Milli Eğitim Akademisi’nden öğretmen manzaraları: Tükendik, şafak sayıyoruz

GÜLSEVEN ÖZKAN | Millî Eğitim Akademisi’nde hazırlık eğitimine alınan 10 bin öğretmen adayı, açık uçlu sınav sistemi, ulaşım ve barınma sorunları, ailelerinden ayrı kalma, yetersiz fiziki koşullar ve ideolojik içerikli etkinlikler nedeniyle büyük kaygı yaşıyor. Adaylar, “Henüz atanmadığımız için sesimizi çıkaramıyoruz; öğretmenliğe başlamadan psikolojik olarak tükendik” diyor.

·

GÜLSEVEN ÖZKAN

Milli Eğitim Akademisi bünyesine alınan 10 bin öğretmen için hazırlık eğitimi 13 Nisan’da başladı. Hazırlık eğitimleri; Ankara, Erzurum, Aksaray, İstanbul, Kayseri, Gaziantep ve Sivas’ta bulunan eğitim ve uygulama merkezlerinde yaklaşık bir yıl boyunca yürütülecek. Bir ayı aşkın süredir devam eden eğitimde adaylar isyan ediyor. Sosyal medyada, mesaj gruplarında yaşadıkları zorlukları anlatan adaylar geleceklerinden endişe duydukları belirtiyor. Gaziantep’teki eğitim merkezinden konuştuğumuz, yaşadığı edişe nedeniyle adının yazılmasını istemeyen bir aday çarpıcı bilgiler verdi.

“Bakan Tekin’in söylemlerinin propagandası yapılıyor, açık uçlu sorudan endişeliyiz”

Öğretmen adayı, “İlk gününden belli oldu ki sistemi, programı olmayan sadece günlük kararlarla yürütülen bir sistemin içine itildik. Daha ilk haftadan hocalarımız gelmiyordu. Akademinin durumunu görünce istifa edip eski görevlerine dönmek isteyenler oldu” dedi.

Açık uçlu sınav sistemine geçildiğini anlatan öğretmen adayı kaygı duyduklarını söyledi. Soruların merkezi hazırlanmadığını belirten aday, “Her hoca kendi sorusunu hazırlıyor. Aynı derste bile farklı sorular çözüyoruz. Bu durum eşitsizlik oluşturuyor” dedi. Değerlendirmelerin kişisel yorumlara göre değişebileceğinden endişe duyduklarını söyleyen aday, “Açık uçlu olduğu için kağıt tamamen hocanın bakış açısına kalıyor. İnsanlar hocanın ideolojisine göre kağıt okuyabileceğinden çok kaygı duyuyor” ifadelerini kullandı.

“Kültür ve sanat dersinde etkinlik oluyor, farklı üniversitelerden hocalar, milli eğitim yetkilileri, farklı kişiler katılıyor. Bakan Tekin’in söylemlerinin propagandasını dinlemek zorunda kalıyoruz. Maarif modeli, akademi güzellemelerini dinliyoruz. Üstelik zorunlu, ders sonu karekod uygulamasıyla yoklama alınıyor. Bazı arkadaşlarımız asker kaçağı durumuna düştü, kurumlar arasında koordinasyon yok. ‘Ya askere gelin ya ücret ödeyin’ denmiş. Arkadaşımız 420 bin lira nişan parasını bedelliye verdi” diye konuştu.

“Çocuğu olanlar cuma akşamı otogara koşuyor”

En büyük sorunlardan birinin ulaşım olduğunu vurgulayan öğretmen adayı binlerce kişinin her gün uzun saatler yolda kaldığını söyledi. Aday, “Yüzlerce kişi Güneykent ve Yeditepe’den her gün 1,5-2 saat yol çekiyoruz. Otobüs sorunumuz vardı, uzun kuyruklar oluyordu, 4 hafta sonra sosyal medya aracılığıyla çözdük. 2+1 dairede 4 kişi kalıyor. Ben 15 bin lira kira ödüyorum, yemekten kesiyoruz” dedi.

antep

Ailelerinden ayrı kalan evli öğretmen adaylarının psikolojik olarak zorlandığını belirten aday, “Sınıfımızda çocuk sahibi olanlar var. İnsanlar ailelerini geride bırakıp geldi. Aile birliği paramparça oldu. Cuma günü ders biter bitmez otogara gidip eşini, çocuğunu görmeye çalışan arkadaşlarımız var” diye konuştu.

