuslar uzun süredir bir direniş gerçekleştiriyor.
Onlardan Serkan Onur Yılmaz’ı Bolu F tipi Cezaevi’ne sevk ettiler. O kendisi için açlık grevine 375. güne yaklaştığı sırada son vermişti ama arkadaşları için tekrar başladı. Arkadaşları da kendileri için açlık grevinde.
Açlık grevleri 250. güne yaklaştı. Durumları sıkıntılı ve Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri herhangi bir açıklama yapmıyor. 40 kilonun altına düştükleri için hayatı riskleri de bulunuyor. Haklı olarak, ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılmadıkları halde o cezaevinde, o şartlarda tutulmak istemiyorlar. O yüzden bir direniş halindeler."
Açlık grevindeki mahpusların Yüksel Caddesi’nde eylem yapan ailelerini ziyaret ettiğini aktaran Gergerlioğlu, 19 gündür polisin ailelere dokunmadığını, Adalet Bakanlığı önüne gittiklerinde ise müdahaleyle karşılaştıklarını söyledi. Gergerlioğlu, Adalet Bakanlığı önünde daha önceki maket tabutlu eyleme katılanların akşam yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklandıklarını aktardı.
Gergerlioğlu "İktidar bu konuda taviz vermek, geri adım atmak istemiyor. İktidarın tavrı ‘ne olursa olsun’ yönünde. Ancak 1-2 açlık grevi vakasında çok büyütmeden cezaevi nakilleriyle ara çözümler buldular. Ama mesela Serkan Onur Yılmaz’ın talebiyle ilgili çok direndiler. İkirciklik bir tavır var ortada" dedi.
Koğuşlardan hücreye, hücreden kuyuya.... Cezaevlerindeki dönüşüm
Distopik bir sistem: Tahliye olan mahpuslar kuyu tipi cezaevlerini anlatıyor
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.