Midilli şap salgınına rağmen turizmde kazanan olmayı sürdürüyor

ÖZGÜR DUYGU DURGUN | Yunan adalarından Midilli, Mart ortasından bu yana yaşanan şap salgınına rağmen turistik cazibesini koruyor. Önümüzdeki bayram tatilinde Türkiye'den turistlerin akınına sahne olması beklenen adada tarım ve hayvancılık sektörü salgın nedeniyle ağır darbe aldı ancak Ada, yaşanan krize rağmen turizm gelirlerini bu yıl da katlamaya hazırlanıyor.

·

ÖZGÜR DUYGU DURGUN

Türkiye kıyılarına en yakın Yunan adalarından Midilli'de Mart ayında büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda görülen şap hastalığı Mayıs başı itibariyle yayılmaya devam ediyor. Hastalığın kontrol edilmesi amacıyla on binlerce hayvan itlaf edildi. Et ve süt ürünlerine ek olarak canlı hayvanlara yönelik hareket kısıtlamaları ve karantina önlemleri 15 Mayıs'a dek uzatıldı. Nisan ayında adadaki çiftçilerin karantinaya ve ekonomik kayıplara tepki olarak başlattığı protestolar nedeniyle Midilli Limanı'nda ciddi aksamalar yaşandı, feribot seferleri zaman zaman durduruldu.

Alınan sıkı önlemler sürerken adaya hali hazırda yolcu geçişleri de azalmadan devam ediyor. Türkiye'den acenteler yolcu sayısında salgına bağlı bir düşüş yaşanmadığını belirtiyor. Adaya giriş çıkış yapan yolcular ve araçlar için Ayvalık Gümrüğü'nde zorunlu dezenfeksiyon işlemleri uygulanıyor.

Ekathimerini gazetesinde 5 Mayıs'ta yer alan habere göre adada son iki haftada 28 yeni vaka kaydedildi, 30 bin hayvan itlaf edildi. Avrupa Birliği'nin katı itlaf politikaları tarım ve hayvancılıkla geçinen ada halkı tarafından tepkiyle karşılanıyor. Birlik ise bu protestoları 8 Milyon Euro'luk destek paketiyle susturma yolu izliyor.

Midilli'de yaşayan turizmci Nazlı Usta Lazaris, Covid pandemisini andıran zor günler yaşadıklarını belirterek güncel durumu şöyle anlattı;

''Ramazan bayramı döneminde adada şap hastalığı görüldü ve hemen tedbirler alındı. Bir süre sonra da hayvanların itlafı başladı, çünkü AB politikaları bunu mecbur kılıyor. Sadece 48 hasta hayvan bulunmasına rağmen yaklaşık 15 bin hayvan itlaf edildi. Bir çiftçinin her gün baktığı hayvanlarının, üstelik hiçbir belirti olmamasına rağmen öldürülmesini izlemesi inanılmaz acı. Hayvancılar “bizim acımız tüm adanın acısı” dedi, liman tamamen kapandı, Atina’dan gelen gemiden hiçbir mal çıkarılmadı. Bugün geldiğimiz noktada, Yunan hükümeti ekonomik destek programını açıkladı. Hayvancılar kısmen tatmin olmuş görünüyor. Kısmen diyorum çünkü itlaf devam edecek gibi görünüyor. Hayvancılar aşılama talep ediyorlar. Ancak şimdilik AB Parlamentosu’nda itlaf meselesi görüşülüyor olduğu için bir ara nefes aldılar. Limanın da açılmasıyla günlük hayatımıza, normalimize döndük.''

Bu bayramda da yerli turistin hedefi Yunan adaları

Ayvalık Deniz Hudut Kapısı Liman İşletmeciliği'nden aldığımız bilgiye göre hali hazırda Ayvalık-Midilli arasındaki karşılıklı yolcu seferlerinde değişiklik yok. Türkiye'den Bakanlık yetkililerin tavsiyesiyle yolcular için dezenfenktan uygulaması getirildiğini aktaran yetkililer, şap hastalığı öncesinde de geçerli olan adadan et ve süt ürünleri getirme yasağının devam ettiğini bildirdi. Liman yetkilileri, gerek Ayvalık'tan giden, gerekse Midilli'den gelen yolcu sayısında herhangi bir düşüş olmadığını ekledi. Adaya yolcu taşımacılığı yapan en eski firmalardan biri olan Jalem Tur acentası da önümüzdeki bayram tatilinde, önceki bayramlarda olduğu gibi yolcu yoğunluğu yaşanacağını belirtti.