“Sandalye bile yok, kaldırımlarda oturuyoruz”

Akademideki fiziki koşulların da yetersiz olduğunu öne süren öğretmen adayı, “Bugün sınav günüydü ama tuvaletlerde su yoktu. Elektrikler sık sık gidip geliyor. 1300 kişiye tek post cihazlı küçük bir kantin var. Sıra oluyor. Akademide sadece 4 çardaklı bank var. Kantinde de yaklaşık 50 sandalye bulunuyor. Geri kalan herkes kaldırımlarda oturuyor ya da arabalara yaslanıyor. Güneşin, yağmurun altında bekliyoruz” dedi.

Yaşanan sürecin psikolojik yıpranmaya yol açtığını da söyleyen aday birçok kişinin sesini çıkarmaktan çekindiğini belirtti. “İsmimin haberde geçmesini istememem bile bunun göstergesi. Henüz atanmadığımız için ipin ucundayız. Sürekli sınav stresi yaşıyoruz. Uykusuzluktan ve stresten başım ağrıdığı için eve gidip ilaç içerek uyuduğum oldu” diye konuştu.

Öğretmen adayı, yaşananların mesleğe başlama heyecanlarını da gölgelediğini belirterek, “Öğretmenliğe çok hazır hissediyorduk ama tekrar aynı dersleri görmek, aynı uygulamaları yapmak bizi psikolojik olarak derinden etkiledi. Buradaki dersler fakültedeki ile yüzde 90 aynı. Mesleğe başlarken o heyecanımız artık olmayacak” sözleriyle süreci özetledi.

AKP’li Yazıcı, Akit TV programcısı, muhafazakar akademisyenler

Öte yandan akademinin internet sitesinde yer alan duyuruda “Kültür ve sanat uygulamaları dersi” kapsamında birçok ilde etkinlikler düzenlendi. Organizasyonlara akademisyenler, yazarlar, sanatçılar ve eğitim yöneticilerinin katıldı. Bu kişiler arasında geçmişte AK Parti MKYK üyesi olarak faaliyet gösteren Hayati İnanç da yer aldı.

inanc-hayati

Konuşmacılar arasındaki Mahmut Bıyıklı ise, 2017 yılında Akit Tv’de her hafta "Kültür Dünyası" adlı programı yaptı. Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şube Başkanı da olan Bıyıklı’nın AKP’ye yakın kurumların etkinlerine katıldığı, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Helin Görgün’ün geçen yıl Bıyıklı’yı makamında ziyaret ederek kültür politikalarının toplumsal etkisi gibi konuları ele alan görüşme gerçekleştirdikleri sosyal medyada paylaşımlarından görüldü.

biyikli

Erdoğan'ın eski danışmanı da dersin etkinliğinde konuştu

Ders kapsamında adaylara konuşan isimlerden biri de siyaset bilimci, bürokrat, şair ve yazar Savaş Ş. Barkçin. 2009'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Başmüşavirliğine atanan Barkçin, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesini ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinde bulundu. 2016-2018 yılları arasında Başbakan Başmüşaviri olarak çalıştı.

barckin

“Baharın manası diriliştir, doğum günü kutlayan Batılılar düştüğü denizlerde sarılacak yılan arar”

Akademinin etkinlerine konuşmacı olarak katılanlar arasında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Dursun Ali Tökel. Diriliş Dergisi ve Sezai Karakoç, Bir Şaheseri Yeniden Okumak: Vesiletün Necat, Bize Göre Kudüs adlı kitapları yazan Prof. Dr. Tekel, muhafazakar kimliği ile tanınıyor. AKP Adına İmtiyaz Sahibi Hamza Dağ’ın yönetimde olduğu İkinci Kat adlı dergide Prof. Dr. Dursun Ali Tökel yapılan söyleşide kullandığı bazı ifadeler özetle şöyle:

“Rasim Özdenören’e göre, Batılıların sürekli, doğum günü vs. günler icat etmelerinin ardında bu yalnızlıklarını giderme ve hep beraber olabilme arzusu yatmaktadır. Anlaşılıyor ki, bireysel olarak yaşamak arzusu güzel ama bedellerini ödemek de hiç hoş değil. Bizim bu günlere ihtiyacımız var mı? Ramazanlar Ramazan, Kurbanlar Kurban, Bayramlar bayram iken yoktu. Ama onlar tatilli yalnızlıklara tercih edilip ıssızlığa terkedileli beri, insan da ıssızlığa mahkûm ve mecbur kalınca şimdi düştüğü denizde sarılacak yılanlar aramaktan gayrı bir yol da kalmamış oluyor.”

Doç Dr. Kızıltaş: “200’e yakın mesaj aldım adaylar çok endişeli, fakülteler by-pass edildi”

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Kızıltaş, akademiye ilişkin kendisine çok sayıda şikayet ulaştığını söyledi. Özellikle doktoralı öğretmenlerin verdiği derslerin yetersiz bulunduğunu belirten Doç. Dr. Kızıltaş, “Öğretmen adayları, derslerin slayt okunarak işlendiğini, soru sorulduğunda geçiştirildiklerini söylüyor. ‘Bu kadar biliyorsan burada ne işin var’ gibi ifadelerle baskı kurulduğunu anlatıyorlar” dedi.

Açık uçlu sınav sisteminin adaylarda büyük endişe yarattığını belirten Doç. Dr. Kızıltaş, “Açık uçlu sorular subjektif değerlendirmeye açık. Öğretmen adayları bunu şeffaf bulmuyor. ‘Açık uçlu soru varsa mülakat da var gibi’ düşünüyorlar” ifadelerini kullandı. Akademide verilen eğitimin üniversitedeki derslerin tekrarı olduğunu savunan Doç. Dr. Kızıltaş, “Adaylar artık pedagojiyi değil, mobbing ve baskıyı konuşuyor. Eğitim fakültelerini by-pass eden bir sistem oluştu” diye konuştu.

Öğretmen adaylarının yoğun evrak yükü altında bırakıldığını da söyleyen Doç. Dr. Kızıltaş, “Staj okullarında sürekli rapor isteniyor. Öğretmen adayları ‘Evrak doldurmaktan başımızı kaldıramıyoruz’ diyor” ifadelerini kullandı. Doç Dr. Kızıltaş şöyle dedi:

“Yaklaşık 200 mesaj geldi. Daha da üzücü olan şu ki; bazı öğretmenler ve adaylar korktukları için bana gönderdikleri mesajların ekran görüntülerini sonradan silmek zorunda kaldıklarını belirtiyor. İnsanların yaşadıkları sorunları anlatırken bile çekinmesi ayrıca düşündürücüdür. Bazıları ise mesaj görsellerini paylaştığımda sorun yaşamaktan korktukları için paylaşımlarımı silmek zorunda kalıyorum. Bana ulaşan mesajlarda artık birçok kişinin eğitim sürecinden çok “süreci tamamlamaya çalıştığını”, psikolojik olarak tükenmiş hissettiğini ve ciddi bir mutsuzluk yaşadığını görüyorum."