Ayvalık İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden aldığımız bilgiye göre şap hastalığı Türkiye genelinde de mevcut. Hastalık burada düzenli aşılama yöntemiyle kontrol altına alıyor. Yunanistan'da olduğu gibi toplu hayvan itlaflarının Türkiye'de uygulanmadığını belirten yetkililer şap hastalığının insana bulaşmadığının altını çiziyor. Uzmanlar, hastalığa yakalanan hayvanın veteriner hekim kontrolünde kesilmesi ve etin doğru pişirilmesi şartıyla insan sağlığı açısından risk taşımadığının altını çiziyor.

İnsandan insana bulaşmıyor

Enfekte hayvanlarla yakın temas ve pastorize edilmemiş süt ve et ürünlerinin tüketimi yoluyla nadiren insana geçebilen şap hastalığında insandan insana bulaşı konusunda kanıtlanmış bir veri yok. En etkili korunma yöntemi ise hayvanların düzenli aşılanması.

Türkiye'deki en büyük şap salgını 1957'de yaşandı. Salgının ülke genelinde yarattığı ağır tahribat sonucunda 1958'de bir laboratuvar, ardından 1967'de Şap Enstitüsü kuruldu. Ankara'da Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesine faaliyet gösteten enstitü, Türkiye'nin şap hastalığına karşı aşı üreten tek yetkili merkez ve aynı zamanda 2023 ve 2025 yıllarında görülen yeni virüslere (SAT-2 ve SAT-1) karşı dünyada ilk aşıları geliştiren laboratuvarlardan biri.

Şap hastalığı, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde de görülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı yoğun aşılama ve karantina uygulamalarıyla salgınları kontrol altına alıyor. Son aylarda tedbir amaçlı kapatılan Kütahya'da Merkez, Tavşanlı, Simav hayvan pazarları Ocak 2026'da yeniden açıldı. Ayrıca yine önlem olarak bu yılın başlarında Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde düzenlenen deve güreşleri iptal edildi, daha sonra sınırlı olarak yeniden başlatıldı. Uzmanlar, şap hastalığına yakalanan hayvanların veteriner hekim gözetiminde kesilmesini ve sakatatlarının tüketilmemesini öneriyor.

Yerli turizmi baltalayan vahşi turizm

Şap salgını, konunun turizm boyutunda bir süredir tartışılan bir konuyu daha gündeme getirdi. Yerli turistin artık tatillerde Yunan adalarını tercih etmesinin iç turizmde yarattığı tartışma bu vesileyle bir kez daha görünür oldu. Her yıl on binlerce Türk'ün vize, ulaşım gibi zor ve maliyetli süreçlere rağmen yine de adaları tercih etmesi yerli turistik işletmeler için ciddi oranda müşteri kaybı anlamına geliyor. Bunun temel nedeni ise Türkiye'nin turistik merkezlerinde yeme-içme ve konaklama sektöründeki fiyatların dudak uçuklatan noktaya ulaşması. Nitekim önümüzdeki bayram tatili için Ayvalık'ta asgari standartlarda bir pansiyonun bir odasında tek gecelik konaklama fiyatı en az 5.000 TL'den başlarken aynı parayı Midilli adasında konforlu bir evin tümüne ödüyorsunuz. Bu dengesizliğin restoran-cafe fiyatlarında da geçerli olduğunu söylememize gerek yok. Kaliteli ve erişilebilir maliyetlerle tatil yapmak isteyen yerli turist bu durumda çareyi Yunan adalarına kaçmakta buluyor.

Kaçak olmasına göz yumulan işletmelerin keyfi uygulamalarının yerel otoritelerce görülmeyip 'idare edildiği', her alanda kuralsızlık ve denetimsizliğin yaşam biçimi haline geldiği ülkemiz her geçen sezon 'vahşi turizm'e teslim olurken Yunanistan aldığı önlemlerle Ege adalarının doğal yapısının korunmasını ve bu sayede turistik açıdan tercih edilir olmasını sağlıyor. Vahşi turizmle mücadele için komşuda uygulanan kuralların başında plajlarda şezlong ve şemsiye kiralamamak, yüksek sesle müzik yayını yapmamak, sakin koylarda jet ski ve benzeri araçları kullanmamak geliyor. İşletmeler, plajlara halkın serbest erişimini engelleyen şezlong ve şemsiye koymaları durumunda 60 bin Euro'ya kadar çıkan cezalarla karşılaşıyor.

Özgür Duygu Durgun, Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. Cumhuriyet ve Radikal gazetelerinde muhabir olarak çalıştı. Basın danışmanlığı ve içerik yönetimi alanlarında İstanbul merkezli çeşitli ajanslarda görev aldı. Serbest muhabirliğe halen İzmir'de devam ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.