Öğretmen adaylarının Doç Dr. Yusuf Kızıltaş’a sosyal medyada iletten mesajlardan bazıları:

“Bizi lise öğrencisi gibi görüyorlar, bize hiç katkısı yok”

"Hocam gönderinizin altına yazmıyorum, fişlenmekten de korkuyorum. Akademideki öğretmenlerin hepsi çok mutsuz. Uygulamaya gittiğimiz okul müdürleri kendini ilah sanıyor. 35 puan verecekler diye bizi köle sanıyorlar. O kadar kötü muamele görüyoruz ancak anlatamıyoruz. Konaklama için verilen yurtlar 18 bin yeme içme dahil değil. 1 Mayıs’ta 19 bin yattı bize, hemen 1 Mayıs’ta para istediler, zaman bile vermediler. Derslere giren öğretmenler bizi lise öğrencisi gibi görüyor. Sınıfta bölüm birincisi kişi bile mutsuz. Sırf yok yazılmamak için geliyoruz. Kültür sanat etkinliği altında herkes ver gülüm al gülüm yapıyor. Bize katkı sağlayan hiçbir proje yok. Yüksek lisans yapan arkadaşlarımız dondurmak zorunda kaldı, çünkü akademi hegemonyası çok büyük."

“Mesela benim bulunduğum akademide bazı branşlar için kendi alan öğretmenleri bile yok ve alan birleştirmesi yaparak güya eğitimi tamamlıyorlar. Yarın sınava gireceğiz. Hiç bilmediğim bir dilde sınava hazırlanmaya çalışıyorum. Bu çok büyük haksızlık. Bizler mutlu bir şekilde öğrencilerine kavuşmayı bekleyen öğretmenler iken mutsuzluk tohumlarını yüreğimize serptiler”

ogretmen-mesaj

"Sosyal yaşam yok, karnımızı doyuramıyoruz"

“Hocam akademide 4 günde 9 sınava gireceğiz, o kadar yorucu ki anlatamam. Biz rapor mu hazırlayalım, karnımızı doyurmaya mı çalışalım, ders mi çalışalım bilemiyoruz. Sosyallik falan hak getire, zaten 30 binle ne sosyalliği olcaksa, kiralardan sonra elde 10 kalıyor eksiye bile giriyoruz. Bu süreç o kadar yıpratıcı bir hal aldı ki insan kazanma hevesi kursağında kaldı desem yeridir psikolojik olarak daha mesleğe başlamadan yıpranıyoruz

“Hamilesi, doğum yapanı, şenlik ortamı…”

“Amaç uygulama tecrübesi edinmekse keşke sadece bir dönem uygulama olsaydı mantıklı derdik, çoğu derste zaten üniversitedeki derslerin benzeri hatta aynısı olanlar var, vallahi gereksiz israf hem zaman hem para açısından.”

“Şayet ziyaret etmeyi düşünürseniz ders dışı kültür sanat uygulamalarını ziyaret edin hocam insanların kucaklarında çocukları, hamilesi, doğum yapanı şenlik gibi bir ortam…”

“Bizi Ankara’ya bıraktılar hocam, herkes ev tuttu. 50 binlik oldu en az, verilen ilk ücret 19.263 TL, burda uğraştığımız sürekli kendini tekrar eden formlar ödevler, şehrin bi ucundan diğer ucuna katılımın zorunlu tutulduğu konferanslar, arada yemek yiyebileceğimiz bir yerin olmaması, çıkışta ulaşımda yaşanan sıkıntılar, ev kirasını faturasını karnımızı nasıl doyuracağımızı düşünürken açık uçlu sınavlarla boğuşuyoruz. Çok sıkı disiplinli süreç, vakit bulsak ek iş yapacağız, vakit de bulamıyoruz ekonomik sebepler arasında boğuluyoruz. Psikolojik olarak aşırı yıpranmış durumdayız. Zaten bir çok öğretmen arkadaşım yıllarca emek verdi, zihnen yorgun durumdayız. Bakanlığının üvey evlatları mı yeni atanan 10 bin öğretmen anlamış değiliz. Üniversitede görmüş olduğumuz derslerin neredeyse bire bir aynını görmekteyiz. Daha çok sahada olacağını düşündüğümüz bir süreç beklerken masa başında çürümeye devam ediyoruz… Şafak sayıyoruz bir çok arkadaşımızla beraber, geçecek inşallah.”

“Bizi o kadar korkutuyorlar ki, fırça yiyoruz”

“Hem yazıyorum hem de korkuyorum tabii. Bizi o kadar çok korkutuyorlar ki. Hocam, üniversite buradan çok daha rahattı. Herkesin psikolojisi altüst durumda yine de iyi mentallerinden biriyim, henüz ağlamadım. Aileme, dostlarıma sürekli her şey çok kötü diyorum. Bitmiyor devamlı bir döngü de ne yapmamamız gerekenler söyleniyor, eleştiriliyor hatta fırça yiyoruz. Her hafta doldurmamız gereken en az 40 soru oluyor üstüne makaleler, sunumlar, ödevler. Burada gerçekten mutluyum diyen bulamayız. Her şey çok kötü. Umarım herkes akıl sağlığı yerinde şekilde ayrılır buradan.”

“Eşim Ankara’da akademiye yerleşti. 10 aylık bebeğimiz var ve ben başka bir şehirde öğretmenim. Bebeğe bakacak kimse yok!”

“Hocam Merhaba. Özel eğitim öğretmeniyim. Akademiden sınıfıma gelen adaylar o kadar çok korkutulmuş ki anlatamam.”

“Eğitim personelleri onlara verilen yetkilerinin sınırsızlığında cüret alarak korku imparatorluğu oluşturmuş durumda.”

“Açık uçlu soru geldi, eleyeceğiz dediler”

“Bazı hocalar başta test olacak kolay olacak demişler, fakat dün akademide toplantı yapılmış ve açık uçlu olacağı kararı alınmış. Hatta bazı bölümlerde hocalar açıkça bazılarınızı eleyeceğiz, herkesle devam etmeyeceğiz gibi cümleler söylemişler… Hocam öncesindeki eksiklikler saçmalıkları yazmıyorum bile, eminim size yazanlar vardır. Durum çok kötü cidden, çok üzgünüm.”

ogretmen-2

"Kıymetli hocam ben de akademideyim. Maalesef o kadar kötü bir durumdayız ki. Anlatsak oturur ağlarsınız. Gelen kişiler MEB’de görevli uzman öğretmen. Hani bize akademisyen gelecekti. Onlarda bizi sağolsun ilkokul bir sanıyorlar. 40 dakika dersi sonuna kadar işliyor. Sonra sorun yaşarım beni akademiden atar diye korkuyor öğretmenler. Staja gidiyoruz haftada birgün. Rehberlik Araştırma Merkezi’ne (RAM) a giden bir grup arkadaşı oradaki RAM müdürü kovmuş. Çocuklar ağlayarak geldi. Bu kadar gururumuzun kırıldığı ayaklar altına alındığı bir dönem olmadı hocam.”

“Kendi aralarında para toplayıp servis tuttular”

Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı da adayların yaşadıklarını anlattı. Parlakçı ilede akademide 1300 adayın olduğunu belirterek özetle şöyle konuştu:

“Pansiyon günlük 900 lira, aylık yaklaşık 27 bin liraya denk geliyor. MEB 32 bin ara veriyor, sonra bunu geri alıyor. Adaylar ailelerinden destek almak zorunda kalıyor. Akademin çevresinde ne lokanta var, ne kırtasiye. Bazıları ulaşım yetersiz diye kendi aralarında para toplayarak servis tuttuklarını söyledi.

Aile birleşimi parçalanmış durumda. Gençler eleştirmekten, sorunları söylemekten bile korkar hale gelmiş. Biz akademilerin tamamen kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak yine de akademi sistemi devam edecekse, öğretmen adaylarının insani koşullarda eğitim görebileceği, şehir merkezine yakın, ulaşımı kolay ve sosyal imkânları bulunan alanlar oluşturulmalı.”

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.